KÜNYE
T.C. Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 4 Temmuz 2025
- Esas no
- 2023/675 Esas
- Karar no
- 2025/657
- Dava
- Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 19/06/2023
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 24/07/2025
Karar Metni
1.334 kelime·7 dk okuma·3 bölüm
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından İstanbul Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine 15.000,00 TL tutarındaki bono ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, ancak söz konusu icra takibine dayanak bono üzerinde müvekkiline ait imza olmaması nedeniyle müvekkilinin borçlu bulunmadığının tespiti için bu davanın açıldığını, iş bu sebeplerle teminatsız olarak veya müvekkilinin ekonomik imkanlarının yetersiz olması sebeplerinden ötürü uygun görülecek bir miktarla icra takibinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini,
müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile İstanbul Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı icra takibinin müvekkili yönünden iptaline ve kötü niyetli ve ağır kusurlu olunması sebebiyle de davalı tarafın takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı-kefilin eski esas numarası ..... E. olan dosyaya ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadığı gibi imzayı da inkar etmediğini, huzurdaki dava ..... E. Sayılı dosyanın devamı niteliğinde olup sadece dosyanın yenilenmesi sebebiyle esas numarası değişerek ......
E. Numarasını aldığını, dolayısıyla davacı-kefilin ilk ödeme emrine itiraz etmeyerek takip konusu senedin altındaki imza İİK 68 gereği imzası ikrar dilmiş senet veya belge niteliğinde sayılmış olacağından davacı- kefilin yenileme emrine karşı imza inkarında bulunmasının hukuki dayanağı bulunmadığını ve açıkça kötü niyetli olduğunu, ilk itirazlarında imzaya ilişkin herhangi bir itirazda bulunmayan davacının hem İİK hem de HMK kapsamında aynı icra takibinden gönderilen yenileme emrine karşı yapmış olduğu imza inkarı geçersiz olduğundan mahkemece davacı-kefilin iddialarının dikkate alınmaksızın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini,
dava konusu senedin takip dayanağı yapıldığı icra takibinin evveliyatı .....
E. Olup iş bu icra dosyasına davacı tarafından her hangi bir itiraz yapılmadığı gibi yine davacı tarafından senedin 1/5'i oranında ödeme yapılması durumunda dosyanın kapatılması yönünde teklif de yapıldığını, açıklanan sebeplerle, borçlu tarafından kesinleşen takibe konu bonoda yer alan imzaya itirazın reddine karar verilmesini, güncel faiz ve masraflarla birlikte tüm alacak miktarı üzerinden %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE
-Dava, kambiyo senendine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. -Tarafların iddia ve savunmaları nazara alındığında çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; davacı tarafın borçlu olarak yer aldığı Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ..... E. Sayılı takip dosyasında yer alan davacı adına aval sıfatıyla atılı imzanın davacının eli ürünü olup olmadığı, davacının söz konusu senet nedeni ile borçlu olup olmadığı hususlarına dayanmaktadır. -Mahkememizce icra dosyası, imza örnekleri ve takibe konu senet celp edilerek dosya arasına alınmıştır.
-Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72 nci maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.
Dolayısıyla, kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir.
Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Baki Kuru, İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (6102 TTK' nın 778, eTTK. 690, 730).
-Kambiyo senedi niteliğinde olan bono, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, karşı edimin ödenmesi şartına bağlanamayan, kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkisini ifade etmektedir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür.
-6102 sayılı TTK’nın 818. (eTTK’nun 730) maddesi yollaması ile çeklerde de uygulanması gereken aynı yasanın 677. (eTTK’nun 589) maddesi uyarınca “bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzalar içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez”. İmzaların bağımsızlığı (istiklali şeklinde tanımlanan bu ilke, poliçeye atılan her geçerli imzanın (Keşidecinin, cirantanın avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder. Geçersiz bir imza sahibini bağlamaz, ancak ciro zincirini de koparmaz.
-Gerek doktrinde ve gerekse de uygulamada; “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekârlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”,“senedin zamanaşımına uğramış bulunması” gibi def'iler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def'i olarak kabul edilmektedir.
-Aval verenin borcu bağımsız bir borçtur, bir diğer ifade ile feri nitelikte değildir. Aval ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa bile, aval verenin sorumluluğu devam eder. Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerlidir. Yani lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile, aval veren bu geçersizliği ileri süremez. Lehine aval verilenin mevcut olmaması, ehliyetsiz olması ya da imzasının sahte olması hâlinde de aval verenin sorumluluğu devam eder. Aval veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir (TTK m.702/2).
-Mahkememiz dosyası dava konusu senette aval sıfatıyla imzası yer alan davacı asile ait imzanın davacıya ait olup olmadığının belirlenmesi amacıyla İstanbul ATK'ya gönderilmiş, düzenlenen 14/03/2025 tarihli raporda özetle; inceleme konusu senette ödeyecek bölümünde ..... adına atılı imzalar ile ......'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla ......'ın eli ürünü olmadığı görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Tarafların iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre Mahkememizce yapılan değerlendirmede; senet üzerindeki aval sıfatıyla davacı adına atılan imzanın davacıya ait olmadığı alınan raporu ile sabit hale gelmiştir. Sahte imzanın ilgili senet yönünden davacıyı bağlamayacağı, bu hususun herkese karşı ileri sürülebilen mutlak def'i niteliğinde olduğu Mahkememizce kabul edilmiştir.
-Buna göre davacının kendisine ait olmayan imza nedeniyle takip konusu borçtan sorumlu tutulamayacağı, geçersiz imzanın sahibi bağlamayacağı, bu nedenle davacı tarafın menfi tespit talebinin yerinde olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
-Davacının kötüniyet tazminatı bakımından yapılan değerlendirmede; davalıların senedi bilerek borçlunun zararına iktisap ettiğinin, başka bir söyleyişle kötüniyetli ve zararlandırma kastı ile iktisap ettiğinin mevcut bilgi ve belgelerle ispat edilemediği kanaatine varıldığından tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ..... · Hakim .....
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/675, K. 2025/657, 4 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama