KÜNYE
T.C. Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 1 Temmuz 2025
- Esas no
- 2024/432 Esas
- Karar no
- 2025/622
- Dava
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 13/05/2024
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 13/08/2025
Karar Metni
2.486 kelime·12 dk okuma·3 bölüm
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle.
Davacı müvekkili ile davalı arasında 07.11.2023 tarihinde çeşitli cinste elektronik malzeme satışı için sözleşme akdedildiğini, işbu Teklif- Sözleşme formunun ödemeler kısmında müvekkil 20.02.2024, 10.03.2024, 30.03.2024, 10.04.2024 vade tarihli her biri 601.800,00 TL bedelli olan 4 adet çek vermeyi taahhüt etmiş, akabinde sözleşmeye uygun şekilde işbu çekleri davalı şirket yetkilisine teslim ettiğini, müvekkili 20.02.2024 ve 10.03.2024 tarihli çekleri ödediğini, ancak davalı yan müvekkile faturasını kesmiş olduğu birtakım teknik malzemeyi teslim etmediğini,
müvekkili şirket yetkilisi ... 'in kendilerine bazı ürünlerin gönderilmediğini bazı ürünlerin ise fatura kesilmesine rağmen kendisine teslim edilmediği hususunu sorguladığını, davalı şirket yetkilisi cevaben ellerinde artık hiçbir ürün kalmadığını şirketlerinin ekonomik olarak çok zor günler geçirdiğini beyan ettiğini, bunun üzerine müvekkilinin kendisine teslim edilmeyen ancak faturası kesilen ürünler ile ilgili kısmı davalı şirkete iade faturası olarak kestiğini,
iade faturasını keserken not olarak 07.11.2023 tarihli verilen siparişe istinaden 02.12.2023 tarihinde verilen avans çekler karşılığında ürün teslim edilmediğinden iade kesildiği ibaresini eklediğini, müvekkili 30.03.2024 ve 10.04.2024 tarihli toplam 1.203.600,00 TL bedelli çekleri davalı şirkete teslim ettiğini, davalı şirket müvekkili hesabına fatura kestiğini fakat faturalandırdığı ürünleri uzun süre göndermemiş, gelmeyen ürünlerin tutarı olan 802.365,66 TL müvekkil tarafından iade faturası olarak açıklamalı şekilde davalı şirkete kesildiğini, dolayısıyla davacı müvekkilinin 802.365,66 TL tutarında davalı şirkete borçlu olmadığını,
..... seri nolu 30.03.2024 tarihli 601.800,00 TL bedelli çekin davalı ... A.Ş. nezdinde bulunmakta olduğunu, müvekkilinin ürünleri teslim edilmediğinden müvekkil tarafından ödenmediğini, fakat diğer ... seri nolu 10.04.2024 tarihli 601.800,00 TL bedelli çekin davalı .....
A.Ş. tarafından, bankaya ibraz öncesinde 3. Kişiye ciro ile devredilmiş olduğundan müvekkili tarafından ödendiğini, işbu çekin tamamıyla ödenmiş olmasına rağmen müvekkilinin 200.565,00 TL tutarında borçlu olmadığı bir kısmı ödediğini, çekten kalan 401.234,34 TL ise müvekkilin borcu olduğunu, müvekkiline ait limited şirketin uzun yıllardır faaliyetini sürdürmekte olup, bugüne kadar önemli birçok mekanın elektronik aksamını dizayn ettiğini, son olarak ....
Üniversitesi kampüsünün elektronik- mekatronik projelerini hayata geçirmiş olup, şu anda ...
Üniversitesinin elektrik işlerini yaptığını, müvekkili basiretli bir iş insanı olup davalı şirket tarafından sözleşme kapsamındaki ürünlerin teslim edilmemesi kendisini birçok açıdan zor durumda bıraktığını,işbu sözleşme tarihinde kendisine teslim edilmemiş olan malzemeleri aynı tür ve cinsten daha sonraki aşamalarda temin etmek isteyen müvekkilini ciddi anlamda maddi zarara uğradığını beyan ederek bankaya ilgili çek için ödemeden men kararı verilerek ilgili bankaya müzekkere yazılmasını, icra takibini durdurucu mahiyette ihtiyati tedbir talebinin kabulünü,
davalı şirket iflas tehlikesi altında olduğundan müvekkilinin haklarını garanti altına alabilmek adına faturaya istinaden 802.365,66 TL için ihtiyati Haciz talebimizin kabulünü, akabinde iade faturası kesilen ürün sebebiyle 802.265,66 TL müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, 802.265,66 TL içerisinde 200.565,00 TL fazlaca müvekkili tarafından ödendiğinden 200.565,00 TL'nin iadesine karar verilmesini, davalı taraf aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
YANIT
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın ani bir finansal krize girmiş ve bir kısım ticari ilişkilerinin aksadığını, bir kısım edimlerini yerine getirmekte geçikmiş, bir kısmını ise hiç yerine getiremediğini, personel sayısının azalması ve konuya ilişkin ilişkiyi ve muhasebeyi takip eden personellerin işten ayrılmış olması sebebiyle, ticari ve muhasebesel kayıtlarına tam anlamıyla ulaşamadığını, bu sebeple davacının taleplerine karşılık olumlu veya olumsuz cevap verme ihtimallerinin bulunmadığını, taahhütlerini yerine getirmek, itibarını korumak adına çalıştığını, davacı ile olan ilişkisinin de,
sağlıklı ve hakkaniyetli bir değerlendirme ile çözüleceği kanaatinde olduklarını, müvekkili tarafından davacının borçlu olmadığını iddia ettiği çeklere dayalı olarak herhangi bir yasal işlem başlatılmadığını, davacıya olan taahhütlerinin büyük kısmının yerine getirilmiş olması da dikkate alındığında, kötü niyetli kabul edilemeyeceğini, bu sebeple, yasal şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin yerinde olmadığını, açıklanan nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE
-Dava, kambiyo senedi nedeniyle menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
-Tarafların iddia ve savunmaları nazara alındığında çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; davacı tarafın belirtilen iade faturası nedeni ile borçlu olup olmadığı ve fazla ödeme yapıldığı belirtilen 200.565,00 TL nin davacı tarafa iadesinin gerekip gerekmediği hususlarında toplanmaktadır.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir.
-Çek, 6102 sayılı TTK’nın üçüncü kitabı ile 5941 sayılı Çek Kanunu ve bu Kanun uyarınca çıkarılan tebliğlerle düzenlenen bir kıymetli evraktır. 6102 sayılı TTK’nın 670 vd. düzenlemelerine göre çek de poliçe ve bono gibi bir kambiyo senedidir ve 780-823. maddeleri arasında düzenlenen çeke 818. maddenin yaptığı atıflar çerçevesinde poliçeye ilişkin hükümlerin uygulanması kabul edilmiştir (Bozer, Ali /Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 2018, s. 221)
-Çek, 6102 sayılı TTK’da tanımlanmamıştır. Çeke ait hükümler göz önüne tutularak çek şöyle tarif edilebilir: Çek, Kanun’un öngördüğü belirli şekil şartlarına bağlı, soyut ve kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi konusunda sadece bankalar üzerine düzenlenebilen, kıymetli evraktan sayılan özel bir havaledir (Tuna., Ergun/ Göç Gürbüz, Diğdem:Ticaret Hukuku Prensipleri Kıymetli Evrak, Ankara 2018, s. 268).
-Bu havalenin yazılı şekilde yapılması, belli şekil şartlarını içermesi ve kayıtsız şartsız bir ödeme yetkisi biçiminde olması gerekir. Çek düzenleyen, muhataba belirli bir bedeli lehtara ödeme, lehtara da tahsil yetkisi veren bir kambiyo senedidir. Çek bir ödeme aracıdır. Ancak poliçe ve bonodaki gibi kredi işlevine haiz değildir. Ticari hayatta yaygın olarak ileri tarihli çek düzenlenerek çekin kredi veya teminat aracı olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu kullanım şeklinin dahi çekin ödeme aracı olma özelliğini ortadan kaldıramayacağı unutulmamalıdır. Çek muhatap banka tarafından görüldüğünde meşru hamil olan kişiye nakden ödenir.
-Her senedin düzenlenmesinin altında yatan bir neden/ilişki vardır. İlletten mücerret olan kambiyo senetleri “ifa amacıyla” ya da “ifa yerine” düzenlenebilir. İfa amacıyla düzenlendiğinde, taraflarca aksi kararlaştırılmadığı sürece asıl borç ilişkisi ortadan kalkmaz. Kambiyo senedinin bu iki nedenden hangisi için düzenlendiğinin açıkça belirtilmediği durumlarda, kambiyo senedinin ifa amacıyla düzenlendiği kabul edilir. Bir başka anlatımla, kambiyo senedinin mevcut asıl borç ilişkisinden doğan alacağın ifasını teminen, bu alacağın ifasının gerçekleştirilmesi uğruna düzenlenmesi esastır (Bozer, Ali/Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2018, s.68).
-Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.
-Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16).
Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır.
Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir.
Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.
-Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer.
Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).
-Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi hükmü uyarınca; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. 6100 sayılı HMK 'nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir.
-İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
-Mahkememiz dosyası davalının ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişisine tevdi edilmiş, düzenlenen 11/04/2025 tarihli raporda özetle; davacının sunulan kayıtları, davalı kayıtlarına ilişkin alınan talimat raporu
incelemeleri, bankalardan gelen müzekkereye yazı cevapları incelemeleri neticesinde; davacının sunulan kayıtları kapsamında davacı tarafından davalı şirkete her biri 601.800
TL tutarında 4 adet toplam 2.407.200 TL ‘ lik çeklerin verildiği,
davacı sunulan kayıtlarında , 2023 yılında 2.364.970,50 TL ve 2024 yılında 346.395,49
TL tutarında davalı tarafından fatura tanzim edildiği, davacı tarafından 2023 yılı
faturalarından kaynaklı eksik teslim edilen kısma ilişkin 802.365,66 TL tutarında iade
faturası sebebiyle borçlu olmadığının tespitini talep ettiği , davacının incelenen kayıtları uyarınca verilen çeklerden kaynaklı 498.199,67 TL tutar
davalıya borçlu olmadığının mevcut olduğu,
26.01.2025 tarihli talimat bilirkişi raporunda “Davalı ticari defterlerinin davalıdan
bilirkişi sıfatı ile incelemek üzere talep etme istemime oldukça geç cevap verildiği, geç
cevaplandırılmasının neticesinde de davaya konu çeklerin davalının resmi kayıtlarında
olmadığı, Tespit ve Değerlendirme bölümünde davaya konu çeklerin ilgili
bankalar nezdinde yapılan araştırmaların kayıtları üzerinden hüküm tesis edilmesi
gerekeceği....” tespitleri dışında davalının ticari defterlerinde borç alacak hususuna ilişkin
herhangi bir tespite yer verilmediği görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Mahkememiz dosyasında davacının ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmış, Ankara .... Asliye Ticaret Mahkemesi aracılığıyla dosya SMMM bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 28/01/2025 tarihli raporda özetle; Davalı Ticari Defterlerini davalıdan bilirkisi sıfatı ile incelemek üzere talep etme istemine oldukça geç cevap verildiği, geç cevaplandırılmasının neticesinde de davaya konu çeklerin davalının resmi kayıtlarında olmadığı, mahkeme tarafından is bu raporun tespit ve değerlendirme bölümünde davaya konu çeklerin ilgili bankalar nezdinde yapılan arastırmaların kayıtları üzerinden hüküm tesis edilmesi gerekeceği görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
-Bilirkişi raporlar taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, Mahkememizce alınan raporlar dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur.
-Yukarıda yer verilen açıklamalar kapsamında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında ticari ilişkinin var olduğu, iş bu ilişki kapsamında bir kısım mal ve hizmetlerin davalı tarafından davacı yana teslim edildiği ve bu ticari ilişki kapsamında dava konusu ..... seri numaralı, 30/03/2024 tarihli, 601.800,00 TL bedelli çekin düzenlenerek davalı yana verildiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır.
-Yine yukarıdaki açıklamalarda belirtildiği üzere kambiyo senedi olan çek niteliği itibariyle sebepten mücerret olup, aksi yöndeki iddiaların bedelsizlik iddiasında bulunan davacı tarafça ispatlanması gerekmektedir. Ancak davalı tarafça taraflar arasındaki ticari ilişki inkar edilmediği gibi bu ilişki kapsamında bir kısım ürünlerin teslim edildiği ancak bir kısmının teslim edilemediğinin kabul edildiği, yine ticari ilişki kapsamında satışı yapılan ürünler karşılığında dava konusu çekin verildiğinin kabul edildiği ancak finansal kriz ve sıkıntılar nedeniyle bir kısım ürünlerin teslim edilemediğinin kabul edildiği görülmektedir.
-Bu haliyle ilgili senetlerin satışı yapılan ürünler karşılığında verildiği her iki tarafın da kabulündedir.
-İncelenen ticari defter ve kayıtlarda davalı tarafın dava konusu çeki defterlerine kaydetmediği, ancak davacı tarafın kayıtlarında davalı şirkete verilen 4 adet 601.800,00 TL bedelli çeklerin ayrı ayrı kaydedildiği, yine davacı tarafın kayıtlarına göre davacı tarafça davalı yana 2023 ve 2024 yıllarında 2.364.970,50 TL ve 346.395,49 TL olma üzere iki adet fatura tanzim edildiği, 2023 yılında teslim edilmeyen ürünlerin karşılığı olmak üzere 802.365,66 TL'lik faturanın tanzim edildiği görülmektedir.
-Bu doğrultuda Mahkememizce yapılan değerlendirmede; her iki tarafın da kabulünde olduğu üzere davacı tarafça alıcısı olduğu ürünler kapsamında 4 adet her biri 601.800,00 TL bedelli olmak üzere toplam 2.407.200,00 TL bedelli çekin davalı yana teslim edildiği, yine bu satışlar kapsamında davacı tarafça faturaların düzenlendiği ancak davalı tarafın da kabulünde olduğu üzere bir kısım ürünlerin davacı yana teslim edilmediği, bu hususta davacı tarafça düzenlenen iade faturasına davalı tarafın itirazının bulunmadığı, bu doğrultuda bilirkişi raporunda belirtildiği üzere .... seri numaralı, 30/03/2024 tarihli, 601.800,00 TL bedelli çekin 498.199,67 TL'lik kısmının bedelsiz kaldığı sabit olmakla, davacı tarafın menfi tespit talebinin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
-Bakiye senet bedeli yönünden davacı tarafın kendi ticari kayıtlarıyla bağlı olduğu, davacı tarafından düzenlenen 1 adet iade faturasının mevcut olduğu, davacı tarafın fazlaya ilişkin talepler bakımından bedelsizlik iddiasının yerinde olmadığı anlaşılmakla, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
Katip... · e-imzalıdır Hakim ..... · e-imzalıdır
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/432, K. 2025/622, 1 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama