KÜNYE
T.C. Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 30 Ekim 2024
- Esas no
- 2024/344 Esas
- Karar no
- 2024/171
- Dava
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 19/09/2024
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 30/10/2024
Karar Metni
1.631 kelime·8 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı taraf sunduğu dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine alması gereken hizmetin ücretini ödemesine rağmen talep ettiği hizmeti taahhüt edilen şekilde alamadığı için önce Beşiktaş .... Noterliğin 06.02.2023 tarih ... yevmiye tarihli ihtarname ile hizmetin ayıplı ve kusurlu olmasından dolayı kendisine ödenen ücretlerin iadesini talep ettiğini, davalı aleyhine Bakırköy ....
İcra Dairesi ... esas dosyası ile alacaklı ödediği ücret talebi ile icra takibi yapıldığını, davalı yasal süresi içinde icra takibine itiraz ettiği için yapılan ilamsız icra takibi durduğunu, davalı borçlunun itirazının icra takibini durdurmaya yönelik haksız olup, bu nedenle öncelikle itirazın iptali için 18.10.2023 tarihinde Bakırköy .... İcra Hukuk Mahkemesinde ...
Esas sayılı dosya ile dava açıldığını, dava İİK'nun 68/1. maddesinde yer alan ve mücerret borç ikrarını içeren bir belgeye dayanmadığı için ve alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden ...
Karar numarası ile reddedildiğini, davacının davalıdan e-ticaret alt yapılı içeriğinde, kendi hizmetlerinin ve yazdığı içeriklerin yer alacağı çok kapsamlı “...com” adı ile bir internet (web) sitesi hazırlanması konusunda hizmet aldığını, Bu hizmeti alırken davalı müvekkile hizmetinin; kalitesi, devamlılığı, içeriği ve sürekliliği konusunda taahhütler verdiğini, tarafların üzerinde anlaştıkları internet sitesi kurulumu hizmeti için davacı davalının talep ettiği ve anlaştıkları tüm masrafların ve hizmetlerin ücretini peşin ödendiğini, buna rağmen; hizmet;
davalının taahhüt ettiği 3 aylık sürede teslim edilemediğini, davalı davacıya taahhüt ettiği süreden aylar sonra internet sitesini; kullandıkça tespit ettiği eksiklikleri, hataları, çalışmayan sayfaları ile teslim ettiğini, davacı eksikliklerin düzeltmesini davalıdan talep etmiş ise de davalı gerekli düzenlemeleri yapmadığını, davacının davalından şifre ve panelleri aldıktan bir süre sonra web sitesi alt yapı şirketi .... davacıya ulaşarak 1 senelik sürenin dolduğunu, sağlayıcı olarak kendilerine 6.000 TL kira bedelinin ödenmesini belirttiklerini,
müvekkilinin sitenin tamamen kendisi adına alındığını ve böyle bir hizmet bedelinin ödeneceğinden bilgisi olmadığını belirtip sözleşmeyi şirketten istediğini, sözleşmenin kendi adına değil ... adına yapıldığını ve bu sebeple kendisine gönderemeyecekleri cevabını aldığını, müvekkilinin bu bilgi neticesinde sözleşmeyi davalıdan talep ettiğini, davalının gönderdiği 15.12.2021 tarihli sözleşmede;
müvekkile 13.700 TL olarak belirtilen ve ücreti davalıya peşin ödenen “special omni max” paketinin 5.000 TL olduğunu gördüğünü, Davalı davacıdan sadece web sitesi alt yapı şirketi ....’e ödenmek üzere 5.000 TL’lik hizmet için 13.700 TL aldığını, davalının işbu fiillerinden dolayı davacı, mevcut sitenin 14 Şubat 2023 tarihine kapanacağı ve bu tarihe kadar kendi sitesinin yetişmesi zorunluluğunu da göz önünde bulundurarak,
acele bir şekilde yeni bir web sitesi kurulumu hizmeti satın aldığını, Bunun için davalının hizmeti taahhüt ettiği şekilde ifa etmemesinden dolayı mecburen yeniden 76,73 USD hosting bedeli ve 14.000 TL +KDV kurulum hizmet bedeli ödediğini, açıklanan nedenlerle borçlunun icra takibine yaptığı haksız kötü niyetli itirazının reddi ile takibin devamını, davanın kabulünü, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı taraf sunduğu cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde ileri sürülen olayların dayanaksız usule ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın Bakırköy .... İcra Müdürlüğü nezdinde başlattığı ...
E. sayılı icra takibinde hizmetin verilmemesi sebebiyle ücretin iadesi olan miktar belirtilmediğini, ayrıca ortada bir haksız fiil veya başkaca bir zarar olmadığı halde hukukun hangi hükmüne göre veya hangi usule göre manevi tazminat talep edildiğinin açıklaması olmadığını, alacaklı tarafın icra takibinde ve sonrasında itirazın iptali davasında bahse konu ettiği manevi tazminat ve masrafların iadesi talebini kabul etmediklerini, davacı tarafın müvekkili ... ile alacaklı ... arasında e-ticaret altyapılı internet sitesi yapımı konusunda hizmet alındığını beyan ettiğini,
davalı müvekkili ile davacı taraf arasında bir eser sözleşmesi kurulduğunu, davacı tarafın söz konusu sözleşmeyi hangi hükme göre şekillendirdiği anlaşılamadığını, burada bir eser sözleşmesi mi yoksa hizmet sözleşmesi olarak mı anlaşıldığı anlaşılamadığını, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davalarında görevli mahkemenin belirlenmesi,
taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğine ve tarafların ticari işletme sahibi olup olmamalarına bağlı olduğunu, ticaret mahkemelerinin görevli olabilmesi için tarafların her ikisinin de ticari işletme sahibi olması ve uyuşmazlığın ticari iş niteliğinde olması gerektiğini, müvekkilinin ticari işletme sahibi olmayıp tacir sıfatını haiz olmadığını, genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemeleri görevli olduğunu, davacı taraf söz konusu sitenin 3 aylık süre içerisinde hazırlandığını ve bunun bir ayıp olduğu iddiasında olduğunu,
davacının 3 ay gibi aslında hiç de uzun olmayan bir süre içerisinde teslim etmiş olması hususu uzman görüşü ile açıklığa kavuşması gereken bir konu olduğunu, bu iddiayı reddettiklerini, sitenin kullanımında ne gibi sorunlar olduğu hiçbir somut ve şüpheden uzak delille ispat edilmediğini, müvekkiline sitenin yapımı için
17.12.2021 tarihinde ödeme yapıldığını, davacı yanın iddiasıyla üç aylık süre sonunda teslimi yapılmış olmakla tahmini 2022 yılının Mart ayında teslim olarak kabul edildiğini, davacı tarafından müvekkiline yapılan ihtarı kabul etmediklerini, ihtarın 06.02.2023 tarihinde yapıldığını, davacı taraf uğradığını iddia ettiği zararı ispat edemediğini, dolayısıyla davacının ispat edemediği zararlarına ilişkin taleplerinin reddedilmesi gerektiğini davacının haksız kazanç elde etme niyetinde olduğunu, müvekkilinin ... ile yapılan sözleşmenin kendi adına olacağı ve diğer tüm hususları davacı yana bildirdiğini, bu yönde onay aldığını,
müvekkili ...'ün davacı adına sözleşme yapabilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, dava dilekçesinde ele alınan sözleşmenin davacı adına değil de müvekkili ... adına yapılmış olması hususunu tamamen reddettiklerini, davacı yanın dava dilekçesinde ve icra takibinde ele aldığı site kurulum bedelinin iadesi ve manevi tazminat ve masraflar talebini açıklanan nedenlerle reddettiklerini, açıklanan nedenlerle, müvekkili hakkında ikame edilen davanın reddine,
davacıların alacağının %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama masraflarının ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, İtirazın iptali isteminden ibarettir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.
Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Dosya içerisine celp edilen ticaret odası ve vergi dairesi kayıtlarından anlaşıldığı üzere; davacı ... ve davalı ...'ün tacir kaydının bulunmadığı, bilanço veya işletme esasına göre defter tutmakla yükümlü olmadıkları, diğer kazanç ve iradlar mükellefi oldukları, İTO kayıtlarının bulunmadığı, geçmiş dönem beyanlarının Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesindeki hadleri aşmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
Asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. 6100 sayılı HMK'nın 115/2.maddesi gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ve görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak, yazılı şekilde karar vermek gerekmiştir.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/344, K. 2024/171, 30 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama