KÜNYE
T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/788
- Karar No
- 2023/1014
- Karar tarihi
- 2 Kasım 2023
- Esas no
- 2023/530 Esas
- Karar no
- 2023/1018
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 23/03/2023
- Karar tarihi
- 06/11/2023
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 07.11.2023
Karar Metni
1.067 kelime·5 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile.
Müvekkilinin, davalı şirket yetkilisi ... ile ... yetiştiriciliği ve satışı konusunda anlaşmış olduğunu, 16.08.2021 tarihinde müvekkili ve ilgili şirket arasında noterde düzenlenmiş olan Yatırım İşbirliği Anlaşması adı altında takibe konu sözleşme imzalandığını, bu sözleşmede yer alan maddeler uyarınca sözleşmenin imzalanmasından 5 ay sonra yetiştirilmiş ve büyütülmüş olan .... satışının yapılarak edilen kârın % 20 sinin müvekkili tarafından alınmasının öngörüldüğünü, bu anlaşma neticesinde, müvekkilinin, 13.08.2021 tarihinde davalı şirket adına 3.000,00 EURO ödeme yapmış olduğunu,
16.08.2021 tarihinde ise 9.500,00 EURO tutarında bir ödeme daha yaptığını, müvekkilinin taraflar arasında sözleşmenin imzalanmasından 5 ay sonra şirket yetkilisi ile iletişime geçerek ... satışı sonucunda kendisine kalacak olan kâr payını istediğinde, şirket yetkilisi tarafından oyalandığını ve sözleşme gereği hak kazandığı kâr parayı şirketten tahsil edemediğini, bu görüşmeden sonra müvekkilinin, şirketin bulunduğu adrese giderek alacağının tahsilini görüşmek istemişse de şirketin bulunduğu çiftlikte kaz veyahut ... olmadığı gerçeğiyle karşılaştığını, davalı şirketin sözleşme şartlarını yerine getirmemesi sonucunda müvekkilinin,
sözleşmenin başında ödediği miktarın iadesini talep etmişse de sonuç alamadığını, davalı şirketin takibe konu sözleşmeyi yerine getirmemesi ayrıca da şirketin bulunduğu çiftlikte kaz veya ... bulunmaması hasebiyle davalı şirketin niyetinin müvekkille yatırım anlaşması yapmak olmadığını, takibe konu sözleşmeyi yerine getirmek için hiçbir çaba göstermediklerinin açık olduğunu, ayrıca müvekkilinden sözleşme başında alınan ödemelerin iade edilmemesinden de anlaşılacağı üzere müvekkili davalı şirket yetkilisi tarafından yatırım anlaşması adı altında maddi zarara uğratıldığını,
müvekkilinin sözleşmenin başında ödediği bedelin tahsili için Çatalca İcra Müdürlüğünün ...
E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun aleyhine başlatılan söz konusu icra takibini öğrenmiş olduğunu, borcun anapara, faiz ve ferilerine itiraz ettiğini, takibe konu sözleşmenin 6. Maddesi uyarınca müvekkilinin uğradığı zarardan sorumlu olan davalı şirketin müvekkili tarafından istenilmesine rağmen müvekkilinin ödediği paranın geri ödemesini zamanında yapmayarak icra takibi başlatılmasına sebebiyet verdiğini, bu sebeple borçlunun takibin ferilerine yönelik itirazlarının yerinde olmadığını,
bu nedenlerle davanın kabulü ile toplamda 12.000,00 Euro alacak üzerinden davalının Çatalca İcra müdürlüğünün ... e. sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takipten sonra Euro para birimine bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi uygulanmasına, İİK 67/2 maddesi uyarınca davalı aleyhine, takip miktarının %20'sinden az olmamak kaydıyla, uygun bir tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Silivri ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ....Esas, ... karar, 28/03/2023 Tarihli görevsizlik kararı üzerine dosyanın mahkememize tevzi edildiği, yukarıda yazılı ... esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunduğu anlaşılmıştır. Yapılan araştırmalar neticesinde davacının tacir olmadığı anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; yatırım işbirliği anlaşması sözleşmesi iddiasından kaynaklı yapılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.
Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı) yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre de bu durumda artık temel ilişkiye bakılarak uyuşmazlığın çözümlenmesi gerektiği, taraflar arasındaki temel ilişkiye bakıldığında yapılan araştırma ile davacının tacir olmaması nedeniyle, uyuşmazlığın genel mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemeleri görev alanına girdiği dikkate alınarak daha evvel görevsizlik kararı verilmiş olması nedeniyle aşağıdaki şekilde karşı görevsizlik kararı verilmiştir.
Katip ... · ¸e-imza Hakim ... · ¸e-imza
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/788, K. 2023/1014, 2 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama