KÜNYE
T.C. Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 24 Aralık 2024
- Esas no
- 2024/333 Esas
- Karar no
- 2024/1300
- Dava
- İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 02/04/2024
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 03/01/2025
Karar Metni
832 kelime·4 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dilekçesinde özetle; davalının, davacı ile arasındaki ticari ilişkiden doğan borcuna karşılık davacıya 4 ayrı sıralı senet verdiğini, ilk 3 senedin takibe konulduğunu, iş bu takibin itiraz edilmeksizin kesinleştiğini, sıralı senetlerden en son olan 10/09/2019 vade tarihli 12.000,00-Euro bedelli senedin zamanaşımına uğradığı sebebiyle Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalı tarafça iş bu takibe itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu belirterek, takibe yapılan itirazın iptalini takibin devamını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılara usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmadıkları görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından zamanaşımına uğramış bono alacağına dayalı olarak Bakırköy .... İcra Dairesinin .... esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali takibin devamı ve icra inkar tazminatı taleplerinin sübut ve miktarı noktasında toplanmış olduğu görüldü. Asliye Ticaret Mahkemeleri 5235 sayılı Kanunun üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemeler, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
Bir davanın ticari nitelikte olup olmadığı, bir diğer ifade ile Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp görülmeyeceğinin belirlenmesi işi de Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre yapılmalıdır. Öğretide de benimsenen görüşe göre ticari davalar mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrılmaktadır. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinin 1. bendinin (a) alt bendi uyarınca bu Kanunda düzenlenen hukuk davaları mutlak ticari davalardır.
Nispi ticari davalar ise konusu ne olursa olsun, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarıdır (TTK.m.4/1). Kanuni düzenleme uyarınca sadece mutlak ya da nispi ticari davalar asliye ticaret mahkemesinde görülürken, bunlar dışında kalan davalar (istisnalar saklı kalmak kaydıyla) asliye hukuk mahkemelerinde görülmelidir.
Somut olaya dönüldüğünde davacı yanca davalı aleyhine açılan davada, alacağın kaynağı olarak zamanaşımına uğramış bonoya dayanılmıştır.
Gösterilen borç kaynağına, iddia ve savunma içerikleri ile özellikle bononun zamanaşımına uğradığının taraflar arasında ihtilaflı olmayıp sabit olmasına ve tarafların benimsemesine göre takip konusu alacağın bonoya dayanmayıp, temel ilişkiye dayandığı tartışmasızdır.
Dosya kapsamına göre davacı bonoya bir kambiyo senedi olarak değil bir ispat vasıtası olarak dayanmakta, davalı da bu çerçevede borçlu olmadığı savunmasında bulunmaktadır. Bu durumda somut olay bakımından zamanaşımına uğramış bono ile ilgili Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin tartışılması ve değerlendirilmesi gerekmemektedir. Kaldı ki dava, Türk Ticaret Kanununun 778. maddesi atfıyla bonolar için de uygulanan ve poliçelerde sebepsiz zenginleşmeyi düzenleyen 732.maddesine dayalı bir istemi de içermemektedir.
Bu haliyle somut uyuşmazlık temel ilişkinin tespit edilerek karşılıklı edimlerin ifa edilip edilmediği, uyuşmazlığın çözümünde hakim kambiyo senetlerine ilişkin kuralların tartışılmayacağı, zamanaşımına uğradığı için bono vasfını kaybetmiş belgeyi taraflar arasındaki temel ilişkinin delili olarak değerlendirerek bir sonuca varılması gerekir.
Bu belirlemeye göre uyuşmazlığın münhasıran bonoya dayanmadığı ve davanın da mutlak ticari dava sayılamayacağı sonucuna varılmaktadır.
Tarafların tacir olup olmadığı ve tarafların Türk Ticaret Kanununun 12.maddesinde ifadesini bulan tanıma göre bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işletip işletmediği, uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığı, davanın ticari dava olup olmadığı hususları göz önüne alındığında mahkememizce davacı ve davalı ...' in tacir olmadığı tespit edişmiş olup yine taraflar arasındaki hukuki ilişkinin tespiti bakımından dinlenen tanık beyanları ile hukuki ilişkinin kira ilişkisi olduğu ve dava konusu takibe konu belgenin kira bedeline yönelik tanzim edildiği de tespit edilmiştir. (YHGK., 09.11.2016 tarih, 2014/19-1241 Esas, 2016/1033 Karar, Ankara BAM 22. HD 2019/1629 esas, 2022/329 karar, İzmir BAM 13.HD 2022/152 esas, 2022/426 karar).
Açıklanan nedenlerle; görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, 6100 Sayılı HMK'nun Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevini düzenleyen 4. maddesinin 1/a bendi gereğince kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yolu ile tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar sulh hukuk mahkemesinin görevine girdiğinden bahisle mahkememizin görevsizliği ile Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu sonuç ve kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/333, K. 2024/1300, 24 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama