KÜNYE
T.C. Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2025
- Esas no
- 2025/921 Esas
- Karar no
- 2025/885
- Dava
- Tespit
- Dava tarihi
- 13/10/2025
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 14/10/2025
Karar Metni
629 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. TTK 408/2. maddesinde genel kurulun devredilmez yetkilerinden biri olarak sayılmış olan "huzur hakkı" konusunda yetki ihlali yapılarak yönetim kurulu tarafından karar alındığını, davalı şirketin 25.03.2023 tarihli yönetim kurulu toplantısında 158 sayılı kararında, yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesine karar verildiğini, Türk Ticaret Kanununun 394/1.
Maddesinin "Yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebilir." hükmüne havi olduğunu, Türk Ticaret Kanununun 408/2.
Maddesinin "Çeşitli hükümlerde öngörülmüş bulunan devredilemez görevler ve yetkiler saklı kalmak üzere, genel kurula ait aşağıdaki görevler ve yetkiler devredilemez...." hükmü ile genel kurula at devredilemeyecek görevleri sınırlı sayıda saydığını, F bendinde ise "Yönetim kurulu üyelerinin seçimi, süreleri, ücretleri ile huzur hakkı, ikramiye ve prim gibi haklarının belirlenmesi, ibraları hakkında karar verilmesi ve görevden alınmaları..." olmak üzere huzur hakkının genel kurulun devredilmez yetkileri arasında olduğunun hüküm altına alındığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/7519 E. 2022/4379 K. 02.06.2022 Tarihli İlamında.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 394. maddesi ile, gerek anonim şirketlerde gerekse limited şirketlerde genel kurul kararı ile yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebileceğinin öngörüldüğünü, beyanla yönetim kurulunun, TTK 408/2-f’ye aykırı biçimde huzur hakkı belirlenmesine ilişkin almış olduğu kararın mutlak butlanla sakat olduğunun tespitine, dosya durumu ve mevcut deliller ışığında, usul ekonomisi gereğince duruşma açmaksızın dosya üzerinden karar verilmesine,
davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Bilindiği üzere, açılmış bir davanın esasının incelenebilmesi (davanın mesmu, yani dinlenebilir olabilmesi) bazı şartların tahakkukuna bağlı olup bunlara dava şartları denir. Diğer bir anlatımla; dava şartları, dava açılabilmesi için değil davanın esasına girilebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır.
Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp, inceler ve bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir. Dava şartları dava açılmasından, hüküm verilmesine kadar var olmalıdır. Dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda mahkeme davanın mesmu (dinlenebilir) olmadığından reddetmesi gerekir.
Yetkinin kesin olduğu hallerde, mahkemenin yetkili bulunmasına ilişkin kurallarda kamu düzeninden olması nedeniyle dava şartları arasında sayılmıştır. (HMK 114/1-ç)
Somut olayda; HMK'nun 14/2.maddesi uyarınca şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili mahkeme olması ve Ticaret Sicil Kaydına göre şirketin muamele merkezinin yargı çevremiz dışında olması, Küçükçekmece Mahkemeleri yargı çevresi içerisinde olduğunun anlaşılması karşısında aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/921, K. 2025/885, 14 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama