KÜNYE
T.C. Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2025
- Esas no
- 2024/933 Esas
- Karar no
- 2025/773 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 07/11/2024
- Kararın yazıldığı tarih
- 21/10/2025
Karar Metni
2.566 kelime·13 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan "İtirazın İptali" davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP
Davacı taraf sunduğu dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğunu, davalı tarafın taşıma ilişlerini yaptığını davalı tarafın 124.730.00TL TL borcunun olduğunu Davalı aleyhine Gaziosmanpaşa İcra Dairesi ...... Esas takip başlatıldığını davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiğini, ve bunun üzerine iş bu davanın açıldığını, tüm bu hususlar neticesinde kısmına ilişkin itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini, davalı aleyhine %20 icra tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ederiz.
CEVAP
Davalı tarafça dosyaya sunulmuş bir cevap dilekçesi bulunmamaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır.
Dava, hukuki niteliği itibariyle, ticari ilişki nedeni ile düzenlenen cari hesaba dayalı başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.
Bakırköy Arabuluculuk Dairesinin ..... numaralı dosyasında; 05/03/2024 tarihinde 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 17, m. 18/A ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği anlaşıldı.
Dosya kapsamında bulunan Gaziosmanpaşa İcra Dairesinin ..... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 113.308,00-TL fatura cari alacakları, 11.422,38-TL geçmiş gün faiz bedeli olmak üzere toplam 124.730,38-TL toplam alacak için 14/06/2024 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borcun sebebi olarak faturaların gösterildiği, davalı tarafından 23/06/2023 tarihinde borcun tamamına, faize, yetkiye, faiz oranına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı görülmüştür.
Uyuşmazlık, Davacının takip ve dava tarihi itibariyle takibe konu fatura nedeni ile alacaklı olup olmadığı, tahsili gereken alacak miktarının ne olduğu, davacının bu alacağı talep edip edemeyeceği, borcun ödenip ödenmediği, borçlunun temerrüte düşüp düşmediği temerrüt tarihinin , uygulanması gereken faiz tür ve oranının, buna göre tahakkuk eden faiz miktarının ve toplam alacağın ne olduğu, icra-inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda toplandığı tespit edildi.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde 11/03/2025 tarihinde inceleme günü verilmiş olup davacı tarafın ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmıştır.
Davalı taraf incelemeye katılmamış, ticari defter ve kayıtları ibraz etmemiştir.
Dosyanın bilirkişiye verildiği, bilirkişi tarafından hazırlanan 29/04/2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; " Raporumuz içerisinde yapılan açıklamalar muvacehesinde, dosyaya mübrez
belge, bilgi, takip dosyası, Davacı Yana Ait İncelenen ticari defteri ile yapılan
tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde;
Dava Konusunun; Taraflar arasında bulunan ticari ilişkiden kaynaklı davacının İtirazın
iptali talebinden ibaret olduğu
Davacı tarafından Cari Hesap Alacağının tahsili amacıyla ile Küçükçekmece İcra
Dairesi ..... Esas numarası ile takibe geçtiği, davalı yan tarafından borca itiraz
edildiği ve takibin durduğu,
Davacı yan tarafından yapılan itirazın iptali talebi doğrultusunda 05.12.2024 tarihinde
T.C. Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesi ..... E. sayılı huzurdaki davanın ikame
edildiği belirlendiği,
Davacı tarafın kestiği faturaların E-Arşiv Portalından Davalı yanan gönderildiği ve
yapılan incelemelerde 2024 yılına ait ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, Bu hususta Nihai
Takdir Sayın Mahkemenize Aittir.
Taraflar arasında ticari ilişkinin 2022-2023- yılına ait olduğu tarafların BA-BS 12 adet
toplam 13.735,10TL kdv hariç beyanda bulunulduğu,
Davacı tarafında kesilen faturaların davalı tarafın ticari 2022- 2022 yılında davalı tarafın
ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı, davalı taraf kanuni süresinde itiraz edilmediği ve
yapılan incelemelerde davalı tarafından faturalara istinaden de ödemeler yapıldığı
gibi Davalı tarafın BA Formunda da beyanda bulunduğu görülmüş olup bu hususta iki
tarafında kanuni sürelerde itilaf yaşamadığı görülmüştür.
Faturanın Kabul Edilmiş Sayılmasının Hukukî Niteliği Fatura alan kişinin sekiz gün içinde itiraz
etmemesi halinde, fatura içeriğini kabul etmiş sayılması (TTK m. 21/2) kanunî bir karinedir.7 Kanunî
karineler, belli bir olaydan belli olmayan bir olay için kanun tarafından çıkarılan sonuçlardır.8 Kanun
koyucu faturayı alan kişinin süresi içinde itirazda bulunmamış olması vakıasına, bu kişinin fatura
içeriğini kabul etmiş olduğu sonucunu bağlamıştır
Davacı tarafından her ne kadar ile 14.06.2023 Tarihinde Gaziosmanpaşa İcra Dairesi
...... Esas Sayılı dosya ile davacının borçlu aleyhine Davalı Asıl 113.308,00 TL
İşlemiş Faiz 11.422,38TL olmak üzere 124.730,38TL Tutarında takip talebinde başlatılmış
ise de yapılan incelemelerde Taraflar arasında ticari ilişkinin 2022-2023 yılına ait olduğu,
Davacı tarafın ticari Defter ve belgelerinde 29.650,00TL, Hizmet Satımı olduğu, Davacı
tarafın ticari Defter ve belgelerinde 20.120,00 TL’lik, Ödemelerin olduğu, Görülmüştür.
Davacının yanın davalıdan kaydı olarak 9.530,00TL tutarında Alacaklı olduğu Faiz talep
edeceği hasıl olacak olursa davacı tarafın davalı taraftan 1.065,85TL faiz talep
edebileceği," sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Bilirkişi raporu HMK 280. Maddesi uyarınca taraflara tebliğ edilmiştir. "Davacı vekilinin itirazları doğrultusunda mahkeme dosyası ek rapor alınması için daha önce rapor düzenleyen bilirkişiye tevdi edilmiş olup 24/08/2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında "Raporumuz içerisinde yapılan açıklamalar muvacehesinde, dosyaya mübrez belge,
bilgi, takip dosyası, Davacı Yana Ait İncelenen ticari defteri ile yapılan tespit,
inceleme ve değerlendirmeler neticesinde;
Davacı tarafın 25.06.2025 Tarihli Beyan Dilekçesinde Sunduğu 2 adet ayrı cari hesap ekstresi
yeniden incelendiğinde;” Müvekkilin davalı ile olan ilişkisinden kaynaklanan ticari defter ve kayıtları
iki farklı caride tutulmuştur. İki carideki tüm kayıtlar beraber değerlendirildiğinde toplam 102.618
TL bakiye alacak olduğu görülmektedir”
Davacı taraf 2022 yılında ilk cari hesabında 53 adet toplam 93.088,00TL fatura ikinci cari
hesabında ise 15 adet toplam 20.120,00TL olmak üzere toplam 113.208,00TL fatura kestiği ,
davalı tarafın bu faturalara istinaden davacı yana Toplamda 25.650,00TL Tutarında ödeme
yapıldığı, 20.09.2025 tarihinde ise 4.640,00TL tutarında iade faturası kestiği ve davacıı tarafın da
kayıtlarına yer aldığı görülmüştür.
Tüm bu Hususta Dosya kapsamına sunulan belgeler rapor yeniden ele alındığında; Davacı
tarafından ayrı ayrı sunulan 2 adet cari hesap ekstresi birleştirilip toplam kesilen fatura tutarları
ile davalı tarafından yapılan (yukarıda ayrıntısı gösterilen) ödemeler vb.düşüldüğünde Davacının
yanın davalıdan kaydı olarak 31.12.2023 Tarihi İtibariyle 83.558,00TL tutarında alacaklı
olduğu ,
Mahkemenizce Davacı tarafından faiz talep edeceği hasıl olursa davacı tarafın davalı
taraftan 9.266,35TL tutarında faiz talep edebileceği, "sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Faturaya konu malların teslimi hukuki bir işlem olup, ancak TMK'nın 6 ve HMK'nın 190, 200 maddeleri gereği yazılı delillerle ispat edilebilir. Davacı yasal delillerle teslim olgusunu ispat etmelidir.
TTK'nın 21/2.maddesine göre, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde fatura içeriği hakkında itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir.
Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Davalı borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması da bu olguyu değiştirmez.
Bu durumda borçlu taraf, faturayı ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını, malın teslim edilmediğini veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır.
HMK'nın 222.maddesine göre; ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
Bu şartlara şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. "...Mahkemece, yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, takip dayanağı faturalardan yalnızca birinin davalı tarafından form BA belgeleriyle vergi dairesine bildirildiği, bu nedenle söz konusu faturanın ve fatura içeriği malzemenin teslim edildiğinin kabulü gerektiği, diğer faturalar 5.000 TL altında olduğundan bildirime tabi olmadığı, davacı tarafından sunulan kargo teslim fişlerinin faturalar ve faturalarda yazılı malzemelerin davalıya teslim edildiğini kanıtlamadığı,
davacının kendi defterinde kayıtlı olmasının da alacağın varlığını göstermediği, davalının ödemeye ilişkin sunduğu dekontların söz konusu faturaya ilişkin olduğuna yönelik kayıt olmadığı, bu konuda davacıya yemin de teklif etmediği,
davalı takip öncesi temerrüte düşürülmediğinden davacının işlemiş faiz de talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın teslim edildiği ispat edilen fatura yönünden kısmen kabulü ile itirazın 6.651,52 TL yönünden iptaline, likit olan alacağın %20’si oranında tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA.." T.C.
Yargıtay ..... Hukuk Dairesi , 25.10.2018 Tarih, ..... Esas, .... Karar.
"...Diğer taraftan, her iki taraf tacir olup HMK 222. maddesi gereğince bilirkişi incelemeleri sonucunda tutmakla yükümlü oldukları ticari defter ve kayıtların usul ve yasaya uygun olduğu ve delil vasfını taşıdığı tespit edilmiştir. Gerek davacı, gerekse davalının ticari defter ve kayıtlarında takip konusu fatura ve fatura alacağı yer aldığı gibi davalı şirkete ait BA Formunda fatura konusu alacağın bildirilmiş olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda, davacının takibe konu etmiş olduğu faturadan dolayı alacak iddiasını usul ve yasaya uygun olan delillerle ispat ettiğinin kabulü neticesinde verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir..." T.C. Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi , 10.10.2024 Tarih, ..... Esas, ..... Karar.
Dosya tüm deliller ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde. Fatura, sözleşmenin kurulması aşaması ile ilgili bir belge olmayıp, sözleşmenin ifa safhasıyla ilgilidir. Bir başka ifadeyle fatura edimlerin ifası aşamasında düzenlenerek edimlerin içeriğini gösterir. Dolayısıyla Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinin ikinci fıkrası gereğince itiraz edilmeyerek kabul edildiği varsayılan fatura içeriği de sözleşmesinin ifasına ilişkin hususlar hakkında olmalıdır.
Faturanın itiraz edilmeyerek kabul edilmiş sayılmasına ilişkin düzenleme niteliği itibarıyla kanunî bir karinedir. Ayrıca aksine bir düzenleme olmaması nedeniyle de, adi (aksi ispat edilebilir) kanunî karinedir Bu nedenle ispat yükünün yer değiştirmesi mümkün olmaz. Kanunî bir karineye dayanan taraf, karine temelini ispat ettikten sonra (faturaya itiraz edilmediğini), karine sonucu (fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması) ortaya çıkar.
Bu karinenin aksi ise, fatura muhatabı tarafından iddia ve ispat edilebilir. Fatura muhatabının bu faaliyeti bir asıl ispat faaliyetidir.
Somut olay bakımından, ispat yükünün davacı üzerinde olması ve bilirkişi deliline dayanması nedeni ile tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, davalıya meşruhatlı tebligatta, ibraz süresi ve ibrazdan kaçınmanın sonuçları da ihtarı ile birlikte inceleme gün ve saati usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen davalı defterlerini ibrazdan kaçınmıştır.
Ticari defterlerin delil olma durumlarına ilişkin hukuki düzenlemeler TTK ve HMK’da olmak üzere iki ayrı kanunla belirlenmiştir. Kişinin kendi ürettiği delili kendi lehine kullanamama durumunun özel bir istisnası olan ticari defterlerin delil fonksiyonu, HMK m. 222 ile sınırları ve koşulları sıkı sıkıya belirlenmiştir.
Maddenin birinci ve ikinci fıkrasında ticari defterlerin delil olmasına ilişkin genel şartları, üçüncü fıkrasında lehe delil olması için gereken şartları, dördüncü fıkrasında aleyhe delil olabilmesi için gereken şartları ve son fıkrasında ise delilin hasredilmesi olarak nitelendirilen ayrıksı durum ele alınmıştır.
Bilirkişi raporunda, davacının usulüne uygun ticari defterlerine göre Bilirkişi raporunda davacının usulüne uygun ticari defterlerine göre iki adet cari hesap alacağına ilişkin fatura nedeni ile 83.558,00-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Takibe konu bu faturaların davalıya tebliğ edildiği, TTK madde 21/2 uyarıca davalının faturalara itirazına rastlanılmadığı da rapor da tespit edilmiştir.
Her iki tarafında tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafında ticari defterlerine işlenmesi gereken ticari işten kaynaklanıyor olduğuna şüphe bulunmamaktadır.7251 Sayılı Kanun’la değişik HMK m. 222/3 hükmü ise HMK m. 222’nin uygulandığı tüm uyuşmazlıklar açısından ticari defterleri ibrazdan kaçınmanın sonucunu açıkça düzenlemektedir.
Buna göre, tacirin ticari defterlerini ibraz etmemesi ve karşı taraf defterlerinin aksini kesin delille de ispat edememesi halinde, ispat mübrez defterlerdeki kayıtlar yönünde gerçekleşeceği kabul edildiğinden davacının ticari defter ve kayıtları ile tarafların 2022-2023 dönemlerinde VD karşılaştırılması BA-BS lerini eşleştikleri, davalı tarafından form BA belgeleriyle vergi dairesine bildirildiği, bu nedenle söz konusu faturanın ve fatura içeriği malzemenin teslim edildiğinin kabulü gerektiğinden davacının davasını ispat ettiği anlaşılmakla davanın bu miktar üzerinden kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacının takip talebine konu ettiği takip tarihine kadar işlemiş faiz alacağına ilişkin talebi bakımından. TTK'nın 1530. madde başlığı ''Ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları" şeklindedir. TTK'nın 1530/7 maddesinin uygulanabilmesi için taraflar arasında mal ve hizmet tedariki sözleşmesi olması gerekir.
Somut olayda taraflar arasında ticari ilişki satım sözleşmesi olmakla birlite TTK'nın 1530. maddesi anlamında bir tedarik ilişkisinin mevcudiyeti kanıtlanmadığından, TTK'nın 1530/7 maddesinde öngörülen faiz oranlarının uygulanması da mümkün değildir. Kaldı ki dosya içerisinde TBK'nın 117. maddesi uyarınca, takip öncesi borçlunun temerrüte düşürüldüğüne ilişkin bir kanıt da bulunmadığından takip öncesi işlemiş faiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
İİK'nın 67/2. maddesine göre itirazın iptali davasında, alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için hükmün usulüne uygun yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içerisinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gerekir. Burada borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması veya alacağın bir belgeye bağlanması koşulu aranmaz.
Bu yasal koşullar yanı sıra takibe konu alacağın likit olması da gerekir. Bir alacağın likit olup olmadığı her olay özelliklerine göre değişmekle birlikte alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşılmalıdır. Buna göre, likit bir alacaklıdan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması yada borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi ya da bilinmesinin gerekmesi gerekir.
Böylece borçlunun borç miktarının tahkik ve tayin etmesine mümkün olması, başka bir anlatımla borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunun tespit edilebilir durumda olması gerekir. Borç ve borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacaktan söz edilebilir.
Davacının ticari defterleri, fatura ve BA kayıtları ile belirlenen alacağın likit olduğu ve İİK'nın 67/2. maddesinde belirlenen icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu anlaşıldığından kabul edilen alacağın takdiren %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Katip ...... ¸e-imzalı Hakim..... ¸e-imzalı
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/933, K. 2025/773, 25 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama