KÜNYE
T.c.ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31.HUKUK Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 29 Nisan 2025
- Esas-Karar No
- 2025/167-2025/380 (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız) (Başvurunun Esastan Reddi / HMK m. 353/1-b.1)
- Dosya no
- 2025/167 Esas
- Karar no
- 2025/380
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/11/2024
- Numarası
- 2024/175 Esas-2024/782 Karar
- Davanın konusu
- Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Karar yazım tarihi
- 05/05/2025
Karar Metni
1.860 kelime·9 dk okuma·4 bölüm
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili; taraflar arasında 2012-94022 kayıt numaralı ihale kapsamında 15/11/2012 tarihli 650 adet elektronik sıra çağrı sistemi mal alımına ait sözleşme düzenlenmiş olup, sözleşme kapsamında müvekkili şirket tarafından, davalı tarafından verilecek liste doğrultusunda, tüm Türkiye genelinde toplam 650 adet (50 adedi yedek olmak üzere) ... şubesine, sözleşmenin 10.3.1 maddesinde düzenlendiği şekilde ... tarafından elektronik sıra çağrı sistemine ilişkin numune kabulü yapılmasından itibaren başlamak üzere 16 ay içerisinde elektronik sıra çağrı sistemi kurulması hususunda anlaşma yapıldığını, sözleşme ve ekleri olan idari teknik şartname,
aynı zamanda sözleşmenin 9.maddesi gereği sözleşme süresinin 1755 takvim günü, yaklaşık 4 yıl 9 ay olduğunu, sözleşmenin davalı idare tarafından 23/09/2014 tarihli yazı ile sözleşmenin 16.1 maddesindeki yüklenicinin yükümlülüklerinin müvekkili şirket tarafından yerine getirilememesinden bahisle, sözleşmenin 35.1 maddesi hükümlerine göre feshedildiğini, fesih sonrasında müvekkili şirket tarafından verilen 83.784,18 USD tutarlı teminat mektubunun irat kaydedildiğini ve ihale yasaklısı olduğunun bildirildiğini,
fesih sonrasında 05/11/2014 tarihli demontaj kararını göndererek firmalarınca kurulumu yapılarak sözleşmenin feshi nedeniyle kullanılamayan sıra çağrı sistemlerinden, öncelikle kritik dönemde yoğun işlem hacmine sahip ekte yer alan iş yerlerindeki donanımlar için 1 ay, diğer iş yerleri için 3 ay süre verilerek firmanın hazırlayacağı demontaj takviminin gönderilmesinin istenildiğini, müvekkili şirket tarafından ...
7. Noterliğinden 10/12/2014 tarihli ihtarname keşide edilerek hukuka aykırı ve kamu yararı içermeyen demontaj kararının iptalinin istenildiğini, davalının demontaj kararını iptal etmediğini ve 29/12/2014 tarihli ihtarname göndererek, ihtarnamenin tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde ihtarname ekinde listelenilen 34 şubenin demontajının yapılması, 09/02/2015 tarihine kadar ise 643 şubeden geri kalanlardan demontaj işlemlerinin yapılması,
aksi taktirde demontaj işlemlerinin davalı idare tarafından yapılacağı hususunun ihtar edildiğini, 23/09/2014 tarihli fesih bildiriminin sözleşme süresi sona ermeden yapıldığı için, davalı idare tarafından yapılan tek taraflı fesih işleminin geçerli olmadığını, demontaj kararının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davalının montaj işlemleri, yazılım yüklemeleri vb. tali yükümlülüklerin tamamlanmasına izin vermeden 15/12/2012 tarihli sözleşmeyi haksız ve sözleşmeye aykırı olarak tek taraflı feshettiğini ve müvekkili şirketin hakediş bedelini ödemediğini,
kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı tarafından gönderilen 23/09/2014 tarihli fesih yazısında tamamlandığı iddia edilen işlerin bedelinin toplamının dahi, sözleşme bedelinin %94,88'ine denk geldiğini, hal böyle iken davalının 05/11/2014 tarihli demontaj kararının uygulanmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, kamu yararı da sağlamadığını, sözleşmenin 6.maddesinde sözleşme bedelinin birim fiyat olarak KDV hariç toplam tutarının 1.396.403,00 USD olarak belirlendiğini, davalı idare tarafından verilen listeler doğrultusunda fesih yazısında da belirtildiği üzere,
müvekkili şirket tarafından toplam 643 adet şubeye listede belirtilen ürünlerin tamamının sevk edildiğini, geri kalan 7 şubeye ait ürünlerin ise şirketin depolarında saklanmaya devam edildiğini, toplam sözleşme bedeli 1.396.403,00 USD, toplam montaj bedeli 178.750,00 USD olup, sözleşme kapsamındaki toplam mal bedelinin 1.217.653,00 USD olduğunu, 390 adet şube montajı 107.250,00 USD olup toplam hakedişin 1.324.903,00 USD olduğunu, davalı idarenin kamu ihale sözleşmesinden doğan edimlerini gereği gibi yerine getirmediğini, müvekkili şirketi şube mevcut olmayan adreslere yönlendirdiğini,
hatta birçok şubeye gidildiğinde şubenin kapalı olduğunun tespit edildiğini, davalı idarenin kabul ve muayene işlemlerini yapmış olmasına karşın müvekkili şirkete kabul tutanaklarını teslim etmediğini ve hakedişinin bu suretle ödenmesini engellediğini belirterek davanın kabulü ile,
davalı idare tarafından yapılmış olan 23/09/2014 tarihli yazı ile gerçekleştirilen fesih işleminin geçersizliğinin tespiti ile bilirkişi marifeti ile hesaplanacak olan toplam sözleşme bedelinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'sinin her bir hakediş tarihinden itibaren uygulanacak avans faizi ve KDV'si ile birlikte müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı vekili.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasının 1/B, 2/1 ve 76.maddeleri kapsamında dava konusu ihtilafın yazılım ve donanım olmasından dolayı görevli mahkemenin Ankara Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi olduğundan görev itirazında bulunduklarını, davanın belirsiz alacak mahiyetinde açılmış olması ve hatta kısmi dava şartlarının da oluşmamasından dolayı hukuki yarar yokluğuna ilişkin ilk itirazların kabulü ile davanın usulden reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak da, taraflar arasında 15/11/2012 tarihinde imzalanan sözleşmenin feshedildiğini, bu hususun yükleniciye 23/09/2014 tarihli yazı ile bildirildiğini,
ayrıca teminatın gelir kaydedilmesi için muhasebe ve finansman daire başkanlığına 01/10/2014 tarihli yazı yazıldığını, davacının dilekçesindeki iddiasının aksine tek taraflı ve rızası ile verdiği 08/08/2014 tarihli taahhütname ile idarenin tüm talep ve itirazlarını bila kabili rücu kabul ve taahhüt ettiğini,
taraflar arasında düzenlenen sözleşme ve ekleri hükümlerinde yer alan ifa ve teslim sürelerini değiştirme mahiyetinde olan davacı yüklenicinin 08/08/2014 tarihli yazısında 45 günlük ek süre verilmesinin kabul edilmesi halinde her geçen gün sözleşme bedelinin binde 2'si oranında gecikme cezası uygulanmak suretiyle işi verilen süre sonunda tamamlayacakları, bu süre sonunda sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerin eksiksiz olarak yerine getirilmemiş olması halinde sözleşmenin feshi ile birlikte 4734 ve 4735 sayılı kanun ve söz konusu sözleşmeden kaynaklı tüm yaptırımların uygulanması,
yaptırımların uygulanmasından dolayı herhangi bir hak, tazminat vs. talebinde bulunmayacaklarının gayrı kabili rücu olarak kabul ve taahhüt edildiğini, kabul ve taahhütlerden sonra sözleşmenin teslim ve tesellüm programını farklı yorumlama yolu ile giderek itiraz etmesinin her şeyden önce basiretli bir tacirden beklenen bir davranış olmadığını, firmanın süreçlerle ilgili yeterince bilgilendirildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında sadece ürün teslimatının talep edilmemekte olup, tüm cihazların ...
A.Ş. sistemleri ile entegre ve sağlıklı bir şekilde çalıştırılması ve 2 yıllık garanti süresi içerisinde bakım ve onarımını da kapsadığını, sözleşme salt ürün teslimatı şeklinde bir sözleşme olmadığından yüklenicinin işi sözleşmeye uygun olarak anahtar teslim etmediğini, yapılan fesih işleminin haklı ve sözleşmeye uygun olduğunu,
08/08/2014 tarihli taahhütname ile kabul ve taahhüt ettiği 45 günlük süre içerisinde edimlerini anahtar teslimi ve çalışır vaziyette teslim etmemesi nedeniyle kısmen teslim edilen yazılım ve donanım ürünlerinin davacı nam ve hesabına yeniden yapılacak ihaleden sonra işi üstlenecek yeni firma tarafından sıfırdan üretilecek yeni lisanslı bir yazılım prototip ürünler,
kioks turnike ve diğer donanımların bütünleşik olarak çalışmak zorunda olacağından dolayı idarece kullanılması ve bununla entegre olarak kullanılmasının fiilen ve hukuken imkansız olmasından dolayı demontaj edilmesi gerektiğinden davanın esastan da reddine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; daha önce alınan 2 bilirkişi heyeti raporları arasında çelişkiyi giderir mahkemece 30/09/2024 tarihli rapor alındığı, rapor içeriği ve tüm dosya kapsamına göre, davacının sözleşme uyarınca davalıya kullanılabilir şekilde teslim etmesi gereken 650 adet çağrı sisteminin tümünü temin ederek iş sahibine teslim etmediği,
davacı tarafça davalıya teslim edilerek montajı tamamlanana ve kurulumu yapılarak yazılımları tamamlanan 100 adet kioskun, donanımlarının şubelere teslimatının yapıldığı ve bu donanımlara istenilen yazılım metadolojisi benimsenerek yazılacak yazılımlarla çalıştırılabileceği, 100 adet kioskun, davacının yazmış olduğu davaya konu yazılım ile kullanımı kısıtlı donanımlar olmadığı, davalı tarafından kullanılabilecek durumda olduğu, davalıya ait 100 iş yerinde çağrı sisteminin kurularak iş sahibinin bundan fayda sağladığı, taraflar arasındaki sözleşme birim-fiyat esasına dayalı olup, kısmi ifa yapılamayacağına ilişkin bir hükme yer verilmediği,
100 adet çağrı sistem bedelinin 214.831,00USD olduğu, merkezi yazılımın yapılmamış olması nedeniyle, davacı hakedişinden sözleşmede merkezi yazılım için kararlaştırılan 975,00USD'nin mahsubu gerektiği, bedellerin fesih tarihindeki rayiçlere göre belirlendiği, 214.831,00 USD'den 975,00 USD'nin düşümü ile talep edilebilecek bedelin 213.856,00 USD olduğu,
ancak dava açılırken başlangıçta şimdilik kaydıyla 10.000,00 TL talep edilmiş olup, 10.000,00 TL kısım yönünden dava tarihindeki USD kuru üzerinden karşılığı 10.000 / 2,2966 = 4.354,26 USD olup, USD olarak talep edilebilecek 213.856,00 USD'den bu miktarın düşümü ile 209.501,74 USD ve dava dilekçesindeki talep de gözetilerek 10.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
dava tarihi öncesi itibariyle temerrüde düşürücü ihtarname bulunmadığından ve davanın niteliği gereği sözleşme değeri üzerinden 13/01/2015 tarihli tensip tutanağı kapsamında harç 14/01/2015 tarihinde tamamlanmakla TL alacağa dava tarihinden itibaren avans faizi, USD alacağa dava tarihinden itibaren devlet bankalarınca USD ile açılmış birer yıl vadeli döviz mevduat hesabına uygulanan en yüksek oranında faiz işletilmesine, bu şekliyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, raporda teknik değerlendirmelerin davalının iki, davacının bir bayanına atıfla gerekçesiz hazırlandığını, BAM kararı sonrası raporda yenilik, ilerleme olmadığını, raporun BAM kaldırma kararına uygun olmadığını, teslim alınmayan ürünlerden davacının sorumlu olamayacağını, ürünlerin gönderildiğini, prototip onayının 20/12/2013 tarihinde verildiğini, buna göre 16 aylık teslim süresinin 26/04/2015 tarihinde dolmakta iken sözleşmenin 23/09/2014 tarihinde feshedildiğini, PTT'nin ifaya hazırlık hareketlerini yapmadığını,
bir yazılım bir cihazda çalışıyorsa, diğer cihazlarda da çalışacağını, bu yönde uzman raporu sunduklarını, ürünlerin sözleşmeye uygun olup olmadığının muayene işlemleri yapılmadan tespit edilemeyeceğini, teslim edilen ürünlere ilişkin olumsuz rapor olmadığını, kabul komisyonu kurulmasının davalının yükümlülüğünde olduğunu, davalıdan kaynaklı sebeplerle kurulum yapılamayan şubelerde sorumluluğun davacıya yüklenemeyeceğini, fesihin haksız olduğunu, dosyadaki muayene kabul tutanaklarının merkezi yazılımın varlığın doğruladığını, son heyet raporunda çelişkilerin giderilmediğini, sadece çalışan kiosklar üzerinden hesap yapıldığını,
son bilirkişi raporunda yer verilen merkezi yazılım sistemi hakkındaki kanaatlerin yersiz ve dosyayla ilgili olmadığını, işin tamamına yakın kısmının (%94,88) tamamlandığını, tespit edilen 100 şubenin hangilerinin olduğunun belirsiz olduğunu, delil tespiti raporları ile bu rakamların gerçek dışı olduğunu ispatlandığını, kaldı ki sözleşme bedeli üzerinden 100 kiosk bedelinin 214.831 USD olduğunu, bu rakamın da raporun hatalı olduğunu gösterdiğini, hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, aynı ilde farklı şubelerde farklı bedelin belirlendiğini, birim fiyat teklifinin KDV hariç bedeller olduğunu,
davalı tarafın yazılım ve donanımların teknik şartnameye uygun olduğunu tespit ettiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; rapora itizlarının dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, BAM kaldırma kararında belirtilen hususların karşılanmadığını, sözleşme ediminin bir bütün ve bölünemez olduğunu, kısmi ifanın mümkün olmadığını, bilirkişi heyetinin sözleşme ve teknik şartnameyi değerlendirmediğini, UYAP'a entegre edilmeyen cihazların hiç bir işlevselliğinin olamayacağını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İlk derece Mahkemesinin 2015/36 Esas - 2021/228 Karar sayılı kararının Dairemizin 20/01/2022 tarih, 2022/16, 2022/15 Karar sayılı ilamı ile kaldırılması üzerine Mahkemece yeniden karar verilmiştir. İlk derece Mahkemesinin 2022/94 Esas-2023/500 Karar sayılı kararının Dairemizin 06/02/2024 tarih, 2023/1303 Esas, 2024/118 Karar sayılı ilamı ile kaldırılması üzerine Mahkemece Dairemiz kararı doğrultusunda inceleme ve değerlendirme yapılarak yeniden karar verilmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, Dairemizin son kaldırma kararı sonrası alınan bilirkişi heyeti raporuna taraflarca yapılan itirazlar önceki raporlara yapılan itirazlarla aynı içerikte olduğu ve kaldırma kararı sonrası alınan asıl raporda tartışıldığı, taraf vekilleri tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Başkan · ✍e-imzalıdır Üye · ✍e-imzalıdır Üye · ✍e-imzalıdır Katip · ✍e-imzalıdır
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, E. 2025/167, K. 2025/380, 29 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama