KÜNYE
T.C. Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 7 Mart 2025
- Esas no
- 2025/120 Esas
- Karar no
- 2025/216
- Dava
- Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 07/02/2025
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 20.03.2025
Karar Metni
1.036 kelime·5 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçeside.
07/02/2023 tarihinde .... plaka sayılı araç ile ... plaka sayılı minibüs arasında gerçekleşen trafik kazası nedeniyle .... plaka sayılı aracın hasarlandığını, kaza sebebinin .... plaka sayılı araç şoförü ...nın ifadesi gibi arkadan araca çarpması olduğunu, asıl kusurlu tarafın müvekkil davalı taraf olduğunu, araçtaki hasarın giderildiğini, hasarın giderilmesinin 18 gün sürdüğünü beyanla 18 günlük araç mahrumiyet bedelinin tahsilini talep ettiğini,
HMK'nın 107 ve ilgili maddeleri uyarınca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere belirsiz alacak davası olarak 18 günlük araç mahrumiyeti için şimdilik 100-TL.'nin otomobilin onarım için servise teslim edildiği 20.06.2023'den itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili, yargılama gideri ve kanuni vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından dosyaya sunulan cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkilinin ikametgahının ve kazanın meydana geldiği yer itibariyle yetkili mahkemelerin Küçükçekmece Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davanın yetkisiz mahkemelerde açıldığını, kazanın meydana gelmesinde davacı kooperatifin kusurlu olduğunu, Trafik İhtisas Dairesi'nden kusur tespitine ilişkin olarak rapor alınmadan sadece kaza tespit tutanağına dayanılarak davalı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığını, trafik bilirkişisinden kazaya ilişkin kusur oranlarını da gösterir şekilde bir rapor alınmasını,
davanın sonucuna göre ileride müvekkilinin sigortasının yaptırıldığı .... Sigorta A.Ş.'ye rücu etme ihtimali bulunduğunu, davanın .... Sigorta A.Ş.'ye (Adres:... Mah. ... Cad. ... Sitesi 1 Blok No:8A, İç kapı No:2 Ümraniye/İstanbul Türkiye) ihbarını talep ettiklerini, usul yönünden itirazların reddi halinde itirazları ve beyanlar doğrultusunda davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Mahkememizce davalıların tacir araştırmasının yapılması için Pınarbaşı Mal Müdürlüğü, Küçükçekmece Vergi Dairesi, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanlığı, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazıldığı anlaşılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.
Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
HMK'nın 2. maddesine göre;
"(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
(2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir."
TÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDİLDİĞİNDE
6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde ticari davalar sayılmış olup, uyuşmazlık konusunun TTK'nın 4. maddesi kapsamında sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, yapılan araştırma neticesinde taraflardan hepsinin tacir olmaması nedeniyle uyuşmazlığın nispi ticari dava türüne girdiği de söylenemeyecektir. Dolayısıyla HMK'nın 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu kanaati ile kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlenmesi, taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Katip ... · ¸E-imza Hakim ... · ¸E-imza
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/120, K. 2025/216, 7 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama