KÜNYE
T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 8 Ocak 2024
- Esas no
- 2023/875 Esas
- Karar no
- 2024/12
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 12/09/2023
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 11.01.2024
Karar Metni
1.633 kelime·8 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkilinin kendisine ait ...... plakalı ..... marka aracı satmak istemesi üzerine müvekkilinin arkadaşı ...., müvekkilinin aracını satabileceğini kendisinin İstanbul'da tanıdıklarının olduğunu ve yardımcı olabileceğini belirterek müvekkilinin güvenini kazanmaya çalıştığını, müvekkilinin arkadaşı ....., İstanbul'da tanıdığı oto alım satım işi ile ilgilenen .... Otomotiv Tic. Ltd.
Şti. yetkilisi ..... lakaplı .... isimli şahısla irtibata geçip müvekkilinin aracın satımı konusunda konuştuklarını, taraflar ilk görüşmede müvekkilinin aracına karşılık ..... araç ve bir miktar para karşılığında anlaştıklarını, müvekkilinin ve arkadaşı .... iline gidip anlaştıkları gibi aracı takas ve bir miktar para karşılığında alacak olduğunu, ancak ..... Otomotiv Tic. Ltd.
Şti. fiyat artışı yapınca taraflar arasında her hangi bir anlaşma gerçekleşmediğini ve taraflar tekrardan Mersin iline döndüklerini, aradan bir müddet geçtikten sonra ..... Otomotiv Tic. Ltd.
Şti. yetkililerinin müvekkilinin arkadaşı .... 'ı arayarak kendilerinde 2012 model .... marka araç olduğunu, bu aracın devri için müvekkilinin aracı ve 5.500 Usd karşılığında aracı satabileceklerini belirttiklerini, müvekkilinin davalı şirketin bu teklifini değerlendirdikten sonra kabul ettiğini, tarafların aralarında yapmış oldukları anlaşma gereği müvekkilinin 5.500 USD ödemeyi ve kendisine ait ... marka ...... sayılı plakalı aracın devrini davalı tarafa yapacağını, davalı tarafın buna karşılık 2012 model..... marka aracın devrini müvekkili adına gerçekleştireceğini,
ancak müvekkilinin o dönem hasta olduğundan ve İstanbul iline gidemeyeceğinden dolayı arkadaşı .... 'a kendisi adına işlem yapması adına noterden vekaletname çıkartarak arkadaşına 4.000 Usd nakit para ve ..... marka aracı karşılığında ..... Otomotiv Tic. Ltd. Şti'nin teklif etmiş olduğu 2012 model ... marka aracı devrini almasını istediğini, müvekkilinin aralarında anlaştıkları gibi kendisine ait olan .... marka ......
Plakalı aracı noter huzurunda 275.000-TL değerinde davalı şirkete satışını yaptığını ve 4.000 USD ödemeyi davalı tarafa nakden yaptığını, müvekkilinin kalan 1.500 Usd ödemeyi de 1 hafta içerisinde yapacağını belirttiğini, ancak ..... Otomotiv Tic. Ltd.
Şti. kalan 1.500 Usd ödemenin yapılacağı zaman aracın devrini yapacaklarını belirttiğini, müvekkilinin kalan 1.500 Usd ödemeyi ödemek ve aracın devrini almak için İstanbul'a gitmek istediğini arkadaşına belirtince arkadaşı .... 'ın türlü bahanelerle İstanbul iline gitmekten kaçındığını, müvekkilinin ...... Otomotiv Tic. Ltd.
Şti. ve Türkçe dilini bilmediğinden dolayı arkadaşını sabırla beklediğini, daha sonra gece saat 02.00 sıralarında müvekkilinin arkadaşı ..... 'ın müvekkilinin evine gelerek babasının çok rahatsız olduğunu belirttiğini ve aracı kısa süreliğine ödünç istediğini, müvekkilinin arkadaşının bu isteğini kabul ederek aracı arkadaşına verdiğini, müvekkilinin ödünç vermiş olduğu aracı arkadaşından geri almak amacıyla arkadaşı ..... 'ı defalarca kez aradığını ama ..... telefonlarına cevap vermediği gibi ikametgah adresinde de bulunmadığını, bu durum üzerine şüphelenen müvekkilinin İstanbul iline gittiğini ve ....
Otomotiv Tic. Ltd. Şti. İletişime geçtiğini, müvekkilinin ...... Otomotiv Tic. Ltd. Şti. İle yapmış olduğu görüşmede şirket yetkilileri aracın devrinin ..... 'a yaptıklarını belirttiklerini, müvekkilinin ...... .. Otomotiv Tic. Ltd.
Şti'nin bu söylemlerine karşılık şirket yetkililerine " aracı benim haberim ve iznim olmadan nasıl ...... 'a devredersiniz, sizinle gerçekleştirmiş olduğumuz görüşmeden kalan 1.500 Usd ödemeyi gerçekleştirdiğim takdirde aracın devrini bana yapacaktınız" şeklinde şirket yetkililerine belirtince şirket yetkilileri "biz aracı 300.000 TL karşılığında ...... 'a devrettik.
Gerisi bizi ilgilendirmez" şeklinde cevap verdiğini, müvekkilinin tüm konuşmalarına rağmen şirket yetkilileri müvekkilini şirketten kovduğunu, müvekkilinin arkadaşı .... ve ...... .... Otomotiv Tic. Ltd. Şti'nin işbirliği içerisinde müvekkili dolandırarak müvekkilinden aracın devrini aldıklarını, müvekkilden aldıkları .... marka ...... plakalı aracın ücreti ve 4.000 Usd prarayı müvekkiline ödemedikleri gibi müvekkiline takas yoluyla vermeyi taahhüt ettikleri .....
2012 model ... marka aracı da müvekkiline devrini gerçekleştirmediğini, müvekkilinin tüm ihtar ve uyarılarına rağmen aracı devretmeyen davalı tarafa karşı Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ..... sayılı dosyasıyla genel haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin davalı/borçlunun haksız itirazı sebebiyle durdurulmuş olduğunu, tüm bu sebeplerle ve İİK.
Md. 67'ye dayanarak davalı/borçlu aleyhine itirazın iptali davasını ikame etme zorunluluğu hasıl olduğunu, öncelikle borçlunun mal kaçırma ihtimaline binaen davalının banka hesapları, menkul ve gayrimenkul malvarlığı hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesine, davanın kabulü ile Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ....
Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ile takibin devamına, borçlu aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak koşulu ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Öncelikle davacı ile müvekkili şirket arasında süregelen bir ticari ilişki mevcut olmadığını, müvekkil şirketin davacının vekil tayin ettiği kişi ile araç satışı gerçekleştirdiğini, noter huzurunda yapılan sözleşme gereği de aralarında alacak-verecek kalmadığını, noter satış sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiğini, Şöyle ki. Bakırköy ....
Noterliği'nin ..... yevmiye nolu 28.12.2023 tarihli sözleşme gereği; davacı taraf ile yapılan şifahi görüşmelerde de bu hususun gayet iyi bir şekilde bilindiği ancak diğer şahıslardan para tahsil edilemeyecek olunması nedeniyle ve de müvekkilinin bir şirket sahibi olmasından bahisle haksız bir şekilde aleyhine dava yoluna gidileceği tehditvari bir şekilde müvekkiline beyan edildiğini, ancak somut olayda;
davacı her ne kadar dava dilekçesinde taraflar arasında yapılmış olan sözleşmeden bahsetse de bu sözleşmedeki tarafların akdi gerçekleştirdiğini ve parayı teslim aldıkları ibaresini içeren noter onaylı sözleşmeyi yok sayarak afaki beyanlarda bulunduklarını, müvekkili şirketin borcu bulunmadığına dair delil niteliğinde olan ''Noter Huzurunda yapılmış Araç Satış Sözleşmesi'ni ''n sunulduğunu, davacı tarafın .... plakalı aracını satmak veya takas amacıyla .... isimli şahısla birlikte müvekkili şirket ...'ne başvurduğunu, ancak fiyat konusunda anlaşılmayınca davacı tarafın aracını satmadan, devretmeden ve aracını bırakmadan oradan ayrıldığını,
öncelikle müvekkilinin borçlu olmadığından davada taraf sıfatı bulunmadığını, bu sebeple davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesini, mahkemeniz farklı kanaatte ise kanaatte ise müvekkilinin araç satış bedelini ödemiş olması nedeniyle huzurdaki itirazın iptali davasının esastan reddi ile % 20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava icra takibine vaki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.
Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur.
Somut olayımızda yapılan araştırmalar neticesinde davacının tacir olmadığı, davanın nitelik olarak mutlak ticari davalardan olmadığı anlaşılmakla uyuşmazlığın genel mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemeleri görev alanına girdiği dikkate alınarak dava hakkında aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. (Benzer konuya ilişkin bknz; İstanbul BAM 37 Hukuk Dairesinin 05.07.2018 gün ve 2018/409 E- 2018/1186 K. sayılı ilâmı)
Katip ... ¸e-imza Hakim ... · ¸e-imza
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/875, K. 2024/12, 8 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama