KÜNYE
T.C. Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2024
- Esas no
- 2024/976 Esas
- Karar no
- 2024/320 Karar
- Dava
- Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 21/11/2024
Karar Metni
1.160 kelime·6 dk okuma·3 bölüm
G. K. YAZILDIĞI TARİH : 05/12/2024
Davacı tarafından mahkememizde açılan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde.
Müvekkilinini, davalı tarafından temin edilen ..... isimli su arıtma cihazını, kataloğunu inceleyerek, muhatap tarafından ürünün sorunsuz bir şekilde çalışacağı yönünde verilen garantilere ve paylaşılan Bakanlık Onayı’na güvenerek satın almak istediğini, bunun akabinde 21.07.2023 tarihli fatura ile ürünü satın aldığını, taraflar arasında, söz konusu satış sözleşmesinin yazılı şekilde hazırlandığını, tarafların hak ve yükümlülüklerinin belirlendiğini, ancak, söz konusu sözleşmenin, davalı tarafça imzalanmadığını, davalı taraf sözleşmedeki tedarik, bakım vesair yükümlülüklerini kısmen dahi olsa yerine getirdiğini, bu itibarla,
taraflar arasında, anılan sözleşmedeki davalının yükümlülükleri hususunda tam bir sözleşmenin kurulmuş durumda olduğunu, ürünü sorunsuz bir şekilde temin etmek, ürünün içeriğindeki vitamin ve mineraller gibi Vitaminli Su Arıtma Cihazı içeriğini sağlamak, ürünün bakımlarını yapmak, yaşanabilecek teknik sorunları gidermek gibi yükümlülüklerin tamamen davalıya ait olduğunu, müvekkilinin sadece yeri, elektriği ve arıtılmamış şebeke suyunu sağlamakla yükümlü olduğunu, müvekkilinin satın aldığı ürün için belirlediği yerde (.....
Mah. ..... Cad.
No: 129 Sultangazi-İstanbul) su ve elektrik tesisatını hazırladığını, davalı tarafından teslim edilen ürünün kurulumu yine davalı tarafından yapıldığını, kurulumunu müteakip müşterilerin kullanımına sunulan ürünün, tüm yasal ve idari düzenlemelere uygun olarak temini üretici ve sağlayıcı firma olarak davalının sorumluluğu altında olduğunu, cihazın muhatap tarafından üretilmekte ve su ve elektrik tesisatı kurulduktan sonra kullanıma hazır halde satışa sunulduğunu,
davalı tarafından temin edilip kullanıma sunulan arıtma cihazı ile ilgili olarak Sultangazi Kaymakamlığı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından ...... tarihinde denetim yapıldığını, anılan denetim neticesinde ürün üzerinde işletme kayıt belgesinin, besin öğeleri tablosu ve zorunlu etiket bilgilerinin bulunmadığının tespit edildiğini, davalı tarafından üretilerek,
müvekkiline satışı yapılan ..... isimli üründeki yasal ve idari eksiklikler nedeniyle müvekkiline uygulanan ve müvekkili tarafından ödenmek zorunda kalınan idari para cezalarının toplam tutarı olan 92.318 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacıya ait Ticaret Sicil ve Vergi Dairesi kayıtları celp edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki satış sözleşmesinden kaynaklı tazminat isteminden ibarettir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.
Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı)
Dosya içerisine celp edilen ticaret odası ve vergi dairesi kayıtlarından anlaşıldığı üzere; Davacı..... 'ün tacir olmadığı, ticaret odası kaydının bulunmadığı ve işletme esasına göre defter tuttuğu görülmüştür. Davacının gerçek kişi olarak tacir vasfı bulunmamakta olup, esnaf vasfındadır. Ayrıca, uyuşmazlığın TTK da düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı gibi özel bir düzenleme ile uyuşmazlığın ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunduğu belirtilmediği için davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde(Yargıtay 3. H.D.sinin 03.06.2020 gün ve 2020/220 E. - 2020/525 K. sayılı kararı) görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
Asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. 6100 sayılı HMK'nın 115/2.maddesi gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ve görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak, aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir
Başkan ...... · ¸e-imzalı · Üye ..... · ¸e-imzalı · Üye .... · ¸e-imzalı · Katip ...... · ¸e-imzalı
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/976, K. 2024/320, 5 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama