KÜNYE
T.C. Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2023
- Esas no
- 2023/853 Esas
- Karar no
- 2023/1128
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 12/09/2023
- K.yazım tarihi
- 28/12/2023
Karar Metni
1.129 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin Estetik ve dermokozmetik alanında çeşitli ürünlerin satışını gerçekleştirdiğini, davalının müvekkilinden farklı zamanlarda dermokozmatik ürünler satın aldığını, anlaşmaya binaen ürünler müvekkil şirket tarafından davalıya kargo, kurye yolu ile teslim edilerek 26-01-2023 Tarihli .... Fatura Numaralı 5.015,00 TL bedelli ,09-02-2023 Tarihli ... Fatura Numaralı 13.450,00 TL bedelli 28-02-2023 Tarihli ....
Fatura Numaralı 4.550,00 TL bedelli 28-02-2023 Tarihli ... Fatura Numaralı 4.550,00 TL bedelli 23-03-2023 Tarihli ... Fatura Numaralı 12.400,00 TL bedelli, 04-04-2023 Tarihli ... Fatura Numaralı 3.450,00 TL bedelli faturalar tanzim edildiğini, düzenlenen faturalara davalı tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığını ancak fatura bedellerini ödemediğini, bunun üzerine Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü ...
E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini, bu nedenle davanın kabulü ile itirazın iptaline ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin hiçbir zaman şirket kurmadığını veya herhangi bir şirkete ortak olmadığını, müvekkiline herhangi bir fatura tebliğ edilmediğini, faturalarda belirtilen ürünlerin müvekkili tarafından teslim alınmadığını, davacıyla müvekkili arasında ticari bir ilişki olmadığını, bu nedenle davanın reddi ile müvekkili lehine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Huzurda görülen dava itirazın iptali davasıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.
Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
HMK'nın 2. maddesine göre; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir."
Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından fatura alacağına dayalı alacağının tahsili için açılan icra takibine yapılan itirazın iptali için huzurda görülen dava açılmıştır. Huzurda görülen davanın mutlak ticari davalardan olmaması nedeni ile davalının tacir olup olmadığı mahkememizce araştırılmıştır. İlgili Vergi Dairesi tarafından mahkememize gönderilen cevabi yazıda davalının potansiyel vergi mükellefiyetinin bulunduğu.
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye verilen cevapta ise davalının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı belirtilmiştir. Bir davanın nispi ticari olarak kabulü için uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması ve her iki tarafın da tacir olması gerekmektedir.
Gelen müzekkere cevapları doğrultusunda davalının tacir sıfatını haiz olmaması nedeni ile huzurda görülen davanın nispi ticari dava olarak da kabulü mümkün olmadığından uyuşmazlığın çözümünde ticaret mahkemelerinin görevli olmadığı açıktır.
Her ne kadar huzurda görülen dava açıldıktan sonra davalı tarafından icra takibine yapılan itirazdan vazgeçilip icra takibinin kesinleştirilerek takibin devamı sağlanmış ise de görev hususunun öncelikli olarak incelenerek karara bağlanması gerektiğinden mahkememizce öncelikle görev hususu değerlendirilmiştir.
Açıklanan nedenlerle HMK'nın 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu kanaati ile kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlenmesi, taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
12/12/2023 Katip ... · e-imzalı Hakim ... · e-imzalı
Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/853, K. 2023/1128, 12 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama