KÜNYE
T.C. Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2023
- Esas no
- 2021/400 Esas
- Karar no
- 2023/1105
- Dava
- İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 05/05/2021
- Gerekçeli kararın yazılma tarihi
- 13/12/2023
Karar Metni
1.353 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava, eser sözleşmesi kapsamında fatura alacağının tahsiline ilişkin başlatılan icra takibine itiraz davasıdır.
Davacı, dava dilekçesi ile özetle; davalı ile aralarında inşaat kaba işlerinin yapılmasına ilişkin sözleşme imzalandığını, fatura düzenlendiğini, davalının ihtarname ile faturayı iade ettiğini, bu nedenle faturaya ilişkin icra takibi başlattıklarını, davalının haksız şekilde takibe itiraz ettiğini, bu nedenle icra takibine itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, cevap dilekçesi ile özetle; davacının geçici kabule uygun hale getirdiği tüm işlerin bedelinin ödendiğini, sözleşme kapsamında davacıya ödenmemiş bedelin bulunmadığını, sözleşme kapsamında teslimat ve kabul işlemlerinin henüz yapılmadığını, davacının geçici kabule dair yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle geçici kabul komisyonu kurulamadığını, kesin hesap ve kesin kabul işlemlerinin yapılamadığını, alacak ve borç durumunun nihai şekilde belirlenmediğini, bu halde muaccel olmayan bir borcun bulunduğunu, kesin hakediş raporu yayınlanmadığından bu faturayı kabul etmediklerini bildirdiklerini, muaccel olan ve hak edişleri hesaplanan tüm alacakların ödendiğini, kötü niyetle takip başlatıldığını savunarak, davanın reddi ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlık, davacının davalıdan hakediş sebebi ile mevcut herhangi bir alacağının bulunup bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmeye uygun şekilde kesin hakkediş yapılmadan düzenlenen faturaya ilişkin alacağın muaccel nitelikte olup olmadığı ile icra takibine yapılan itirazın yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkindir.
Taraflar arasında imzalanan 13.09.2018 tarihli sözleşmenin “Hakediş ve Ödemeler” başlıklı 12.maddesi ile “Aylık yapılan imalatlar, idarenin onaylamış olduğu ataşman ve röleveler dikkate alınarak, işveren’in (SU-KARA/LEF YAPI İş Ortaklığı) İdare’ye (...... ) yaptığı hakkedişin onaylanıp, ödemesi işverene yapıldıktan sonra yüklenici (....... Grup) hakedişi yapılacaktır. Yüklenici hakledişi ödemesi en geç, hakedişin yapıldığı aydan bir sonraki ayın son gününe kadar yapılmış olacaktır.” hususu,
19.maddesinin “Teslimat ve Kabul İşlemleri” başlıklı 19.maddesinin ‘Kesin Hesap’a ilişkin "a- İş’in sözleşme hükümlerine göre eksiksiz ve kusursuz tamamlanması neticesinde iş tesliminin yapılmasının ardından, yüklenici, kesin hesap tanzimine ve sözleşme mucibince yapılan işin hesaplarının çıkarılmasına başlar.
E. Aksi takdirde kesin hesap evrakı yüklenici tarafından kayıtsız şartsız kabul edilmiş sayılacak ve bundan sonra son hakediş muameleye konularak, yüklenici tarafından bilahare vaki olacak herhangi bir itiraz nazara alınmayacaktır.
F. hesap kesme muamelesi, yapılan bütün iş bedellerinden iş esnasında muvakkat hakedişlerle verilen paralarla, teminat kesintisi ve sözleşmeye göre kesilecek cezalar varsa, bu cezalar ve kanunların mucibince hakedişlerden kesilmesi gerekli kesintiler ve işveren’e borçları düşülmek suretiyle tanzim olunacak son hakedişe göre yapılacaktır.” hususları düzenlenmiştir.
Talimat bilirkişi heyetinden alınan 01.07.2022 tarihli rapor ile, dava konusu bina inşaatı işinin tamamlandığı, 16.04.2020 tarihli geçici kabul tutanağı ile işin bitirilerek teslim edildiği, geçici kabulünde uygun görüldüğü, binanın aktif olarak kullanıldığını, davacının kendi defterleri itibariyle davalıdan 252.469,80-TL alacaklı gözüktüğü, davalının ise kendi defter kayıtları itibariyle davacıya 4.594,90-TL borçlu gözüktüğü tespit edilmiştir. Taraf kayıtları arasındaki uyuşmazlığın, davalının davaya konu 247.874,90-TL bedelli faturayı defterlerine işlememesi ile davacının 154,90-TL davalı ödemesini kendi defterlerine işlememesinden ileri geldiği anlaşılmıştır.
Somut olayda; davalı ile bina kaba yapı işlerinin yapılmasına ilişkin alt yüklenici davacı ile sözleşme imzaladığı, dava dışı idare ile davalı arasında binaya ilişkin geçici kabulün 16.04.2022 tarihinde yapıldığı, geçici kabul eksikliklerinin ise 04.09.2022’de tamamlandığı, dava konusu binanın tamamlandığı, keşif tarihi 29.06.2022 itibariyle kullanımda olduğu, bina kesin kabulünün ise 18.04.2022’de yapıldığı açıktır.
Davalı, davacının 23.09.2020 tarihli ve 247.720,00-TL bedelli “kesin hesap” faturasının kabul edilmeyerek iade edildiğini, zira faturanın kesin hesap faturası olarak düzenlendiğini fakat kesin kabul işlemleri gerçekleştirilmeksizin bu yönde bir fatura düzenlenemeyeceğini, alacağın muaccel olmadığını savunmuştur.
Davacının davaya konu kesin hesap faturasını sözleşmenin tasfiyesi niyetiyle düzenlendiği değerlendirilmiştir. Zira işin tamamlanarak teslim edildiği, fatura tarihinden önce dava dışı idare ile davalı arasında geçici kabul ve geçici kabule ilişkin eksikliklerin tamamlandığına ilişkin tutanaklar tutulduğu açıktır. Bu halde davacının, eseri geçici kabul uygun şekilde teslim ettiği ve geçici kabuldeki eksiklikleri giderdiği ve eseri teslim ettiğini kabul etmek gerekmektedir. Dolayısıyla kesin hesap faturasının sözleşmeye uygun şekilde düzenlenmediği ve alacağın muaccel hale gelmediği yönündeki itirazın yerinde olmadığı, eserin teslimi ile ücret talep etme hakkının doğacağı, alacağın muaccel olduğu kanaatine varılmıştır.
Bununla birlikte talep konusu faturanın sözleşmeye aykırı düzenlendiği iddiası da yerinde değildir.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin, teslime ilişkin 19. maddesi ile 'kesin hesap' açıkça düzenlenmiş olup, işin eksiksiz ve kusursuz tamamlanması neticesinde iş teslimi gerçekleştikten sonra kesin hesap tanzimine başlanacağı, hesabın resen davalıca hazırlanacağı düzenlenmiştir.
İdare ve davalı arasındaki geçici kabul tutanağının, 16.04.2020 tarihi itibariyle imzalandığı görülmekle, davacının kaba işlere yönelik eserini en geç bu tarihte teslim ettiğinin kabul edilmesi gerekmektedir. Zira idarenin geçici kabulü yapmış olması dışında, davalının da geçici kabule konu işlerin eksik veya ayıplı yapıldığına ilişkin bir iddiası da mevcut değildir.
Kesin hesap ve kesin kabul işlemleri sözleşme kapsamında ayrı ayrı düzenlenmiş olup, kesin hesabın ancak kesin kabul sonrası gerçekleştirileceği yönünde açık bir hüküm mevcut değildir, kesin hesabın yapılması sadece eserin tamamlanarak teslim edilmesi şartına bağlanmıştır.
Geçici kabul 16.04.2020 tarihinde yapılmış, geçici kabuldeki eksik ve kusurlu işlerin tamamlandığı da 04.09.2020 tarihli tutanak ile tespit edilmiş olup, davalının en geç 04.09.2020 tarihinden itibaren kesin hesabı düzenlemesi gerekmektedir. Davalının kesin hesabı düzenlemediği, kesin kabulün beklenmesi gerektiği yönündeki iddiası kapsamında açık olup; davacı tarafça 23.09.2020 tarihli ve 247.720,00-TL bedelli kesin hesap faturasını düzenlemesinde sözleşmesel veya yasal herhangi bir engel bulunmamaktadır. Sözleşmenin, davacının eseri teslimi sonrasında kesin hesabın davalıca resen düzenlenmesi gerektiği yönündeki 19.maddede yer alan açık hüküm nedeniyle davacının kesin hesabın hazırlanması yönünde davalıyı temerrüde düşürmesine gerek bulunmamaktadır.
Davalının geçici ve kesin kabule davet edilerek temerrüde düşürülmesi de kesin hesabın yapılması ile ilgili değildir. Sözleşmenin 19. Maddesi kesin hesabın davalıca resen yapılacağı hususunda açıkça düzenleme içermekte olup, davalının geçici kabul işlemlerini gerçekleştirmesine rağmen davacıya ait kesin hesabı sözleşmeye aykırı olarak dava konusu fatura tarihine kadar düzenlemediği açıktır.
Sonuç olarak, fatura tarihi 23.09.2020 tarihli olup, 27.12.2021 tarihli bilirkişi raporu ile e-fatura olarak sistem üzerinden davalıya gönderildiği, faturaya itiraza ilişkin belgenin bulunmadığı, faturanın iadesine ilişkin ihtarnamenin ise 26.10.2020 tarihli olması kapsamında faturaya yasal süre içerisinde itiraz edilmediği, fatura içeriğinin doğruluğunun kesinleştiği, işin eksik ve ayıplı olduğu yönünde de bir itirazın bulunmadığı anlaşıldığından, alacağın likit nitelikte olduğu kabul edilmiş ve icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Taraf ticari defterleri lehlerine delil niteliğine haiz olup, davacı kendi defterleri itibariyle davalından 252.469,80-TL alacaklı gözükmekle, takip dayanağının fatura değil cari hesap olarak belirtilmiş olması kapsamında, davanın defter kayıtları itibariyle 252.469,80-TL üzerinden kabulüne karar verilmiştir. Tarafların tacir, işin ticari olması kapsamında da alacağa avans faizi işletilmesi yönündeki talep yeride görülmüştür.
Katip ...... ¸e-imzalıdır Hakim ...... · ¸e-imzalıdır
Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/400, K. 2023/1105, 5 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama