KÜNYE
T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2024
- Esas no
- 2022/1166 Esas
- Karar no
- 2024/890 Karar
- Dava
- Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı
- Dava tarihi
- 19/12/2022
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 11.10.2024
Karar Metni
2.490 kelime·12 dk okuma·1 bölüm
Davacı tarafından mahkememizde açılan Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde.
Müvekkili olduğu Şirkete ait .... plakalı .... marka araç müvekkili olduğu şirket’in ... mah. d... blv. ... c blok no: 140 iç kapı no:213 esenyurt/istanbul adresinden 2021 yılının aralık ayında kimliği belirsiz kişiler tarafından çalındığını, müvekkili şirket tarafından yapılan araştırmalar neticesinde söz konusu araç bulunamadığını aracın çalınması nedeniyle bu şahısların tespiti ile müvekkil şirketin mağduriyetine neden olan şahısların cezalandırılması için büyükçekmece cumhuriyet başsavcılığına 31.01.2022 tarihinde taraflarınca başvuru yapıldığını,
müvekkil şirket ile davalı şirket arasında kasko sözleşmesi bulunmaktadır. müvekkil şirketin sigortalı aracı kimliği bilirsiz kişiler tarafından çalındığını riziko gerçekleştiğini, dolayısıyla kanunda ve sözleşmeden doğan haklarının ihlal edilmiş olması sebebiyle zorunlu arabuluculuk başvurusunun olumsuz sonuçlanması üzerine işbu davayı açma zaruretimiz doğduklarını, yukarıda izah edilen sebepler ve mahkeme tarafından re'sen değerlendirilecek sebeplerle;
davanın kabulüne rizikonun gerçekleştiği günden itibaren aracın çalındığı günkü rayiç değerinin temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde.
Sigortalı şirket yetkilisi .... çalınma müracaatı yaptığı dilekçesinde, aracı ilk etapta göremediğinden aracın şirket çalışanlarında olabileceğine yönelik görüşmeler yaptığını, kendilerinde olmadığı bilgisini aldıktan sonra anahtarı ofiste bulduğunu, aracın ne zaman nereye park edildiğine yönelik detay olmaması nedeniyle, alınan ek beyanında aracın kendisi tarafından kullanıldığını, başkası tarafından kullanmasının mümkün olmadığını beyan ettiğini, aracın 2021 Kasım ayı sonunda , çalınma müracaati yapıldığı 31.01.2022 tarihine kadar uzun süreli park edildiğini, HGS kayıtlarında 25.01.2022 günü saat 17:38'de .... istasyonunda olduğunu,
çalınma müracaatının ise 31.01.2022 tarihinde yapıldığını, Yargıtay .... Hukuk Dairesinin ....
Esas sayılı kararının da uzun süreli güvensiz alana park edilen araç yönünden tazminat yükümlülüğü olmadığı kararını verdiğini, aracın ikinci anahtarının ortada olmadığını, araç anahtarının ele geçirilmesi suret, ile yapılan hırsızlık sonucu oluşacak zararların teminat dışı kaldığını, 2021 Aralık ayı içinde aracın olmadığının fark edilmesine rağmen her hangi bir çalıntı ihbarında bulunulmadığını, çalıntı müracaatının Büyükçekmece Cumhuriyet Savcılığına 03.02.2022 tarihinde yapıldığını, Kasko Sigortası Genel Şartları B.1 “Rizikonun Gerçekleşmesi Halinde Sigortalının yükümlülükleri” başlıklı maddesi uyarınca,
sigortalının sigortalının aracın çalınması halinde, durumu öğrenir öğrenmez derhal yetkili makamlara bildirimde bulunması gerektiğini, Yargıtay ..... Hukuk Dairesinin ... Esas sayılı ilamında kolluk güçlerine derhal ihbarda bulunulmaması, 5 gün sonra ihbarda bulunulmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunun açıklandığını, meydana gelen olayı teminat dışı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından 24/05/2023 tarihinde mahkememize sunulan raporda: "Davacı sigortalının rizikonun gerçekleştiğine ilişkin olarak ihbar mükellefiyetini süresi içinde yerine getirmediği Hırsızlık hadisesine ilişkin olarak sigorta şirketine yaklaşık 4 ay sonra 30.03.2022 tarihinde başvuruda bulunduğu, ispat külfetinin yer değiştirdiği ve meydana gelen hadisinin poliçe teminat kapsamına girmediği, hırsızlık hadisesini oluş şeklinin ispata muhtaç olduğu, Araç piyasa rayiç değerinin 200.000,00 TL olarak tespit edildiği", sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir.
Bilirkişi heyeti tarafından 24/08/2023 tarihinde mahkememize sunulan ek raporda : "Kök raporda yer alan görüşlerimizin aynen korunduğu " sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir.
Bilirkişi heyeti tarafından 05/12/2023 tarihinde mahkememize sunulan raporda: "Hırsızlık konusu .... plakalı aracın piyasa rayiç değeri için günümüz tarihinde yapılan piyasa araştırmasında, çeşitli internet ilan sitelerinde yakın km'deki örnek araç ilanlarının 500.000 — 650.000 TL arasında olduğu tespit edilmiştir.
Yapılan araştırmada, ilgili aracın araştırma tarihindeki ortalama piyasa rayicinin 550.000 TL civarında olduğuna, Aralık 2021 kasko değerinin 128.321,00 TL olduğuna, Hırsızlık kaynaklı hasar tarihli araç ikinci el piyasa rayiç değeri tutarının 216.008,43 TL olduğuna,.
Davalıya geç bildirimin zararın artmasına sebebiyet verecek mahiyette olmadığı, hırsızlık araştırması için şikayet sürecinin 31.01.2022 tarihinde yapıldığı ve araştırma süreci işletildiğinin gözetilmesi gerektiği,. Sayın mahkemece kasko değeri ile hesaplanan rayiç değer arasında fark gözetilerek; hakkaniyet gereği tazminatın belirlenmesi için resen indirim yapılabileceği gibi belirlenen zararı tam tazmin edilmesi cihetine de gidilebileceği,.
Davalının 19.05.2022 itibarı ile muaccel tazminat borcunu ödemesinin gerektiğinin değerlendirildiği", sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir.
Bilirkişi heyeti tarafından 07/02/2024 tarihinde mahkememize sunulan ek raporda: "Davacı ... KÖK rapora itirazının olmadığı, Davacı ... itirazlarının incelenmesinde yerinde olmadığı, KÖK rapor değerlendirme ve tespitlerimizin devam ettiği " sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir.
Bilirkişi heyeti tarafından 22/07/2024 tarihinde mahkememize sunulan raporda: "Dava konusu çalınan ... plakalı aracın, 2021 yılı ARALIK ayı kasko değeri 128.321,00 TL olduğu, Dava konusu çalınan ... plakalı aracın rayiç değerinin Aralık 2021 tarihinde 216.008.43TL olduğu, Yüce Mahkemece görevlendirilen Bilirkişiler Mak. Müh. .... ve Dr. Öğretim Üyesi Sigorta Hukuku Uzmanı ....
Tarafından hazırlanan 04.12.2023 tarihli Bilirkişi raporundaki rayiç değerlendirmeye iştirak ettiğimizi, Dava konusu 31.01.2022 tarihinde şikayette bulunulan araç çalınması hasarı ... plakalı araç için 07.07.2021- 07.07.2022 vade aralığında .... no.lu davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilmiş Genişletilmiş Kasko Sigortası vadesi ve araç çalınması ek teminatı kapsamında meydana geldiği, Taraflar arasında tanzim edilmiş .... poliçe numaralı Genişletilmiş Kasko Sigortası Genel ve Özel Şartları gereği sigortalı tarafından tek anahtar ibraz edilmesi Kasko Sigortası teminat dışı hallerden olmadı.
Taraflar arasında tanzim edilmiş .... poliçe numaralı Genişletilmiş Kasko Sigortası Genel ve Özel Şartları ile TTK 1409 Maddesi gereği araç çalınmasından dolayı davalı sigorta şirketinin tespit edilen 216.008,43TL rayiç bedelinden sorumlu olacağı, Davacının beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı hususu sayın mahkemenin takdirinde olacağı, Faiz ve sair talepler sayın mahkemenin takdirinde olduğundan tarafımızdan değerlendirme yapılmadığı", sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir.
Davacı vekili 18/09/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerinin arttırdığı ıslah harcını yatırdığı anlaşılmıştır.
Dava dilekçesi, taraf beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Dava; kasko sigortasından kaynaklı olarak sigortalının sigortacı şirkete yönelik hasarın tazmini talebine ilişkindir.
Davacı dava dilekçesinde; davalı tarafından kasko sigorta poliçesine konu aracın sigortalandığını, aracın çalındığını ve bulunamadığını, sigorta kapsamında rizikonun gerçekleştiğini ancak davalı şirket tarafından tazminatın ödenmediğini iddia etmiştir.
Davalı ise söz konusu hasarın poliçe teminat kapsamı dışında kaldığını bu sebeple tazminat ödeme koşullarının oluşmadığını iddia etmiştir.
6102 sayılı Kanun'un 1409. Maddesinin şu şekildedir:
"(1) Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur.
(2) Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir."
6102 sayılı Kanun'un 1409. Maddesinden görülebileceği üzere rizikonun gerçekleşmesi halinde; ilgili rizikonun teminat kapsamı dışında bulunduğunu ispat yükü sigortacı üzerindedir:
Nitekim Yargıtay ..... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Davalı sigorta şirketi hırsızlık olayının şüpheli olduğunu iddia etse de dosyaya buna ilişkin somut bir delil sunamamıştır. Böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığını ispat yükü sigortacıya düşmektedir.
O halde, aracın sigortalının iddia ettiği gibi çalınmadığının soyut iddialarla değil ancak somut delillerle kanıtlanması gerektiğinden, davalı sigorta şirketince ortaya konulan deliller ispat yükünü tersine çevirecek derecede somut nitelikte olmadığından, oluşan rizikonun ve davacının zararının teminat kapsamında olduğu kabul edilip, TTK. 1448 madde düzenlemeside göz önüne alınıp davacının gerçek zararı hesaplattırılarak varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde talebin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir."
Meydana gelen rizikonun sigortalının değil de sigortacının iddia ettiği şekilde meydana gelmesi halinde ise ilgili iddia kapsamında rizikonun oluş şeklinin teminat kapsamı dışında kaldığı hallerde 6102 sayılı Kanun'un 1446/2 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat yükü yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat yükü sigortalıya geçecektir.
Davalı ilk olarak aracın güvensiz alana uzun süre park edildiğini bu sebeple teminat kapsamı dışında kaldığını iddia etmiştir. Dosya kapsamına sunulan fotoğraflardan aracın bırakıldığı konum incelendiğinde; güvensiz bir konum olmadığı, şehir içinde bulunan site otoparkında olduğu, davalı tarafından yapılan eksper incelemesinde de aynı adrese gidildiği çekilen resimlerden ilgili site otoparkının güvensiz alan olduğundan bahsedilemeyeceği değerlendirilmekle davalının bu yöndeki savunmasına itibar edilmemiştir.
Davalı sonrasında aracın asıl anahtarlar çalındığını bu sebeple anahtarla çalınma klozu sebebiyle ilgili hasarın teminat kapsamı dışında olduğunu iddia etmiştir. Buna karşılık taraflar arasındaki kasko sigortasına dair poliçe incelendiğinde; davalı sigorta şirketi tarafından kasko poliçesi tanzim edilirken aracın iki anahtarının bulunduğunun tespit edilerek poliçeye yazılmadığı anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla kasko poliçesi tanzim edilirken aracın iki ayrı anahtarının bulunduğuna yönelik iddianın davalı tarafından ispatlanamadığı değerlendirilmektedir.
Davacı ise aracın alındığı tarihten itibaren tek anahtarının bulunduğunu beyan etmiş olup, ilgili aracın model yılı ve davacının aracın ilk sahibi olmadığı gözetildiğinde aracın yedek anahtarının bulunmayabileceği, ikinci el yapılan alımlarda aracın yedek anahtarının teslim edilmemesinin hayatın olağan akışına uygun olduğu,
nitekim poliçe yapıldığında aracın iki anahtarının bulunduğunun ve poliçe yapılırken davalı şirkete iki anahtarın da ibraz edildiğinin davalı tarafından yazılı belge ile ispatlanamadığı bu sebeple davalının araca ait tek anahtarın sunulması sebebiyle ikinci anahtarla çalındığı bu sebeple aracın anahtarla çalınmasının teminat kapsamı dışında kaldığına yönelik ispatlanamayan savunmasına itibar edilmemiştir.
Nitekim Yargıtay ..... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır
"Davalı sigorta şirketi hırsızlık olayının şüpheli olduğunu iddia etse de, dosyaya buna ilişkin somut bir delil sunamamıştır. Böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığını ispat yükü sigortacıya düşmektedir.
O halde, aracın sigortalının iddia ettiği gibi çalınmadığının soyut iddialarla değil ancak somut delillerle kanıtlanması gerektiğinden, davalı sigorta şirketince ortaya konulan deliller ispat yükünü tersine çevirecek derecede somut nitelikte olmadığından, oluşan rizikonun ve davacının zararının teminat kapsamında olduğu kabul edilip, davacının gerçek zararı hesaplattırılarak varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde talebin reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır."
6102 sayılı Kanun'un sigortalarda beyan yükümlülüğü ve yaptırımlarına ilişkin ilgili düzenlemeleri şu şekildedir:
"MADDE 1435- (1) Sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır.
bbb) Yazılı sorular
MADDE 1436- (1) Sigortacı sigorta ettirene, cevaplaması için sorular içeren bir liste vermişse, sunulan listede yer alan sorular dışında kalan hususlara ilişkin olarak sigorta ettirene hiçbir sorumluluk yüklenemez; meğerki, sigorta ettiren önemli bir hususu kötüniyetle saklamış olsun.
(2) Sigortacı, liste dışında öğrenmek istediği hususlar varsa bunlar hakkında da soru sorabilir. Söz konusu soruların da yazılı ve açık olması gerekir. Sigorta ettiren bu soruları cevaplamakla yükümlüdür.
ccc) Bağlantı
MADDE 1437- (1) Tazminat ve bedel ödemelerinde, bildirilmeyen veya yanlış bildirilen bir husus ile rizikonun gerçekleşmesi arasındaki bağlantı, 1439 uncu maddede öngörülen kurallar uyarınca dikkate alınır."
İlgili hükümlerden görülebileceği üzere sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlü olup, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte bulunan durumlar önemli husus olarak kabul edilmektedir. Yine kanuni karine olarak Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususların önemli nitelikte olduğu karine olarak kabul edilmiştir.
Bu bağlamda kasko sigortasına konu aracın yedek anahtarının bulunup bulunmadığı hususunun poliçe tanzimi öncesinde davalı tarafından davacıdan sorulmadığı ve aracın yedek anahtarının bulunup bulunmamasının davalı tarafından önemli nitelikte görülerek, aracın yedek anahtarının bulunup bulunmadığının poliçeye yazılmadığı bu sebeple önemli husus olarak kabul edilemeyeceği dolayısıyla önemli husus olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmakla 6102 sayılı Kanun'un 1439. Maddesinin 2. Fıkrasındaki düzenlemeden yararlanamayacağı anlaşılmakla davalının bu yöndeki savunmasına da itibar edilmemiştir.
Davalı bir diğer iddia olarak süresi içerisinde ihbarda bulunulmadığı gerekçesiyle rizikonun teminat dışında kaldığı savunmasında bulunmuştur.
6102 sayılı Kanun'un 1446. Maddesi şu şekildedir:
"(1)Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir.
(2)Rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılması, ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa, kusurun ağırlığına göre, tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidilir.
(3)Sigortacı rizikonun gerçekleştiğini daha önce fiilen öğrenmişse, ikinci fıkra hükmünden yararlanamaz."
İlgili hükümden görülebileceği üzere sigortalının yükümlülüğü rizikonun gerçekleştiğini öğrenince sigortacıya bildirmek olup, bildirimin geç yapılmasının sonucu ödenecek tazminatta artışa neden olması halinde kusur durumuna göre tazminattan indirim yapılmasıdır. Ancak davalı tarafından davacının geç bildiriminin tazminatta artışa neden olduğuna dair herhangi bir delil sunulmamış olup, aracın tamamen çalınmış olması ve süreç içerisinde tespit edilerek dava tarihine kadar yakalanamamış olması gözetildiğinde davacının davalıya geç ihbarının tazminatta artışa neden olduğundan söz edilemeyecek olup bu sebeple davalının bu yöndeki savunmalarına da itibar edilmemiştir.
Nitekim tazminat başvurusu için öncelikle ilgili hırsızlık suçuna ilişkin olarak adli makamlara müracaat edilmesi gerekmekte olup, davalı tarafından davacıdan başvuru için istenen belgeler içerisinde söz konusu müracaat evrakları da bulunmaktadır.
Kolluğa davacı tarafından başvuru yapıldıktan sonra suça ilişkin gerekli soruşturmayı yapacak olan adli makamlar olup, davalının söz konusu süreçte zararın azaltılmasına ilişkin olarak herhangi bir etkisi ve dahlinin olacağından da söz edilemeyecektir.
Bu bağlamda aracın çalınma tarihinin soruşturma dosyasında net olarak tespit edilemediği de gözetildiğinde davacının adli makamlara ihbarının zararı arttırıcı nitelikte geç olmasından söz edilemeyeceği, davalının da aksini ispatlayamadığı gözetildiğinde söz konusu savunmaya itibar edilemeyeceği anlaşılmaktadır.
Mahkememizce kasko sigortasına konu aracın değerinin tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, bilirkişi heyetince aracın rayiç piyasa değerinin 216.008,43-TL olduğu tespit edilmiştir.
Davalı tarafından söz konusu bedele itiraz edilerek aracın 2021 yılı Aralık ayı kasko değerinin daha düşük tespit edildiği belirtilmiş ise de taraflar arasındaki kasko sigorta sözleşmesine göre aracın rayiç piyasa değerinin yani gerçek zararın tazminat hesabında esas alınması gerektiği anlaşılmakta olup, Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun, gerekçeli denetime elverişli olduğu, aracın piyasa rayiç fiyatının hesaplanmasına dair yöntemin fenne uygun olduğu, söz konusu tarihteki ikinci el ilan fiyatlarının net olarak tespitinin mümkün olmadığı anlaşılmakla davalının bu yöndeki itirazlarına da itibar edilmemiştir.
Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde sonuç itibariyle. Taraflar arasında düzenlenen Kasko sigorta sözleşmesi ve genel sigorta hükümleri gereğince davacının yükümlülüğü riziko olayını ve sigortayı etkileyen unsurları sigorta şirketine doğru olarak bildirmektir. Sigorta sözleşmesi ile teminat altına alınan bir olayın sigorta kapsamı dışında kaldığı iddia edildiğinde bu hususun ispatı davalı sigorta şirketinin yükümlülüğündedir.
Ancak davacı riziko olayını ve sigortayı etkileyen unsurları doğru olarak bildirmemiş ise bu defa ispat yükümlüğü yer değiştirerek rizikonun teminat kapsamında kaldığını davacının ispat etmesi gerekmektedir.
Davaya konu somut olayda taraflar arasındaki kasko sigorta sözleşmesindeki rizikonun gerçekleştiği, davalı tarafından söz konusu rizikonun poliçe teminat kapsamı dışında kaldığının iddia edildiğine göre davalının iddiasını ispat etmesi gerektiği ancak ispat yükü üzerine düşen davalı tarafından meydana gelen rizikonun teminat kapsamı dışında kaldığına yönelik gerekçelerini ispat edemediği, dolayısıyla ispat yükünün davacı üzerine geçmediği,
davalı tarafından olayın oluş şeklinin teminat kapsamı dışında kaldığı ve davacı tarafından kasten farklı ihbar edildiğinin de ispat edilemediği anlaşılmakla davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Buna göre; 216.008,43-TL alacağın davacının davalı şirkete yaptığı başvuru sonrasındaki 45 günlük sürenin bitimi olan ve davalının temerrüde düştüğü kabul edilen (6102 sayılı Kanun'un 1427. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince) 19.05.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi (tarafların tacir olduğu gözetilerek) ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip .... · ¸e-imza Hakim .... · ¸e-imza
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/1166, K. 2024/890, 8 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama