KÜNYE
T.C. Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 18 Mart 2024
- Esas no
- 2022/426 Esas
- Karar no
- 2024/311
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 23/11/2021
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 27/03/2024
Karar Metni
2.434 kelime·12 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkili tarafından davalının e-ticaret sitesinin işlerinin yapılması üstlenildiğini, davalının eski ünvanının ... İletişim Baharat Gıda Dağıtım Pazarlama ve İthalat İhracat Ltd. Şti. olup .... Gıda Dağıtım Pazarlama ve İthalat İhracat LTD.
ŞTİ. olarak değiştirdiğini, bu sözleşmeye ilişkin olarak müvekkili tarafından sözleşmede belirtilen ücretin davalıya her ay düzenli olarak faturalandırıldığını, ancak davalı tarafın davacı tarafından düzenlenerek kendisine gönderilen 18.10.2019 tarih ve .... numaralı 4.000-TL bedelli faturanın 2.000-TL'sini, 12.11.2019 Tarih ve .... numaralı 4.000-TL bedelli faturanın tamamını 02.01.2020 tarih ve .... numaralı 4.000-TL faturanın tamamını, 13.01.2020 tarih ve ... no, 4.000-TL faturanın tamamını, 06.02.2020 tarih ve ..... no, 4.000-TL faturanın tamamını olmak üzere toplam 18.000-TL'lik fatura bedelini ödemediğini,
alacağın tahsili amacıyla Büyükçekmece .... İcra Dairesi'nin ....
Esas Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak davalının itirazı ile takip durduğunu, taraflarınca ticari dava şartı olarak arabuluculuk kurumuna başvurulduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığını ve anlaşamama tutanağı düzenlendiğini, davalı tarafın talep etmiş oldukları faize de itiraz ettiğini, ancak ödeme emrinde davalı taraftan yasal faiz talep edildiğini ve davalı taraftan talep edilen faizin yasaya uygun olduğunu beyan ederek. Büyükçekmece .....
İcra Dairesi'nin .... E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile taraflarına ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı usulüne uygun meşruhatlı davatiyeye rağmen davaya cevap vermemiş, duruşmalara katılmamıştır.
DELİLLER
Takip dayanağı faturalar, taraflar arasında akdeilen 15.05.2019 tarihli sözleşme, Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğünün .... E. Sayılı dosyası, Büyükçekmece Arabuluculuk Bürosu ... no'lu dosyası, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davacının, bakiye cari hesap alacağının tahsili için davalı aleyhine giriştiği icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.
Davalı vekili icra dosyasına yapmış olduğu itirazında; müvekkilleri şirketin alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, bu nedenle takibe, borca, ödeme emrine, işlemiş ve işleyecek faize, faiz oranına ve tüm ferilerine itiraz ettiklerini beyan etmiştir.
Büyükçekmece ..... İcra Dairesi'nin ... Esas Sayılı dosyası sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 18.000,00-TL asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren işlemiş 1.218,57-faizi ile birlikte tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış, taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ilâ 85 ve HMK'nun 222. maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Bilirkişi .... 12/02/2024 tarihli raporunda. "Yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucu.
Taraflar arasında 15.05.2019 tarihinde imzalanan sözleşme ile davacının, davalıya ait e-ticaret altyapısını kiralamak, güncelleştirmek ve yenilemek iş ve işlemlerinden sorumlu olduğu, söz konusu sözleşmede davalının bu hizmet karşılığı ilk 3 ay 2.500.-TL (KDV Dahil) 4. Aydan itibaren 4.000.-TL (KDV Dahil) ödemeyi taahhüt ettiği, Davacı tarafından ibraz edilen yasal defterlere ait tasdik bilgileri süresi içinde tasdik edilmiş ve sahibi lehine delil olma özelliğine haiz olduğu, Davacı taraf kayıtlarında takip tarihinde davalının 18.000.-TL borçlu olduğu; söz konusu borcun ödendiğine ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı,
Davalının, defter ve belge ibraz etmediği ve iddialara cevap vermediği, Davalı adına keşide edilen faturaların beyan sınırı olan KDV hariç 5.001 altında kaldığı ancak buna rağmen davalının bir kısım faturaları beyan etti göre. 2019 yılında davalının 12.000.-TL (KDV dahil) faturayı ve hizmeti aldığı ve bunu B formu ile beyan ettiği, 2020 yılında ise 3 adet faturayı beyan etmediği anlaşılmaktadır.
Bu faturalardan 1'i e arşiv faturası olduğu ve davalının da Gib portal kayıtlarında e-arşiv fatura kullanıcısı olduğu tespit edildiği, bu durumda e-arşiv faturanın davalıya tebliğ edildiğinin kabulü gerektiği, davalı tarafından hiçbir fatura için itiraz edilmediği yahut iade faturası düzenlenmediği, Kağıt fatura statüsünde olan .... ve ..... nolu faturaların tebliğine ilişkin davacı tarafından herhangi bir belge ibraz edilmediği görülmektedir.
Özetle davacının davalıdan takip tarihinde 18.000.-TL alacaklı olduğu ve fakat alacak bakiyesini oluşturan 2 adet faturanın tebliğine ilişkin belge ibraz edilmediğinden. 8.000.-TL değerindeki alacağının ispata muhtaç olduğu değerlendirilmektedir.
Ayrıca 18.000.-TL asıl alacak ve 1.218,57.-TL faiz talebi olmak üzere toplamda 19.218,57.-TL üzerinden takip başlatılmışsa da davacının davalıyı temerrüde düşürdüğüne ilişkin dosya kapsamında bir belge olmaması sebebi ile faiz de talep edemeyeceği" yönünde görüş ve kanaat bildirmiştir.
Tarafların yargılama sırasında ellerindeki belgeleri mahkemeye ibraz yükümlülüklerine ilişkin genel kurallar HMK’nın 219 ve devamındaki maddelerde düzenlenmiş olup, anılan Kanun’un 219/1. maddesi. “Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar.
Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir.” hükmünü içermektedir. Anılan hüküm ile taraflar, ileri sürdükleri vakıaların ispatına ilişkin sadece kendi ellerindeki belgeleri ibrazı yanında karşı tarafça delil olarak dayanılan belgeleri de ibraz yükümlülüğü altındadırlar.
Anılan düzenleme ile ispat yükü üzerinde olmayan tarafın da belirli koşullarda belge ibrazı ile yükümlülük altına alınarak davanın aydınlatılmasına katkıda bulunması sağlanmakta, bu suretle gerçeğe ve hakkaniyete uygun karar tesisine imkân tanınmaktadır.
Öte yandan tarafların mahkemeye ibraz ile yükümlü oldukları belgeler, ileri sürülen hususların ispatı ile ilgili olanlardan ibaret olup bunun belirlenmesi ise HMK’nın 194. maddesi çerçevesinde taraflarca gerçekleştirilecek somutlaştırma faaliyeti ile mümkündür.
Bu doğrultuda taraflar, ileri sürdükleri vakıayı ispata elverişli bir biçimde somutlaştırmanın yanında delil olarak dayandıkları belgeleri ve hangi belgenin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıklamakla yükümlüdürler. Anılan yükümlülüğün ifası ile belgenin içerik ve niteliği hakkında bilgi sahibi olunarak ispat konusu vakıaya ilişkin olarak ibrazı istenen belgenin gerekli olup olmadığı yahut belgedeki hangi kısımların gerekli olduğu belirlenebilecektir.
Bu sayede ileri sürülen hususların ispatıyla ilgili olmayan belgelerin gereksiz yere ibrazı önlenebileceği gibi HMK’nın 219/2. maddesi gereğince devamlı kullanılan ve içeriği bölünebilen belgelerin tamamı yerine sadece ispat konusu vakıa ile ilgili kısımları belirlenerek tarafların mahkemeye belge ibraz yükümlülüklerinin sınırları tespit edilebilecektir ( Pekcanıtez / Özekes / Akkan/ Korkmaz, s. 1814, 1815).
Taraflardan birinin ileri sürdüğü vakıanın ispatı için dayanılan belgenin davanın karşı tarafının elinde bulunması durumunda ise karşı tarafın anılan belgeyi ibrazı HMK’nın 220/1. maddesinde; “İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.” şeklinde düzenlenmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 220/1. maddesinin uygulanması için gereken ilk koşul, karşı taraf elinde olan belgenin ileri sürülen vakıanın ispatına elverişli olup bu isteğin kanuna uygun olduğuna dair kanaatin mahkeme nezdinde ortaya çıkmasıdır. Bu kapsamda ileri sürdüğü vakıanın ispatı için delil olarak HMK’nın 220/1. maddesi çerçevesinde karşı tarafın elindeki belgeye dayanan tarafın, HMK’nın 194. maddesinde düzenlenen somutlaştırma yükünü ifa ederek karşı tarafın elindeki belge ile ileri sürülen vakıanın ispatının zorunlu ve bu talebin kanuna uygun olduğuna dair mahkeme nezdinde bir kanaat uyandırması gerekir.
Bu şartın varlığı hâlinde gözetilecek diğer bir koşul ise ibrazı istenen belgenin karşı tarafın elinde olmasıdır. Burada karşı tarafın elinde olmasından kasıt, belgenin ibraz edilebilecek surette tarafın hâkimiyet alanı içerisinde olmasıdır. Bu bağlamda madde hükmünde; karşı tarafın belgenin elinde olduğunu ikrar etmesi, ileri sürülen talep üzerine susması yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşılması veya başka bir belgede ikrar olunması gibi durumlarda belgenin istenen tarafın elinde olduğu kabul edilir. Öte yandan HMK’nın 220/2. maddesi gereğince ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.
Belirtilen koşulların mevcudiyeti hâlinde mahkemece, taraftan karşı tarafın delil olarak dayanmış olduğu belgenin ibrazı için kesin süre verilir. Belirtilen kesin süre içerisinde ibraz istenen tarafça belgenin ibraz edilmemesi ve ibraz edilmemeyle alakalı kabul edilebilir bir mazeretin delilleriyle birlikte gösterilmemesi yahut belgenin elinde bulunduğunu inkâr edilmesi ve teklif edilen yeminin kabul veya icra edilmemesi hâlinde mahkemece, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanı kabul edilebilir (HMK m. 220/3).
Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticarî defterlerine de dayandığı, eş söyleyişle delillerini karşı tarafın ticarî defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da uyuşmazlığa HMK’nın 222/5. maddesindeki özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda; karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar, HMK’nın 219 ve devam maddelerindeki konuya ilişkin genel düzenlemelerine tabidir.
Zira ticarî defterler, sahip olduğu fonksiyonlar itibariyle belge niteliğini haizdirler. Bu sebeple yargılama sırasında ileri sürülen hususların ispatı için münhasıran karşı tarafın defterlerine dayanılmaması durumunda ticarî defterlerin ibrazında, diğer belgelerde olduğu gibi HMK’nın 219 ve 220. maddelerindeki hükümler uygulama alanı bulurlar.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 64/1. maddesinde ise: her tacirin, ticarî defterleri tutmak ve defterlerinde, ticarî işlemleriyle ticarî işletmesinin iktisadi ve malî durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanun’a göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorunda olduğu düzenlenmiş, aynı Kanun’un 64/3. maddesinde de, tacirlerin tuttuğu yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defterinin açılış onaylarının, kuruluş sırasında ve kullanılmaya başlanmadan önce yapılacağı, yevmiye defterinin kapanış onayının ise, izleyen faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna kadar yaptırılması gerektiği belirtilmiştir. Yine TTK’nın 82. maddesinde de her tacirin ticarî defterlerini 10 yıl süre ile saklamak zorunda olduğu düzenlenmiştir.
Ticarî defterlerin ibrazına ilişkin olarak Türk Ticaret Kanunu’nun 83. maddesi;
“(1) Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir.
(2) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.” hükmünü haiz olup TTK’da, belirtilen düzenlemenin ikinci fıkrasındaki HMK’ya yapılan atıf dışında ibraz edilmemenin sonuçları hakkında herhangi bir düzenleme ihdas edilmemiştir. Buradan hareketle HMK’daki ticarî defterlerin ibrazına ilişkin düzenlemeler üzerinde durulması da önem arz etmektedir.
Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir.
Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3).
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4).
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222/5. maddesi uyarınca taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticarî defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. Bu hüküm, taraflardan birinin ileri sürdüğü hususun ispatında münhasıran karşı tarafın defterlerine delil olarak dayandığı hâllerde uygulanacaktır. Ayrıca ticarî defterlerin ibraz edilmemesi durumunda ibrazı isteyen tarafın iddiasını ispatladığı kabul edilecek olup bu hususta hâkime takdir yetkisi tanınmamıştır.
Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834).
İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporu içeriğine göre; eldeki davanın mahiyeti gereği mahkememizce tarafların dayandıkları ticari defterlerin incelenmesine ilişkin ara karar kurulduğu ve ancak belirlenen gün ve saatte davalı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere ibraz etmediği,
davalı usulune uygun yapılan tebligata rağmen ticari defter ve kayıtlarını ibrazdan kaçınmış olup ticari defterlere delil olarak dayanan davacının usulüne uygun ve alacağın kaynağını oluşturan kayıtları içeren ticari defterlerinin lehine delil teşkil ettiği, incelenen ticari defterlerine göre davalının 18.000,00-TL borçlu olduğu, davalı adına keşide edilen faturaların beyan sınırı olan KDV hariç 5.001,00 altında kaldığı ancak buna rağmen davalının bir kısım faturaları beyan etti göre.
2019 yılında davalının 12.000,00-TL (KDV dahil) faturayı ve hizmeti aldığı ve bunu B formu ile beyan ettiği, 2020 yılında ise 3 adet faturayı beyan etmediği, bu faturalardan bir tanesi e arşiv faturası olduğu ve davalının da Gib portal kayıtlarında e-arşiv fatura kullanıcısı olduğu, davalı tarafından hiçbir fatura için itiraz edilmediği yahut iade faturası düzenlenmediği, kağıt fatura statüsünde olan ... ve ..... nolu faturaların tebliğine ilişkin davacı tarafından herhangi bir belge ibraz edilmediği, 8.000,00-TL değerindeki alacağının ispata muhtaç kaldığı,
... ve ..... nolu faturalar karşılığı olan 8.000,00-TL yönünden alacağı davacı tarafından ticari defter ve belgeler de dahil olmak üzere ispat edilememiş olduğundan, bu miktar yönünden davanın reddi ile dava konusu edilen diğer faturalar yönünden davalı tarafın defter ve belge ibraz etmeyerek HMK m. 222/3 hükmü gereği davacı tarafın defterlerinde yer alan kayıtları kabul etmiş sayılması gerekeceği,
hüküm vermeye elverişli olduğu değerlendirilen bilirkişi raporu da dikkate alınarak açılan davanın 10.000,00-TL yönünden kabulü ile davalının takip öncesinde temerrüde düşürülmediği anlaşılmakla faiz talebinin reddi ile ve alacağın belirlenebilir ve dolayısıyla likit olması dikkate alınarak davacı tarafın icra inkar tazminatı talebi yerinde görülmüş, takibin başlatılmasında davacının haklı olduğu kanaati ile yapılan yargılama sonucu aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/426, K. 2024/311, 18 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama