KÜNYE
T.C. Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 31 Mart 2026
- Esas no
- 2024/927 Esas
- Karar no
- 2026/229
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 05/11/2024
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 29/04/2026
Karar Metni
1.673 kelime·8 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında tutulan cari hesaptan kaynaklanan 389.400,00-TL alacağını tahsil amacıyla davalı aleyhine Bakırköy ....
İcra Müdürlüğü’nün ..../..... esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı yanın hukuki dayanağı olmayan itirazı ile takibin durması üzerine, söz konusu uyuşmazlığın çözümü için, yine kendilerince arabuluculuğa başvurulduğunu taraflar arasında gerçekleştirilen görüşme neticesinde uzlaşma sağlanamadığını, müvekkili ve borçlu ... ......
Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi arasında ticari ilişki bulunduğunu ve davaya konu icra takibi kapsamında karşı yanca taraflar arasındaki ticari ilişki inkar edilmeksizin borca itiraz edildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin ispatlandığının kabulü gerektiğini, davalı tarafça, müvekkilinin alacağını geciktirme gayesiyle her ne kadar borca itiraz edilmişse de ba/bs formlarının vergi dairesinden celbi, tarafların ticari defterleri üzerinde yapılacak inceleme ve tanıklarının anlatımlarıyla müvekkilinin davalı şirketten alacaklı olduğu hususu sübuta ereceğini,
bunun yanında dava dilekçesinin ekinde de sunulmuş olan icra takibinin dayanağı olan cari hesap ekstresine konu faturaların, taraflar arasındaki borç ilişkisinin temelini oluşturduğunun, aynı zamanda borçlunun cari hesapta yer alan faturaların teslim tarihi itibariyle Türk Ticaret Kanunu madde 21/2'de öngörülen usul ve süresinde yapıldığını bir itirazı olmamasından dolayı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Türk Medeni Kanunu'ndaki düzenlemeler uyarınca ispat külfetinin borçluda olduğunun kabulü gerektiğini,
huzurdaki dava kapsamında öncelikle ilgili vergi dairesinden b/a-b/s formlarının celbini akabinde davalı borçlu tarafından dava konusu alacağı ödememe gayesi ile hukuken tanınan hakların kötüye kullanılması ve yargılamanın sürüncemede bırakılacak olması sebebiyle müvekkilinin alacağının temini bakımından; haricen edilen bilgilere göre borçlunun birçok borcunun olması, yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali ve böyle bir durumda ilerde verilecek olan kararın infazının mümkün olmayacağı ihtimali göz önüne alınarak,
davalı/borçlunun takbis ve uyap araç sorgusunda adına kayıtlı bulunan gayrimenkul ve araç plakalarına ihtiyati haciz konulmasını, araçlarının muhafaza altına alınmasını, borçlunun elindeki menkullerin ve 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının teminatsız olarak mahkeme aksi kanaatte ise yine mahkememizce takdir edilecek teminat mukabilinde ihtiyaten haczini, kararın Bakırköy .....
İcra Müdürlüğü’nün ..../...... esas sayılı dosyadan uygulanmasına karar verilmesini, davanın kabulü ile davalının haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ve Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü’nün ...../...... esas sayılı dosyasında takibin devamını, alacak miktarının %20'sinden az olmamak kaydıyla borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin, müvekkili şirketin tarafına düzenlediği faturaların gerçek bir mal veya hizmet
alışına dayanmadığını, komisyon karşılığında alınmış sahte faturalar olduğunu, söz konusu
faturaların şirket kayıtlarında yer aldığını ancak mal teslimine, sevke yada ödemeye ilişkin
herhangi bir veri bulunmadığını, faturaların muhasebe tarafından sehven şirket kayıtlarına
alındığını ancak taraflar arasında herhangi bir ticari faaliyetin olmadığını, konuya ilişkin olarak
Hazine ve Maliye Bakanlığı müfettişlerinin 2019, 2020 ve 2021 dönemlerinde müvekkili
şirketin yasal defter ve belgelerini incelediğini, 14.03.2024 tarih .....-(.....-.-.....)/.... sayılı
Vergi Tekniği raporunda "Mükellef kurumun müfettişliğimize ibraz edilen defter ve belgeleri
tetkik edildiğinde 2019 yılında alışların %75'lik kısmını oluşturan faturalar düzenleyen
mükellefler hakkında sahte belge düzenlemekten dolayı Vergi Tekniği Raporu düzenlendiği,
alışların diğer %25'lik kısmını gerçekleştirmiş olduğu mükellefler hakkında sahte belge
düzenleme nedeniyle devam eden incelemelerin olduğu" yönünde tespitte bulunulduğunu, 2018
dönemi için 15.06.2023 tarih ....-(....-..-....)/.. sayılı vergi tekniği raporunda ".....
Mükellef kurumun müfettişliğimize ibraz edilen belgeleri tetkik edildiğinde 2018 yılında
alışlarının %97'lik kısmını oluşturan faturaları düzenleyen hakkında sahte belge düzenlemekten
dolayı........" tespitleri yapıldığını, vergi dairesine sahte fatura işlenmesinden dolayı müvekkili
şirkete cezai işlemler uygulandığını, söz konusu işlemden dolayı müvekkili şirketçe vergi
dairesine ceza ödendiğini belirterek, davacı tarafından kötü niyetle açılan davanın reddine,
takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az
olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı
tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLER VE GEREKÇE
Dava, İİK'nun 67. Maddesine göre alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..../..... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine toplam 389.400,00-TL cari hesap alacağının tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; icra takibine konu cari hesap nedeniyle davacının alacaklı olup olmadığı, davalının icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığı hususlarının tespiti isteminden ibarettir.
Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya mali müşavir bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle; "...
1- Davacının 2019 yılına ilişkin yevmiye, kebir ve envanter defterlerinin açılış tasdikinin ve
yevmiye defterinin kapanış tasdikinin kanuni süresinde yaptırıldığı,
2- Davacı nezdindeki davalı cari hesabına ilişkin muavin defter dökümü tanınan süre içerisinde
ibraz edilmediğinden inceleme yapılamadığı,
3- Davalının 2019 yılına ilişkin yevmiye, kebir ve envanter defterlerinin açılış tasdik ve
yevmiye defterinin kapanış tasdik görüntülerinin tanınan süre içerisinde ibraz edilmediği,
4- Davalının 09.09.2024 takip tarihi itibarıyla davacıya 551.688,00 TL borçlu göründüğü,
5- Dava konusu faturaların, davalı mükellef kurum adına düzenlenen 14.03.2024 tarih 2024-
[2014-2-596] /36 sayılı Vergi Tekniği Raporunda bulunduğu, davalının 2019 yılındaki
alışlarının %75'lik kısmını oluşturan faturalar düzenleyen mükellefler hakkında sahte belge
düzenlemekten dolayı Vergi Tekniği Raporu düzenlendiği, alışlarının diğer %25'lik kısmını
gerçekleştirmiş olduğu mükellefler hakkında da sahte belge düzenleme nedeniyle devam
eden incelemelerin olduğu yönünde tespitlerde bulunulduğu,
6- Davacının Form Bs içeriğinde davalı adına düzenlenmiş KDV hariç 330.000,00 TL tutarında
6 adet satış faturasını bildirdiği, buna karşılık davalının Form Ba içeriğinde davacı tarafından
düzenlenmiş KDV hariç 330.000,00 TL tutarında 6 adet alış faturasını bildirdiği, netice
itibarıyla davacının 2019 yılına ilişkin Bs bildirimi ile davalının Ba bildiriminin birbirleriyle
uyumlu olduğu,...'' şeklinde tespit ve rapor edilmiştir.
Davalı vekilinin itirazları kapsamında değerlendirme yapmak üzere dosya daha önce rapor düzenleyen mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş olup raporda özetle "....kök raporda, davalı tarafından ibraz edilen davacıya ilişkin muavin defter dökümü yer almakta
olup davalı tarafından yapılan beyan ve itirazın kök raporda değişikliği gerektiren bir hususa
havi olmadığı, bu nedenle kök rapordaki görüşümü koruduğumu, davalının mükellefi olduğu
vergi dairesinden 2019 yılına ait ticari defterlerin celp edilmesi halinde inceleme
yapılabileceğini Sayın Mahkemenin takdirlerine saygılarımla arz ederim...." şeklinde tespit ve rapor edilmiştir.
Mahkememiz dosyası daha önce rapor düzenleyen mali müşavir bilirkişiye ek rapor için tevdi edilmiş olup bilirkişi tarafından düzenlenen 2. ek raporda özetle; "...
1- Davalının 2019 yılı yevmiye ve kebir defterlerine ilişkin ara tasdiklerin kanuni süresinde
yaptırıldığı, envanter defterinin ibraz edilmediği, yevmiye defterinin kapanış tasdikinin
bulunmadığı tespit edilmiş olup davalı ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma vasfının
Sayın Mahkemenizin takdirlerinde olduğu,
2- Yapılan inceleme neticesinde, kök raporumuzda tespit edildiği gibi, 2019 yılında davacı
tarafından düzenlenen 6 adet faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının
09.09.2024 takip tarihi itibarıyla davacıya 551.688,00 TL borçlu göründüğünün teyit
edildiği,
3- Diğer hususlarda ise kök ve ek raporda belirtilen değerlendirmelerde bir değişiklik
bulunmadığı, ..." şeklinde tespit ve rapor edilmiştir.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).
Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4)
Yapılan yargılama, toplanan deliller, denetime elverişli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamının bir bütün olarak değerlendirilmesinde; davacı tarafça cari hesap alacağı nedeniyle başlatılan icra takibine davalı tarafça itiraz edilmesi üzerine işbu itirazın iptali davasının açıldığı, Mahkememizce her iki tarafın tarafın ticari defter ve belgeleri üzerine bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı yasal defterlerine göre icra takip tarihi itibariyle 551.688,00-TL tutarında davalıdan alacaklı olduğu, davalı yasal defterlerine göre davalının davacı tarafa 551.688,00-TL borçlu olduğu,
tarafların bağlı bulundukları vergi dairesi müdürlüklerinden celp edilen BA-BS formlarının incelenmesinde kayıtların birbiri ile uyumlu olduğunun, 6 adet faturanın karşılıklı olarak bildirildiği ve bu kapsamda taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunun anlaşıldığı,
her ne kadar davalı taraf davacı tarafça düzenlenen faturaların gerçek bir mal veya hizmet alışına dayanmadığını, komisyon karşılığında alınan sahte fatura olduğunu beyan etmiş ise de, davalının sahte olduğunu bildiğini belirttiği faturaları defterlerine kaydettiği ve BA formunda da beyan ettiği göz önünde bulundurulduğunda kendi muvazaasından yararlanamayacağının kabulü gerektiği, davacı tarafça başlatılan icra takibinin usulüne uygun olarak başlatıldığı,
gerek icra aşamasında gerekse yargılama aşamasında icra takibine konu edilen ve davalı defter kayıtlarında da görülen borcun ödendiğine ilişkin davalı tarafça dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı, bu durumda davacının davasını ispat ettiği, İİK 67/2 maddesi uyarınca likit olan alacağa yapılan itirazdan dolayı davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmetmek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ...... ¸e-imza Hakim ...... · ¸e-imza
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/927, K. 2026/229, 31 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama