KÜNYE
T.C. Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 4 Mart 2024
- Esas no
- 2022/506 Esas
- Karar no
- 2024/266
- Dava
- Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 31/05/2022
- Karar yazım tarihi
- 19/03/2024
Karar Metni
1.135 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın 19.06.2006 yılında bilgisayar program yazılımı, otomasyonu ve danışman hizmetleri vermek ve bunların telif haklarını iktisap etmek ve bu doğrultuda çalışmak üzere kurulmuş ve sayısız kurumsal firmaya hizmet veren bilinen bir firma olduğunu, davalının ise bu piyasada hiç bir tecrübesi olmadan müvekkili firmaya iş başvurusunda bulunduğunu, belirli sorumluluklar kapsamında 25.01.2021 tarihinde asgari süreli iş sözleşmesi imzalanmış olduğunu,
sözleşmeye göre davalının aldığı eğitimlerin karşılığında asgari 2 sene çalışması ve akabinde işten ayrılırsa iş akdinin feshini müteakip 1 sene içerisinde müvekkili firma ile rekabet halindeki başka bir firmada çalışmamayı taahhüt etmiş olduğunu; hal böyle iken, davalının 31.12.2021 tarihinde istifa ettiğini ve SGK hizmet dökümünden görüleceği üzere .... isimli rakip firmada çalışmaya başladığını, ... isimli firmanın müvekkili firma ile aynı iştigal konusuna sahip olduğunu, bu durumun İTO İstanbul Ticaret Odası sicil kayıtlarından ve tanık beyanları ile de sabit olduğunu;
müvekkili şirketin Türkiye’de herkes tarafından bilinmekte olan şirketlere hizmet verdiğini ve davalının aktivite raporunda da görüleceği üzere söz konusu şirketlere yönelik çalışmalarda yer aldığını, davalının çalışmakta olduğu .... adlı firmanın müvekkili şirketin rakibi olduğunu, bu hususun müvekkili şirket çalışanları tarafından da bilindiğini;
davalıya sınırsız bir eğitim yatırımı yapıldığını, çalışana katılan bu bilgi değerinin işletme değeri açısından çok önem arz ettiğini, ilgili çalışanın rakip firmaya geçmesi halinde müvekkili firmanın da ekonomik değer kaybı yaşadığını, kendisine verilen eğitimin müvekkili için hiç bir değerinin kalmaması bir yana yeni bir çalışan için aynı mesai ve emeğin sarf edilecek olmasının da müvekkili şirketin çalışma performansını sekteye uğrattığını, davalının görev tanımı ve müvekkilinin iştigal konusu sebebi ile müvekkili firmanın hizmet verdiği müşteri firmaların şirketin çalışanlarına ve onların kişisel bilgilerine,
aktif ve gelecek yatırım planları ve/veya projelerine ve bunlarla sınırlı olmamak üzere tüm gizli bilgilerine sahip olduğunu, tüm bu bilgilerin akabinde rakip bir firmada aynı görev aynı konum ile işe başlanılmasının müvekkili açısından ciddi bir tehlike oluşturduğunu, ayrıca personellerin yeni akdi ilişkiye girmeden önceki işyerinde müşterilerle kurduğu güvene dayalı ilişkileri kullanarak bu kişilerin kendisini takip edeceğini taahhüt etmesinin pek muhtemel bir durum olduğunu,
bu ve bunun gibi Sayın Mahkeme tarafından re'sen takdir edilecek daha birçok sebebe istinaden davalının iş sözleşmesindeki rekabet yasağı maddesinin müvekkili firma için elzem bir önem taşımakta olduğunu, davalı ile yapılan sözleşmenin yasal mevzuatlar çerçevesinde olduğunu ve 1 yıl için rekabet halindeki olduğu İstanbul ilindeki firma/firmalar ile çalışmamayı açıkça taahhüt ettiğini,
davalının sözleşme ile yükümlendiği bu sorumluluğunu hiçe saydığını ileri sürmüş ve taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesi kapsamında yer alan haksız rekabet yasağına aykırılık sebebi ile davalı tarafından taahhüt edilen cezai şart bedeli 50.000.-TL'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Davalı vekili, huzurdaki davada özetle; müvekkilinin 25.01.2021 tarihinde Jr.
Uygulama Danışmanı olarak 4.000 TL ücretle göreve başladığını, kendi isteği ile işten ayrıldığını, müvekkilinin davacının müşterilerine en iyi seviyede hizmet verdiğini, verilen hizmetin dünyada kullanılan SAP yazılımını alan firmalarda iş süreçlerinin analiz edilerek hata ve eksiklikleri gidermek olduğunu, iş sözleşmesinde yer alan rekabet etme yasağına bağlanan cezai şart maddelerinin İş Kanunu ve müstekar Yargıtay içtihatları uyarınca geçersiz olduğunu, ayriyeten müvekkilinin ilk iş tecrübesinde on aylık sürede davacının sırlarını öğrenmesinin mümkün olmadığını, davacının önemli ölçüde zarara uğramış olmasının söz konusu olmadığını,
bu durumun ispatlanamadığını, cezai şarta ilişkin maddenin amaç bakımından ve coğrafi kapsama aykırı olduğu nedeniyle geçersiz olduğunu, konu bakımından belirli olmadığı için de geçersiz olduğunu, müvekkilinin işvereni önemli ölçüde zarar verebilecek nitelikte bilgi sahibi olmasının hem çalıştığı pozisyon itibariyle hem de çalışma süresi bakımından imkansız olduğunu, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte cezai şart tutarının fahiş olması sebebiyle indirilmesi gerektiğini, müvekkilinin çalıştığı sürede aldığı ücretin tamamının bile 50.000 TL cezai şartı karşılamadığını,
taraflar arasında huzurdaki dava ile bağlantılı iş davasının Bakırköy .... İş Mahkemesi’nin .... Esas sayılı dosyası ile derdest olduğunu, işbu dosya ile davacı yan ile müvekkili arasındaki iş sözleşmesinin fesih sebepleri ve davacı yanın talep ettiği alacak kalemleri ile ilgili yargılamanın devam etmekte olduğunu, bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini belirtmiş ve davanın reddini istemiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Dava; rekabet yasağına aykırılık iddiasıyla cezai şart tazminatı talebine ilişkindir.
Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya mali müşavir ve hukukçu bilirkişisi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda özetle; ''Dosyada, davacı işverenin, hangi bilgilerinin iş sırrı olduğuna dair açık bir beyanına rastlanmamıştır. Bu sebeple, gerçekten iş sırrı kapsamında olup olmadıkları yönünde bir değerlendirme yapılamamıştır.
Dosya içeriğindeki bilgi ve belgelerden hareketle, davalının, davacı şirketteki konumu (iş tanımı) itibarıyla davacının iş sırlarına/müşteri çevresine nüfuz etme ve müşteri çevresini ayartma ve rakip işletmeye yönlendirme olanağına sahip olduğuna, yine davalının edindiği bilgiler iş sırrı niteliğindeyse bile bunları kullanmasının davacı işletmenin önemli zararına yol açabileceğine dair net bir tespitin yapılamadığı kanaatine ulaşılmıştır.
Sayın Mahkemenizce gerekli görülürse, davalının davacı şirketteki pozisyonunun davacının müşteri çevresine/iş sırlarına nüfuz etme olanağı verip vermediği, davalının davacının müşteri çevresini ayartma ve rakip bir işletmeye yönlendirebilme gücü olup olmadığı, davalının davacının iş sırlarına nüfuz ettiği varsayılsa bile bu bilgileri kullanmasının davacıyı önemli bir zarara uğratabilecek olup olmadığı hususlarının bilgisayar-yazılım uzmanı bir bilirkişi tarafından değerlendirilmesi gerektiği...'' şeklinde tespit ve rapor edilmiştir.
Bilirkişi raporunun denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğu görülmüştür.
Tüm dosya kapsamında yapılan inceleme sonucunda; mahkememizce alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davalının, davacı şirketteki konumu (iş tanımı) itibarıyla davacının iş sırlarına/müşteri çevresine nüfuz etme ve müşteri çevresini ayartma ve rakip işletmeye yönlendirme olanağına sahip olduğuna, yine davalının edindiği bilgiler iş sırrı niteliğindeyse bile bunları kullanmasının davacı işletmenin önemli zararına yol açabileceğine dair net bir tespitin yapılamadığı ve davacı işverenin, hangi bilgilerinin iş sırrı olduğuna dair açık bir beyanına rastlanmadığı ,
davacının iddialarını destekler nitelikte delil bulunmadığı anlaşıldığından mahkememizce davacının iddiasının ispatı için yeterli görülmemiştir. HMK’nın ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, "Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." düzenlemeleri mevcuttur.
Buna göre; alacak iddiasının davacı tarafça ispatı gerekmekle bu husus ispatlanamadığından, davanın reddine dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/506, K. 2024/266, 4 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama