KÜNYE
T.C. Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 1 Nisan 2024
- Esas no
- 2024/315 Esas
- Karar no
- 2024/369
- Dava
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 23/03/2024
- Kararın yazıldığı tarih
- 01/04/2024
Karar Metni
732 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dilekçesinde özetle; davacı .......'nin eşi ve diğer davacıların babası müteveffa .......'nin 06/10/2020 tarihinde sat 21.00 sularında davalı .......'nın sevk ve idaresindeki ...... plakalı aracın çarpması sonucu hayatını kaybettiğini, davalı .......'nın alkollü olduğunun tespit edildiğini, yürütülen soruşturma neticesinde Küçükçekmece ......
Asliye Ceza Mahkemesinin ...... esas sayılı dosyası ile 22/12/2021 tarihinde davalı ......'ın mahkumiyetine karar verildiği, ceza soruşturması ve kovuşturması sırasında alınan kusur raporlarının davalının kazada kusurlu olduğunun tespit edildiğini belirterek, kusur nedeniyle kazaya sebebiyet veren ve davacıların yakını olan ...... 'nin ölümüne sebebiyet veren davalı ....... ve davalı ......
Sigorta'dan toplam 350.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizle birlikte davalıya yükletilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklı manevi tazminat talebine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’nda ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2018/2531 K. 2018/11280 T. 19.06.2018)
6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.
Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır.
Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı ve davalı gerçek kişilerin tacir olduklarına dair dosyada belge bulunmadığı bu yönde de iddia olmadığı, davalı sigorta şirketinin davalının malik/sürücü olduğu aracın kasko sigorta şirketi olduğu, meydana gelen olayı haksız fiil olarak nitelendirildiği eldeki davanın yukarıda açıklandığı üzere nispi veya mutlak ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği, bu doğrultuda davaya bakma görevinin genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi görev alanına girdiği anlaşıldığından, davanın usulden reddi ile mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Katip ...... ¸e-imzalıdır Hakim ..... · ¸e-imzalıdır
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/315, K. 2024/369, 1 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama