KÜNYE
T.C. Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 18 Şubat 2025
- Esas no
- 2024/1002 Esas
- Karar no
- 2025/154
- Dava
- Alacak (Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 30/11/2024
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 25/03/2025
Karar Metni
701 kelime·4 dk okuma·3 bölüm
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile Tasfiye Halinde ....
A.Ş. arasında "Kar ve Zarara Katılma Hesabı Akti" mevcut olduğunu, akit(sözleşme) kapsamında müvekkilin, şirkete 5.869,67-Euro yatırdığını, Müvekkilinin; borçlu şirketten alacağını 11.07.2017 tarihli yazısı ile talep ettiğini, alacak talebi tarihi ile borcun temerrüde düştüğünü, her ne kadar şirketin 11.08.2017 tarihinde borcu kabul etmekle birlikte ödemenin gerçekleştirilemeyeceğini ve borcun varlığını kabul etmiş olsa dahi borcun temerrüde düştüğünü, ödeme konusunda herhangi bir tarih verilmediğini,
her ne kadar davalı yanın şirketin tasfiye sürecinde olmasını sebep göstererek borç ödemesinden kaçınmaktaysa da mevzuatın aksini gösterdiğini, 11.02.2001 tarih ve 24315 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 171 numaralı kararında.
4389 sayılı Bankalar Kanunun 20. maddesine istinaden borçlu şirketin faaliyet izni kaldırıldığını, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 10 Şubat 2001 tarih ve BDDK.DEG/95-2-990 sayılı yazısı ile şirketin faaliyet izni kaldırıldığını, şirketin tasfiye halinde olduğunui, tasfiye işlemlerini yürütmek üzere tasfiye memurlarına tam yetki verildiğini, güvence fonu hesabına yapılacak ödemeler için tasfiye sonucu beklenmeyeceğini, müvekkilinin, borçlu şirkete yatırdığı parayı başvuru yollarını tüketmesine rağmen hala tahsil edemediğini ve şirketin bazı hak sahiplerine ödemeler yaptığı hâlde şirketin,
müvekkiline keyfi olarak ödeme yapmadığını beyan ederek fazlaya ve faiz oranlarındaki artışa ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin 5.869,67-Euro (214.370,32-TL) tutarındaki alacağının davalıdan tahsilini, müvekkili tarafından yapılan başvuru tarihi olan 19.07.2017 tarihi itibariyle devlet bankalarınca uygulanan en yüksek mevduat faiz oranının uygulanarak tahsilini, tüm yargılama giderleri ve taraflarına takdir olunacak vekâlet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; dava konusu alacağa itiraz ettiklerini, davacının müvekkili şirketi nezdindeki hesabı kar ve zarara katılım akdine dayanmakta olup, davacının dava tarihi itibariyle müvekkili şirketten henüz kesinleştiğini, muaccel ve likit bir alacağı bulunmadığını, genel hükümlere göre görülen ve dava sonunda verilen hükmün kesin hüküm teşkil ettiği, sebebi ve konusu aynı ve fakat tarafları farklı olan, kar ve zarara katılma hesabına müsteniden açılmış benzer alacak davalarında, muhtelif mahkemelerden davanın reddi yönünde kararlar verildiğini ve bu kararların da, Yargıtay ilgili hukuk daireleri tarafından onandığını, şirketleri münfesih olduğundan açılan davanın reddi gerektiğini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE
-Dava, taraflar arasındaki kar ve zarar katılma sözleşmesinden doğan alacak istemine ilişkindir.
-Anonim şirketlerin, tasfiye işlemleri ile ilgili hükümler 536.vd (6762 sayılı TTK 441 vd) maddelerinde düzenlenmiş olup anılan maddelerde tasfiye ile ilgili işlemleri yürütme görevi tasfiye memurlarına verilmiştir. Anılan maddelerde tasfiye işlemlerine yönelik olarak mahkemenin müdahalesine ilişkin yasal düzenleme yapılmamıştır.
Sadece 546/2 maddesinde tasfiye memurlarının sorumluluğu düzenlenmiş olup, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği hususlar tasfiye memurlarının sorumluluğunu gerektiren eylemler olup, tasfiye memurları davada hasım gösterilmemiştir. Tasfiye işlemlerini yürütme görevinin tasfiye memurlarına ait olduğundan, tasfiye işlemlerinin yürütülmesine ilişkin olarak mahkemenin müdahalesi yasal olarak mümkün değildir.
Diğer taraftan; davalı şirketin tasfiye halinde olduğu, tasfiyenin sonuçlanmaması nedeniyle kar-zarar durumunun ve alacağın miktarının tespit edilememesi nedeniyle bu aşamada alacak talebinde bulunulamayacağı anlaşılmakla (Aynı yönde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 2022/924 Esas 2025/63 Karar sayılı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22/04/2015 tarih 2015/1298-5691 sayılı. 24/04/2013 tarih, 2012/9237 E. 2013/8115 K. Sayılı.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 16/04/2013 tarihli 2013/1533-6940 sayılı ilamları) davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/1002, K. 2025/154, 18 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama