KÜNYE
T.C. Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 1 Kasım 2024
- Esas no
- 2024/912 Esas
- Karar no
- 2024/179 Karar
- Dava
- Tazminat
- Dava tarihi
- 31/10/2024
Karar Metni
1.277 kelime·6 dk okuma·3 bölüm
G. K. YAZILDIĞI TARİH : 01/11/2024
Davacı tarafından mahkememizde açılan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde. Davacı müvekkilinin, İstanbul ili, .... ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, 27 parsel 3 bağımsız bölüm numaralı taşınmazı, 28.02.2018 tarihinde davalı .... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'den satın aldığını, ipoteğin dayanağı olan kredi borcunun ödenmemesi üzerine dava dışı Banka tarafından davacı ve davalılar aleyhine, İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ....
Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını ve taşınmazın, İcra Müdürlüğü tarafından yapılan açık artırma sonucunda satılarak alıcısı adına tescil edildiğini, müvekkilinin, ipotek konusu taşınmazın, gerçek bedeli üzerinden müteahhitlik yapan davalıdan satın aldığını, taraflar arasında, borçtan şahsi sorumluluğun davacı tarafından üstlenildiğine dair herhangi bir anlaşma bulunmadığını, ipotekli taşınmazı satın alan davacının, taşınmaz üzerindeki ipoteğin neticelerine katlanma yükümlülüğü çerçevesinde taşınmazın satışına katlandığını, TMK’nın 884. maddesiyle öngörülen haklara sahip olduğunu,
bu nedenle, borcu, cebri icra yoluyla alacaklıya ödeyen davacının, kanun gereği alacaklının haklarına halef olduğunun ve ödediği bedeli davalıya rücu edebileceğinin kabulünün gerektiğini, davacıya ait taşınmazın, davalının borcu nedeniyle cebri icra yoluyla satıldığı ve davacının, taşınmazın satış bedeli kadar alacaklının haklarına halef olduğundan, halefiyet ilkesi gereğince, dava dışı alacaklının sahip olduğu haklar (temerrüt faiz oranı vs.) üzerinden, satış tutarının davacı müvekkiline ödenmesinin gerektiğini, neticede fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla HMK'nın 109. maddesi gereğince 1.000,00 TL alacağın,
(yasal faizden az olmamak koşuluyla) %30,24 faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, ipotekli taşınmazın satışı sebebiyle uğradığı zararın tazmini isteminden ibarettir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.
Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı)
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2. maddesinde, Kanunun kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” şeklinde açıklanmıştır. Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3/1-(l) maddesinde de, tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır.
6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda, tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında, Kanunun 83. maddesinde de, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
Somut olayda; davacının, satış sözleşmesi uyarınca ticari ve mesleki amaçla hareket eden davalı şirketten 1 adet daire vasfındaki ipotekli taşınmazı satın aldığı anlaşılmaktadır.
Davacı taraf, dava dilekçesinde halefiyet ilkesinden bahsetmişse de, icra takip dosyası içeriğinden anlaşıldığı üzere davacı tarafça ipotek borcunun ödendiğine dair dosya kapsamında herhangi yazılı kaydın bulunmadığı; ipotekli taşınmazın, ipoteğin paraya çevrilmesi takibi sonrasında ipotek alacaklısı banka tarafından alınıp, adına tapuya tescil edildiği görülmüştür. Bu haliyle davacının talebinin halefiyet ilkesine dayalı olmadığı mahkememizce kabul edilmiştir.
Davacının talebi, satıma konu taşınmazdaki ipotekten kaynaklı olarak davalının kendisini zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat davasıdır. Taşınmazın daire vasfında olması ve uyuşmazlığın 6502 sayılı Kanunun 3. maddesine göre tüketici işlemi veya tüketiciye yönelik uygulamalardan doğmuş olması sebeperiyle aynı kanunun 73.maddesi gereği davaya bakmak görevi Tüketici Mahkemesine aittir.
(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 06/02/2020 Tarih ve 2017/2529 Esas, 2020/308 Karar sayılı ilam.) (Yagıtay 17. Hukuk Dairesinin 2014/1774 Esas, 2014/496 Karar sayılı ilam.)
HMK' nın 114/1-c maddesi uyarınca görev dava şartıdır ve aynı kanunun 115.maddesine göre mahkemeler dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Bu durumda davaya bakmaya Tüketici Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan ... · ¸e-imzalı · Üye ... · ¸e-imzalı · Üye ... · ¸e-imzalı · Katip ... · ¸e-imzalı
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/912, K. 2024/179, 1 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama