KÜNYE
T.C. Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 4 Mart 2025
- Esas no
- 2024/825 Esas
- Karar no
- 2025/202
- Dava
- İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı
- Dava tarihi
- 09/10/2024
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 27/03/2025
Karar Metni
966 kelime·5 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından başlatılan Büyükçekmece İcra Müdürlüğü ... (kapatılan Büyüçekmece .... İcra Dairesi ...) Esas
sayılı dosyasına davalı/borçlu tarafından itiraz edildiğini, bu itibarla işbu borca ve ferilerine yapılan haksız, kötü niyetli ve yasal dayanaktan yoksun itirazların iptali ile işbu takibin devamını, ilaveten alacağın likit olmasından mütevellit karşı taraf aleyhinde dava ve takip değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı/borçlu tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkememizin görevsiz olduğunu, gelen vergi dairesinin cevabi yazısına göre davacının gerçek kişi tacir olmadığını, bunu yanında aynı zamanda işletme hesabına göre defter tutmakta olup bilanço esasına göre defter tutmadığını, Ticaret siciline kayıtlı gerçek kişi tacir olmadığını, bu nedenle eldeki dava davacı yönüyle ticari dava olmadığı için görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi değil asliye hukuk mahkemesi olduğunu, davacı tarafın, davalı şirket ile hiçbir hukuki ilişkisi söz konusu olmadığını, bu nedenlerle öncelikle mahkemenin görevsizliğini, bu mümkün değilse davanın pasif dava ve takip ehliyeti nedeniyle reddini, bunun da mümkün olmaması halinde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, cari hesap alacağının tahsili amacı ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali isteminden ibarettir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.
Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Dosya içerisine celp edilen ticaret odası ve vergi dairesi kayıtlarından anlaşıldığı üzere; davacı ...'ın tacir olmadığı, İTO kaydının bulunmadığı, işletme hesabına göre defter tuttuğu ve yıllık beyannamesi incelendiğinde Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesindeki hadleri aşmadığı görülmüştür. Bu nedenle uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
Asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. 6100 sayılı HMK'nın 115/2.maddesi gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ve görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak, yazılı şekilde karar vermek gerekmiştir.
Hakim ... · ¸e-imza
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/825, K. 2025/202, 4 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama