KÜNYE
T.C. Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 6 Şubat 2024
- Esas no
- 2022/1131 Esas
- Karar no
- 2024/132
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 12/12/2022
- Gerekçeli kararın yazılma tarihi
- 29/02/2024
Karar Metni
1.203 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava, fatura bedeline ilişkin başlatılan icra takibine itirazın iptalidir.
Davacı, dava dilekçesi ile özetle; davalı ile arasında 2018 yılından beri süregelen, alım satıma dayalı bir ticari ilişki olduğunu, bunun yanında “...”ni birlikte yürütmek konusunda anlaştıklarını, proje çerçevesinde ürün numune bedelinin %50’sinin davalıca karşılanması hususunda anlaşıldığını, ürünleri üreterek,
kalite denetimlerini yaptıklarını fakat numune bedellerinin taahhüt edilen kısmının davalıca karşılanmadığını, bu bedelin karşılanacağı hususunda davalı şirket yetkilisi ...’nin e-postalarının bulunduğunu, davalının daha sonra projeyi tek taraflı olarak ve hiçbir sebep belirtmeksizin sona erdirdiğini, taraflar arasında yazılı olmayan bir sözleşmenin varolduğunu, e-posta yazışmalarının delil olarak kabul edilmesi gerektiğini, yazışmaların en azından yazılı delil başlangıcı olduğunu,üretilen ürün bedellerinin yarısına karşılık fatura düzenlediklerini, faturaya itiraz edilmediğini, fatura bedelinin ihtarname ile talep edildiğini,
ödeme yapılmaması nedeniyle icra takibi başlattıklarını ve davalı tarafça haksız şekilde takibe itiraz edildiğini iddia ederek, itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesi ile özetle; taraflar arasında imzalanan Ticari Şartlar Anlaşması ile Çerçeve Tedarik Sözleşmesinde Tahkim şartının bulunduğunu, tahkim ilk itirazında bulunduklarını, takibin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığını, taraflar arasındaki “Fason Üretim Anlaşması” uyarınca yetkili icra dairelerinin İstanbul icra daireleri olarak belirlendiğini, “Fason Üretim Anlaşması” kapsamında davacı şirket tarafından ... üretimi gerçekleştirildiğini, sözleşme devam ederken davacı şirketin ... üretim hattını kapattığından bahisle ... tedarik edemeyeceğini bildirdiğini,
... ürünün coğrafi işaretli niş bir ürün olması ve fazla üreticisinin bulunmaması ile fesih bildiriminin en az 12 ay öncesinden yapılmasının gerekmesi nedeniyle davacıdan 2022 Aralık ayına kadar yapılacak satışları karşılar nitelikte toplu üretim yapmasının talep edildiğini, davacının olumlu yanıt vermediğini ve tesisin kapatılacağını bildirdiğini, davacının fesih bildiriminin usulüne uygun olmaması nedeniyle, feshin kabul edilmediğini, usulünce yapılacak feshin ancak 12 sonra hüküm ifade edeceğini ihtar ettiklerini, davacının noter aracılığıyla 23.05.2022 tarihli fesih bildirimi gönderdiğini,
sözleşme ilişkisinin usulüne aykırı sona erdirilmesi nedeniyle davacının talep hakkının bulunmadığını, davacı dünya çapındaki kriz, hammadde fiyatlarındaki artış vb. Nedenler ile üretimin tamamen durdurulmasının zorunlu hale geldiğini beyan etse de sözleşmeler ve verilen taahhütler çerçevesinde üretimin durdurulması gibi ciddi bir kararın bir anda alınması durumunun basiretli bir tacirden beklenmeyeceğini, satış hızı düşük bazı ... ürünlerinin stoğunun bitmesi halinde, davacı tarafça listeden çıkartılmasının talep edilmesi halinde bu yönde değerlendirme yapılacağı,
satış rakamları çerçevesinde ürünlerin üretimine devam edilip edilmeyeceği hususunda değerlendirme yapılacağı yönünde mutabık kaldıklarını, üretim hattının kapatılacağı hususunda önceden herhangi bir bildirim yapılmadığını, dava konusu faturaya konu ürünlerin de kendilerine teslim edilmediğini, faturanın iade edildiğini, fatura içeriğinin de kabul edilmediğini, söz konusu ürünlerin davacı tarafça satışa sunulabilecek nitelikte ürünler olduğunu, satışa arz edilebilir ürünler nedeniyle zarara uğramasının mümkün olmadığını, davacının tedarik sağlamaması nedeniyle zarara uğradıklarını savunarak davanın reddini talep etmişlerdir.
Tahkim ilk itirazının incelenmesinde; davacı, taraflar arasında sözlü bir anlaşmanın bulunduğunu iddia etmekle, davalı dava konusu ticari ilişkinin Fason Üretim Sözleşmesi çerçevesinde kurulduğunu savunmuştur. İlgili sözleşmede tahkim şartına ilişkin bir madde bulunmadığı, aksine İstanbul Mahkemelerinin münhasır yargı yetkisi üzerinde mutabık kalındığı anlaşılmakla, yerinde görülmeyen ilk itirazın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, dava konusu faturaya ilişkin ürünlerin üretilerek davalıya teslim edilip edilmediği, bu numune ürün bedellerinin %50’sinin davalı tarafça yüklenileceği hususunda taraflar arasında anlaşmanın bulunup bulunmadığı, bu anlaşmanın taraflardan biri tarafından feshedilip edilmediği, davacının icra takibine konu fatura alacağını davalıdan talep edip edemeyeceği ile icra takibine itirazın yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkindir.
Taraflar arasında Ticari Şartlar Anlaşması, Çerçeve Tedarik Sözleşmesi, Fason Üretim Anlaşması olmak üzere üç ayrı sözleşme (... A.Ş. İle ....A.Ş. 2021 yılı itibariyle birleşmiştir) mevcuttur.
Davacı tarafça 18.04.2022 tarihli e-posta ile davacının bu hafta verilecek siparişlerinin üretileceği, fakat bu tarihten sonra sipariş üretilmeyeceği, unlu mamullere ilişkin boyoz ürünü hariç olmak üzere hizmet vermeye devam edileceği, boyoz markası ürünlerine ilişkin işin Nisan 2022 tarihi itibariyle sona erdirileceği bildirmiştir. Davalı cevabi 10.05.2022 tarihli ihtarı ile özetle; sözleşmeye aykırı şekilde sözleşme feshinin kabul edilmediği, sözleşme feshinin ihtar tarihinden 12 ay sonra hüküm ifade edeceği bildirilmiştir.
Bunun üzerine davacı, 23.05.2022 tarihli ihtarname ile üretim tesislerinin kapanacak olmasından kaynaklı olarak davalı ile olan sözleşmeleri feshettiğini ihtar etmiştir. Davacı, 26.07.2022 tarihinde, 51.181,52-TL bedelli ve unlu mamul projesine ait faturayı davalı adına düzenlemiştir.
Somut olayda; davacı ürettiği numune boyoz ürünlerin %50 maliyetinin davalı tarafça karşılanacağının taahhüt edilmesine rağmen bu ödemenin yapılmadığını iddia ederek, maliyete ilişkin fatura kapsamında davalı aleyhine takip başlatmıştır. Davalı ise söz konusu ürünlerin kendilerine teslim edilmediğini iddia etmektedir.
Davalı taraf yetkilisi 03.03.2022 tarihli e-postası ile davacıdan, 11 farklı mağazaya gönderilecek 305 adet karma ürün numune kolisi oluşturulmasını istemiş, numune kolilerin %50 bedelinin davalıca karşılanacağını ve bunun için numune kolilerin ürün sistemine eklenmesi gerektiğini bildirmiştir.
Davalı ürünlerin hazır edildiğini 1.05.2022 tarihinde e-posta yoluyla davalıya bildirildiğini, davalının ise ürünleri teslim almadığını, ürünleri hazır ederek edimlerini ifa etmeleri kapsamında, ilgili fatura konusu alacağın taraflarına ödenmesi gerektiğini, alıcı temerrüdü sonucunda ürünlerdeki zararın alıcıya geçtiğini savunmuştur.
Bilirkişi raporuyla, davacının faturaya konu ürünlerin teslimine ilişkin delil sunmadığı ayrıca faturadaki alacağa konu ve dava dışı iki firmaya teslim edilen ürünlerin de faturaya konu edilmesinin yerinde olmadığı, zira bu iki firmanın e-posta yazışmalarında yer almadığı belirtilmiştir.
Somut olayda; taraflar arasında 03.03.2022 tarihinde numune ürün kolisi oluşturulması yönünde anlaşmaya varıldığı ve davalı tarafça ürünlerin %50 maliyetinin karşılanacağının taahhüt edildiği açıktır. Bununla birlikte davacı, davalı ile olan anlaşmalarını üretim tesislerinin kapanması sebebiyle feshetme iradesini ve Nisan ayı sonunda tüm işlemlerini durduracağını 18.04.2022 tarihli e-posta ile 19.04.2022 tarihindeki e-postası ile davalının üretim taleplerinin karşılanmasının mümkün olmadığını bildirmiştir.
Davacı, 11.05.2022 tarihli e-postası ile ürünlerin hazır bekletildiğini bildirmekle, unlu mamuller projesine devam edilip edilmeyeceğini sormuş, davalı aynı tarihte projeye devam edilmeyeceğini bildirmiş, davacı 23.05.2022 tarihinde fesih ihbarnamesi göndermiş, dava konusu faturayı ise iki ay sonra 26.07.2022 tarihinde düzenlemiştir.
Bu halde temerrüde düşen tarafın davalı alıcı olduğunu söylemek mümkün değildir. Zira anlaşma dolayısıyla taahhüt edilen mal üretiminin gerçekleştirilemeyeceği davacı tarafından bildirilmiştir. Davalının temerrüde düştüğü kabul edilse bile, davacı söz konusu malların uygun muhafazası hususunda borç altında kalmaya devam etmektedir.
Ürünlerin unlu mamul olması ve bozulacak nitelikte olması kapsamında, davacı TBK.108 uyarınca satış hakkını kullanmakla yükümlüdür, zira satılan ürün bozulabilir niteliktedir ve bekletilerek satışın gerçekleştirilmemesi hali alacaklıyı ciddi zarara uğratacaktır. Davacı söz konusu ürünlerin zayi olduğunu bildirmiştir.
Davacının, bozulacak ürünleri TBK.108 uyarınca satmaması, bilirkişinin de belirttiği üzere davalıya düzenlenen faturalarda anlaşmada mevcut olmayan üçüncü kişiler adına üretilen ürünlere de yer verildiğinden, ürünlerin davalı tarafça sipariş sonucu üretilen ürünler olup olmadığının tespiti gerektiğinden ve söz konusu ürünler üzerinde inceleme yapılması mümkün değildir. Yukarıda belirtilen tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Katip .... · ¸e-imzalıdır Hakim .... · ¸e-imzalıdır
Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/1131, K. 2024/132, 6 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama