KÜNYE
T.C. Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2025
- Esas no
- 2024/907 Esas
- Karar no
- 2025/713 Karar
- Dava
- Ticari Şirket (Fesih İstemli
- Dava tarihi
- 30/10/2024
Karar Metni
1.658 kelime·8 dk okuma·2 bölüm
G. K. YAZILDIĞI TARİH : 15/09/2025
Davacı tarafından mahkememizde açılan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde. Davacı müvekkilinin asıl ve tek sermayedarı olduğu davalı firmanın 04.08.2017 tarihinde, 100 adet payın 1'i ...
T.C. .... ve 99'u .... ait olacak bu iki kişi tarafından kurulduğunu, daha sonra Suudi Arabistanda yaşayan müvekkilinin Türkiye'ye gelmesi üzerine 17.09.2018 tarihinde .....'nin kendisinde olan hisselerin 50'sini davacıya, 09.03.2023 tarihinde ise ... kendisinde olan 1 adet payı da ... 'a devrettiğini, son durumda şirketin, davacıda 50 pay, ....'ta 50 pay olmak üzere iki ortaklı hale geldiğini, kuruluşun üzerinden yıllar geçmesine rağmen firma vasıtasıyla hiç bir iş ve işlem yapılmadığını, firmanın vergi borçlarından dolayı madden bir yük haline geldiğini, şirketin, ekte ibraz ettikleri üzere mükellef olduğu vergi dairelerine,
Gelir İdaresi Başkanlığına veya başkaca kamu kurum ve kuruluşuna ait hiç bir borcu bulunmadığını, şirketin hiç bir bankada hesabının, üzerine kayıtlı taşınır veya taşınmaz mal varlığının olmadığını, şirketin yalnızca ticaret sicil gazetesinde kaydının bulunduğunu, sermayedar olan Müvekkili ... in, şirketi ticari amaç ve gaye ile kurduğunu, gelinen bu aşamada müvekkilinin Suudi Arabistanda yaşaması sebebiyle Türkiye'ye sık sık gelmesinin mümkün olmaması, bu nedenle firma vasıtasıyla ticari iş ve işlem yapılamaması,
sadece büyük bir vergi yükü altında kalınması sonucunu doğurduğunu, öncelikle şirketin temsil edilmesi için kayyım atanmasını, neticede davanın kabulü ile şirketin haklı sebeple feshine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket temsil kayyımı Doç. Dr. ... cevap dilekçesinde.
Davacı tarafından ileri sürülen sebeplerin haklı sebep teşkil edip etmediği hususunun, huzurdaki davaya konu somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi ve Sayın Mahkemece fesih, ortaklıktan çıkarma veya uygun görülen diğer bir çözüm yoluna hükmedilmesinin söz konusu olabileceğini, bu bağlamda davacının, haklı sebep olduğu iddia edilen olayın, şirketin feshine neden olacak nitelikte olup olmadığı hususunda Mahkemece araştırma yapılması neticesinde şirketin kuruluş tarihinden bu yana aktif ve pasif mal varlığı ile borçlarının tespit edilmesinin gerektiğini, ayrıca üzerinde durulması gereken diğer bir konunun,
fesih talebinin son çare olup olmadığına ilişkindir, davacının başka hukukî yollara başvurma imkânı varken, bunları tüketmeden şirketin feshini istemesi durumunda, talebinin reddedilmesinin gerektiğini, aksi kabulde, davacı ortağın şirketin devamı için imkân varken, bunlardan yararlanmayarak,
doğrudan şirketin feshi için dava açmasının, Kanunun kendisine verdiği bu hakkın kötüye kullanılması teşkil edeceğini, konuyla ilgili Yargıtay kararlarında istikrarlı şekilde vurgulandığı üzere, şirketin feshi davasında sadece taraf beyanlarına dayanarak karar verilmesinin uygun olmadığını, dava konusu şirketin uzun yıllar ciddî bir faaliyetinin olup olmadığının araştırılması, davalı şirketin ticarî defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması,
davalı şirketin kamuya herhangi bir borcu bulunup bulunmadığının ilgili kurumlardan sorulması sonrasında, ileri sürülen haklı sebeplerin şirketin feshi için yeterli olup olmadığı veya bunun son çare olduğu hususunda takdir mahkemeye ait olmak üzere, huzurdaki davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini davalı şirket adına temsil kayyımı olarak talep etmiştir.
Mali Müşavir Bilirkişi ...... ile Sözleşmeler Konusunda Uzman Bilirkişi Prof. Dr. .... tarafından düzenlenen 01/07/2025 tarihli raporda.
"Davalı şirketin 2023 ve 2024 yıllarına ilişkin yevmiye, kebir ve envanter defterlerinin açılış tasdikinin ve yevmiye defterlerinin kapanış tasdikinin kanuni süresinde yaptırıldığı, ortaklar pay defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defterinin açılış tasdikinin bulunduğu, 2- Davalı şirketin, Özkaynaklar toplamının 31.12.2020 tarihi itibarıyla -338.637,12 TL, 31.12.2021 tarihi itibarıyla 1.105.868,29 TL, 31.12.2022 tarihi itibarıyla 891.442,03 TL, 31.12.2023 tarihi itibarıyla 394.608,41 TL, 31.12.2024 tarihi itibarıyla 186.829,66 TL olduğu,
3- Davalı şirketin 31.12.2024 tarihi itibarıyla aktifinde kayıtlı 307.000,00 TL tutarında 7 ayrı gayrimenkul olduğu, 4- Davalı şirketin, son 5 yılda (2020-2024) satış yapmadığı, 2020 yılında 142.284,07 TL, 2021 yılında 109.025,19 TL, 2022 yılında 214.426,26 TL, 2023 yılında 496.833,62 TL, 2024 yılında 297.450,28 TL zarar ettiği, 5- Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde davacının iddia ettiği gibi davalı şirketin bir faaliyetinin bulunmadığı ve sürekli artan SGK borçları bulunduğu tespit edilmiştir.
Yargıtay içtihatları ile de ortaya konduğu üzere uzun yıllar ticari bir faaliyetin bulunmaması haklı sebep olarak kabul edilmektedir. Bu sebeple TTK m.636/III uyarınca haklı sebebin oluştuğu düşünülmektedir. Davalı şirketin faaliyetinin bulunmadığı dikkate alındığında feshi yönünde karar verilebileceği" sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Dava dilekçesi, kayyım cevap dilekçesi, taraf beyanları, gelen müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Dava; 6102 sayılı TTK'nın 636. maddesi uyarınca davalı şirketin haklı nedenlerle fesih - tasfiyesi istemine ilişkin olduğu görülmüştür.
6100 Sayılı HMK' nın 320. maddesi kapsamında taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu: Davalı şirketin genel kurulun uzun zamandan beri toplanamadığı hususunun somut olay bakımından geçerli olup olmadığı, fesih için davacı yönünden haklı sebeplerin bulunup bulunmadığı, haklı sebep koşulunun oluşup oluşmadığı, şirketin gayri faal olmasının fesih için haklı sebep sayılıp sayılmayacağı, TTK'nın 636/3 maddesi uyarınca fesih şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı görülmüştür.
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabı incelendiğinde; feshi istenilen .... sicil numarasında kayıtlı bulunan davalı ...'nin adresinin, ... Mah. .... Blv. No: 42/5 Bahçelievler/İstanbul olduğu görülmüştür.
Davalı şirket merkezinin mahkememiz yetki sınırlarında olması nedeniyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre HMK'nun 14/2 maddesi gereğince işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK'nun 1521. maddesi gereğince basit yargılama usulünce incelenip sonuçlandırılmıştır.
6102 sayılı TTK'nın 636/3. maddesine dayalı iş bu davada, husumetin şirket tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir. Ancak, davalı şirketin 2 ortaklı olduğu ve davacının münferiden imza ile davalı şirketi temsil ettiği dikkate alınarak menfaat çalışması olmaması için davalı şirkete işbu dava dosyasında temsilen sınırlı olmak üzere ... temsil kayyımı olarak atanmıştır. Bu haliyle usulüne uygun taraf teşkili sağlanmıştır.
Davalı şirkete ait İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarının incelenmesinde; Davacının, davalı şirketin %50 ortağı olduğu görülmüştür. Diğer ortak, %50 paylı dava dışı şirket yetkilisi ....' dir.
6102 sayılı TTK'nun 636. maddesi; "(1) Limited şirket aşağıdaki hâllerde sona erer:
a) Şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesiyle.
b) Genel kurul kararı ile.
c) İflasın açılması ile.
d) Kanunda öngörülen diğer sona erme hâllerinde.
(2) Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir.
(3) Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.
(4) Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir.
(5) Sona ermenin sonuçlarına anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır.
" şeklindedir.
Dava dilekçesi içeriğindeki fesih talebi, yukarıda belirtilen maddenin 3. fıkrası kapsamında haklı nedenle fesih talebi niteliğindedir.
Haklı sebepler kanunda tahdidi olarak düzenlenmemiş olup yargı kararları ve doktrinde yer verilen bazı haklı sebep teşkil edebilecek fiil ve davranışlar; bir ortağın şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması, bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi, bir ortağın kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması, bir ortağın uğradığı sürekli bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için gerekli olan yeteneği ve ehliyetini kaybetmesi, uzun süre kar dağıtılmaması,
gereksiz sermaye arttırımları ile azınlığın etkisizleştirilmeye çalışılması, ortakların bilgi alma ve denetim haklarının kullandırtılmaması, aile şirketlerindeki husumet ve ortaklar arasındaki çekişmeler emsal oluşturabilecek niteliktedir.
Gerek doktrinde gerekse de Yargıtay Kararlarında Limited Şirket faaliyetinin tamamen durmuş olması (Vergi kaydının silinmesi) durumunda haklı nedenin var olduğunun belirtilerek şirketin haklı nedenle feshedilebileceğinin kabul edilmektedir.
Yargıtay'ın yine somut olayla örtüşen başka bir kararında, şirketin “uzun yıllar ciddi bir faaliyetinin olmamasının” haklı sebep olduğu belirtilmiştir. (Yargıtay 11 HD. E. 1999/3660, K.1999/5545, T. 21.6.1999)
Dosya içerisine celp edilen ticaret sicil kayıtlarından anlaşıldığı üzere, davalı şirketin ilk kurulduğu günden beri mali genel kurul yapmadığı görülmüştür.
Mahkememizce çıkartılan tebligatın TK'nın 35.maddesi uyarınca tebliğ edildiği ve yapılan kolluk araştırması sonucunda davalı şirketin sicil adresinde faaliyet göstermediği anlaşılmıştır.
Davalı şirketin SGK borcunun bulunduğu görülmüştür. Vergi Dairesi kayıtlarına göre de, davalı şirketin yapılan yoklamada faaliyette bulunmadığı görülmüştür.
Tüm bu belirlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının, davalı şirketin % 50 pay sahibi olduğu, mali genel kurulun uzun süreden beri toplanmadığı, yapılan araştırmalar sonucunda davalı şirketin sicil adresinde faaliyet göstermediği, gayri faal olduğu, şirketin feshini şirket ortağının talep ettiği anlaşılmakla davacının talebinin 6102 Sayılı TTK' nın 636/3. maddesindeki şartları taşıdığı, haklı sebebin bulunduğu ve bu haliyle davacının fesih için talepte bulunması açısından hukuki yararının olduğu kabul edilmiş ve davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak SMMM ....' ın atanmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan ... · ¸e-imzalı · Üye ... · ¸e-imzalı · Üye ... · ¸e-imzalı · Katip ... · ¸e-imzalı
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/907, K. 2025/713, 10 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama