KÜNYE
T.C. Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 16 Haziran 2021
- Esas no
- 2021/144
- Karar no
- 2021/398
- Dava
- İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 04/04/2016
Karar Metni
1.214 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili sigorta şirketinin ... plakalı aracın vadeli kasko sigortacısı olduğunu, sigortalı aracın ... tarihinde, ...'nun sevk ve idaresinde iken ...'da yolda biriken yağmur sularından su aldığını, sigortalı araç sürücüsünün müvekkili şirkete hasar ihbarında bulunduğunu, bunun üzerine eksper görevlendirildiğini ve eksper raporuna göre aracın sel nedeniyle ağır hasarlandığının ve pert olduğunun sabit olduğunu, sigortalıya ... tarihinde aracının piyasa rayiç bedeli olan ...-TL ödeme yapıldığını, sigortalı aracın hasarlı haliyle satıldığını ve ...-TL sovtaj bedelinin tahsil edildiğini,
müvekkilinin uğramış olduğu zararın ...-TL olduğunu, sigortalı araçta meydana gelen zararın sebebinin şehir içinde karayolunda biriken yağmur suları olduğunu, bu suların trafikteki araçlara zarar verecek ve trafiği aksatacak kadar birikmesinde kusurun davalı ...'a ait olduğunu, müvekkili şirketin sigortalısına ödemiş olduğu meblağın davalıdan tahsili için Antalya ...
İcra Müdürlüğü'nün .../... sayılı icra takip dosyası ile takip başlatıldığını, ancak davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, itirazın haksız olarak yapıldığını, bu nedenlerle yapılan itirazın iptali ile takibin asıl alacak ve faizi ile birlikte toplam ...-TL üzerinden devamını, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; usul bakımından itirazları bulunduğunu, davanın idari yargı yerlerinde çözümlenmesi gerektiğini, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, dava sigorta hukukuyla ilişkili olduğundan davaya bakmakla asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğunu, dava konusu zararın yağmur suyuna ilişkin olduğunu, içme suyu veya kanalizasyon hizmetlerine ilişkin olmadığını, yağmur suyu uzaklaştırılması hizmetlerinin ise müvekkili idarenin görev ve sorumluluğunda olmadığını, sorumluluğunun ...'nde olduğunu, davanın müvekkili idare yönünden husumet yokluğundan reddi gerektiğini,
müvekkilinin borca itiraz etmekte haksız ve kötü niyetli olmadığını, yine dava konusu meblağ likit bir alacak olmadığından yargılamayı gerektiğinden davacının inkar tazminatı talebinin yersiz olduğunu, bu nedenlerle davanın reddini talep ettiği görüldü.
İhbar olunan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu edilen olayın meydana gelmesinde müvekkili belediyenin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, usule ilişkin itirazlarının bulunduğunu, davanın idari yargıda ikame edilmesi gerektiğini, yine zamanaşımı itirazlarının da bulunduğunu, davacının iddialarında kazanın meydana geldiği yer ve saatte yolda biriken yağmur suyu nedeniyle olayın meydana geldiğini ifade ettiğni, bu hususun kabul edilmesi halinde kazanın oluşumuna sebep olan kusurlu davranıştan davalı ...'ın sorumlu olacağını bu nedenlerle davanın reddini talep ettiği görüldü.
İhbar olunan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın reddini talep ettiği görüldü.
Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... sayılı icra takip dosyası, dosya arasına alınmıştır.
Dava, öncelikle, Antalya ... Asliye Hukuk mahkemesinde açılmış, mahkeme, .../... E, .../... K sayılı ilamı ile özetle; taraflar tacir olduğundan ve uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğundan, görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle, usulden ret kararı verilmiş, dosya mahkememize tevzi edilmiştir. Görevsizliğe ilişkin hüküm, ... tarihinde kesinleşmiştir. Görevli mahkemeye gönderme talebi ... (uyap dilekçe tarihi) tarihli dilekçe olmakla, bu yönüyle gönderme talebi süresindedir.
Görev kuralları kamu düzenindendir ve re'sen dikkate alınır, dava şartıdır. Bu nedenle mahkememizin görevli olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/17-1097 esas, 2019/458 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır.
Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır.
TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez.
TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır.
Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki hâlinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir.
Somut olayda; Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının 22.3.1944 Tarih E. 37, K. 9, RG. 3.7.1944 sayılı kararında bu husus "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir tüketici dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır.(Benzer yönde Yargıtay 17 HD., 2019/4704 E, 2020/4632 K; 2018/1277 E, 2020/2186 K)
Bu yönüyle Asliye Hukuk mahkemesinin tarafların tacir olması ve ticari işletmelerini ilgilendirmesi sebebiyle, ticaret mahkemelerini görevli olduğu tespiti yerinde değildir. Davalı tacirdir. Burada davacının değil, sigortalının niteliğine ilişkin tespit yapmak gerekmektedir. Davalının tacir olduğu tartışma dışı olsa da, sigortalı araç sürücüsünün tacir olduğunu gösterir bir bilgi ve belge de dosyada mevcut değildir.
Araç poliçesine bakıldığında da, aracın "hususi" olarak kayıtlı olduğu da görülmektedir. Tüm bu açıklamalar ışığında, sigortalı kimsenin sorumlu olduğu iddia edilen ...'a karşı açtığı davada genel görevli asliye hukuk mahkemeleri görevli, mahkememiz görevsizdir.
Anılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da bahsedildiği üzere, dava sigorta poliçesinden doğan bir dava olmadığından mutlak ticari davadan; sigortalının tacir olduğuna ilişkin bir bilgi ve belge olmadığından, araç hususi olduğundan, nispi ticari davadan söz edilemez. Yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin dava da söz konusu değildir.
Tüm bu açıklamalar ışığında, mahkememiz görevsiz olduğundan, görevli mahkeme Asliye Hukuk mahkemesi olduğundan, davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Karşı görevsizlik anlamı taşıyan bu ilam istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşir ise yargı yeri belirlemesi için dosya Bölge Adliye Mahkemesine gönderilecektir.
HÜKÜM/ Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklanacağı üzere;
Davacının davasının görev dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
Karar kesinleştiğinde dava dosyasının görevli Nöbetçi Antalya Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına,
Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin görevsizlik kararına karşı iş bu karar karşı görevsizlik olduğundan karar kesinleştiğinde dosyanın merci tayini için dosyanın Antalya Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Dair, davacı vekili ... ve davalı vekili ...'in yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/06/2021
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/144, K. 2021/398, 16 Haziran 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama