KÜNYE
T.C. Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 20 Mayıs 2024
- Esas no
- 2024/446 Esas
- Karar no
- 2024/497
- Dava
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 16/05/2024
- K.yazım tarihi
- 28/06/2024
Karar Metni
1.066 kelime·5 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
12/10/2023 tarihinde müvekkiline ait .... plakalı araç ile Türkiye Motorlu Taşıtlar Bürosu nezdinde sigortalı ...'un sürücüsü olduğu ... plakalı aracın çarpışması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, Kaza sonrasında düzenlenen Kaza Tespit Tutanağı ve Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi tarafından tespit edilen Sonuç Kusur Bilgilerine .... %100 kusurlu olarak tespit edildiğini, Meydana gelen kazanın gerçekleşmesinde %100 kusurlu olan .... plakalı aracın yeşil kart(green kart) sigortası kapsamında bulunduğunu, bu nedenle taraflarınca Değer Kaybı Tazminatı için, Türkiye Motorlu Taşıt Bürosu'na başvuru yapıldığını,
21/12/2023 tarihinde fazlaya 18.000,00 TL kısmi ödeme alındığını, müvekkilinin aracında oluşan hasarlar nedeniyle yüksek tutarda onarım masrafına maruz kaldıklarını ve aracın rayiç değerinde de ciddi bir düşüş yaşandığını, bu nedenlerle değer kaybından doğan zararının hasar tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLER VE GEREKÇE
Huzurda görülen dava trafik kazasına dayalı maddi tazminat davasıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.
Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
HMK'nın 2. maddesine göre; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir."
Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde. 12/10/2023 tarihinde avacıya ait .... plakalı araç ile Türkiye Motorlu Taşıtlar Bürosu nezdinde sigortalı ...'un sürücüsü olduğu ... plakalı aracın çarpışması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği; kaza sonucu davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybı tazminatının davalıdan tahsili istemli olarak huzurda görülen dava açılmıştır.
Dosya kapsamında davacının tacir olduğu yönde herhangi bir iddia olmadığı gibi bu yönde herhangi bir delil de bulunmamaktadır. Ayrıca davacıya ait aracın hususi kullanıma mahsus olduğu dosyada bulunan ruhsat fotokopisinden anlaşılmaktadır. Huzurda görülen dava mutlak ticari davalardan değildir. Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları nispi ticari dava sayılır.
Davacının tacir olmaması ve davacıya ait aracın hususi nitelikte olması nedeni ile huzurda görülen davanın nispi ticari dava olarak kabulü mümkün olmayıp huzurda görülen uyuşmazlığın çözümünde ticaret mahkemelerinin görevli olmadığı açıktır. (aynı yönde karar için bknz.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/6253, K. 2016/7989) Dava konusu uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı anlaşıldığından HMK'nın 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu kanaati ile kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlenmesi, taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Katip ... · e-imzalı Hakim ... · e-imzalı
Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/446, K. 2024/497, 20 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama