KÜNYE
T.C. Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 24 Aralık 2024
- Esas no
- 2024/1076 Esas
- Karar no
- 2024/371 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle
- Dava tarihi
- 23/12/2024
Karar Metni
996 kelime·5 dk okuma·3 bölüm
G. K. YAZILDIĞI TARİH : 24/12/2024
Davacı tarafından mahkememizde açılan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde. 29.04.2022 tarihinde müvekkili şirkete .... poliçe numaralı konut paket poliçesi ile sigortalı ....'ın ikamet ettiği/faaliyet gösterdiği ... Mah. ... Sk. No:62/2 İzmir adresinde, sigortalı konutun mutfak bölümünde kullanmakta olan davalıya ait .....
Dijital pompalı su arıtma cihazının su kaçırması nedeniyle mutfak alt dolap sol ... bulaşık makinasında, fırın arası MDF dolap gövdesinde, arka duvar boya ve sıvalarında, mutfak zemin ve koridor zemin laminant parkelerde, mutfak duvar özel yaldızlı boyalarda ve koridor bir duvar boyalarında su hasarı meydana geldiğini, yapılan inceleme ve ekspertiz sonucunda, sigortalı ...'a toplamda 9.295,00 TL hasar tazminatı ödendiğini, Borçlar Kanunu'nun haksız fil hükümleri ve TTK 1472.
Maddesinde düzenlenen halefiyet ilkesi gereği müvekkili şirket tarafından yapılan ödemenin rücuen tahsili amacıyla davalı aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün .... E. sayılı dosyası ile yasal takip başlatılmış ise de, davalının süresi içerisindeki itirazı ile takibin durduğunu, borçlunun itirazının iptali ile icra-inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı ... üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
HMK madde 138 uyarınca dava şartları ve ilk itirazlar dosya üzerinden karar verilebileceği dikkate alınarak mahkememizce öncelikle dava şartları incelenmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK'nun 1472. maddesinden kaynaklanan rücuen alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Başkasına ait bir borç nedeniyle alacaklıyı tatmin eden kişinin, onun haklarını kanunda belirtilen durumda ve tatmin ettiği oranda kendiliğinden elde etmesine ardıllık (halefiyet) denir. Dönme (rücu) hakkı ise, başkasına ait borcu yerine getiren kişinin malvarlığında vücut bulan kaybı gidermeyi amaçlayan tazminat niteliğinde bir istem hakkıdır.
Bir borcu yerine getiren kimsenin alacaklının haklarına halef olabilmesi için halefiyetin kanunda açıkça öngörülmüş bulunması gerekir. Kanunda açıkça öngörülmediği sürece bir halefiyetin doğması mümkün değildir. Halefiyet kanunda belirtilmiş belirli durumlarda doğar. Kanunda açıkça öngörülmediği sürece bir halefiyetin doğması mümkün değildir. Halefiyette, rücu hakkını kullanan kişi alacaklının yerine geçer ve aynen alacaklının konumuna sahip olur.
TBK 61. maddesinde; "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır.
TTK.m.1472 hükmü; "(1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur." şeklindedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.3.1944 tarih ve 37 E. - 9 K. Ve 3.7.1944 tarihli kararında bu husus "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır.
Somut olayda; Davacı sigorta şirketi, bünyesinde Konut Paket poliçesi ile sigortalı olan ....'ın ikamet ettiği taşınmazın mutfak bölümünde kullanılan ve davalıya ait su arıtma cihazının su kaçırması sebebiyle oluşan hasarın davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalıya ödenmesi sonucunda rücuen alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bu haliyle davacı tarafın davalıya rücu hakkının doğduğu ve zarar görenin haklarına halef olduğu, halefiyet ilkesi gereği halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise o hakka sahip olacağı, velhasıl dava dışı sigortalının ne hakkı varsa bunların davacı şirkete geçmesiyle davacı şirketin de hukuken dava dışı sigortalı yerine geçtiği; halefiyete bağlı açılan davalarda görev hususunun davacının haklarına halef olduğu kişi ile davalı arasındaki ilişki baz alınarak değerlendirileceği;
bununla birlikte davanın mutlak ticari dava olmadığı gibi davacının haklarına halef olduğu dava dışı sigortalı .....'ın gerçek kişi olduğu ve yine poliçenin konut sigortasına yönelik olduğu, (su arıtma cihazının sahibi dosya içerisine sunulan servis fişinden anlaşıldığı üzere dava dışı ... olduğu; ... ile davalı arasında bu somut olay bakımından herhangi bir uyuşmazlık olmadığından, tüketici mahkemesinin görevli olmadığı kanaatine varılmıştır.) bu dava yönünden mahkememizin görevsiz olduğu, davalının sigortalıya yönelik haksız fiilinin bulunduğu, davalı ile sigortalı arasında herhangi bir sözleşme ilişkinin bulunmadığı da görülerek,
davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesinde olduğu anlaşılmış ve mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan ... · ¸e-imzalı · Üye ... · ¸e-imzalı · Üye ... · ¸e-imzalı · Katip ... · ¸e-imzalı
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/1076, K. 2024/371, 24 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama