KÜNYE
T.C. Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2024
- Esas no
- 2024/402 Esas
- Karar no
- 2024/986
- Dava
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 02/05/2024
- Karar yazım tarihi
- 18/10/2024
Karar Metni
1.044 kelime·5 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;taraflar arasında 01.07.2022 tarihinde bir tarafta; “İŞVEREN” olarak .... İnşaat Ve Yatırım A.ş diğer tarafta “OSGB” olarak ..... Grup İş Sağlığı Ve Güvenliği Danışmanlık A.ş arasında 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası kapsamında iş sağlığı ve güvenliği hizmeti alımı ile ilgili olarak sözleşme akdedildiğini, ancak davalı tarafın sözleşmeyi hiçbir haklı gerekçesi olmaksızın, işbu itirazın iptali davasına konu fatura alacaklarının (676.707,50 TL Bedelli ....
Ocak ayına ilişkin Temel Fatura, 676.707,50 TL Bedelli .....
Şubat ayına ilişkin Temel Fatura) doğduğu süreden sonra 14.02.2024 tarihinde mail üzerinden göndermiş olduğu fesih bildiriminde "2024 yılı revize fiyat teklifi şirketimizce uygun bulunmamıştır, bu nedenle yürütmekte olduğumuz OSGB Hizmet alımının şirketimizce sonlandırılmasına karar verilmiştir" denilerek aniden sözleşmeyi feshederek 2024 yılı için Temmuz ayından itibaren yenilemeyeceğinin bildirimini yaptığını, davalı tarafın işbu sözleşmeyi feshetmekte hiçbir haklı yanı bulunmadığını, davalı taraf, sözleşmeyi yıllık devir tarihi olan 2024 temmuz ayından itibaren yenilemeyeceğini tebliğ ettiğini,
karşılıklı ihtarlaşma da ise sözleşmeyi erken feshine kulp bulmak adına müvekkili şirket adına mesnetsiz iddialarda bulunduğunu, bu kapsamda davalı tarafın hizmet verilen aylara ilişkin sözleşme bedelini ödememiş olması haksız iken, ayrıca sözleşmeden kaynaklı bakiye aylar için ayrıca alacak hakklarının olduğunu, ilave olarak, müvekkili şirketçe talep edilen faiz miktarı kanuna uygun olduğunu, faiz yönünden itiraz edilecek bir husus bulunmadığını, Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesi hükmüne göre de, tacirin borçlarının ticari olması asıl olduğu,
açıklanan hususlar birlikte değerlendirildiğinde, avans faizi istenebilmesi için borçlunun tacir olması ve borcun da ticari işletmesi ile ilgili bulunması yeterli olup faize yapılan itiraz da haksız ve kötüniyetli olduğunu, itirazında haksız ve kötü niyetli olan ve aleyhinde başlatılan icra takibine hukuki dayanaktan yoksun olarak itiraz etmiş olan davalı borçlunun, "İSG Hizmet Sözleşmesi kapsamında kesilen fatuta ile" likit olan ve sözleşmeye dayalı ücret alacağının %20’inden az olmayacak oranda icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesi yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine yükletilmesine,
karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;müvekkilinin hak kaybına uğramaması adına, davacı tarafından yöneltilen iddialara itibar edilmemesini, ayrıca davacı tarafından hizmet ilişkisi gereği yükümlülüklerini ihlal etmediğine dair savunmalarının soyut iddia niteliğinde kaldığının ve hukuka aykırı olduklarının kabulü gerektiği, müvekkili tarafından taraflar arasındaki hizmet ilişkisinin davacının hizmet ilişkisi gereği yükümlülüklerini ihlal etmesi yönünden de haklı nedenle sonlandırıldığını, hiçbir kabul anlamında gelmemekle birlikte,
davacı tarafından tanzim edilen ocak 2024 ve şubat 2024 aylarına ilişkin faturalar bakımından müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı Ocak 2024 ayında fahiş fiyat artışına gittiğini, bu kapsamda, Aralık 2023 ayına ait fatura bedeli 273.402,50 TL iken, Ocak 2024 ayına ait fatura bedeli 676.707,50 TL olduğunu, her ne kadar Ocak 2024 ayı faturasına Aralık 2023 faturasından farklı olarak müvekkile ait ...... parsel işi dışında ..... parsel işinde hizmet veren davacı ..... personelleri (1i hariç) de dahil edilmişse de davacı tarafından fahiş fiyat farkı uygulamasına gidildiğini,
bu durumda müvekkili Ocak 2024'e ait faturayı davacının fahiş fiyat farkı uygulaması sebebiyle, Şubat 2024'e ait faturayı ise davacının gerek fahiş fiyat farkı uygulaması, gerekse hizmet verilen gün ile davacının tam ay faturası yerine kısmi fatura kesmesi gerekmesi sebebiyle davacı tarafından tanzim edilen Ocak 2024 ve Şubat 2024 tarihli faturaları ödeme yükümlülüğü bulunmadığını,
davacının fahiş fiyat farkı uygulamasına gittiğinin tespit edilecek ve neticesinde taraflar arasındaki hizmet ilişkisinin müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiğinin tespiti ve sonucunda davacı tarafından kesilen Ocak 2024 ve Şubat 2024 faturaları bakımından müvekkilin herhangi bir ödeme yükümlülüğü bulunmadığı sonucuna varılacağı, taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin bulunmaması, davacı tarafından fahiş fiyat uygulamasına gidilmiş olması,
davacının hizmet ilişkisi gereği yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmemiş olması sebebiyle müvekkili tarafından taraflar arasındaki iş ilişkisinin haklı nedenle sonlandırılmış olması ve dolayısıyla müvekkilin davacı tarafından hukuka aykırı olarak tanzim edilen Ocak 2024 ve Şubat 2024 faturalarını ödemesi gerekmemesi sebebiyle müvekkili aleyhine telafisi imkansız zararlara sebep olmaması adına davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
HMK'nun davaların birleştirilmesi başlıklı 166. maddesi "(1)Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar.
(2)Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır. (3)Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir.
(4)Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır." hükmünü amirdir.
HMK'nun davaların birleştirilmesi ve ayrılmasında kanun yolları başlıklı 168. maddesi "(1)Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme ve ayırma hususundaki ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna; bölge adliye mahkemesi kararları hakkında ise temyiz yoluna, ancak hükümle birlikte gidilebilir. Şu kadar ki, bu husus tek başına, bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan incelenme; Yargıtayda ise bozma sebebi teşkil etmez." hükmünü amirdir.
Bu açıklamalar ışığında; Mahkememiz dosyası ile Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi ..... esas sayılı dosyası arasında fiili ve hukuki irtibat bulunduğu, hukuki uyuşmazlığın çözümünde tarafların aynı olduğu ve alacağın her iki dosya yönünden de aynı sözleşmeden kaynaklandığı, sözleşmenin feshine ilişkin yapılacak araştırma ile her iki dosya yönünden alacak miktarının tespitinin yapılmasının da usul ekonomisine uygun olacağı, her iki dosyanın birlikte değerlendirilmesinin gerektiği, davacı vekilinin de birleştirme talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.
Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi ..... esas sayılı dosyasının da aynı olayla ilgili olduğu, bu nedenle iş bu dosya ile dosyamız arasında hukuki, fiili ve şahsi bağlantı bulunduğundan (davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması nedeniyle) usul ekonomisi gereğince davalar arasında HMK.'nın 166/4. maddesinde belirtilen bağlantının bulunduğu anlaşılmakla davaların birleştirilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/402, K. 2024/986, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama