KÜNYE
T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 12 Mart 2024
- Esas no
- 2022/783 Esas
- Karar no
- 2024/252 Karar
- Dava
- Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı
- Dava tarihi
- 01/09/2022
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 28.03.2024
Karar Metni
2.317 kelime·12 dk okuma·1 bölüm
Davacı tarafından mahkememizde açılan Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde.
Müvekkili olduğu şirketir uzun yıllardır Düzce ilinde inşaat malzemesi alım/satım işi ile iştigale etttiğini, davalı şirket ile bazı malzemeler ile ilgili olarak ticareti olduğunu, taraflar arasında mal alım/satımı ve buna bağlı olarak nakdi, kıymetli evrak ile devamı sağlanan finansal bir ticari ilişki tesis edildiğini, dava dışı (...) ile davalı şirket arasında, 29.11.2016 tarihinde, müvekkili şirketin borçlarını üstlenen bir borcun dış yüklenilmesi sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşme uyarınca, cari olarak tarafların borçlarının çıkatılğını,
561.312,23 TL olan müvekkil şirket borcunun 350.000,00 TL’sini karşılayan bir taşınmazın protokole konu edildiğini, borcu yüklenen dava dışı .... tarafından taşınmazın davalı şirkete tapuda tescilinin de sağlandığını, böylece 350.000,00 TL bedele tekabül eden ödemenin davalı şirkete ifa edildiğini, müvekkili şirkete olan borcu için ödeme yapıldığını, davalı şirketin, protokol gereği ikinci protokole kadar hukuki, icrai hiçbir işlem yapılmadığını, davalı şirketin talebi ile 15.09.2017 tarihinde borcu ödemeye yönelik bir protokol yapıldığını taraflar arasındaki borcun yine 561.312,23 TL olduğunun kabul edildiğini,
bu borcun tamamını karşılayacak şekilde vadeler yapıldığını, müvekkili şirketin, borcun tamamını ödediğini, ancak, daha önce borca karşılık gelen taşınmazın bedeli borçtan mahsup edilmediğini, taşınmazın dava dışı üçüncü kişiye iade de edilmediğini, davalı şirketin, bu şekilde müvekkili şirketten cari hesapta yazılı ve taraflarca kabul edilen miktardan daha fazla tahsilat yaptığını Düzce ....
Noterliği ile gönderdiği ihtarname ile ödenen fazla bedelin iadesini talep ettiğini, ancak, bugüne kadar davalı şirketin bu haklı talebe yanıt vermediğini, müvekkili davacının protokol uyarınca yapmış olduğu fazla ödemeye dair 350.000,00 TL alacağının davalının temerrüde düştüğü tarih olan 24.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde.
Davacı yanın sunduğu 29.11.2016 tarihli Borç Tasfiye Protokolü başlıklı metnin, müvekkili firmanın bilgisi ve onayı dahilinde olmadığını, müvekkili firma ile ilişkilendirilen imzanın da müvekkili firmanın yetkililerine ait olmadığını, müvekkili firmanın imza yetkililerin iki kişi olduğunu ve her biri münferit imzası ile firmayı temsile yetkili olduğunu, dava dışı ... tarafından, işbu dava davacısı firma borcuna karşılık olarak devredilen bir taşınmazın bedeli için ''söz konusu taşınmazın maliki olan dava dışı ...''ın dava açması zarureti hasıl iken, davacı firmanın huzurdaki davayı yöneltmesi açıkça usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini,
davacı .... firması ile müvekkili firmanın ticari ilişki başlangıcı 2016 senesinin başı olduğunu, müvekkilinin çalışma koşulları gereğince, müvekkili firma ile bağlantı yapıldığını ve bağlantı kapsamında alımı yapılacak ürünlerin bedellerine karşılık olarak bir kısmının Ocak 2016, diğer bir kısmı Nisan 2016’da olmak üzere çekler müvekkili firmaya teslim edildiğini, neticede davanın reddine yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 20/03/2023 tarihli raporda. "Her şeyden önce dava dışı ... tarafından davalıya Düzce İli .... Beldesi .... pafta ... parselde bulunan taşınmazın devredildiği, davacının davalıya olan borcunun 561.312,23 TL olarak belirlendiği ve bu borcun tamamının ödendiği hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Davacının iddiası, davalıya 561.312,23-TL borcunun bulunduğu, dava dışı ... ile davalı şirket arasında yapılan 29.11.2016 tarihli sözleşme uyarınca ...’ın bu borcun 350.000,00 TL’sini üstlendiği, üstlenilen borca karşılık davalıya Düzce İli ....
Beldesi ... pafta ... parselde bulunan taşınmazı devrettiği, kendisi ile davalı arasında 15.09.2017 tarihinde borcu ödemeye yönelik bir protokol daha yapıldığı, bu protokolde de borcun 561.312,23 TL olduğunun kabul edildiği, kabul edilen bu borcun tamamının ödendiği, davalıya devredilen taşınmazın değeri olan 350.000,00 TL oranında davalının haksız kazanç elde ettiği, bu alacağın davalının temerrüde düştüğü tarih olan 24.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği yönündedir.
Davalının iddiası, dava dışı ... ile yapılan 29.11.2016 tarihli sözleşmenin bilgisi ve onayı dahilinde olmadığı, sözleşmeyi imzalayan kişinin şirket yetkilisi olmadığı, davacı tarafın 29.11.2016 tarihli sözleşmeden sonra 15.09.2017 tarihinde aynı konuda yeni bir sözleşme daha akdederek 561.312,23 TL olan borcunu kabul ve ikrar ettiği, devredilen taşınmazın değerinin iddia edilenin aksine 150.000 TL olduğu yönündedir.
Taraflar arasında ihtilaf konusu olan ve raporumuzda çözüme kavuşturulması gereken temel problem; davalıya devredilen Düzce İli ... Beldesi ... pafta ... parselde bulunan taşınmaz oranında fazla ödeme yapılmış olup olunmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. Dosyaya sunulan, dava dışı ... ile davalı şirket arasında yapıldığı yazılı olan 29.11.2016 tarihli sözleşme incelendiğinde, davacının davalıya olan borçlarının teminatı olarak Düzce İli ...
Beldesi ... pafta ... parselde bulunan taşınmazın davalıya devredildiğinin yazılı olduğu anlaşılmaktadır. Davalı, bu sözleşmeden haberdar olmadığını, sözleşmeyi imzalayan kişinin yetkili temsilcisi olmadığını ileri sürmüştür.
Bir an için davalının bu iddiasının doğru olduğu kabul edilse dahi, davalının cevap dilekçesinde yer alan “Davacı ... firması ile müvekkil firmanın ticari ilişki başlangıcı 2016 senesinin başı olduğu, Müvekkilin çalışma koşulları gereğince, müvekkil firma ile bağlantı yapılmış ve bağlantı kapsamında alımı yapılacak ürünlerin bedellerine karşılık olarak bir kısmı Ocak 2016, diğer bir kısmı Nisan 2016’da olmak üzere çekler (ifa uğruna) müvekkil firmaya teslim edildiği, çeklerin ödenmesi risk teşkil ettiğinden,.... firmasından teminat istendiği,
Firma teminat olarak davacı ... isimli şahsın gayrimenkulünü ipotek vermek istediği ve tapuda işlemi yapıldığı, devir tutarı, davacı yanın beyanının aksine, 350.000,00.-TL değil, 150.000.-TL olduğu” yönündeki ikrarı dikkate alındığında da; davalıya devredilen Düzce İli ... Beldesi ... pafta ... parselde bulunan taşınmazın davacının davalıya olan borcunun teminatı olarak verilmiş olduğu sonucuna varılmaktadır.
3. İspat kuralına ilişkin TMK. m. 6 hükmüne göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”. HMK. m. 190/1 hükmüne göre: “İspat Yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vahaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir”. Bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur.
Yukarıda, mali inceleme bölümünde, yer alan tespitlerden ve tarafların ticari defter kayıtlarından, davacının davalıya olan borçlarını ödemiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda anılan ispat kuralları gereği, davalı tarafından, kendisine devredilen Düzce İli ...
Beldesi ... pafta ... parselde bulunan taşınmazın güvence altına almış olduğu alacağın ödenmediğinin, bu taşınmazın değeri oranında bir takım borçların mahsup edildiğinin, bir başka deyişle taşınmaz nedeniyle sebepsiz zenginleşme durumunun oluşmadığının, taşınmazın değerinin de 150.000-TL olduğunun geçerli delillerle kanıtlanması gerekmektedir.
Davalı tarafından bu yönlerde herhangi bir somut delil sunulmadığından, davacı tarafından tüm borçların ödenmiş olması nedeniyle, davalının taşınmaz bedeli oranında sebepsiz zenginleşmiş olduğu sonucuna varılmaktadır. Sonuç ve kanaat. Yukarıda ayrıntılarıyla arzettiği miz nedenlerden dolayı bilirkişi kurulumuz, a) Davalıya devredilen Düzce İli ...
Beldesi ... pafta ... parselde bulunan taşınmazın davacının davalıya olan borcunun teminatı olarak verilmiş olduğu, b) İspat kuralları gereği, davalı tarafından, kendisine devredilen taşınmazın güvence altına almış olduğu alacağın ödenmediğinin, bu taşınmazın değeri oranında bir takım borçların mahsup edildiğinin, bir başka deyişle taşınmaz nedeniyle sebepsiz zenginleşme durumunun oluşmadığının, taşınmazın değerinin de 150.000-TL olduğunun geçerli delillerle kanıtlanması gerektiği, c) Davalı tarafından bu yönlerde herhangi bir somut delil sunulmadığından,
davacı tarafından tüm borçların ödenmiş olması nedeniyle, davalının taşınmaz bedeli oranında sebepsiz zenginleşmiş olduğu, dolayısıyla davacının alacak iddiasının yerinde olduğu, " sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 06/07/2023 tarihli ek raporda. "Taraflar arasında ihtilaf konusu olan ve raporumuzda çözüme kavuşturulması gereken temel problem; davalıya devredilen Düzce İli ... Beldesi ... pafta ... parselde bulunan taşınmaz oranında fazla ödeme yapılmış olup olunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Kök raporda ifade etmiş olduğumuz üzere, dosyaya sunulan, dava dışı ... ile davalı şirket arasında yapıldığı yazılı olan 29.11.2016 tarihli sözleşme incelendiğinde, davacının davalıya olan borçlarının teminatı olarak Düzce İli ... Beldesi ... pafta ... parselde bulunan taşınmazın davalıya devredildiğinin yazılı olduğu anlaşılmaktadır. Davalı, bu sözleşmeden haberdar olmadığını, sözleşmeyi imzalayan kişinin yetkili temsilcisi olmadığını ileri sürmüştür.
Bir an için davalının bu iddiasının doğru olduğu kabul edilse dahi, davalının cevap dilekçesinde yer alan “Davacı ... firması ile müvekkil firmanın ticari ilişki başlangıcı 2016 senesinin başı olduğu, Müvekkilin çalışma koşulları gereğince, müvekkil firma ile bağlantı yapılmış ve bağlantı kapsamında alımı yapılacak ürünlerin bedellerine karşılık olarak bir kısmı Ocak 2016, diğer bir kısmı Nisan 2016’da olmak üzere çekler (ifa uğruna) müvekkil firmaya teslim edildiği, çeklerin ödenmesi risk teşkil ettiğinden, ... firmasından teminat istendiği,
Firma teminat olarak davacı ... isimli şahsın gayrimenkulünü ipotek vermek istediği ve tapuda işlemi yapıldığı, devir tutarı, davacı yanın beyanının aksine, 350.000,00.-TL değil, 150.000.-TL olduğu” yönündeki ikrarı dikkate alındığında da; davalıya devredilen Düzce İli ... Beldesi ... pafta ... parselde bulunan taşınmazın davacının davalıya olan borcunun teminatı olarak verilmiş olduğu sonucuna varılmaktadır.
2. İspat kuralına ilişkin TMK. m. 6 hükmüne göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”. HMK. m. 190/1 hükmüne göre: “İspat Yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vahaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir”. Bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur.
Yukarıda, mali inceleme bölümünde, yer alan tespitlerden ve tarafların ticari defter kayıtlarından, davacının davalıya olan borçlarını ödemiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda anılan ispat kuralları gereği, davalı tarafından, kendisine devredilen Düzce İli ...
Beldesi ... pafta ... parselde bulunan taşınmazın güvence altına almış olduğu alacağın ödenmediğinin, bu taşınmazın değeri oranında bir takım borçların mahsup edildiğinin, bir başka deyişle taşınmaz nedeniyle sebepsiz zenginleşme durumunun oluşmadığının, taşınmazın değerinin de 150.000-TL olduğunun geçerli delillerle kanıtlanması gerekmektedir.
Davalı tarafından bu yönlerde herhangi bir somut delil sunulmadığından, davacı tarafından tüm borçların ödenmiş olması nedeniyle, davalının taşınmaz bedeli oranında sebepsiz zenginleşmiş olduğu sonucuna varılmaktadır. Sonuç ve kanaat. Yukarıda ayrıntılarıyla arz ettiğimiz nedenlerden dolayı bilirkişi kurulumuzun kök rapordaki görüş ve kanaatinde bir değişiklik oluşmamıştır." sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Davalı taraf 08/11/2023 tarihli uyap üzerinden ıslah dilekçesi göndermiştir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraf beyanları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Dava, alacak isteminden ibarettir.
Dava konusu, taraflar arasındaki protokol/Cari sözleşmeden kaynaklandığı iddia edilen fazladan ödenen 350.000,00 TL alacağın tahsili istemine ilişkin olduğu görülmüştür.
Dava konusu miktar 350.000,00-TL'dir.
Davalı ve dava dışı ... arasında 29.11.2016 tarihinde borç tasfiyesi içerikli bir protokol düzenlenmiştir. Bu protokol kapsamında, davacının davalıya olan borçlarının teminatı olarak Düzce İli .... Beldesi ... pafta .... parselde bulunan taşınmazın davalıya devredileceğinin yazılı olduğu görülmüştür. Bu taşınmaz davalıya 29.11.2016 tarihinde devredilmiştir. Dava dışı ... tarafından, davalıya karşı açılan tapu iptal ve tescil davasının da reddine karar verilmiş ve hüküm kesinleşmiştir. Bu taşınmazın, ticari ilişki kapsamında borcun teminatı olarak kendisine devredildiği, cevap dilekçesi içerisinden de anlaşıldığı üzere davalının da kabulündedir.
Davacı ve davalı arasında 15.09.2017 tarihinde borç tasfiyesi içerikli bir protokol düzenlenmiştir. Bu protokol kapsamında, davacının davalıya borcu toplam 561.312,23 TL' dir. Bu protokol kapsamındaki borç, davacının davalıya teminat olarak devredilen taşınmaza biçilen 350.00,00 TL' yi de kapsamaktadır. Tarafların yapılan defter ve belge incelemelerinde, 31.12.2018 tarihi itibariyle birbirlerinden herhangi bir alacağı bulunmadığı ve protokole konu borçların da ödendiği görülmüştür.
Bu kapsamda; davalıya devredilen Düzce İli .... Beldesi ... pafta ... parselde bulunan taşınmaz oranında davacının davalıya fazla ödeme yapılmış olup olunmadığı noktasında ihtilaf toplanmaktadır.
Dava dışı ... tarafından, davalıya karşı açılan tapu iptal ve tescil davasının reddine dair kesinleşen hükmün incelenmesinde; davacıdan borcundan fazlasının tahsil edilmesi halinde, fazla tahsil edilen bedelin davalıdan tahsili hakkının iş bu dosyasının davacısında olduğuna hükmedilmiştir.
Devre konu taşınmazın, taraflar arasındaki ne kadar miktarda borca karşılık teminat amaçlı devralındığının değerlendirilmesi hususunun tartışılması neticesinde; davacı lehine yapılan, davalı ve dava dışı ... arasındaki 29.11.2016 tarihli borç tasfiyesi içerikli protokolde ...... çek numaralı 7 adet 50.000,00 TL miktarlı, keşidecisinin davacı, lehtarının davalı olduğu toplam 350.000,00 TL miktarlı çeklere karşılık yapıldığı anlaşılmıştır.
Yine protokol içerisinde, taşınmazın devralınması halinde davalının, davacının bu çeklerden kaynaklı alacağını (malen) tahsil etmiş gibi cari hesabını düzeltecek şeklinde de hüküm yer almaktadır. Bu haliyle devredilen taşınmaza biçilen değer, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan tüm borçların 350.000,00, TL' lik kısmını karşılar niteliktedir.
Davacı ve davalı arasındaki borç tasfiyesi içerikli prtokol 15.09.2017 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Bu tarih itibariyle taşınmazın devredilmiş olması sebebiyle 29.11.2016 tarihli protokolden kaynaklı 350.000,00 TL' lik borca ilişkin kısım teminat altına alınmıştır. 15.09.2017 tarihli borç tasfiyesi protokolündeki toplam 561.312,23 TL miktardan fazla da (ek olarak 350.000,00 TL) davacının, davalıya borçlu bulunmadığı davalının teminata yönelik kabulü, protokol içeriği, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Davacının 15.09.2017 tarihli protokole göre tüm borçlarını ödemiş ve 31.12.2018 tarihi itibariyle de davacıya herhangi bir borcu olmadığı tespiti karşısında; davalı tarafından, kendisine devredilen Düzce İli ... Beldesi ... pafta .... parselde bulunan taşınmazın güvence altına almış olduğu alacağın ödenmediğinin, bu taşınmazın değeri oranında bir takım borçların mahsup edildiğinin, bir başka deyişle taşınmaz nedeniyle sebepsiz zenginleşme durumunun oluşmadığının kesin delillerle ispat edilmesi gerekmektedir. Dosya kapsamındaki deliller itibariyle davalının bu iddiasını ispat edemediği görülmüştür. Yine cevap dilekçesinde de, açıkça yemin deliline dayanmamıştır.
Davalı taraf, ıslah dilekçesi ile zamanaşımı defiini ileri sürmüşse de; zamanaşımı süresinin 15.09.2017 tarihli protokolde belirlenen tasfiyenin son bulacağı son ödeme tarihi olan 15.12.2018 tarihinden itibaren işleyeceğinden, bu tarih ile dava tarihi arasında 5 yıllık zamanaşımı süresinin de geçmediği görülerek, zamanaşımının gerçekleşmediği mahkememizce kabul edilmiştir.
Yukarıda açıklanan hususlar kapsamında, davalının hem 350.000,00 TL' yi de kapsar şekilde tüm borçlarını tahsil ettiği (561.312,23 TL) hem de 350.000,00 TL' lik alacağına karşılık taşınmazı devralması şekliyle sebepsiz zenginleştiği mahkememizce kabul edilmiş; bu haliyle davalının davacıdan, kendisine teminat amacıyla verilen taşınmaza biçilen miktar olan 350.000,00 TL kadar fazla tahsil yapması sebebiyle borçlu olduğu anlaşılmış ve borcun ödenmesine yönelik ihtarnamenin tebliği tarihi olan 30.10.2018 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davacının alacağına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur.
Katip ... · ¸e-imzalıdır · Hakim ... · ¸e-imzalıdır
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/783, K. 2024/252, 12 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama