KÜNYE
T.C. Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2023
- Esas no
- 2022/42 Esas
- Karar no
- 2023/1002
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 13/01/2022
- Karar yazım tarihi
- 18/12/2023
Karar Metni
980 kelime·5 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalı şirket arasında faturaya dayalı ticari ilişki gerçekleştiğini, davalının bu faturalara itiraz etmediğini, faturaların tarafların ticari defter ve kayıtlarında da mevcut olduğunu, davalının almış olduğu hizmet karşılığı borcunu ödememesi üzerine Büyükçekmece ... İcra Dairesi -... Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, davalının takibe haksız ve hukuksuz olarak itiraz ettiğini ileri sürerek; takibin 15.346,82-TL üzerinden devamına, itirazın iptaline, %20 oranında icra ve inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı dava dilekçesinde alacağının maddi ve hukuki mesnedi ile ilgili hiçbir açıklama yapmadığını, dayanak bildirmediğini, alacağının neden ibaret olduğunu ifade etmediğini belirterek, ispatlanamayan davanın reddine kararı verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Dava, İİK'nun 67. Maddesine göre alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Büyükçekmece ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine 64.383,75-TL cari hesap alacağının tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.
Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya mali müşavir bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle; ''Davacının defter kayıtlarına göre; ticari defter bakiyesi Takip tarihi olan 14.10.2021 tarihinde 50.223,83TL davalıdan alacaklı şeklinde olduğu görülmüştür.
Davacı 30.10.2021 tarihinde davalının düzenlediği 14.947,27 TL tutarındaki iade faturasını ticari defterlerine kaydetmek suretiyle davalıdan alacağının (50.223,83-14.947,27=) 35.276,56 TL olduğu tespit edilmiştir. Davalının takibe itiraz dilekçesinde ve davaya cevap dilekçesinde kabul ettiği 19.929,74 TL tutarındaki borcunu davacıya 05.11.2021 tarihinde ödediği tespit edilmiştir. Bu tutar davacı ticari defterinde davalının cari hesabına kaydedilmemiştir.
Davalının kabul ettiği tutarın ödendiği tespit edildiğinden Davacının davalıdan olan alacağı 35.276,56 TL – 19.929,74 TL = 15.346,82 TL olarak Dava dilekçesindeki talep tutarı kadar olduğu anlaşılmış ve tespit edilmiştir.
Davalının Ticari defter kayıtlarında; davacının hesabı takip tarihi itibariyle 34.877,01 TL borçlu olduğu, 30.10.2021 tarihinde davacıya düzenlediği (davacının da defterine kaydettiği) 14.947,27 TL tutarındaki iade faturası ile borcunun (34.877,01 – 14.947,27 = ) 19.929,74 TL olduğu tespit edilmiştir.
Davalı takibe itiraz dilekçesinde de belirttiği ve kabul ettiği üzere tespit edilen bu 19.929,74 TL tutarındaki davacıya olan borcunu 05.11.2021 tarihinde davacıya ödemiş ve davacıya olan borcunu kapatmıştır. Davalının davacıya başkaca bir borcunun olmadığı, Davacı ticari defter kayıtlarında davalıyı 10.12.2020 tarihinde 7.452,00 TL ve 20.12.2020 tarihinde ise 7.894,81 TL olmak üzere 15.346,81 TL borçlandırdığı tespit edilmiştir.
Bu tutar Davacının davasında talep ettiği tutar olan 15.346,82 TL ile aynı olduğu görülmektedir. Davacının defter kayıtlarında bu tutarları davalıya nakit ödeme yaptığı şeklinde kaydettiği görülmüştür. 213 Sayılı Vergi Ususl Kanununda Nakit ödemelerle ilgili düzenleme;... tarih ve ... sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ... Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile yapılmıştır.
Bu Tebliğe göre tevsik zorunluluğu kapsamında olanların, kendi aralarında ve tevsik zorunluluğu kapsamında olmayanlarla yapacakları, 7.000 TL’yi aşan tutardaki her türlü tahsilat ve ödemelerini aracı finansal kurumlar kanalıyla yapmaları ve bu tahsilat ve ödemeleri söz konusu kurumlarca düzenlenen belgeler ile tevsik etmeleri zorunludur, bu durumda yukarıda belirtilen Vergi Usul Kanunu tebliği de göz önünde bulundurularak, davacının davalıya 7.000,00 TL üzerindeki söz konusu ödemeleri nakit olarak ödeyip ödemediği, davalının ise.
31.12.2020 tarihli davacının hesabında bulunan bakiye (davacıdan alacaklı olduğu) 15.346,83 TL tutarı 159 verilen sipariş avansları hesabına sene sonu olması nedeniyle virman yapmış olduğu tespit edilmiştir. Bu tutarı 01.09.2021 tarihinde de davacının hesabına geri virmanladığı görülmüştür. Bu tutar Davacının davasında talep ettiği tutar olan 15.346,82 TL ile aynı olduğu görülmektedir.
Tarafların 2020-2021 yıllarına ait BA-BS bildirimleri bağlı bulundukları Vergi dairelerince Mahkemeye sunulmuştur. İncelenmiştir. Buna göre tarafların BA-BS bildirimlerinin mutabık olmadığı...'' şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Bilirkişi raporunun denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğu görülmüştür.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).
Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Her iki tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu anlaşılmakla defterler hükme esas alınmıştır.
Tüm dosya kapsamında yapılan inceleme sonucunda; mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda davacının alacaklı olmadığı anlaşıldığından mahkememizce davacının iddiasının ispatı için yeterli görülmemiştir. HMK’nın ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, "Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." düzenlemeleri mevcuttur. Buna göre; alacak iddiasının davacı tarafça ispatı gerekmekle bu husus ispatlanamadığından, davanın reddine dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/42, K. 2023/1002, 20 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama