KÜNYE
T.C. Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 9 Nisan 2025
- Esas no
- 2025/167 Esas
- Karar no
- 2025/338
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Dava tarihi
- 19/02/2025
- Karar yazım tarihi
- 16/04/2025
Karar Metni
1.398 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 24/02/2015 tarihinde davalı ....... yönetimindeki ..... plakalı araçla tamamen kusurlu davranışı sonunda kaldırımda yürüyen müvekkiline çarpması ile müvekkilinin yaralandığını, yıllarca süren tedaviler sonunda müvekkilinin %39 oranında engelli kaldığını, sağlığına kavuşamadığını, maddi ve manevi perişan olduğunu, davalının kullandığı ..... plakalı 2013 model ..... model aracın davalı .... Kuyumculuk adına kayıtlı olduğunu, .......
Sigorta A.Ş.'nin 5120 kodlu acentesi tarafından ..... poliçe nolu sigorta poliçesine haiz olduğunu, ....... Sigorta A.Ş. 31/10/2019 tarihinde Beşiktaş ..... Noterliğinin ..... yevmiye nolu birleşme sözleşmesiyle .....
Sigorta A.Ş. ile birleştiğini, huzurdaki davanın müvekkilinin tedavilerinin devam etmesi, davanın 10 yıllık zamanaşımına tabi olması, davalı vekilinin tazminat davası açmayın olayı ben çözeceğim diye söz vermesi, pandemi salgını nedenlerle beklenildiğini ve davanın açılamadığını beyanla fazlaya yönelik hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tüm davalılardan, 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalı .......'dan tahsilini dava ve talep etmiştir.
Davalılar ....... ve ..... Kuyumculuk Hediyelik Eşya San. Ve Tic. Ltd. Şti.
Vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren öğrenme tarihi olan 24/02/2015 tarihi üzerinden hem TBK ve KTK ile düzenlenen 2 yıllık zamanaşımı süresinin hem de taksirle yaralama suçu yönünden öngörülen 8 yıllık zamanaşımı süresinin fazlası ile geçirildiği vaki olay nedeni ile öne sürülen her türlü talep ve istemin zamanaşımına uğradığı sabit olduğunu, müvekkilin kaldırımda giden bir yayaya çarpması gibi bir olay asla vaki değildir.
Somut olay davacı beyanının tam tersi şekilde davacı yolun ortasında iken gerçekleştiğini, Zeytinburnu Trafik Denetleme Birim Amirliği tarafından olay günü tutulan 24/02/2015 tarihli Trafik Kaza Tespit Tutanağında davacı ..... 'in 2918 Sayılı KTK'nın 68/1-B/3 Işıklı ve yetkili kişilerin bulunmadığı geçitlerde ve kavşaklarda yaklaşan aracın uzaklık ve hızını göz önüne almadan veya göz önüne aldığı halde uygun zamanda geçmemek hükmü hilafına hareket ettiği ve kanun hükmünü ihlal ettiği tutanak altına alındığını, davacının durduğunu zannettiği araçların arasından karşıdan karşıya geçmeye istemesi ve bu suretle kontrolsüz olarak yola çıkması;
(kendi beyanı ile dahi sabit olduğu üzere aracı dahi görmemiştir) ve müvekkilinin her yandan sıkışan trafik ve kısıtlı manevra imkanları nedeni ile görüşünün körleştiği sağ yandan müvekkili aracının önüne ani çıkması neticesinde olayın meydana geldiği sabit olduğunu, olay günü cenaze dolayısıyla kazanın meydana geldiği mahalde çok ciddi bir trafik yoğunluğu söz konusu olduğunu, olay anında ters yönden gelen minibüsün yolu kapatması, müvekkilin arkasından gelen başka bir minibüs olması ve yolun iki yönden de kilitlenmesi,
müvekkilin arkasından gelen minibüsün arkasından da acil sireni çalan bir ambulans gelmesi ve müvekkilinin her bilinçli vatandaş gibi ambulansa yol vermesi gerektiğini düşünmesi, yolun sağ tarafında yarısı kaldırıma parketmiş bir araç bulunması ve bu aracın hem görüşü kapatması hem de zaten sıkışmış trafikte yolun iyice daraltılmış olması, kaza yerinin gölgelik ve karanlıkta kalan bir alan olması,
kaza sırasında davacının gözünde siyah camlı güneş gözlüklerinin bulunması ve sair nedenler ile meydana gelen olayda, davacının müvekkilin sağ tarafındaki aracın arkasından kontrolsüz ve trafik durumunu, araçları ve araç manevralarını gözetmeksizin çıkarak tam da müvekkili ambulansa yol verirken aracının önüne atlaması karşısında artık somut olayda müvekkili .......'a isnat edilebilecek bir kusur ve sorumluluktan bahsedilemeyeceğini, zarar, kusur ve illiyet bağı değerlendirmesi yapılması gerektiğini, somut olayda davacı yanın sunduğu engelli raporu ile vaki olay arasında illiyet bağı bulunmadığını,
talep edilen 50.000,00 TL manevi tazminat miktarı olay tarihi itibariyle son derece yüksek olup hiçbir şekilde kabulü mümkün olmadığını, davacının talep ve isteminin sigorta tarafından teminat altına alınan ihtiyari mali mesuliyet kapsamında olması ve davacı yan tarafından sigorta şirketine başvurulduğuna ilişkin bir beyan ve belge sunulmadığından huzurdaki davanın .....
Sigorta Anonim Şirketi'ne ihbarı gerektiğini beyanla davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ......
Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; ikame edilen davanın 19/02/2025 tarihinde açıldığı, zamanaşımı süresinin 24/02/2023 tarihinde dolduğu gözetilerek davanın zamanaşı nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkili sigorta şirketine başvuru yapılmadığını, dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddi gerektiğini aksi halde davacı tarafa müvekkili şirkete yapılan eksik başvurunun tamamlanmak üzere maluliyet raporu sunulması için süre verilmesini talep ettiklerini, kazaya karışan ..... plaka sayılı aracın,
müvekkili şirket nezdinde 18/11/2014 - 18/11/2015 başlangıç ve bitiş tarihli ..... no’lu Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı olduğunu, Adli Tıp Kurumundan kusur raporu alınması gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, davacının kaza tarihindeki SGK kayıtlarının dosyaya celbini ve geçici iş göremezlik zararı ödemesi yapılıp yapılmadığının tespiti gerektiğini, davacının “geçici işgöremezlik zararı talebi bakıcı gideri talebi ve tedavi gideri’’ poliçe teminat kapsamında olmadığını,
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca hesaplama yapılması gerektiğini, poliçe tanzim tarihi dikkate alındığında genel şart ve genel şart ekinde öngörülen hesaplama metodunun uygulanması gerektiğini beyanla davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, 24/02/2015 tarihli yaralanmalı trafik kazasında davacıda oluşan bedensel zarar sonucu meydana gelen zararlarına karşılık maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.
2918 Sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmü, yine aynı Kanun'un 109/2. maddesinde ise "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından, sürücü ve diğer sorumlular arasında bir ayrım yapılmamış, kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür.
Ceza Kanununda öngörülen daha uzun ceza zamanaşımı (uzamış zamanaşımı) süresi, olay tarihinden itibaren işlemeye başlar. Sürenin işlemeye başlaması için zarar görenin zararı ve onun failini öğrenmesi gerekmez. Ancak zarar ve onun faili, uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmiş ise davanın, öğrenme tarihinden itibaren 2 yıllık süre içerisinde açılması gerekir.
Zararın ve failin uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmesi halinde, tazminat talebinin, öğrenme tarihinden itibaren 2918 sayılı yasanın 109. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ileri sürülmesi gerekmektedir. Öğrenme tarihinden itibaren, yeni bir uzamış zamanaşımı süresi işlemez (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 16/04/2008 Tarih 2008/4-326 E. 2008/325 K. sayılı kararı).
Eyleme uyan taksirle yaralama suçunun ceza davası zamanaşımı süresi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e maddesine göre 8 yıl olduğundan açılan dava 8 yıllık dava zamanaşımı süresine tabidir.
Haksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andır. Zararın öğrenilmesi kavramıyla kastedilen ise haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesi olup, bu bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi yoktur. Bedensel zararın (yaralanmanın) gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/4765 Esas ve 2021/7355 Karar sayılı kararı).
İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları içeriğine göre; haksız fiile ilişkin açılan davada kaza tarihinin 24/02/2015 tarihi olduğu, ceza yargılamasına da konu olan kaza nedeniyle Bakırköy ...... Asliye Ceza Mahkemesinin .....
Esas sayılı dosyasıyla kamu davasının açıldığı, davacının 17/11/2015 tarihli bizzat katıldığı celsede ceza davasına katılma talebinin kabul edildiği, davacı zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihin en geç 17/11/2015 olarak kabul edilmesi gerektiği, bu tarihten itibaren iki yıllık ve uzamış ceza zamanaşımı olan sekiz yıllık süre geçtikten sonra 07/01/2025 tarihinde dava şartı olan zorunlu arabulucuya başvuru yapıldığı ve davanın 19/02/2025 tarihinde açıldığı,
ceza zamanaşımının olay tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı ve davacının ancak sekiz yıllık zamanaşımı süresinden sonra zararı ve faili öğrenmesi halinde kalan iki yıllık süre içinde dava açabileceği, somut olayda bu durumun gerçekleşmediği davalıların süresinde zamanaşımı definde bulundukları anlaşılmakla davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Katip ..... · e-imzalıdır Hakim .... · e-imzalıdır
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/167, K. 2025/338, 9 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama