KÜNYE
T.C. Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 19 Temmuz 2024
- Esas no
- 2024/544 Esas
- Karar no
- 2024/805
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 12/06/2024
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 22/07/2024
Karar Metni
1.238 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki kapsamında Büyükçekmece ..... İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının "Takibin dayanağı belgede yer alan imza müvekkil ...'nin eli mahsülü olup işbu şahıslar arasındaki nisbi ilişki uyarınca alacaklı kendi edimini ifa etmemiş olup temerrüdü sebebiyle sözleşme ifa edilememiştir.
Müvekkil halen sözleşmede belirtilen edimi yerine getirmeye hazır olmakla, alacaklının kendi temerrüdüne rağmen haksız ve hukuka aykırı suretle icra takibi başlatması kabul edilemezdir. Müvekkil anılı sözleşmeye güvenerek sözleşme konusu ürünleri termin etmiş olup bu haliyle alacaklının müvekkilime borcu bulunmaktadır." gerekçeleriyle takibe itiraz ettiğini, şirket adına yapılan itirazda ise, şirket kaşesi olmasına rağmen, ...' nın şirket yetkilisi olmadığı,
bu nedenle, ... ' nin imzasının şirketi bağlamayacağının belirtildiğini, bunun yanında ... vekili tarafından sözleşme altındaki imzanın ... tarafından imzalandığının açıkça kabul edildiğini, ancak müvekkilinin edimlerini yerine getirmediğinin iddia edildiğini, açıklanan nedenlerle itirazın 15.000 USD kısmının iptalinİ, takibin devamınI, icra takibine haksız ve kötüniyetle itiraz edildiğinden, % 20 den aşağı olmamak üzere, icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
KANITLAR VE GEREKÇE
-Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibinde davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
-Mahkememizce davacı ve davalının ticari sicil kayıtları, esnaf odası kayıtları, vergi dairesi kayıtları, araç tescil kayıtları celbedilmiş, taraf delilleri toplanmıştır.
-Davacı ve davalı tarafın gerçek kişi olması ve dosyada mevcut müzekkere cevapları nedeniyle öncelikle dava şartları yönünden görev hususunun irdelenmesi gerekmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinde; “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre görev hususunun belirlenmesinde bu konuda ayrı bir düzenleme bulunup bulunmadığının göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olması gerekir.
Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 154 vd. maddeleri hükmünce ticari dava sayılır.
Buna karşılık Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir.
Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
-T.T.K.'nun 14.maddesine göre “bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Yasa'nın 17.maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
-5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir.
Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
-19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;
1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan, iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
-Dosyada mevcut İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabına göre davacı ve davalının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı, tarafların ticari işletme kayıtlarının ortağı ve/veya temsilcisi oldukları şirketler nedeniyle bulunduğu görülmektedir.
-Yine vergi dairesi kayıtlarına göre ...'nin doğrudan tacir/mükellef kaydının bulunmadığı, ...'nin yetkilisi olduğu şirket nedeniyle vergi dairesi kayıtlarının mevcut olduğu görülmektedir.
-Yine diğer davalı ...'nin ise 30/07/2017 tarihine kadar mükellefiyet kaydının bulunduğu, bu tarihe kadar olan kayıtlarda Bilanço esasına göre defter tuttuğu ancak bu tarihten sonra re'sen terk işlemi yapıldığından .... dönemine ait kayıt veya beyanname bulunmadığı görülmektedir.
-Dosyada mevcut esnaf odası kayıtlarına göre ise davacı ...'nin esnaf kaydı bulunmadığı, davalı ...'nin ise mobilyacılık / emlakçılık meslekleri yönünden esnaf odası kaydının bulunduğu görülmektedir.
-Yukarıda da ayrıntılarına yer verildiği üzere bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması gerekmektedir. Dosya mevcut vergi dairesi kayıtlarına göre davacı ...'nin uyuşmazlık konusu 2021/2022 yıllarına ait tacir veya ticari işletme kaydı bulunmadığı, davalı ...'nin ise yetkilisi olduğu şirket dışında tacir veya ticari işletme kaydının bulunmadığı, bu haliyle tarafların dava ve uyuşmazlık tarihi itibariyle tacir olarak kabul edilemeyeceği, dava konusu uyuşmazlığın da kanunda özel olarak düzenlenen hususlardan olmadığı anlaşılmaktadır.
-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
-Buna göre dava konusu uyuşmazlık mutlak veya nisbi ticari dava niteliğinde olmadığından, uyuşmazlık Mahkememizin görev alanına girmemektedir. Uyuşmazlığın ticari dava olmaması nedeniyle genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi bu davanın yargılamasını yapmakta görevli olduğundan, HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/544, K. 2024/805, 19 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama