KÜNYE
T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 10 Şubat 2025
- Esas no
- 2025/87 Esas
- Karar no
- 2025/169
- Dava
- Sözleşmeye Aykırılık - Tazminat
- Dava tarihi
- 20/02/2023
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 10/02/2025
Karar Metni
2.959 kelime·15 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Sözleşmeye Aykırılık - Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirket ile İstanbul ili, ....
İlçesi, ... ada, 4 parselde kayıtlı arsa üzerinde inşa edilecek .... isimli proje kapsamında 28/08/213 tarihli Gayrimenkul satışına ilişkin sözleşme ve 04/03/2016 tarihli ön ödemeli konut satış sözleşmesine ek protokol akdedildiğini, bu sözleşme uyarınca davalı şirket peşin ödenecek satış bedeli karşılığında geliştirmiş olacağı konut projesinde inşa edeceği sözleşmeye konu daireyi anahtar teslimi olarak teslim etmeyi ve dairenin kat mülkiyetli tapusunu müvekkiline devretmeyi taahhüt ettiğini,
30/12/2017 tarihinde teknik şartnameye uygun olarak davacı alıcıya teslim edileceğinin düzenlendiğini ancak inşaatın durması sebebiyle bu teslimin gerçekleştirilmediğini, davacının bulunduğu ABCD bloklarında yaklaşık 4 senedir hiç bir imalatın yapılmadığını, davalı şirket hakkında Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...
Esas ve .... numaralı kararı ile iflasına karar verildiğini, arabuluculuk görüşmelerinde de anlaşmaya varılamadığını, izah edilen sebeplerle İstanbul ili, ....
İlçesi, ... ada, 2 parselde kain, A blok, 129 numaralı bağımsız bölümün anahtar teslim olarak satış sözleşmesine uygun olarak davacıya teslimini, teslim sağlanamazsa terditli olarak şimdilik 30.000,00 TL tazminatın davacıya ödenmesini, yargılama giderleri ve KDV hariç vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Müflis .... Sanayi A.Ş. Adına İflas İdaresi Vekili cevap dilekçesinde özetle; Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemeleri yetkili olduğundan mahkemenin yetkisizliğini, belirsiz alacak davası olarak açılamayacak davanın hukuki yarar yokluğundan reddini, dava dilekçesinde dava değeri gösterilmediğinden dilekçenin reddini, sözleşmenin geçersiz oluşu, sözleşme geçerli sayılsa dahi zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin geçmiş olması, davacının temerrüde düşmüş olması, yenilik doğuran hakların kullanılmakla tükenmesi ve bu durumdan geri dönülememesi ve değindiğimiz diğer nedenlerle davanın reddini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE KARARIN HUKUKİ GEREKÇELERİ
Davacı 20.02.2023 tarihinde açmış olduğu dava ile davalı müflis şirket ile aralarında eser sözleşmesinin bulunduğunu, davalı müflis şirket tarafından yapılan konutun Bakırköy ... Tüketici Mahkemesi'nin ... E., ...
K. Sayılı kararı ile taraflar arasındaki protokol gereğince davacı adına tapusunun tescil edildiğini, davalı müflis şirketin taraflar arasında imzalanan 15.02.2021 tarihli protokol ile davalı müflis şirketin taşınmazın teknik şartname ve ruhsat projesine uygun olarak davacıya anahtar teslimi hususunda anlaşıldığını, davalı müflis şirketin söz konusu teslim yönünden temerrütte olduğunu, açılan davada öncelikle davalı müflis şirketin edimini aynen ifasının talep edildiğini, terditli olarak ise belirsiz alacak olmak üzere ifa yararının davacıya ödenmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
Bakırköy .... Ticaret Mahkemesi'nin .. E., ... K. Sayılı kararı incelendiğinde; davalı müflis şirketin 24.11.2021 tarihinde iflasına karar verildiği, kararın 03.01.2023 tarihinde kesinleştiği görülmektedir.
Bu haliyle davacı tarafından açılan eldeki dava iflastan ve iflas kararının kesinleşmesinden sonra açılmış olan, davacının dava dilekçesinde açık bir şekilde belirtmiş olduğu üzere öncelikle taraflar arasındaki ese sözleşmesinin aynen ifasının talep edildiği bir dava niteliğindedir.
Davacı ve davalı müflis şirket arasında davacıya tapuda kaydı yapılan taşınmazın içinin teknik şartname ve ruhsat projesine uygun olarak yapılıp teslim edilmesi hususunda eser sözleşmesi bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere iflas sonucunda müflisin hukuki ilişkilerinde iflas nedeniyle çeşitli hukuki sonuçlar doğmaktadır. Bu bağlamda müflisin taraf olduğu eser sözleşmeleri iflasın açılması ile kendiliğinden sona ermemekte olup, iflas idaresi veya iflas dairesi tarafından müflisin taraf olduğu eser sözleşmesinin aynen ifasına karar verilebileceği ve bu suretle müflisin taraf olduğu eser sözleşmesindeki müflisin borcunun iflas idaresi veya iflas dairesi tarafından aynen ifa ile eda edilebileceği açıktır.
Davacının açmış olduğu eldeki davanın açıldığı tarih itibariyle davalı şirketin iflasına karar verilmiş olduğu, eldeki davanın iflastan sonra açıldığı sabittir. Davacı tarafından müflis şirket ile davacı arasındaki eser sözleşmesinin öncelikle aynen ifasının talep edilmiş olup, dava tarihi itibariyle iflas idaresi ya da iflas dairesi tarafından müflisin taraf olduğu eser sözleşmelerinin aynen ifa edilip edilmeyeceğine dair bir karar verilmediği de sabittir.
Yukarıda belirtildiği üzere taraflar arasındaki eser sözleşmesi iflas ile kendiliğinden son bulmamakta olup, iflas idaresi ya da iflas dairesi tarafından eser sözleşmesinin aynen ifasının kabulü ile eser sözleşmesinin tarafı haline gelmesinin mümkün olduğu da gözetildiğinde dava tarihi itibariyle davacının öncelikli talebi olan ve terditli taleplerinden olan aynen ifa talebinin öncelikle incelenmesi gerekmektedir.
Nitekim eldeki davanın açıldığı tarih itibariyle sıra cetveli düzenlenmediği gibi ikinci alacaklılar toplantısının dahi yapılmadığı, davacı ile müflis şirket arasındaki eser sözleşmesinin aynen ifası hususunda iflas idaresi ya da iflas dairesince ya da alacaklılar toplantısında alınmış bir kararın bulunmadığı, davacı tarafından eldeki davanın açılarak öncelikle aynen ifanın talep edilmesi sebebiyle davacının da dava tarihinde öncelikle para alacağı talebinde bulunmadığı taraflar arasındaki eser sözleşmesinin henüz para alacağına dönüşmediği ve eser sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerin ayakta olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının eldeki dava ile taraflar arasındaki eser sözleşmesine göre aynen ifa talebi hakkında ancak ikinci alacaklılar toplantısında ve sonrasında alınacak kararlar ile iflas idaresi veya iflas dairesi tarafından 2004 sayılı İİK'nın 198.
Maddesine göre karar verilebilecek olup, iflas idaresi veya iflas dairesi tarafından davacının aynen ifa talebinin kabulüne karar verilmesi halinde davacı ile müflis arasındaki eser sözleşmesi iflastan sonra aynen ifa edilerek müflisin borcu iflas idaresi tarafından yerine getirilerek sonlandırılacak,
davacının müflis ile arasındaki eser sözleşmesinin aynen ifasına yönelik talebin iflas idaresi tarafından kabul edilmemesi halinde ise taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan müflisin borcu imkansızlık sebebiyle son bulacak ve davacı tarafından talep edilen ifaya yönelik tazminat iflas alacağı olarak sıra cetveline yazdırılabilecektir.
Eldeki dava iflastan önce açılmış, dava sırasında iflas sebebiyle kayıt kabul davasına dönüşmüş bir dava niteliğinde değildir. Yukarıda detaylıca açıklandığı üzere eldeki dava iflastan sonra açılmış bir dava olup, davanın açıldığı tarih itibariyle düzenlenmiş bir sıra cetvelinin de olmadığı gözetildiğinde bu sebeple eldeki davanın 2004 sayılı İİK'nın 235. Maddesi kapsamında sıra cetveline itiraz ya da kayıt kabul davası olarak kabul edilmesi de mümkün değildir.
Nitekim davacının asıl talebinin müflis ile arasındaki eser sözleşmesinin aynen ifasına yönelik olduğu ve dava tarihinde ikinci alacaklılar toplantısının yapılmadığı, iflas dairesi ya da iflas idaresi tarafından davacının veya davacı ile aynı konumdaki başkaca sözleşme taraflarının aynen ifaya yönelik taleplerine dair bir kararın verilmediği, davanın açıldığı tarihte taraflar arasındaki eser sözleşmesine devam edilip edilmeyeceği ve iflas idaresi tarafından eser sözleşmesinin aynen ifasına karar verilerek sözleşmeye devam edilip edilmeyeceğinin belirli olmadığı,
davacı tarafından açılan dava dilekçesinde ve sonrasında Mahkemeye sunduğu beyan dilekçesinde öncelikle aynen ifa talep ettiği gözetildiğinde taraflar arasındaki uyuşmazlığın öncelikle davacının aynen ifa talebine yönelik olarak incelenmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Davanın açıldığı tarih ile açıldığı koşullar gözetildiğinde eldeki davada öncelikli ilk talep olan davacının aynen ifa talebinin kayıt kabul ve sıra cetveline itiraz davası olarak kabul edilemeyeceği sabittir.
Davanın Mahkememizden önceki yargılama sürecinde davalı iflas idaresi vekili tarafından sunulan 17.07.2024 tarihli dilekçe ile davacının aynen ifa talebinin ikinci alacaklılar toplantısı neticesinde kabul edilmesinin mümkün olmadığı Mahkemeye bildirilmiş olup, yukarıda detaylıca açıklandığı üzere davacının aynen ifaya yönelik talebi dava sırasında sonuçlanmıştır. Yani yukarıda detaylıca açıklandığı üzere davanın açıldığı tarihte davacının aynen ifa talebinin iflas idaresi tarafından kabul edilmemesi söz konusu olmayıp, dava tarihinden sonra ikinci alacaklılar toplantısından da sonra bu konuda karar verilmiş, davacının aynen ifa talebi dava sırasında imkansızlaşmıştır.
Bu bağlamda davacının aynen ifa talebinin dava sırasında imkansızlaşması sebebiyle davacının terditli taleplerinin incelenmesine geçilmesi gerekmekte olup, davacının aynen ifaya yönelik talebi yönünden başka bir mahkemenin görevli olması, tazminata yönelik talebi yönünden ise bu talebin kayıt kabul talebine dönüştüğü kabul edilerek sonradan başka bir mahkemenin görevli olması mümkün değildir.
Davanın açıldığı tarihte ayakta olan davacı ile müflis arasındaki eser sözleşmesine göre davacı tarafından öncelikle ve ilk olarak eser sözleşmesinin aynen ifası talep edilerek davanın müflise yönlendirildiği, davanın açıldığı tarihte davacının aynen ifa talebine yönelik olarak iflas idaresi, iflas dairesi ya da ikinci alacaklılar toplantısında verilmiş bir aynen ifa talebinin reddine yönelik bir kararın bulunmadığı, dava tarihinden sonra yapılan ikinci alacaklılar toplantısı neticesinde alınan kararlar sonrasında davacının aynen ifa talebinin reddine karar verildiği ve aynen ifa talebinin imkansızlaştığı bu sürecin tamamının dava tarihinden sonra davanın görülmekte olduğu süre içerisinde olduğu sabittir.
Bu bağlamda davacının davasının iflastan önce açılmış alacak davasının iflas sebebiyle dava sürecinde kayıt kabul davasına dönüştüğü kabulü mümkün değildir.
Davacı tarafından açılan davanın açıldığı tarih itibariyle davacının müflis ile arasındaki eser sözleşmesine istinaden öncelikle aynen ifa talebinde bulunduğu davacı tarafından açılan dava dilekçesi ve aşamalardaki sunulan beyan dilekçeleri ile de sabit olup, konusu para olmayan öncelikle aynen ifa talebinin 2004 sayılı İİK'nın 235. Maddesi kapsaımnda sıra cetveline itiraz ya da kayıt kabul davası olarak kabul edilemeyeceği de açıktır.
Dava açıldıktan sonra davanın görülmesi sırasında davacının aynen ifa talebinin ikinci alacaklılar toplantısı sonrasında iflas idaresi tarafından kabul edilmemesi sebebiyle aynen ifa talebinin imkansızlaşması sebebiyle davacının terditli talebi olan tazminat talebinin ise davanın terditli olduğu gözetildiğinde aynen ifa talebini inceleyecek olan Mahkeme tarafından genel hükümlere göre incelenip değerlendirilmesi gerektiği ise açıktır. Zira terditli olarak açılan bir dava yönünden görevli Mahkeme asıl talebe göre belirlenecek olup, asıl talebin kabul edilmemesi halinde terditli talep yönünden incelemeye geçilmesi sırasında görevli Mahkemenin değişmesi mümkün değildir.
Nitekim eldeki dava açıldıktan sonra düzenlenen sıra cetvelinde davacının alacağı nizalı alacak olarak sıra cetvelinde ilan edilmiş olup, davanın dava dilekçesinde açık bir şekilde talepte bulunduğu taraflar arasındaki eser sözleşmesinin aynen ifası talebinin iflas idaresi tarafından ikinci alacaklılar toplantısı neticesinde aynen ifa talebinin kabul edilmemesi sebebiyle davacının aynen ifa talebinin dava sırasında imkansızlaşması sonucunda davacının tazminata yönelik terditli talebinin aynen ifa talebi hususunda görevli Mahkeme tarafından incelenerek karara bağlanması,
ilgili karar sonucuna göre iflas idaresi tarafından işbu dava sürecinde ilan edilen sıra cetveline göre davacının nizalı olarak kaydedilen alacağından dava sonucuna göre nizalı alacak kaydının kaldırılması ile süreç sonuçlanabilecektir.
Buna karşılık davacının davanın açıldığı tarihteki aynen ifaya yönelik asıl talebi gözetilmeksizin ve davacının aynen ifa talebinin dava sırasında imkansızlaşarak sona erdiği bu sebeple dava sırasında davacının diğer terditli taleplerinin davanın açıldığı tarihte aynen ifa talebini incelemeye görevli Mahkeme tarafından incelenmesi ve karar verilmesi gerektiği açıktır.
Zira yukarıda detaylıca açıklandığı üzere eldeki dava dava sürecinde iflas nedeniyle kayıt kabul davasına dönüşen bir dava olmayıp, davanın açıldığı tarih itibariyle düzenlenmiş bir sıra cetvelinin de bulunmadığı, dava açıldığı tarihte davacının kaydını talep edip de reddedilmiş bir alacağının kayıt kabulüne ilişkin açılmadığı bu sebeple 2004 sayılı İİK'nın 235. Maddesi kapsamında sıra cetveline itiraz ya da kayıt kabul davası olarak kabul edilemeyeceği sabittir.
Davacı tarafından açılan dava davacının dava dilekçesi gözetilerek sonuçlandırılması zorunlu olup, davacı tarafından dava tarihinde öncelikli olarak eser sözleşmesinin aynen ifası talebi ile açıldığı, davanın açılması sonrasında dava sürecinde davacının aynen ifa talebinin ikinci alacaklılar toplantısı neticesinde alınan kararlar ile iflas idaresi tarafından 17.07.2024 tarihinde Mahkemeye sunulan dilekçe ile imkansızlaştığı, davacının aynen ifa talebinin imkansızlaşmasının 17.07.2024 tarihinde dava tarihinden sonra olduğu,
davanın açıldığı tarih itibariyle davacı ve müflis arasındaki eser sözleşmesinin ayakta olduğu ve iflas idaresinin de eser sözleşmesi hususundaki kararının belli olmadığı, yargılama sürecinde ortaya çıkan imkansızlık sebebiyle davacının aynen ifa sonrasındaki belirsiz alacak davası niteliğindeki talebinin de esas talep hakkındaki görevli Mahkeme tarafından genel hükümlere göre sonuçlandırılması gerektiği, terditli taleplerden asıl talebin reddi halinde sonraki talep yönünden görevli Mahkemenin değişmesinin mümkün olmadığı değerlendirilmiştir.
Örneğin açılan eldeki işbu davada davacının aynen ifa talebi alacaklılar toplantısında iflas idaresi tarafından kabul edilseydi dava hakkında aynen ifa talebi yönünden karar verecek olan Mahkeme Tüketici Mahkemesi olacaktı. Zira konusu para alacağı olmayan iflastan sonra açılan davaların sıra cetveline itiraz, kayıt kabul davası olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Alacaklılar arası eşitlik ilkesi gereği, para alacağı dışındaki alacaklar, iflâsın açılması ile birlikte konusu olan şeyin iflâs kararı tarihindeki değeri kadar para alacağına dönüşür ve masaya para alacağı olarak yazılır. Ancak iflâs idaresi, masa menfaatine uygun görürse konusu para olmayan alacakları bir iflâs alacağı olarak ödemek yerine, aynen ifa etmeyi tercih edebilir.
Adi tasfiyede iflâs idaresi alacaklıların incelemesini yapıp bitirdikten sonra, düzenlediği sıra cetvelini iflâs dairesine verir. Bunun üzerine sıra cetveli ilân edilir ve bu ilânla ikinci alacaklılar toplantısı için davet yapılır. Bu toplantıya kural olarak, alacakları tamamen reddedilmiş alacaklılar katılamaz. İkinci alacaklılar toplantısının yetkileri, birinci toplantıdan daha geniştir. İkinci alacaklılar toplantısı, iflâs idaresinin görevine devam edip etmeyeceğine karar verir ve bu konudaki teklifini icra mahkemesine bildirir. Ayrıca masanın menfaatine gördüğü diğer tüm hususlar hakkında da karar verir(m. 238, II).
Somut olayda; davacının öncelikli talebi bağımsız bölümün anahtar teslim olarak satış sözleşmesine uygun teslimi: mümkün olmadığı takdirde satın alınan taşınmaz inşaatının yarım bırakılması nedeniyle eksik imalatlara ilişkin tazminat istemine ilişkindir. Bu durumda asıl talep alacağın masaya kaydedilmesine yönelik olmadığına göre, davanın kayıt kabul davası olarak kabulü mümkün değildir. Kayıt kabul niteliğinde olmayan talepler yönünden İİK’da özel düzenleme yer almadığından, taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesi zorunludur.
Davacının yükleniciden konut olarak belirlenen taşınmazı satın aldığı, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı kanun kapsamında tüketici konumunda olduğu anlaşıldığına göre uyuşmazlığın Tüketici Mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerekir.(İstanbul BAM 18. H.D. 2022/2719 E. - 2022/2557 K. Sayılı ilamı; Ankara BAM 2023/1272E. 2023/1072K. ve Dairemizin 2020/1983 E.- 2021/306 K. ve 2023/1652 E 2024/24K Sayılı kararı.)
HÜKÜ M
Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Görevli mahkemenin BAKIRKÖY ... TÜKETİCİ MAHKEMESİ olduğuna,
3-Mahkememiz kararının temyiz edilmeksizin kesinleşmesi halinde daha önce de Bakırköy .... Tüketici Mahkemesi görevsizlik kararı verildiğinden olumsuz görev uyuşmazlığının halli merci tayini için dosyanın HMK22/2 maddesi uyarınca İSTANBUL BAM ..... Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi.10/02/2025
Katip ... ¸e-imza Hakim .... · ¸e-imza
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/87, K. 2025/169, 10 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama