KÜNYE
T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 18 Kasım 2020
- Esas no
- 2019/730 Esas
- Karar no
- 2020/924
- Dava
- Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan), Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı
- Dava tarihi
- 05/12/2017
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 23/11/2020
Karar Metni
1.297 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan), Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında cari bir hesap ilişkisi bulunduğunu, müvekkili şirket ile davalı taraf arasındaki cari hesap ilişkisinin sonucu oluşan borç miktarının müvekkili şirkete ödenmediğini, tarafların ticari defter kayıtları üzerinde yapılacak incelemede bu durumun rahatlıkla ortaya konabileceğini, müvekkili şirket tarafından davalı taraf ile yapılması planlanan işlere ve aradaki güven ilişkisine istinaden, davalı tarafa bir takım avans ve ön ödemeler verildiğini,
ancak yapılması planlanan işler gerçekleşmeyince müvekkili şirket tarafından yapılan ödemeleri iade yükümlülüğü altında bulunan davalı tarafın söz konusu ödemeleri iade etmediğini, tacir olan kişilerin ticari defter tutma zorunluluğunun kanun gereği olduğunu, ticari defterlerin kesin delil olduğunu, iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatının mümkün olduğunu ileri sürerek, alacaklı olduklarının tespiti ile davanın kabulüne, davalının mernis adresine de tebligat yapılmasına,
yabancı para cinsinden olan alacaklarının Merkez Bankası kurundan hesaplanarak taraflarına ödenmesine, yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine ve karşı taraf vekalet ücretinin Avukat olarak adına verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu dava için yetki itirazın da bulunduklarını, davanın Ankara Mahkemelerinin yargı çevresinde görülmesi gerektiğini, davacının müvekkili aleyhine konusu ve tarafları aynı olan başka bir dava ikame etmiş olduğun, daha önce açılan bu davanın Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...
Esas sayılı dosyası olduğunu ve dosyanın halen derdest olduğunu, konusu ve tarafı aynı olan, aynı maddi vakıaya dayalı işbu davanın bu nedenle derdestlik itirazı nedeniyle reddini talep ettiklerini, davalı ....'nun gerçek kişi olduğunu, davacının tüzel kişi olan ...
İthalat ve İhracat Şirketine karşı dava açması gerekirken gerçek kişi olan müvekkiline dava açtığını, davanın husumetten reddinin gerektiğini ileri sürerek, öncelikle yetki itirazlarının kabulü ile dosyanın yetkili Ankara Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine, derdestlik itirazlarının kabulü ile dosyanın öncelikle usul yönünden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esas yönünden husumet ve delil yokluğundan davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.
Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Somut olayda davalı hakkında yapılan araştırma sonucunda; .... TC kimlik numaralı davalının .... İnş. Ltd Şti, ... Group Ltd Şti, ... Gelişim Planlama A.Ş, ... Group Ltd Şti ve ... Gayrimenkul Ltd Şti'nde ortaklık kayıtlarının bulunduğu ticaret sicil kayıtlarından anlaşılmıştır.
Yargıtay 19. HD’nin 28.06.2001 tarihli, 3712/5039 Karar sayılı ilamında “Anonim şirket ortağı olmak tek başına bu kişinin tacir olduğuna yeterli değildir”, aynı dairenin 20.04.2000 tarihli, 1352/2988 Karar sayılı ilamında, ”Kredi Sözleşmesini kefil olarak imzalamak tacir sayılmak için yeterli değildir”, 25.03.1999 tarihli.
1598/2054 karar sayılı ilamında “ Limited Şirket ortağı olmak tacir sayılmayı gerektirmez”,25.04.1995 tarihli , 2328/3746 Karar sayılı ilamında “ Bir ticari işletme açmış gibi muamelelerde bulunan kimse tacir kabul edilir ve iflasa tabi olur”, 11.11.1999 tarihli, 6080/6724 Karar sayılı ilamında “ Ticaret siciline tacir olarak kayıtlı gerçek kişilerin iflasına karar verilmesi isabetlidir “, 24.05.1995 tarihli, 3082 /4548 Karar sayılı ilamında,” Sermaye şirket ortağı kişisel faaliyeti nedeniyle tacir ise iflasa tabidir “, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin, 2015/10005 Esas, 2017/706 Karar ve 07.03.2017 tarihli ilamında,
“ ...davalı gerçek kişinin şirket ortağı ve yönetim kurulu başkanı olması nedenine dayalı aksi yöndeki kabulününde yerinde görülmediği, şirket ortağı olma ya da kambiyo senedi tanzim etme hallerinin gerçek kişinin tek başına tacir sayılması için yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği...” ifadelerine yer verilmiştir.
Somut olayda ,yukarıda ifade edildiği üzere, davalı gerçek kişinin birden fazla şirket ortaklığı, yönetim kurulu başkanlığı veya temsilciliğinin olması tek başına tacir olduğunu göstermeye yeterli olmayacaktır.
Ticari olmayan davalarda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda re'sen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Katip ... · ¸e-imza Hakim ... · ¸e-imza
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/730, K. 2020/924, 18 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama