KÜNYE
T.C. Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2021
- Esas no
- 2021/791 Esas
- Karar no
- 2021/833
- Dava
- 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
- Dava tarihi
- 22/09/2021
- Kararın yazıldığı tarih
- 24/09/2021
Karar Metni
1.297 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit davasının dosya üzerinden yapılan incelemesi sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA. Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle;Davalının alacaklısı olduğu Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı dosyası ile dava dışı borçlu .....
Elektronik AŞ ünvanlı firma aleyhine icra takibi başlatıldığını, dava konusu ödemenin ve senetlerin haciz baskısı ve tehdidi altında verildiğini, müvekkili şirketin icra dosyasında borçlu olan şirket ile hiçbir organik bağı bulunmadığını, diğer müvekkili .....'ın ise müvekkili şirket çalışanı olduğunu, borçlu ve borçla herhangi bir ilgisinin olmadığını, dava konusu senetlerin lehdar kısmının boş olup senetlerin hukuken geçersiz olduğunu beyanla açılan davalarının kabulü ile davacıların, davalıya borçlu olmadıklarının tespit edilmesine,
söz konusu geçersiz bonoların iptaline, müvekkillerinden haciz baskısı ile tahsil edilen 50.000,00 TL'nin davalıdan ticari faiz ile istirdatına, senetlerin protesto edilmesi durumunda protestonun T.C Merkez Bankasına bildirilmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Davanın, İİK'nın 89/3. maddesine dayalı olarak açılan menfi tespit istemine ilişkin olduğu anlaşıldı.
Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. 6100 Sayılı HMK'nun 114/c maddesi gereğince mahkemelerin görevi dava şartı olup, yasanın 115. maddesi gereğince mahkeme dava şartının bulunup bulunmadığını res'en araştırmakla yükümlüdür.
6102 Sayılı T.T.K.'nun 4. maddesinin 1. fıkrası 6335 Sayılı Yasanın 1. maddesi ile değiştirilerek ticari davalar her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları, T.T.K.'nun 4. Maddesinin a bendi gereğince T.T.K.'nun dan kaynaklanan davalar, T.T.K.'nun 4. maddesinin b, c, d, e, f bentlerinde sayılan davalar ve diğer özel kanunlarda Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu kararlaştırılan davalar ticari dava olarak Ticaret Mahkemelerinde görülecektir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.
Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
"...Davada takip dosyasında, davalı takip alacaklısı tarafından dava dışı takip borçlusunun borcundan dolayı, davacıya İİK'nun 89/1 ve 89/2 maddeleri uyarınca haciz ihbarnamelerinin gönderildiği, davacının borçlu olmadığı iddiasıyla İİK'nun 89/3 maddesi uyarınca menfi tespit davası açıldığı, davanın tarafları arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmadığı,
TTK'nın 4.maddesinde belirtilen mutlak ya da nispi ticari davadan söz edilemeyeceği, davanın HMK'nın 2.maddesi gereğince genel görevli asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği kanaatine varılmakla..." (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 20/11/2020 tarih ve 2020/1973 Esas 2020/1988 Karar sayılı kararı), "...Davada taraflar arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmadığı gibi, uyuşmazlıkta, davalı alacaklı tarafından başlatılan icra takibinde, takip borçlusuna borçlu olduğu gerekçesiyle çıkarılan haciz ihbarnamelerine itiraz edilmemesi nedeniyle yedinde sayılan borçtan dolayı borçlu olmadığının tespiti istenmektedir.
İİK'nin 89/3. maddesinin üçüncü cümlesinde, hükümde belirtilen mahkemenin hangi mahkeme olduğu konusunda bir açıklık bulunmamakla birlikte, bu mahkemenin HMK 2 maddesi gereğince Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun kabulü gerekir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 12.04.2016 tarih ve 3568 E., 6425 K. ve 17.12.2015 tarih ve 7065 E., 17162 K., sayılı ilamları da bu yöndedir..." (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 16/10/2020 tarih ve 2020/1852 Esas 2020/1733 Karar sayılı kararı).
Somut olayda her biri 50.000,00 TL olan 5 adet bono sebebiyle menfi tespit talebinde bulunulmuş olsa da bu iddianın dayanağının dolayısıyla uyuşmazlığın dayandığı temel sebebin davalının alacaklısı olduğu dava dışı borçlu ..... Elektronik AŞ ünvanlı firma aleyhine Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinde davacının, davalının dava dışı takip borçlusu .....
Elektronik AŞ ünvanlı firmaya borcu olmadığına yönelik olduğu, talebin de özünde İİK'nın 89/3. maddesine dayalı menfi tespit istemine ilişkin olduğu, bu hususun davacı şirketin icra dosyasında borçlu olan şirket ile hiçbir organik bağı bulunmadığı, diğer davacı .....'ın ise davacı şirket çalışanı olduğu, borçlu ve borçla herhangi bir ilgisinin olmadığına yönelik dava dilekçesinde ki beyanlardan anlaşıldığı, dolayısıyla davacılar ve davalı arasında doğrudan bir ticari ilişkinin bulunmadığı,
her ne kadar İİK 89/3 maddesinde görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğu belirtilmemiş ise de iddianın ileri sürülüş biçimi, dava dilekçesindeki anlatım, konuya ilişkin yasal düzenleme ile içtihatlar dikkate alındığında uyuşmazlığın çözümünde Mahkememizin görevli olmadığı, Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin uygulanmasını gerektirecek bir durumun söz konusu olmadığı, davanın Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmesini gerektirir nitelikte ticari bir dava da olmadığı,
uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, Asliye Hukuk Mahkemesi ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin TTK' nun 5/3. maddesi uyarınca görev ilişkisi olduğu, göreve ilişkin usul kurallarının HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartı olduğu, dava şartlarının ise kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususların da resen dikkate alınacak hususlardan olması sebebiyle dava şartı yokluğundan HMK'nun115/2. maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/791, K. 2021/833, 23 Eylül 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama