KÜNYE
T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 3 Mart 2026
- Esas no
- 2025/740 Esas
- Karar no
- 2026/247
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 08/08/2025
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 05/03/2026
Karar Metni
1.748 kelime·9 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davacı şirketin, kordon imalatı ve ticareti yaptığını, davacı ile davalı/borçlu şirket arasında yıllardır devam eden ticari ilişkiler bulunduğunu, taraflar arasında devam eden ticari ilişkiler neticesinde 2024 yılında davacı, borçlu şirkete kordon satımı yaptığını ancak satış üzerinden geçen yaklaşık bir yıllık sürede davalı şirket tarafından bu satış işlemine ilişkin bedel ödenmediğini, davacı şirket yetkilisi, tarafların yıllardır devam eden ticari ilişkisi nedeniyle bu anlaşmazlığı yargıya taşımak istemediğini,
ancak borçlu tarafından uzun bir süre boyunca davacı şirketle iletişime geçilmemesi ve satışa ilişkin bedelin de ödenmemesi nedeniyle Büyükçekmece İcra Müdürlüğünün .....
Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafından haksız ve mesnetsiz şekilde işbu icra takibine itiraz edildiğini, işbu nedenle davalı tarafından yapılan itirazın iptali, davalı/borçlu aleyhine icra tazminatına hükmedilmesi amacıyla dava açma zaruriyetlerinin hasıl olduğunu bu nedenlerle davanın kabulünü talep etmiştir.
Cevap Dilekçesi: Davalı usulüne uygun tebligata rağmen yasal süresi içerisinde davaya cevap vermemiş, duruşmalara iştirak etmemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olduğu anlaşıldı. Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller: 1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. 2-Mahkememizce: a-İlgili vergi dairelerine, müzekkere yazılarak BA-BS formları celp edilmiştir,
3- Bilirkişi tarafından mahkememize 20/01/2026 tarihinde sunulan raporda "Alacak Yönünden: Davacı şirketin ticari defter ve muhasebe kayıtlarının incelenmesinde; davalı şirketle olan cari ilişkinin 120-Alıcılar hesabı altında 120.054 numaralı alt hesapta izlendiği, 2024 hesap dönemi içerisinde davalı adına düzenlenmiş 3 adet e-fatura bulunduğu ve söz konusu faturaların toplam tutarının 80.028,30 TL olduğu tespit edilmiştir.
Davalı şirket tarafından anılan borca mahsuben 10.000,00 TL tutarında ödeme yapıldığı, bu itibarla 31.12.2024 tarihli dönem sonu bakiyesinin 70.028,30 TL borç olarak oluştuğu; söz konusu bakiyenin 2025 hesap dönemine aynen devrettiği ve icra takibi tarihi ile işbu dava tarihi itibarıyla bakiyede herhangi bir değişiklik meydana gelmediği muhasebe kayıtlarıyla sabit görülmüştür.
Davalı şirket tarafından ticari defter ve belgelerin dosyaya ibraz edilmemesi nedeniyle, davalı kayıtları üzerinden karşılaştırmalı cari hesap mutabakatı ve doğrulama incelemesi yapılamamıştır. Bu sebeple mali değerlendirme, davacı şirketin yasal defter ve kayıtları ile dosya kapsamındaki belgelerle sınırlı olarak gerçekleştirilmiştir.
Faiz yönünden: Dosya kapsamında temerrüde esas alınabilecek nitelikte yazılı bir ihtarname veya kesin temerrüt tarihini gösterir belgeye rastlanmamıştır. Bu nedenle temerrüt tarihi ve faiz başlangıcı hususunun hukuki takdir kapsamında bulunduğu değerlendirilmiştir.
Bununla birlikte, Sayın Mahkeme tarafından faiz başlangıcının fatura tarihleri olarak kabul edilmesi halinde, 29.04.2025 tarihli icra takibine kadar 70.028,30 TL asıl alacak üzerinden hesaplanan işlemiş faizin 26.912,97 TL olduğu" şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile taraflar arasındaki ticari alım satım ilişkisine istinaden malların davalıya teslimine rağmen davalı tarafından bedellerin ödenmediğini iddia etmiştir.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi görevlendirilmiş olup, davacının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir. Davalı ise kesin süre içerisinde inceleme gününde tebligata rağmen ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmamıştır.
Davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında 2024 yılı içerisinde ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından kesilen faturalara karşılık davalı tarafından 10.000,00-TL kısmi ödeme yapıldığı, takip tarihi itibariyle davacının 70.028,30 TL davalıdan alacaklı göründüğü tespit edilmiştir.
Davacı tarafından düzenlenen faturaların e-fatura niteliğinde olduğu, sistem üzerinden kendiliğinden davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre faturalara yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmıştır.
6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir:
"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır."
Bu kapsamda davacı tarafından davalıya kesilen faturalara davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği bu suretle faturaların içeriğinin davacı lehine kesinleştiği sabittir.
Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu satış sözleşmesindeki malı teslim ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir.
Yukarıda da belirtildiği üzere davacı tarafından kesilen faturaların e-fatura olduğu ve sistem üzerinden davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından faturalara itiraz edildiğine dair bir evrak sunulmadığı, faturaların irsaliye yerine geçtiğine dair üzerinde kayıt olduğu, davacı tarafından 10.02.2026 tarihli beyan dilekçesi ile davalı çalışanlarınca imzalanmış faturaların da sunulduğu,
davalı tarafından hiçbir aşamada ürünlerin teslim alınmadığına dair bir itirazın da bulunmadığı ve ayrıca davacı tarafından 2024 yılı Temmuz ve Ağustos aylarında kesilen faturalar sonrasında davalının teslim almadığı olgusunu iddia etmediği gibi faturalara itiraz da etmediği, fatura tarihlerinden 2 ay sonra 2024 yılı Ekim ayında davalı tarafından 110.000,00-TL banka yolu ile kısmi ödeme yapıldığı bu suretle davacının teslim olgusunu ve alacağı ispatladığı değerlendirilmiştir.
Davacının alacağını ispatladığı gözetildiğinde, aksini ispat yükünün davalı üzerine geçtiği, davacının malları teslim ettiğini ve alacağını ispatladığı gözetildiğinde borcun ödendiğini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalı tarafından ticari defter ve kayıtların tebligata rağmen kesin süre içerisinde inceleme gününde hazır edilmediği, 6100 sayılı Kanun'un 220. Maddesinin 3. Fıkrası ve 222. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince davacının ticari defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edilmesi gerektiği, davalının aksini ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Nitekim Yargıtay ..... Hukuk Dairesi ..... Esas, ..... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"..ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır.
Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur.
Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir.
Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir.
Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır.
Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir.
Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır."
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi ise ..... Esas ve ..... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Somut olayda, davalı müflis şirket kesin süreye rağmen, 2014 ve 2015 yılı ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Yukarıdaki Yargıtay kararında belirtildiği üzere mahkemece, HMK 220/3. madde gereğince, davalının sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunun kabul edebilmesi mümkündür. Bu durumda davacının sunduğu defter ve kayıtlara göre davacının cari hesap alacağı ve karşılıksız çıkan çeklerden dolayı 192.019,70 TL alacağı bulunduğunun kabul edilmesi gerekir."
Bu bağlamda tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; takip tarihinde davacının davalıdan 70.028,30-TL alacaklı olduğunu ispatladığı, davalının ise borcun ödendiğine dair aksini ispatlayan herhangi bir delil veya belge sunmadığı anlaşılmakla 70.028,30-TL asıl alacak üzerinden davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir. Davacının asıl alacak bakımından fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin ise reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafından takip tarihine kadar işlemiş faiz yönünden de itirazın iptali talep edilmiş ise de takipten önce davalının temerrüde düşürüldüğünün ispatlanamadığı bu sebeple takipten önce işlemiş faiz talep edilemeyeceği anlaşılmakla davacının işlemiş faize yönelik itirazın iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacı tarafından takipten sonra işleyecek faiz oranı olarak avans faizi talep edildiği, davalı tarafından daha düşük oranda bir akdi faizin kararlaştırıldığının ispat edilememesine göre 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden de davalının işleyecek faize itirazının da iptaline karar vermek gerekmiştir.
Takibe konu alacağın faturaya dayalı likit olduğu bu suretle tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 14.005,66-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ..... · e-imza · Hakim .... · e-imza
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/740, K. 2026/247, 3 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama