KÜNYE
T.C. Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 19 Haziran 2025
- Esas no
- 2024/1031 Esas
- Karar no
- 2025/521 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 09/12/2024
- Kararın yazıldığı tarih
- 19/06/2025
Karar Metni
2.158 kelime·11 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP
Davacı taraf sunduğu dava dilekçesinde özetle. Taraflar arasında taşıma ilişkisine dayanak ticari ilişkinin mevcut olduğunu, davacı tarafın davalı tarafın taşıma işleri ile işlerini organize ettiğini, söz konusu taşıma hizmetine ilişkin davalı ... fatura düzenlendiğini davalı tarafın borcu ödememesi üzerine davalı aleyhine Bakırköy .... İcra Dairesi ...
Esas takip başlatıldığını davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiğini ve bunun üzerine iş bu davanın açıldığını, tüm bu hususlar neticesinde davanın kabulüne, haksız ve yasal dayanaktan yoksun itirazın iptali ile Bakırköy ....
İcra Dairesinin ....Esas sayılı dosyası ile yapılan takibin kaldığı yerden devamına, haksız ve yasal dayanaktan yoksun olarak takibe itiraz edilmesi nedeniyle, davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı taraf sunduğu cevap dilekçesinde özetle. Davacı tarafından somut olaya konu olan ithalata konu eşya, Çin'de yerleşik ....
Ltd. şirketi tarafından müvekkili şirkete ulaştırılmak üzere üçüncü bir taşımacıya teslim edilmiş olup, müvekkil şirketin eline geçmeden ve Türkiye sınırlarında serbest dolaşıma girmeden üreticisine geri gönderilerek mahrece iade işlemine tabi tutulduğunu, özetle, somut uyuşmazlıkta davacının iddiasının aksine, davacının ortaya çıkabileceğini önceden müvekkili şirkete bildirdiği olağan bir ek giderin ödenmemesinin söz konusu olmadığını, bu noktada, taraflar arasında kararlaştırılan ücretin kesin olup olmamasının da bir önemi bulunmadığını, davacının, müvekkili şirketin kusuru olmasa dahi ödeme yükümlülüğü olduğunu iddia etse de,
davaya konu uyuşmazlıkta tartışılması gereken hususun müvekkili şirketin kusursuz sorumluluğu değil, davacı şirketin kusurlu davranışı nedeniyle doğan gümrük vergisinden müvekkil şirketin sorumlu tutulamayacak olması olduğunu, haksız davanın reddine yapılan kötü niyetli icra takibi neticesinde davacı aleyhine 620'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, dava harç, gider avansları ile birlikte avukatlık ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır.
Dava, hukuki niteliği itibariyle, ticari ilişki nedeni ile düzenlenen cari hesap alacağı nedeni ile başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.
Bakırköy Arabuluculuk Dairesinin .... numaralı dosyasında; 01/08/2024 tarihinde 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 17, m. 18/A ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği anlaşıldı.
Dosya kapsamında bulunan Bakırköy İcra Dairesinin .... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 11.423,17USD fatura alacağı, 3.698,40USD faiz alacağı olmak üzere toplam 15.121,57USD yönünden, harca esas değer 496.658,89TL olarak 10/07/2024 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borcun sebebi olarak fatura alacağı gösterilildiği, davalı tarafından 11/07/2024 tarihinde yetki itirazı ile birlikte tüm borca, faiz oranına, faize ve fer’ilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı görülmüştür.
Uyuşmazlık, Davacının takip ve dava tarihi itibariyle davacının 29.03.2024 ve 25.03.2024 tarihli faturalar nedeni ile alacaklı olup olmadığı, fatura alacağa ilişkin alacağının olup olmadığı, tahsili gereken alacak miktarının ne olduğu, davacının bu alacağı talep edip edemeyeceği, borcun ödenip ödenmediği, borçlunun temerrüte düşüp düşmediği temerrüt tarihinin, uygulanması gereken faiz tür ve oranının, buna göre tahakkuk eden faiz miktarının ve toplam alacağın ne olduğu, icra-inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarındadır.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde 18/03/2025 tarihinde inceleme günü verilmiş olup davacı tarafın ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmıştır.
Davalı taraf yerinde inceleme talebinde bulunmuş, müvekkilinin ticari defterlerinin Ankara'da bulunduğunun bildirilmesi üzerine Ankara Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmıştır.
Dosyanın bilirkişiye verildiği, bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 15/04/2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında. "Dava Konusunun. Taraflar arasında bulunan ticari ilişkiden kaynaklı davacının İtirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacı tarafından Cari Hesap Alacağının tahsili amacıyla ile Bakırköy .... İcra Dairesi ....
Esas numarası ile takibe geçtiği, davalı yan tarafından borca itiraz edildiği ve takibin durduğu, davacı yan tarafından yapılan itirazın iptali talebi doğrultusunda 02.10.2024 tarihinde T.C. Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası ile huzurdaki davanın ikame edildiği belirlendiği, davacı tarafın kestiği faturaların E-Arşiv Portalından davalı ... gönderildiği ve yapılan incelemelerde 2024 yılına ait ticari defterlerinde kayıtlı olduğu,
davalı tarafa ait ticari defter ve belgelerin incelenmesi için talimat yazıldığı 07.04.2025 tarihinde ise Bilirkişi Dr. .... tarafından sunulan raporun sonuç kısmında davacı tarafından davalı adına düzenlenen 25/03/2024 tarihli ve .... seri numaralı toplam 3.698,40 USD bedelli faturanın aynı gün 799 nolu fiş nolu yevmiye kaydına ve 29/03/2024 tarihli ve ... seri numaralı toplam 11.423,17 USD bedelli faturanın798 fiş nolu yevmiye kaydına işlendiği,” "Cari Hesap özetinin öncelenmesinde.
Davacı adına 1.035.144,50TL alacak 551.371,11 TL borç kaydı yapıldığı, davalı kayıtlarına göre davacının 483.77.
TL al. k baki i olduğu” tespit edildiği, taraflar arasında ticari ilişkinin 2024 yılına ait olduğu, davacı ve davalı tarafın ticari defter ve belgelerinde 1.035.144,50TL, Hizmet Satımı- Alımı olduğu, davacı ve davalı ticari defter ve belgelerinde 551,371,11 TL'lik, ödemelerin olduğunun görüldüğü, davacı tarafından kesilen faturaların davalı tarafın ticari 2024 yılında davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı, davalı taraf kanuni süresinde itiraz edilmediği ve yine yapılan incelemelerde faturalara istinaden de ödemeler yapıldığı da görülmüş olup bu hususta iki tarafında kanuni sürelerde itilaf yaşamadığının görüldüğü,
fatura, tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine delil olabilecektir. Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin 2. fıkrasına göre;“ (2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Davacının yanın davalıdan kaydı olarak (15.121,57USD) tutarında alacaklı olduğu" sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Ankara ..... Asliye Ticaret Mahkemesince davalı tarafın ticari defterleri üzerinde inceleme yaptırıldığı, dosyanın bilirkişiye verildiği, bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 07/04/2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında.
Davalı şirketin ibraz ettiği belgelerin incelenmiş olduğu, Davacı tarafından davalı adına düzenlenen 25/03/2024 tarihli ve ... seri numaralı toplam 3.698,40 USD bedelli faturanın aynı gün ..... nolu fiş nolu yevmiye kaydına, ve 29/03/2024 tarihli ve ... seri numaralı toplam 11.423,17 USD bedelli faturanın ...... fiş nolu yevmiye kaydına işlendiği, davalının davacı adına 16.04.2024 tarih, .... numaralı, 11.423,17USD tutarlı faturanın ...... fiş nolu kayda ve 31.05.2024 tarih, ... numaralı, 2.133,38USD tutarlı iade faturasının ..... fiş nolu kayda işlendiği, cari hesap özetinin incelenmesinde;
davacı adına 1.035.144,50 TL alacak 551.371,11 TL borç kaydı yapıldığı, davalı kayıtlarına göre davacının 483.773,39 TL alacak bakiyesi olduğu, dava konusu iki faturanın davacı kayıtlarına girişi ve iade faturası olarak çıkış kaydının mevcut olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Bilirkişi raporu HMK 280. Maddesi uyarınca taraflara tebliğ edilmiştir. Faturaya konu malların teslimi hukuki bir işlem olup, ancak TMK'nın 6 ve HMK'nın 190, 200 maddeleri gereği yazılı delillerle ispat edilebilir. Davacı yasal delillerle teslim olgusunu ispat etmelidir.
TTK'nın 21/2.maddesine göre, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde fatura içeriği hakkında itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir.
Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Davalı borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması da bu olguyu değiştirmez.
Bu durumda borçlu taraf, faturayı ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını, malın teslim edilmediğini veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir.
Dosya tüm deliller ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde; öncelikle icra dairesinin yetkisine yapılan yetki itirazı incelendiğinde, para alacakları bakımından İİK'nın 50.maddesi yollamasıyla HMK'nın 10 ve TBK'nın 89. maddesi uyarınca alacaklının yerleşim yeri icra dairesi ve mahkemesi yetkilidir. Dosyada bulunan fatura ve kayıtlardan davacı şirketin muamele merkezinin Bağcılar/İstanbul olduğu, para alacakları yönünden alacaklının yerleşim yeri mahkemesinin ve icra dairesinin yetkili olması nedeniyle takibin doğru icra dairesinde başlatıldığı anlaşılmıştır.
Fatura, sözleşmenin kurulması aşaması ile ilgili bir belge olmayıp, sözleşmenin ifa safhasıyla ilgilidir. Bir başka ifadeyle fatura edimlerin ifası aşamasında düzenlenerek edimlerin içeriğini gösterir. Dolayısıyla Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinin ikinci fıkrası gereğince itiraz edilmeyerek kabul edildiği varsayılan fatura içeriği de sözleşmesinin ifasına ilişkin hususlar hakkında olmalıdır.
Faturanın itiraz edilmeyerek kabul edilmiş sayılmasına ilişkin düzenleme niteliği itibarıyla kanunî bir karinedir. Ayrıca aksine bir düzenleme olmaması nedeniyle de, adi (aksi ispat edilebilir) kanunî karinedir Bu nedenle ispat yükünün yer değiştirmesi mümkün olmaz. Kanunî bir karineye dayanan taraf, karine temelini ispat ettikten sonra (faturaya itiraz edilmediğini), karine sonucu (fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması) ortaya çıkar.
Bu karinenin aksi ise, fatura muhatabı tarafından iddia ve ispat edilebilir. Fatura muhatabının bu faaliyeti bir asıl ispat faaliyetidir. Somut olay bakımından, ispat yükünün davacı üzerinde olması ve bilirkişi deliline dayanması nedeni ile tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmiştir.
Davacı; navlun teklifi ve düzenlenen taşıma senedine göre davalı yanın davacı ile akdi ilişki kurmuş, tedarik ettiği malın ÇİN firmasına taşınmak Üzere teslim ettiği gönderinin, davacılar tarafından düzenlenen belirli tarihli konşimento tahtında fiili olarak taşımasının üstlenildiği, kargonun teslim edildiği, ithal ettiği ürünlere ait orijinal konşimento belgesi davalılarca ödenmesi talep edilmiştir.
Davalının özellikle taşıtan-gönderen konumunda olduğu ve yapılan taşımalarda taşıma bedeli ve sair olabilecek ödeme yükümlülüğü üstlenmiştir. Davacı yanın düzenlediği takibe konu faturalara itiraz edilmediği defter incelemesi ile sabittir. Bu hali ile,faturalarun içeriğine karşı çıkılmadığından bahisle taşıma ve sevk evrakına göre taşımanın yapıldığı ve davacının alacaklandığı karine olarak kabul edilmek gerekmektedir.
Bir başka deyişle, taşıma bir iş görme olduğu için taşıma faturaları içeriği itiraza uğramamış, davalıya tebliğ edildiği ve süresi içinde itiraz edilmediği tespit edilmiş, karine olarak taşıma sözleşmesi, taşıma İşi ve işin görülmesini tevsik eder mahiyette kabul edilmiştir.
Her iki tarafın ticari defter ve belgelerinin incelenmesi sonucunda davacının davalıdan kaydı olarak (15.121,57USD )tutarında Alacaklı olduğunun tespiti karşısında davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
İİK'nın 67/2. maddesine göre itirazın iptali davasında, alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için hükmün usulüne uygun yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içerisinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gerekir. Burada borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması veya alacağın bir belgeye bağlanması koşulu aranmaz.
Bu yasal koşullar yanı sıra takibe konu alacağın likit olması da gerekir. Bir alacağın likit olup olmadığı her olay özelliklerine göre değişmekle birlikte alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşılmalıdır. Buna göre, likit bir alacaklıdan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması yada borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi ya da bilinmesinin gerekmesi gerekir.
Böylece borçlunun borç miktarının tahkik ve tayin etmesine mümkün olması, başka bir anlatımla borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunun tespit edilebilir durumda olması gerekir. Borç ve borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacaktan söz edilebilir.
Davacının ticari defterleri, faturalar ile belirlenen alacağın likit olduğu ve İİK'nın 67/2. maddesinde belirlenen icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu anlaşıldığından kabul edilen alacağın takdiren %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Katip ... · ¸e-imzalı · Hakim ... · ¸e-imzalı
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/1031, K. 2025/521, 19 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama