KÜNYE
T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 7 Mart 2024
- Esas no
- 2022/1178 Esas
- Karar no
- 2024/234
- Dava
- Ticari Şirket (Fesih İstemli
- Dava tarihi
- 21/12/2022
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 11/03/2024
Karar Metni
1.382 kelime·7 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davalı şirket müdürleri olarak tayin edilen .... ve ..... tarafından hiçbir müdürlük görevi yerine getirilmediğini, davalı şirkete ilişkin kayıtlar gerçeğe aykırı tutulduğunu, davalı şirketin ticari ilişkileri fiilen yürütüldüğünü ve bu işlemler hakkında müvekkiline bilgilendirme yapılmadığını, sermaye payı alınır alınmaz, müvekkili davalı şirketten dışlandığını, hali hazırda arkadaş olan davalı şirketin diğer ortakları ve ..... tarafından dolandırıldığını, şirketin işleyişine ve envanterine ilişkin bilgi almak istenmişse de bu girişimleri fiilen şirkete el atmış bulunan ... ve diğer ortaklar tarafından engellendiğini,
sorgulayıcı yaklaşımlarına karşılık şirket ortaklarınca sindirmek amacıyla asılsız bir şikayette bulunulduğunu ve müvekkili aleyhine kovuşturma süreci başlatıldığını, Müvekkili ve diğer şirket ortakları arasında görülen Büyükçekmece .... Asliye Ceza Mahkemesi ... E. Sayılı davanın derdest olduğunu, müvekkilimizin davalı şirketten çıkmasına ve güncel ortaklık payının kendisine ödenmesine karar verilmesinii ...'nin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıya TK. 35. Maddesine göre tebligatın yapıldığı, davaya cevap verme süresinin dolduğu ancak davaya cevap vermemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ
Dava; 6102 sayılı TTK'nun 636/3 madde ve fıkrası uyarınca limited şirketin haklı sebeple tasfiyesi istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacının ortağı olduğu davalı şirketin TTK 636 maddesine göre haklı sebeplerle fesih koşullarının oluşup oluşmadığı, makul kabul edilebilir çözüm yolu bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklandığı mahkememizce tespit edilmiştir. Dosyada delil olarak; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne, Ankara Gelir İdaresi Başkanlığına müzekkereler yazılmıştır cevaplar toplanmıştır.
Mahkememizin ön inceleme celsesinde Davacının ortağı bulunduğu şirketten haklı sebeple çıkma koşullarının oluşup oluşmadığı yada terditli olarak davalı şirketin TTK 531. maddesine göre haklı sebeplerle fesih koşullarının oluşup oluşmadığı, makul kabul edilebilir çözüm yolu bulunup bulunmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup bilirkişi heyeti 13.10.2023 tarihli raporunda özetle; ''Davalının belirlenen inceleme günü ve saatinde hazır olmaması, herhangi bir ticari defter ve kayıt ibraz etmemesi nedeniyle mali açıdan inceleme, tespit ve değerlendirme yapılamadığı,
İstanbul Ticaret Odası kayıtlarına göre Davacı ...'ın, davalı ...'nin .... sermaye payı ve 62.500,00 TL sermaye tutarı ile ortağı olduğu, davacı hakkında açılan kamu davasının varlığının çıkma veya fesih bakımından haklı sebep oluşturmayacağı, davacının ortak sıfatından kaynaklanan sair haklarını kullanmadan doğrudan haklı sebeple çıkma veya fesih talebi ile dava açmasının mümkün olmayacağı, davalı şirketin faaliyetlerinin durduğu kabul edilirse, bunun şirketin feshi için haklı sebep oluşturacağı'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmişlerdir.
Yapılan yargılama, toplanan ve sunulan deliller, ticaret sicil kayıtları, bilirkişi raporu ve tüm dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde;'
Yapılan yargılama, toplanan ve sunulan deliller, bilirkişi raporu, gelen yazı cevapları ile tüm dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde. TTK'nun 636/3 maddesinde "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. " düzenlemesi getirilmiştir.
Kanun koyucu anonim şirketlerden farklı olarak limited şirketlerde haklı sebeple fesih davası açma hakkını şirkette belirli oranda pay sahibi olmaya bağlamamış, her bir ortağa şirkette sahip olduğu sermaye payı oranından bağımsız olarak bu hakkı tanımıştır. Şirketin haklı sebeple feshi, ikincil bir çözümdür. Bu talebin ikincilliği hem davanın açılması hem de davada verilecek hüküm bakımından geçerlidir.
Haklı sebeple fesih davasının diğer hukuki yollarla ilişkisi konusu çok net bir biçimde ortaya konulmuş değildir. Ancak İsviçre doktrininde bugün hakim olan ve Türk doktrininde de benimsenen görüş davanın ikincil niteliğinin bu davaların açılmasının haklı sebeple fesih davasının ön şartı olmadığı yönündedir.
Gerçekten de davanın ikincil nitelikte olması diğer davalar ile arasında bir bağlılık bulunduğu ve azlığın bu davaları açmadan haklı sebeple fesih davası açamayacağı anlamına gelmez. O nedenle örneğin genel kurul kararının iptali yolu yerine haklı sebeple fesih davasına başvurulmuş olması davanın reddini gerektirmez. Hakim fesih dışında alternatif bir çözüme karar verebileceğinden, diğer çözüm yollarına başvurulmadan bu davanın açılması sakıncalı sonuçlar doğurmayacaktır.
Haklı sebebin varlığı hakimin haklı sebeple şirketin feshine karar verebilmesinin veya maddede öngörülen duruma uygun başka bir çözüme hükmedebilmesinin şartlarından birisidir. O nedenle haklı bir sebebin bulunup bulunmadığının araştırılması gerekir. Haklı sebep kanunda tanımlanmamış, örnek olarak da gösterilmemiş, bu kavramın niteliklerinin gösterilmesi ve tanımlanması yargı kararlarıyla öğretiye bırakılmıştır.
Bununla birlikte şirketin feshini gerektiren haklı sebebin somut olması gerektiğini, gelecekte meydana gelmesi mümkün uyuşmazlıklar veya zarar endişesi gibi nedenlerle şirketin feshinin talep edilemeyeceğini belirtmek gerekir. Bir başka anlatımla varsayımlar ve olumsuz beklentiler haklı sebep kabul edilmezler. Haklı sebebin ekonomik olması şart değildir. Malvarlıksal olmayan pay sahipliği haklarının ihlali de haklı sebep oluşturabilir.
TTK.md.636 da nelerin haklı sebep sayılacağı gösterilmemiştir. Şahıs şirketlerinde olduğu gibi limited şirketlerde de ortakların aynı amacı gerçekleştirmek üzere müşterek gayret ve birbirlerine karşı güven ilişkisi içerisinde bulunmaları şirketin devamı için zorunludur. Şirketlerde olmazsa olmaz bu unsurların zedelenmesi, şirketin devamını ve kuruluş amacının gerçekleşmesini imkansız hale getirebilir.
Ortaklar arasında özünde, aynı amaç için çalışma azminin olmaması şirketlerde güvensizliğe neden olacaktır. Böyle bir durumun varlığına rağmen, ortakları şirket sözleşmesi ile bağlı tutmak doğru değildir.
Bu durumda ortağın şirketteki payını başkasına devrederek ayrılması düşünülebilirse de ortağın payını devrederek şirketten ayrılmasının zor veya imkansız olduğu hallerde, ortağın kendisini çekilmez bir hal alan ortaklık ilişkisinden kurtarabilmesi amacıyla haklı sebeple fesih hükümlerine yer verilmiştir. Taraf menfaatlerinin dışında fesih talebinin son çare olup olmadığı hususu da değerlendirilmelidir.
TTK md. 636/3 hakime istem yerine duruma uygun çözüm konusunda geniş bir takdir hakkı verdiğinden mahkeme kural olarak bu talep ile bağlı değildir. Haklı sebeple fesih davasının arkasında yatan düşünce, hakimin kendiliğinden hatta davacının alternatif çözüm yönünde bir talebi olmadan dahi fesih yerine başka alternatif çözümler araması gerektiğidir. Davacı sadece fesih veya terditli olarak duruma uygun bir çözüm veya fesih talebinde bulunabileceği gibi, fesih talep etmeden sadece kendisi için uygun olduğunu düşündüğü somut çözüm talebiyle de dava açabilir. Ancak Davacının bir diğer iddiası, şirketin faaliyetlerini fiilen durdurmuş bulunmasıdır. Somut olay
bakımından incelendiğinde, davalı şirketin inceleme tarihinde defterlerini hazır etmediği
görülmekte olup, davacının iddiası ile şirketin fiilen çalışmadığına yönelik bir ön görünüş
oluşturmaktadır. Davacının taleplerine yönelik olarak, çıkma veya feshe yönelik haklı sebebin,
şirketin fiilen faaliyetlerini durdurması olduğu söylenebilecektir. Bu durumda davalının haklı
nedenle çıkmasına değil, şirketin feshine karar verilmesi mümkündür. Zira faaliyet
göstermeyen şirketin devamında bir menfaat de bulunmadığı kabul edilmelidir. Dosyada var olan evraklar incelendiğinde davacı ile diğer şirket ortakları arasında çok sayıda
uyuşmazlık bulunmadığı, temel uyuşmazlığın yapılan şikayet üzerine davacı hakkında açılan
kamu davası olduğu anlaşılmaktadır. Bu kamu davasına yönelik değerlendirdiğinde gelinen noktada mevcut duruma göre ortaklığın devamı yönünde ortaklar arasında güven ortamının kalmadığı, bu duruma her iki ortağın birlikte sebebiyet verdiği şirket faaliyetlerini durdurduğu dikkate alındığında davalı şirketin tasfiyeye sokulmasının menfaatler dengesi dc gözetilerek uygun bir çözüm olduğu kanaatine varılmıştır.
Tüm bu nedenlerle; davanın kabulüne İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün .... numarasında kayıtlı ...'nin fesih ve tasfiyesine, tasfiye işlemlerini yürütmek ve sonlandırmak için tasfiye memuru olarak mali müşavir .... 'in atanmasına, Tasfiye memuruna emek ve mesaisine karşılık 1 defaya mahsus olmak üzere 10.000,00 TL ücret takdirine, ücretin ileride davalı şirket hesaplarından tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafından kesinleşmesinden itibaren 1 haftalık süre içerisinde yatırılmasına aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜ M
Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KABULÜNE,
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ..... numarasında kayıtlı ...'nin FESİH VE TASFİYESİNE,
2-Tasfiye işlemlerini yürütmek ve sonlandırmak için tasfiye memuru olarak mali müşavir .... 'in ATANMASINA,
3-Tasfiye memuruna emek ve mesaisine karşılık 1 defaya mahsus olmak üzere 10.000,00 TL ücret takdirine, ücretin ileride davalı şirket hesaplarından tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafından kesinleşmesinden itibaren 1 haftalık süre içerisinde YATIRILMASINA,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 427,60-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davacı tarafından sarf edilen 80,70-TL peşin harç ile 80,70-TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davacı tarafından sarf edilen 9.482,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
8-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra DAVACIYA İADESİNE,
9-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara TEBLİĞİNE,
10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
11-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.07/03/2024
Başkan ... · ¸e-imza · Üye ... · ¸e-imza · Üye ... · ¸e-imza · Katip ... · ¸e-imza
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/1178, K. 2024/234, 7 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama