KÜNYE
T.C. Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2024
- Esas no
- 2021/212 Esas
- Karar no
- 2024/1185
- Dava
- Tespit
- Dava tarihi
- 05/03/2021
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 25/12/2024
Karar Metni
4.071 kelime·20 dk okuma·3 bölüm
Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Asıl dava bakımından:
Talep: davacı vekili özetle; davalı şirketin toplam kayıtlı sermayesinin 20.000.000,00 TL olduğunu, bu tutarın her biri 2.000,00 TL değerinde olan 10.000 adet hisseye ayrıldığını, kayıtlı sermayenin tamamının ödendiğini, şirketin hisse yapısını ve son yönetim kurulunun dava dilekçelerindeki tabloda sunduklarını, davacının babası olan ...... 'ın 16 Temmuz 2020 tarihinde vefat ettiğini, ......'ın davacının öz kardeşleri olduğunu, müteveffa ......'ın 10 Aralık 2018 tarihinde akdedilen Hisse devir sözleşmesine göre, davalı ........
Plastik nezdinde bulunan 1.755 adet hissesini 3.510.000,00 TL karşılığında davacıya devrettiğini, davacının haricen, nakden ve peşin olarak ödeme yaptığını, sonrasında 4 Ocak 2019 tarihinde ikinci bir hisse devri gerçekleştiğini, müteveffa ...... 'ın bu defa 2060 adet hissesini davacıya devrettiğini, ekte yer alan banka dekontlarının açıklama kısmına göre davacının müteveffa ......'a devrettiği hisselerin karşılığı olarak toplam 4.120.000 TL ödediğini, söz konusu devir işlemlerinden sonra davalı ........
Plastik nezdindeki hisse dağılımının, "....... 1355 hisse adedi, 2.710.000,00 TL hisse tutarı, %13,55 hisse oranı, .... 1570 hisse adedi, 2.710.000,00 TL hisse tutarı, %15,70 hisse oranı, ........ 1570 hisse adedi, 2.710.000,00 TL hisse tutarı, %15,70 hisse oranı, ........ 1570 hisse adedi, 2.710.000,00 TL hisse tutarı, %15,70 hisse oranı, ...... 60 hisse adedi, 120.000,00 TL hisse tutarı, %0,60 hisse oranı, .....
3.875 hisse adedi, 7.750.000,00 TL hisse tutarı, %38,75 hisse oranı," şeklinde olduğunu, ancak anılan satışların, davacının birçok kez talep etmesine rağmen, hisselerini devreden ......'ın uzun süreli tedavi süreci ve diğer yönetim kurulu üyelerinin bu süreçteki olumsuz tutumları nedeniyle Davalı ........
Plastik Yönetim Kurulu'ndan onaylanıp keyfiyet şirket pay defterine işlenmediğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 490. maddesinin, "Kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, nama yazılı paylar, herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebilirler." şeklinde olduğunu, davalı ........
Plastik'in ana sözleşmesinin 6. maddesine göre ise hisse devri yönetim kurulunun onayına tabi kılındığını, ayrıca Türk Ticaret Kanunu'nun Kanuni Sınırlama başlıklı 491. maddesi düzenlemelerine göre, davanın açılarak davacının hissedarlığının anılan hisse devrileri göre tespit edilmesi ve davalı ........ Plastik pay defterine işlenmesi gereği doğduğunu, müteveffa ... ........'ın, İstanbul .....
Noterliğince 12 Şubat 2020 tarihinde düzenlenen Düzenleme Şeklinde Vasiyetname ile ........ Plastik bünyesindeki kalan hisselerinin %24'ünü davacıya ve %12,75'ini Naciye ........'a vasiyet ettiğini, vasiyetname Büyükçekmece ..... Sulh Mahkemesi'nin ..... esas sayılı dosyası kapsamında açıldığını, vasiyetnameye itiraz edilmiş ve vasiyetnameye itiraz davası Büyükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .....
E. sayılı dosyası kapsamında görüldüğünü, gerek anılan hisse devirleri gerekse müteveffa .........'ın vasiyet ettiği hisse oranı dikkate alındığında, davacının Davalı ........ Plastik bünyesindeki hisse oranının %42'ye ulaştığını, hal böyle iken davacının Davalı ........ Plastik'e hiçbir erişimi bulunmadığını, davacının Davalı ........ Plastik'in geleceğinden endişe ettiğini, davalının diğer hissedarları ve aynı zamanda yönetim kurulu üyeleri .........'ın, davalı ........
Plastik'le aynı adreste faaliyet gösteren ........ Dış Ticaret Ltd. Şti.'nin (........ Dış Ticaret) hissedarları ve temsile yetkili üyeleri olduğunu, adı geçen kişilerin bir takım kanuna aykırı ve usulsüz işlemler yapmak suretiyle Davalı ........ Plastik'in faaliyetlerini ve sermayesini dava dışı ........ Dış Ticaret'e aktardıklarını, kağıt üzerinde farklı iki tüzel kişilik gibi gözüken davalı ........ Plastik ve dava dışı ........
Dış Ticaret'in fiilen tek bir ekonomik ünite olarak değerlendirilmesi gerektiğini, ........ Plastik'in aktifleri, bedelsiz veya çok cüz'i bedellerle ........ Dış Ticaret'e aktarıldığını, böylelikle ........
Plastik'in ekonomik varlığını sürdürebilmesi, devam ettirilmesi olanağının ortadan kalktığını, ayrıca şirkete zorunlu olarak atanması gereken bağımsız denetçinin, 31.12.2018'den bu yana atanmayarak şirketin denetlenebilirliği ortadan kaldırıldığını, bütün bu hususların; istihdamı önleyici mahiyette olduğunu, kamu zararına yol açtığını, ........
Plastik'in en son genel kurul toplantısının 31.08.2018 tarihinde yapıldığını ve temsilcilerinin görev süresinin sona ermek üzere olduğunu, ........
Plastik'in genel kurul toplantıları yaklaşık 3 yıldır yapılmadığını, genel kurul yapılamadığı için yönetim kurulu üyelerinin hesap verme yükümlülükleri hissedarlara karşı yerine getirilmediğini, bu haliyle genel kurul toplantısının yapılmamasının, şirketi organsız bırakacağını, tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle davacının uğradığı zararların tazmini için ......... Ve Dava Dışı ........
Dış Ticaret'e karşı her türlü yasal yola müracaat hakları saklı kalmak ve davanın sonuna kadar geçerli olmak üzere, davalı ........ Plastik'e tedbiren yönetici kayyım atanmasını talep ettiklerini, davacı .....'in ........ Plastik Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin 7.750.000 TL değerinde 3875 adet hissesine sahip hissedar olarak tespit edilmesine ve keyfiyetin ........ Plastik Sanayi ve Ticaret A.Ş. pay defterine işlenmesine, davanın sonuna kadar, ........
Plastik Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye tedbiren yönetici kayyımı atanmasına, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalı şirkete tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Savunma: davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: arabulucuya başvurulmadığını, TTK 5/A kapsamında davanın ticari dava olduğunu, davacının meblağı belirtilen devir aldığı ve vasiyetname ile vasiyet edilen hisselerin pay defterine işlenmesini talep ettiğini, davalı şirketin anasözleşmesinin 3. Sayfasında belirtildiği üzere,6.
Maddede hisse devirlerinin yönetim kurulunun onayına tabi tutulduğunu, TTK 493/1 uyarınca yargılama sonunda hisse devirlerinin pay defterine işlenmesi yönünde karar çıkması halinde, davalı şirketin payları alma hakkını kullanabileceğini, bu durumda da alacak unsuru ortaya çıktığını, kaldı ki alacak ya da tazminatın nevisi kanunda tanımlanmadığını, bu yüzden hisse devri de alacak olup pay defterine hisse devrinin işlenmesinin de pay sahibi yönünden alacak ve tazminat hakkının doğumuna sebep olacağını, İstanbul ........
Noterliği'nin 12/02/2020 tarih ve ...... yevmiyeli vasiyetnamesi ile davacının, mirasbırakan .......'ın şirket hisselerinin %24'ünü kendisine vasiyet ettiğini beyan ettiğini, TTK 600.
Maddesine göre vasiyetin alacaklısına vasiyet konusu şeyin devrini isteme konusunda bir alacak hakkı vereceğini, bu sebeple de TTK 5/A uyarınca davanın arabuluculuk başvuru şartına sahip olması gerekmesi nedeniyle, davanın usulden reddi gerektiğini, davacı tarafın iddia ettiği, mirasbırakan ....... ile kendisinin 10.12.2018 tarihinde hisse devri sözleşmesinde yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olarak belirtildiğini, HMK 17: "….Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." dediğini, bu sebeple yetki itirazında bulunduklarını, HMK 119-1 uyarınca,
dava dilekçesinde davacının adresi yazılı olmadığını, bu durumda da HMK 119-1-b uyarınca usulüne uygun bir dava dilekçesi hazırlanmadığını, davacıya HMK 119/2 uyarınca davacıya eksikliği tamamlaması için 1 hafta kesin süre verilmesi gerektiğini; eksiklik tamamlanmazsa davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, dava basit yargılamaya tabi olup tensip zabtında da bu durum bildirildiğini, davacı tarafın davasını ve delillerini genişletmesine muvafakatları olmadığını, davacı tarafın 05.03.2021 Uyapa yüklenme tarihli dava dilekçesinde: "işbu dilekçemiz ekinde sunmuş olduğumuz belgeler, ........
Plastik Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve ........ Dış Ticaret Ltd. Şti.'ne ait ticaret sicil kayıtları ile vergi ve muhasebe kayıtları, yazışmalar, iletişim mecralarına ait kayıt ve bilgiler, bilirkişi incelemesi, keşif, tanık ve sair her türlü yasal delil" olarak delillerini belirttiğini, HMK 319. ve HMK 318.
Gereğince, buna rağmen davacı tarafın 08.03.2021 Uyap yüklenme tarihli "Delil dilekçemizin sunulmasından ibarettir" konulu delil dilekçesi vererek ekinde dava dilekçesinde belirtmediği delilleri ileri sürdüğünü, bu delillerin nüfus kayıt örneği, veraset ilamı, 10.12.2018 tarihli hisse devir sözleşmesi, 50.000 TLlik 04.01.2019 tarihli ....... Bankası dekontu, 170.000 TLlik 13.02.2019 tarihli ..... Bankası dekontu, ..... imzalı 150.000 TLlik 15.01.2019 tarihli .....
Bankası dekontu, 05.04.2019 tarihli 3.900.000 TLlik ....
Bankası dekontu, 17 Eylül 2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesini sunduğunu, ayrıca delillerini genişleten 12 maddelik delil bildirdiklerini, bu delil dilekçesinde deliller ve ekindeki belgeler HMK 319 uyarınca delillerin genişletilmesi yasağı kapsamında olduğundan, sunulmasına ve toplatılmasına muvafakatımız olmadığından yargılamaya ve hükme esas alınamayacaklarını, hisse devrinin anasözleşmenin 6. Maddesine göre yönetim kurulu onayına tabi olduğunu, davacının TTK 492/1 uyarınca dava açmadan önce şirket yönetim kuruluna başvurusunun olmadığını, bu sebeple ön şart gerçekleşmediğinden davanın reddi gerekeceğini,
davacının ortaokul mezunu bir ev hanımı olduğunu, hayatı boyunca hiç çalışmadığını, iddia ettiği hisselerin bedellerini ödeyecek taşınır ya da taşınmaz malvarlığının hiç olmadığını, ikinci olarak 10/12/2018 tarihli hisse devri sözleşmesi içerisinde haricen, nakden ve defaten tahsil eyledim yazılı olmasına rağmen, davacı tarafın delil sunma yasağına aykırı olarak banka dekontu sunduğunu, bu çelişkinin dahi devrin gerçek olmadığını gösterdiğini, davalı şirketin paylarının senede bağlanmadığını(çıplak pay), TTK senede bağlanmamış payın devri konusunda herhangi bir düzenleme olmadığını, payın ister nama ister hamiline,
olsun senede bağlanmamış payların devrinin TBK genel hükümlerine tabi olduğunu, taahhüt edilen sermaye borcu ödenmiş ise, payın devrinin, TBK 183.
Maddesine göre alacağın devrine, TBK 184/1 gereği yazılı şekle bağlı olup, esas sözleşmede bağlam hükmü olmaması halinde, TBK'nın 492 vd. Hükümleri uyarınca payların ancak şirket onayı ile devredilebileceğini, geçerli bir hisse devir sözleşmesinin söz konusu olmadığını, hisse devir bedelinin çok yüksek bir bedel olduğunu elden ve peşin ödendiğinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, diğer mirasçıların aleyhine olduğunu, davacının söz konusu bedeli ödeme gücü olmadığını, sözleşmedeki satış bedelinin hissenin gerçek değerinin çok altında olduğunu, yapılan devrin muvazaalı olduğunu gösterdiğini,
davacının hisselerinin pay defterine yazdırması hususunda iki seneyi aşkın bir süredir herhangi bir talepte bulunmadığını, davaya konu sözleşmede devir sebebinin doğru gösterilmediğini, gerçek devrin bağışlama olmasına rağmen, sözleşmede hisselerin satıldığının bildirildiğini, TBK 19 gereği işlemin tarafların gerçek iradelerine göre hüküm ve sonuç doğuracağını, 10.12.2018 tarihli hisse devri sözleşmesinin bir an için geçerli olduğu kabul edilse bile davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu sözleşmede .......'ın imzasının üzerinden geçildiğini, imzanın ... ........'a ait olmadığının anlaşıldığını,
imzanın ......'ın daha önce attığı imzalara benzetilmeye çalışıldığını, bundan dolayı varlığı iddia edilen hisse devir sözleşmesinde sahtelik iddiamız olup imzayı inkar ettiklerini, davaya konu hisse devirlerindeki ... ........'a ait imzaların sahteliğinin incelemesi için Bakırköy .....
Asliye Ticaret Mahkemes ..... esas sayılı dava açıldığını, bu davanın bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, HMK 209/1: "Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz" dediğinden;
imza inkarı sebebiyle açtığımız dava kesinleşinceye kadar Davacı ..... ile mirasbırakan ... ........ ile 10.12.2018 tarihli hisse devri sözleşmesinin herhangi bir işleme esas alınmamasını talep ettiklerini, davacı tarafın sunduğu deliller arasında 04/01/2019 tarihinde yapılmış bir hisse devri sözleşmesi bulunmadığını, davacının ikinci bir hisse devri yapıldığını iddia etmiş ise de böyle bir sözleşme bulunmadığını ve davacı tarafın dava dilekçesi ekinde de mahkemeye sunulmadığını, davacı tarafça iddia olunan 04/01/2019 tarihli hisse devir sözleşmesinin herhangi bir işleme esas alınmamasını talep ettiklerini,
hiç yapılmamış olan bir sözleşmeye dayalı olarak payın davacı adına pay defterine kaydedilmesinin hukuki dayanağının olmadığını, dosyaya sunulan ödeme dekontlarının hangi işleme binaen yapıldığının açık olmadığını, göstermelik ödemeler yapıldığını, söz konusu ödemelerin davacı ........ tarafından mirasbırakan ..... yapılmış gibi gösterildiğini, oysa ödenen bedelin öncesinde yine ... ........ tarafından sağlandığını, ... ........'a ödenmiş gösterilen hisse devir bedellerinin ... ........'ın hesabından çekilen bedellerden ibaret olduğunun görüleceğini, buna istinaden detaylı hesap hareketlerini dilekçelerinde belirttiklerini,
iddia olunan hisse devir tarihlerinde davacının aktiflerinde herhangi bir bedel artışı olmadığını, mirasbırakan ... ........, davacı ile eşi ........ ve çocuklarının da bütün banka hesap hareketlerinin incelenmesini talep ettiklerini, davacı tarafın bundan sonra uyuşmazlık kapsamında yaptığını iddia ettiği ödemenin ilk hisse devir sözleşmesine yönelik olduğunu ileri sürmesinin muhtemel olduğunu, ancak davacı açıkça ödemenin ikinci hisse devri sözleşmesi için yapıldığını dava dilekçesinde iddia ettiklerini, daha sonra davacının bu iddiasının kendi beyanlarıyla çelişeceği konusunda mahkemenin dikkatini çekmek istediklerini,
ayrıca ilk devir sözleşmesinde satış bedelinin peşin, elden alındığının ifade edildiğini, ... ........'ın iddia konusu hisse devir sözleşmesinin yapıldığı sırada 83 yaşında olduğunu, dördüncü evre kanser hastası olduğunu, 3 farklı kanser teşhisi konulduğunu, yaş ve hastalığının, ilaçları dikkate alındığında, ilk devir sözleşmesi, ikinci devir sözleşmesi, ve vasiyetnamenin arka arkaya yapılan işlemler olduğunu, bu işlemler esnasında ayırt etme gücüne sahip olmadığını, ... ........'ın vefatından 4 ay önce düzenlenen vasiyetnamenin iptali ile ilgili olarak,
dava açıldığını, davanın derdest olduğunu, devir sözleşmesinin geçerli olmadığının, davacı tarafın ... Irakın hayatta olduğu dönemde değil, ölümünü bekleyerek ölümünden sonra payın devri iddiası ile ortaya çıkması ve şirkete müracaat etmeksizin doğrudan dava açma yolunu tercih etmesinin de kuvvetlendirdiğini, davacı taraf kendisi de devir sözleşmelerinin gerçek bir devir olmadığını bildiğini, bu durumun bilincinde olduğunu Büyükçekmece ...... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin......
E. sayılı dosyası kapsamında verdiği 04.03.2021 tarihli cevap dilekçesinin ikinci sayfasında "muris gerek yaptığı devir ve temlikler ile ve gerekse vasiyetname tanzim ederek kızına yaptığı haksızlığı bir nebze gidermeye çalışmıştır" şeklinde açıkladığını, davacının dava tarihine kadar davalı şirkete pay defterine kayıt talebi ile yapmış olduğu herhangi bir müracaat olmadığını beyanla, dava şartı arabuluculuğa başvurulmadığından davanın usulden reddini, İstanbul Mahkemeleri yetkili olduğundan yetkisizlik kararı verilmesini, Dava dilekçesinde adres olmadığından kesin sürede tamamlanmazsa açılmamış sayılmasına karar verilmesini,
Büyükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi ..... esas Büyükçekmece ..... Asliye Hukuk Mahkemesi ..... esas (vasiyetnamedeki imzalara sahtelik iddiası davası) sayılı vasiyetnamenin iptali davalarının ve Bakırköy ....
Asliye Ticaret Mahkemesi..... esas hisse devirleri sözleşmelerinin sahtelik davalarının bekletici mesele yapılmasını, 10.12.2018 tarihinde yapılan hisse devri sözleşmesi muvazaalı olduğundan, gerçek devir sebebinin kanunda öngörülen şekilde yapılmamasından dolayı bu sözleşmeye dayalı talebin reddini, 04.01.2019 tarihinde yapılan bir hisse devri sözleşmesi olmadığından bu sözleşmeye dayalı talebin reddini (HMK 319 kapsamında delillerin genişletilmesine muvafakatlari olmamasına rağmen sözleşmenin sonradan dosyaya sunulması halinde ise cevap hakları saklıdır), varsa hisse devri sözleşmesi muvazaalı olduğundan,
gerçek devir sebebinin kanunda öngörülen şekilde yapılmamasından dolayı bu sözleşmeye dayalı talebin reddini, asiyetnamenin iptali davası açıldığından ve vasiyete konu şirket hisseleri mirasçıların tamamına ait olduğundan, vasiyetname bakımından da davacının talebinin reddini, Hisse devir sözleşmelerinin pay defterine işlenmesi konusunda ...
Irakın sağlığında bir talepte bulunulmadığını, talepte bulunulsaydı bile yönetim kurulunun devir işlemini haklı olarak reddedebileceğinden, bu talebin reddini, devir sözleşmelerinin geçerliliği ile muvazaaya ilişkin iddialarımızın aksi yönünde kanaate ulaşılması durumunda, Türk Ticaret Kanunu m. 493 hükmü uyarınca Yönetim Kurulunun 16.04.2021 tarihli kararı ile alınan onay talebinin reddi ve payların pay sahipleri ......... hesabına satın alınması hakkının kullanılmasına ilişkin kararının varlığı çerçevesinde davanın reddine karar verilmesini,
Geçersiz bir sözleşme ile hiç yapılmamış bir sözleşmeye dayalı olarak dava konusu hisselere temsil kayyımı atanmasına ilişkin kararın davalı şirketi daha fazla zarara uğratmamak için aciliyetle kaldırılmasını, yönetim kayyımı atanması talebinin reddini, yargılama giderleri ve nisbi vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLER
Ticaret Sicil Kayıtları, Büyükçekmece ..... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...... esas sayılı dosyası, Büyükçekmece ...... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ....... esas sayılı ve 2021/13 tereke sayılı dosyası, Büyükçekmece ...... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ...... esas sayılı dosyası, Büyükçekmece ....... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...... esas sayılı dosyası, Büyükçekmece ...... Sulh hukuk Mahkemesi'nin ..... esas sayılı dosyası, Büyükçekmece ...... Ve ...... Noterliğinden ve Bakırköy ...... Noterliğinden, ...... Noterliğinden celp edilen evraklar, 10/12/2018 tarihli hisse devir sözleşmesi, Kayyım ve Adli Tıp Kurumu raporları,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava davacının hissedarlığının tespiti ile davalı şirket pay defterlerine hissedar olarak kaydına ve şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanmasına ilişkin olarak asıl konunun 10/12/2018 tarihinde hisse devir satış sözleşmesi ve 04/01/2019 tarihinde hisse devri sözleşmesinin yasal şartlarını taşıyıp taşımadığının tespitine ilişkindir.
Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/04/2021 gün ve ..... esas ..... karar sayılı kararı ile mahkememizin ...... esas sayılı dosyasıyla birleştirilmesine karar verildiği görüldü. Birleştirilmesine karar verilen Bakırköy .....
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... esas sayılı dosyasının iş bu dosyadan tefrik edildiği, mahkememizde ...... esasına kaydı yapıldığı, dosyanın 31/03/2022 tarihli, ve ..... karar sayılı ilamı ile "1-HMK 114/1-h ve HMK 115/1-2.maddeleri gereğince hukuki yarar bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, " karar verilmiş olduğu, Mahkememizden verilen işbu 31/03/2022 tarihli hüküm, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .....
Hukuk Dairesinin ...... esas ..... karar ve 29/12/2022 tarihli ilamı ile "Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE," karar verildiği, davacılar vekilinin temyiz talebi üzerine Yargıtay ...... Hukuk Dairesi'nin ..... esas, ...... karar ve 14/05/2024 tarihli ilamı ile ONANMASINA karar verilmiş" olmakla hükmün, 14/05/2024 tarihinde kesinleşmiş olduğu görüldü.
Mahkememizin 14/04/2021 tarihli ara kararının 1 nolu fıkrası ile; "... İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ..... sicil nosunda kayıtlı, davalı ........ Plastik San. Ve Tic. A.Ş'nin 16/04/2021 tarihinde yapılacak genel kurulunda ...... T.C kimlik nolu davacı ........'e ait nizalı hisselerin temsilinin sağlanması ve alınan kararların infazı bakımından taraflar arasında terekenin nizalı olduğu da dikkate alınarak tereke hakimliğince aksine temsil kayyımı atanana kadar ..... T.C. Kimlik nolu ..... 'un temsil kayyımı olarak atanmasına, kayyım tarafından rapor düzenlererek mahkememize ibrazına,..." karar verildiği, temsil kayyımının 10/05/2021 tarihli, 21/06/2021 tarihli, kayyım raporlarını dosyaya ibraz ettiği görülmüştür.
Mahkememizin 03/02/2022 tarihli ara kararının 1 nolu fıkrası ile; "..davalı şirkete ait taşınmazlar, demirbaş listesinde bulunan makine ve teçhizatların satılması, ipotek verilmesi ve taşınmazların aynına ilişkin diğer tasarruf işlemlerde bulunmasının denetim kayyımı olarak atanan Mali Müşavir/ Bağımsız Denetçi ...... 'nin (T.C.......) İZNİNE TABİ TUTULMASINA, .....
T.C kimlik nolu davacı ........'e ait nizalı hisselerin temsilinin sağlanması ve alınan kararların infazı bakımından taraflar arasında terekenin nizalı olduğu da dikkate alınarak tereke hakimliğince aksine temsil kayyımı atanana kadar ..... T.C.
Kimlik nolu ...... 'un temsil kayyımı olarak görevinin devamına, denetim kayyımının yapılan işlemler ile ilgili aylık olarak rapor vermesine,..." karar verilmiş olduğu, mahkememizin 26/04/2024 tarihli ara kararının 1 nolu fıkrası ile"...Davalı şirketin yüksek hacimli işlemler yapması dikkate alınarak, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ...... sicil numarasında kayıtlı, davalı ........ Plastik San. Ve Tic.
A.Ş.'ye daha önce denetim kayyımı olarak atanan ..... ile birlikte İKİNCİ DENETİM KAYYIMI OLARAK Mali Müşavir/Bağımsız Denetçi .....'in (T.C......) ATANMASINA, davalı şirkete ait taşınmazlar, demirbaş listesinde bulunan makine ve teçhizatların satılması, ipotek verilmesi ve taşınmazların aynına ilişkin diğer tasarruf işlemlerde bulunmasının denetim kayyımlarının İZNİNE TABİ TUTULMASINA, denetim kayyımlarının yapılan işlemler ile ilgili aylık olarak rapor vermesine, denetim kayyımı İrfan Demirci'nin görevinin aynen devamına, " karar verildiği,
denetim kayyımlarının 19/07/2022, 15/09/2022 ve 23/11/2022 tarihli kayyım raporlarını dosyaya ibraz ettikleri görülmüştür.
Asıl dava davalısı ........ Plastik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ninile 11/09/1989 yılında İstanbul Ticaret Odasına kaydedildiği, mevcutta tamamı ödenmiş 20.000.000,00 TL sermayeye sahip olduğu, 68-Plastik ve Kauçuk Meslek grubunda, 22.29.01 nace kodu ile.
Plastikten sofra, mutfak, banyoda kullanılan eşya ve diğer ev eşyası imalatı ile iştigal ettiği, mevcutta Yönetim kurulunun 3 kişiden mütevellit olup, her birinin münferit yetki ile şirketi temsil ve ilzam ettiği, 18.11.2022 tarihinde, 30.09.2022 tarihi baz alınarak e-maille sunulan verilere göre 1 merkezi ve 5 Şubesi olduğu ve bahsi geçen işyerlerinde toplam 250 işçi istihdam ettiği ve Kamu borcu babında Vergi ve SGK borçları olmadığının müşahede edildiği, kamu borcu babında Vergi ve SGK borcu olmadığı, şirketin toplam aktiflerinde 31.12.2021 – 30.09.2022 arası -7.848.565,97 TL tutarlı ve % 5,819 oranında azalış olduğu,
şirketin toplam borçlarında 31.12.2021 – 30.09.2022 arası -21.515.228,66 TL tutarlı ve % 26,46 oranında azalış olduğu, şirketin net satışlarının 31.12.2021 tarihinde 227.479.078,52 TL, 30.09.2022 tarihinde 9 aylık net satışlarının ise 303.387.237,19 TL olduğu, Şirketin 31.12.2021 tarihi itibariyle 8.931.973,52 TL Kar, 30.09.2022 tarihinde 9 aylık net karı ise 12.426.298,04 TL olduğu, buradan da Şirketin aylık net karının ortalama, 12.426.298,04 / 9 Ay = 1.380.699,78 Aylık kar x 12 Ay = 16.568.397,36 TL yıllık ulaşabileceği analiz edilmiş ve Şirketin Satışlar ve Kar yönünden iyi bir çizgide olduğunun anlaşıldığı,
şirketin 31.12.2021 tarihi itibariyle 53.558.974,46 TL olan öz varlığın, 30.09.2022 tarihi itibariyle 67.225.637,15 TL olduğu, bu bağlamda şirketin öz varlığı 13.666.662,69 TL ve % 25,52 oranında artış gösterdiği, diğer bir anlatımla 20.000.000,00 TL ödenmiş sermayesi olan şirketin, iş bu sermayesinin şirketin ilgili tarihlerdeki öz varlığının içerisinde fazlası ile korunduğu ve şirketin öz varlık babında iyi bir noktada olduğu görülmüştür.
İddia veya savunmanın haklılığı, bu olay ve hukuki işlemlerin varlığının ispatlanmasına bağlıdır.
İspat hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde bir temel hak olarak garanti altına alınmıştır. Anayasal dayanağı olan ispat hakkını, usûl hukukunda taraflar, kanunda belirtilen süre ve usûle uygun olarak kullanırlar. Bu hak yalnızca kanunla sınırlanabilir.
İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususuna ise ispat yükü denir.
İspat yükü üzerine düşen taraf ispat etmesi gereken hususu ispat edemediği durumda ispatsızlık durumu söz konusu olacaktır. Hâkim bir husus ispatsız kalmış olsa dahi medeni yargılamada karar vermek durumundadır. TMK 6. Maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”
HMK m.190’da ispat yükü, “ İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” Buna göre, bir vakıayı kimin ileri sürdüğü değil, kimin bundan lehine bir hak çıkardığı önemlidir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişlerse, bu durumda hâkimin ispat yükünün kime düştüğünü araştırmasına gerek yoktur.
İlk olarak hâkim tarafların göstermiş oldukları delilleri incelemekle yükümlüdür. Tarafların göstermiş oldukları delillerle çekişmeli vakıalar ispat edilmişse bu durumda da ispat yükünün hangi tarafta olduğunun araştırılmasına gerek yoktur.
Delil ikamesi, bir davada tarafların kendi vakıa iddialarının doğru olduğu veya karşı taraf iddialarının doğru olmadığı hususunda ispat sonucuna ulaşabilmek ve kendi lehine karar verilmesini sağlayabilmek amacıyla çekişmeli vakıalar hakkında deliller sunarak gerçekleştirdikleri usûli bir faaliyettir.
Delil ikame etmemenin veya delil ikame faaliyetinin başarısız kalmasının yaptırımı, bu faaliyet için zorlanmak değil, sadece ulaşılmak istenen usuli hedefe ulaşamamak ya da aleyhte sonuçlara katlanmaktır.Bu bakımdan ispat yükü ile delil gösterme yükü, aynı kavramlar değildir. Nitekim ispat yükü, olayın ispat edilmeme riskinin kime ait olduğunu belirlerken; delil gösterme, ispat yükünün yerine getirilmesinin biçimi ve yöntemi ile ilgilidir.
Delil ikame yüküyle ilgili kurallar, ispatın biçimini ve yöntemini belirleyen kurallar olduğu için usul hukukuna ilişkindir ve bir vakıanın ispat edilememiş olmasının sonuçlarına yönelikken, delil ikame yükü, bir vakıa hakkında kendi iddiasının doğruluğu veya karşı tarafın iddialarının asılsızlığı hususunda hâkimde kanaat oluşmasını sağlamaya yönelik olup yargılamanın ilerleyişine ve hâkimin takdirine göre, taraf değiştirebilir.
Çoğu kez ispat yükü taşıyan taraf delil gösterme yükünü de taşır fakat bu her zaman böyle değildir. Zira ispat yükünün sabit olmasına rağmen delil ikame yükü, taraf değiştirir. Üzerinde delil ikame yükü bulunmayan taraf, karşı tarafın iddia ve savunmalarının haklılığı bağlamında, delil göstermesini beklemeden, asılsızlığı ortaya koymak maksadıyla delil gösterebilir. Bu halde karşı delilden söz edilir. Karşı delil göstermiş olan taraf, bu davranışı nedeniyle ispat yükünü üzerine almış sayılmayacaktır (HMK m.191,c.2). Tarafların iddia ve savunmaları celp edilen tüm deliller, mahkememizce aldırılan kayyım raporları ile tüm dosya kapsamına binaen;
Somut olayda. Davalı ........ Plastik Sanayi ve Ticari Anonim Şirketi'nin 07.04.2022 tarihli Olağan Genel Kurul tutanağına göre 6 ortaktan oluştuğu ve hisse ve sermaye paylarının, ......, 3.140.000,00 TL pay değeri,1.570 hisse adedi, ......., 3.140.000,00 TL pay değeri,1.570 hisse adedi, ....., 3.140.000,00 TL pay değeri,1.570 hisse adedi, ... ........ 8.340.000,00 TL pay değeri, 4.170 hisse adedi, ........ 2.120.000,00 TL, 1.060 hisse adedi, ........
120.000 TL pay değeri, 60 hisse adedi şeklinde gözüktüğü, ancak 16 Temmuz 2020 tarihinde vefat eden davacının babası olan ... ........'ın 10 Aralık 2018 tarihinde akdedilen hisse devir sözleşmesine göre, davalı ........
Plastik nezdinde bulunan 1.755 adet hissesini 3.510.000,00 TL karşılığında davacıya devretmiş olduğu, hisse devir sözleşmesinde müteveffa ... ........'ın ıslak imzasının bulunduğu, 10 Aralık 2018 tarihli hisse devir sözleşmesinin "devir bedelini bugün haricen, nakden ve peşinen tahsil eyledim, bu hususta bir alacağımın kalmadığını, devre bahis hisselerin bu günden sonra devir alan'a ait bulunduğunu, devir alan'ın iş bu hisse devri sözleşmesini ilgili yere ibrazla kendi adına ortaklar pay defterine işletmesine rıza ve mutafakatımın bulunduğunu,..."" şeklindeki ıslak imzalı yazılı beyanına göre, hisse devir bedelinin haricen,
nakden ve peşinen aldığını kabul ettiği, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin 03/10/2024 tarihli ve ..... sayılı raporu ile hisse devir sözleşmesindeki imzaların müteveffa ... ........'ın eli ürünü olduğunu tespit edildiği, davacı tarafça 4 Ocak 2019 tarihinde ikinci bir hisse devri sözleşmesi ile bu defa 2060 adet hissesini davacıya devrettiğini ve davacının buna istinaden 4.120.000 TL ödediğini iddia ettiği ancak mahkememizin 08/09/2022 tarihli celsesinde davacı vekilinin 04/01/2019 tarihli hisse devri sözleşmesinin yazılı olmadığını beyan ettiği, davacının bu iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerektiği,
tanık veya yemin delili ile ispat edilemeyeceği, bu haliyle davacı tarafından ispatlanamayan ve yazılı olmadığı da davacı vekili tarafından bildirilen 04 Ocak 2019 tarihli hisse devri iddiası yönünden talebin reddine karar vermek gerekeceği, murisin ... ........'ın dava tarihinden önce vefat etmiş olması nedeniyle ayırt etme gücünün yerinde olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığı,
davalı tarafından dosyaya müteveffa ... ........'ın ayırt etme gücünün yerinde olmadığını ispat edebilecek somut bir bilgi ve belge de sunulmadığı görüldüğünde, 10/12/2018 tarihli hisse devir sözleşmesi uyarınca, devir eden ... ........ devir alan ........ olan ve devir alan ........ ve devir eden ... ........ imzalı devir bedeli 3.510,000-TL (üç milyon beş yüz on bin TL) şirket sermayesi 20.000,000-TL (yirmi milyon TL) olan hisse devir sözleşmesinin hak ve hissesinin ........
Plastik Sanayi ve Ticari Anonim Şirketinin (Sicilno .....) davacı ..... payının pay defterine işlenmesine, davacının 04/11/2019 tarihli hisse devir sözleşmesine ilişkin taleplerinin iş bu hisse devir sözleşmesinin ispatının alacağın temliği hükümlerine tabi olduğu, ancak yazılı delille ispatı mümkün olduğu, davacı vekilinin 04/11/2019 tarihli hisse devir sözleşmesinin yazılı olmadığını ve Adli Tıp incelemesi bakımından ibraz edemeyeceklerini bildirdiğinden 04/11/2019 tarihli hisse devir sözleşmesine ilişkin taleplerinin reddine, karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan ..... · e-imzalıdır · Üye ..... · e-imzalıdır · Üye ....... · e-imzalıdır · Katip ....... · e-imzalıdır
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/212, K. 2024/1185, 28 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama