KÜNYE
T.C. Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 9 Kasım 2021
- Esas no
- 2020/613 Esas
- Karar no
- 2021/1040
- Dava
- Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 14/09/2020
- K.yazım tarihi
- 09/12/2021
Karar Metni
1.402 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin sahibi olduğu ... Plaka sayılı ... marka aracın davalının acentesi olan .... Hiz.
A.Ş'ye ... poliçe numarası ile 03.06.2019-03.06.2020 arası için sigorta ettirdiğini, müvekkilinin aracını kullanan ...'un 31.12.2019 tarihinde gece saat 04,15 de tek taraflı olarak yağmurlu olan havada aracın kontrolden çıkması sonucu kazaya karıştığını, yol kenarındaki kaldırımda bulunan ağaç ve duvara çarpma sonucu oluşan kazada, maddi hasar meydana geldiğini, Bahçeşehir trafik denetleme şube müdürlüğünce de tutanaklar tutulduğunu, Sürücünün alkol testinin yapıldığını, müvekkilinin daha sonra olay yerine gittiğini, Daha sonra ise araçta meydana gelen hasarın giderilmesi ve miktarının ne olacağının tespiti için aracın Esenyurtta bulunan ...
Oto'ya götürüldüğünü, yapılan çalışmaya göre zarar miktarının tahmini olarak 130.000-TL civarında olacağına dair proforma fatura kesildiğini, davalının 09/03/2020 tarihli yazı ile ödeme yapacağını belirttiğini ancak davalının hasarın beyan edilen şekilde gerçekleşmediğini gerekçe göstererek ödeme yapmadığını, aracı servis dışında yaptırarak teslim etmeyi teklif ettiğini, müvekkilinin orjinal parçalarla yapılmasını istediğini kendisinin tercih edeceği bir .... servisinde yapılması kaydı ile tamirata razı olacağını bildirdiğini ancak davalının buna da reddettiğini, bunun üzerine müvekkilinin aracı 122,020,16 TL bedelle tamir ettirdiğini,
davalının yasal süreler içerisinde ödeme yapmadığını bu nedenle 122.020,26 TL zararın davalıdan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu aracın müvekkili şirkete .... numaralı ve 03/06/2019-03/06/2020 vade tarihli Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile davacı adına sigortalandığını, hasarın meydana gelme şekline dair verilen bilgilerin gerçeği yansıtmadığını, bu nedenle hasarın teminat dışı kaldığını, kaza tespit tutanağında sürücü değişikliği şüphesinden açıkça bahsedildiğini, davacının talebinin hasar dosyasındaki ekspertiz raporu arasında fahiş fark olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun eksper tarafından tespit edilen miktar oranında sorumlu olduğunu,
talep edilen hasar miktarının davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, müvekkilinin dava tarihinden itibaren faizden sorumlu tutulabileceğini, dava açılmadan önce müvekkili şirkete yapılan uygun bir başvuru bulunmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İstanbul BAM .... Hukuk Dairesi'nin Dosya No: ...., Karar No: .... Karar Tarihi: 21/01/2019 tarihli kararına göre;
"Somut olayda; Dava, Genişletilmiş Kasko Poliçesi ile sigortalı olan aracın kazaya karışması nedeniyle tazminat talebine ilişkindir. Davacı temlik alan kişidir. Davacının haklarını temlik aldığı dava dışı ..... ile davalı ... arasında sigorta sözleşmesi mevcuttur. 6502 sayılı Kanunun 3/1-(1) maddesine göre, bu tür davaların tüketici mahkemelerinde görülebilmesi için taraflardan en az birinin tüketici olması gerekir. Sigortalı aracın trafik kayıtlarında hususi otomobil olduğu ve ....'ın 6502 sayıyı Yasa kapsamında tüketici olduğu anlaşıldığından uyuşmalığın tüketici mahkemesinde çözümlenmesi gerekir."
İstanbul BAM ... Hukuk Dairesi'nin Dosya No: ...., Karar No: ... tarihli kararına göre;
"Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; taraflar arasında 6502 sayılı yasa kapsamında bir tüketici-satıcı/sağlayıcı ilişkisi ve kasko sigortası satış sözleşmesi bulunduğu, davacının kanunda tanımı yapılan tüketici sıfatına haiz olduğu, dolayısıyla davanın, tüketici mahkemesinde görülmesi gerektiği ve mahkemece verilen kararın yerinde olduğu anlaşılmaktadır."
DELİLLER VE GEREKÇE
Huzurda görülen dava kasko poliçesine dayalı tazminat davasıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.
Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3'ncü maddesinin (l) bendinde "Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi," ifade edeceği belirtilmiş,
yine anılan kanunun 83'ncü maddesinin ikinci fıkrasında "Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez." denilmek suretiyle tüketici işlemi ile ilgili her türlü olayda Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un uygulanacağı,
aynı kanunun 73'ncü maddesinin birinci fıkrasında ise "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir." denilerek tüketici işlemlerinde tüketici mahkemelerinin görevli olacağı hüküm altına alınmıştır.
Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının maliki olduğu ... plaka sayılı aracın davalı ... tarafından kasko poliçesi ile sigortalandığı, davacının aracını kullanan ...'un 31.12.2019 tarihinde gece saat ...'de tek taraflı olarak yağmurlu olan havada aracın kontrolden çıkması sonucu kazaya karıştığını, yol kenarındaki kaldırımda bulunan ağaç ve duvara çarpma sonucu oluşan kazada maddi hasar meydana geldiğini, davalı tarafından hasar bedelinin ödenmediği gerekçesi ile huzurda görülen dava açılmıştır.
Yukarıda belirtilen BAM kararlarında da belirtildiği üzere kazaya karışan aracın hususi araç olması ve 6502 sayıyı Yasa kapsamında davacının tüketici olduğu anlaşıldığından davanın, tüketici mahkemesinde görülmesi gerekmektedir.
Davacının 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında tüketici olduğunun kabulü ile uyuşmazlığın 6502 sayılı Kanun çerçevesinde Tüketici Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmekte olduğundan, kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlendiği, taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği dikkate alınmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Katip ... · e-imzalı Hakim ... · e-imzalı
Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/613, K. 2021/1040, 9 Kasım 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama