KÜNYE
T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 3 Mart 2026
- Esas no
- 2026/54 Esas
- Karar no
- 2026/253
- Dava
- Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)
- Dava tarihi
- 19/01/2026
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 04/03/2026
Karar Metni
1.592 kelime·8 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davalı tarafından, ..... Şube Müdürlüğü hizmet alanı içerisinde bulunan, ..... İlçesi, ..... Mahallesi, .....
Sokak, No:25 adresinde, 29.02.2024 tarihinde yapılan kazı çalışması esnasında İdaremize ait içme suyu şebeke hatlarına zarar verildiğini, yapılan ihbar üzerine iş emri düzenlenerek olay mahalline gidildiğini,, gerekli onarım işleri mezkûr iş emrine istinaden taraflarınca yapıldığını bu kapsamda taraflarınca KDV dâhil toplamda 4.126,03-TL gider yapıldığını, davalının bir ticaret şirketi olması,
borcun haksız fiilden kaynaklı bir borç olması ve haksız fiilin Bağcılar ilçesinde işlenmiş olması nedeniyle HMK m. 16 gereğince işbu dava görevli ve yetkili mahkeme olan Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesinde açıldığını, yukarıda izah edilen ve resen göz önüne alınabilecek nedenlerle.
4.126,03-TL alacağın hasar tarihi olan 29.02.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ödenmesine ve yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davayı ve talepleri kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı talepleri TBK 72 "Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar." hükmü uyarınca zaman aşımına uğramış olup davanın zamanaşımı nedeniyle reddini talep ettiklerini, davacı, müvekkili şirket'in yaptığı çalışma esnasında tesislerinin zarar gördüğünü iddia etmiş ise de işbu iddialarını ispata yarar herhangi bir delil sunmadığını,
davacı tarafından iddia olunan hasar müvekkili olduğu şirket'in dağıtım şebekesinin işletilmesinden ya da herhangi bir çalışmasından kaynaklanmamıştır. meydana gelen hasarda müvekkili olduğu şirket'e yükletilebilecek bir kusur bulunmadığını, dava konusu hasarın müvekkili olduğu şirket çalışmasından kaynaklanmadığını tekraren ifade etmekle birlikte davacının talep konusu ettiği zarar bedelinin de neye göre hesaplandığı belirli olmadığını, kesinlikle davayı ve davacı taleplerini kabul anlamına gelmemekle birlikte talep edilen faiz, faiz türü ve faiz oraı da usul ve yasaya aykırı olduğunu,
somut olayda ancak dava tarihi itibariyle yasal faiz talep edilmesi mümkün olduğunu, izah edilen ve mahkemece re'sen nazara alınacak olan nedenlerle huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle zamanaşımı ve sair nedenlerle reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Haksız fiilden kaynaklı tazminat talebine ilişkin olduğu anlaşıldı.
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Mahkememizce:
a-İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne
b-Bağcılar Belediyesi'ne müzekkereler yazılmıştır.
3-Davacı tanığı 03.03.2026 tarihli celsede dinlenmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile; davalının gerçekleştirdiği kazı çalışmaları sırasında davacıya ait altyapı tesisatına zarar verdiğini iddia etmiş, yapılan onarıma ilişkin bedellerin haksız fiil hükümleri kapsamında davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; öncelikle zaman aşımı itirazında bulunmuştur. Esas yönünden ise ilgili adreste davacının alt yapısına herhangi bir zarar verilmediğini, davacının iddialarını kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı tarafından yine zamanaşımı ilk itirazında bulunulmuş ise de meydana geldiği iddia edilen olaydaki hasar tarihi ile dava tarihi arasında 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla davalının zamanaşımı ilk itirazına da itibar edilmemiş, davanın esasına girilmiştir.
Haksız fiillere ilişkin 6098 sayılı Kanun'un 49 ve 50. Maddesi şu şekildedir:
"MADDE 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
II. Zararın ve kusurun ispatı
MADDE 50- Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır."
İlgili hükümlerden görülebileceği üzere haksız fiil nedeniyle sorumluluğun söz konusu olabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil nedeniyle zararın meydana gelmesi gerekmekte olup, zarar ve kusuru ispat yükü davacı üzerindedir.
Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319)
İspat kuralına ilişkin TMK. m. 6 hükmüne göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”. HMK. m. 190/1 hükmüne göre: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir”. Bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur.
Bu bağlamda davacı tarafından öncelikle davalının fiili ispatlanmalı ve zararın bu fiil neticesinde meydana geldiğine ilişkin olarak zarar ve fiil arasındaki illiyet bağı kurulmalı ve ispatlanmalıdır.
Davacı tarafından davalının söz konusu zararı meydana getirdiğine yönelik olarak kendi personeli tarafından tutulan 29.02.2024 tarihli bir tutanağın sunulduğu, tutanakta davalı personeline ait imza bulunmadığı gibi olaya ilişkin başka bir detayın da bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafından delil olarak sunulan 2 adet fotoğraf incelendiğinde; olayın meydana geldiği iddia edilen yerdeki davacı tesisatına zararın davalı tarafından verildiğine yönelik herhangi bir delilin dosya içerisine sunulmadığı, fotoğraflarda davalı personelinin bulunmadığı gibi davalıya ait herhangi bir eşya veya iş makinesinin de bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davacı personeli tutanağı tutan Mahkememizce 03.03.2026 tarihli celsede tanık olarak dinlenmiş olup; "..... firması belli adreslerde yapmış olduğu kazılarda .....'nin hortumlarına zarar vermiştir, ben bizzat gidip resimlerini çektim, görmeden kazı yaptığı kepçe koparmıştır, ben kaza yerine ilk gittiğimde resim çekmemiştim, arıza meydana geldiğinde 24 şubat da acil müdahale için ilgili yere gittik sonrasında 29 şubat da olay yerinin resimlerini çektik, 24 şubat da ..... çalışanları olay yerindeydi, bu dosyada da ...... çalışanlarının resmini çektiğimi hatırlıyorum ben BEDAŞ çalışanlarına herhangi bir kazı ruhsatını sormadım,
ruhsatsız kazı yapılması durumunda ceza yedikleri için ruhsatın bulunmadığını düşünmedim, ruhsatsız yere herhangi bir yere kepçe götürülüp kazı yaptırılması mümkün değildir,"
Tanık tarafından zararın kepçe ile verildiği beyan edilmesine rağmen herhangi bir kepçe fotoğrafının davacı tarafından sunulmadığı, olay yeri resimlerinin sonradan çekildiği gibi davacı tarafından delil olarak sunulan tutanağın da sonradan 29.02.2024 tarihinde tutulduğu anlaşılmaktadır.
Mahkememizce İBB ve Bağcılar Belediyesine müzekkere yazılarak davacının iddia ettiği tarihlere ilişkin herhangi bir kurum veya kuruluşun ilgili adreste kazı izninin bulunup bulunmadığı sorulmuş, davalının 2024 yılı Şubat ayına ilişkin olarak ilgili adreste kazı izni ve ruhsatının bulunmadığı Belediyeler tarafından gönderilen müzekkere cevabında belirtilmiştir.
Bu bağlamda tüm dosya kapsamındaki deliller bir arada değerlendirildiğinde; yalnızca tanık beyanları ile zarar, fail ve fiil arasındaki illiyet bağının kurulması ve ispatının da genel ispat kuralları uyarınca mümkün olmadığı, davacı tutanaklarının olaydan 5 gün sonra tutulduğu ve resimlerin de 5 gün sonrasına ait olduğu, meydana gelen zararın halinin bile belirli olmadığı, zarar anına yönelik dosya kapsamında bir resim bulunmadığı gibi davacının meydana geldiğini iddia ettiği zararın davalının fiili neticesinde gerçekleştiğini ispat edemediği davalı ile zarar arasında illiye bağının kurulamadığı ve meydana gelen hasarın davalı tarafından yapıldığının mevcut dosya kapsamı ile davacı tarafından ispatlanamadığı anlaşılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi de ..... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
Dava; Haksız fiil sebebiyle uğranılan maddi zararın tazmini talebine ilişkindir.
"6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi geregince, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”. Bu hüküm dikkate alındığında kusur sorumluluğu olarak tanımlanan haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurları; Fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir.
TMK'nın 6. maddesine göre; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.”
TMK'nın bu hükmü 6100 sayılı HMK'ın 190/1. maddesinde bir başka biçimde yinelenmiş olup; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” şeklinde düzenleme yapılmıştır.Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı ispatlaması gerekir.
Somut olayda; Davacı, tesisine davalı tarafından zarar verildiği iddiasını somut delillerle ispat edemediğinden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır."
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi ...... E., ...... K. Sayılı kararında da aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Dosyada mevcut delil durumuna göre, ispat yükü kendisine düşen davacının 05.12.2019 tarihinde Küçükçekmece ilçesi, ... Mahallesi, ...... Sokak, No:80 adresinde davalının yahut davalıya bağlı yüklenicinin çalışma yaptığı usulüne uygun bir biçimde ispat edilmemiştir. Davacı tarafından tanzim edilen hasar tespit tutanağı da usulüne uygun tanzim edilmemiştir. Bu durumda davalının davacıya zarar verdiği dosya kapsamından sabit olmayıp ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır."
Bu bağlamda dosya kapsamındaki tüm deliller bir arada değerlendirildiğinde davacı tarafından meydana geldiği iddia edilen zararın davalı veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerce verildiğinin somut deliller ile ispat edilemediği anlaşılmakla davacının ispatlanamayan davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
Katip ...... · e-imza · Hakim ...... · e-imza
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2026/54, K. 2026/253, 3 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama