KÜNYE
T.C. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/121
- Karar No
- 2025/185
- Karar tarihi
- 4 Mart 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi
- Ara karar tarihi
- 13/12/2024
- Davanın konusu
- Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin
- Yazım tarihi
- 04/03/2025
Karar Metni
2.151 kelime·11 dk okuma·5 bölüm
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Başkanın görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette % 50 hisseye sahip olduğunu, şirketin ilk olarak 2005 yılında tescil edildiğini ve bugüne kadar devam ettiğini, müvekkilinin davalı şirketin ...na ait bir kısım payını 27/03/2018 tarihinde devralarak şirkete ortak olduğunu, her iki ortak da şirketi temsil yetkilerini münferitten kullanabilirken müvekkilinin yetkileri 20/03/2023 tarihinde sona erdiğini, müvekkilinin ortak olduğu dönemde ve sonrasında şirketin tek ticari faaliyetinin dava dışı ..'ye ait ..
İli, y... İlçesi, ...
Mahallesi ,... ada ... parsel sayılı taşınmaza yapılacak inşaat ile ilgili olarak yapılan 20/11/2012 tarihli Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden kaynaklanan edimlerin olduğunu, sözleşme davalı şirket ile arsa sahibi arasında imzalandığını, 2012 yılından müvekkilinin şirkete ortak olduğunu, 2018 yılına kadar sözleşme edimlerini yerine getirmek adına hiçbir faaliyette bulunulmadığını, müvekkilinin şirkete ortak olması ile inşaat faaliyetlerinin başlayabildiğini,
her ne kadar ortaklıkta müvekkili dışında şirket bünyesinde bir ortak daha bulunmakta ise de şirket faaliyeti kapsamında yürütülen faaliyetin tamamının müvekkili tarafından yapıldığını, şirket ortaklarının "Şirket Ortaklığı ve Yapılacak İşin Sözleşmesidir" başlıklı , 17/03/2018 tarihli belge ile ortaklığın konusu, ortakların taahhütleri ve pay oranları gibi konular ve genel konularda anlaşmaya vardıklarını, sözleşmeye göre ...nun yaptığı harcamaların da şirket giderlerine yazılması yönünde anlaşıldığı,
tarafların önceden ortaklıkla işlem yapmaya yönelik izinlerinin olduğunu sözleşmede hisse devrinin ardından yapılacak harcamaların ortak ve eşit olacağı karara bağlandığını, fakat sözleşmeye rağmen diğer ortağın hiçbir şekilde inşaatın devamı ve tamamlanması adına maddi katkı sağlamadığını, inşaatın her türlü takibini, işçi, kurum vb. tüm ödemeleri müvekkilinin yaptığını, arsa sahibi, taşeron firmalar vb. herkesle sadece müvekkilinin muhatap olduğunu, inşaatın başlangıç ve devamı aşamasında diğer ortak inşaat alanına dahi gelmemiş, hiçbir yükümlülüğünü maddi ve manevi olarak yerine getirmediğini, hiçbir maddi katkısı olmamasına rağmen,
inşaat hak ediş aşamasına geldiğinde gelir ve gideri sorgulamaya başladığını, müvekkilinin şirkette diğer ortak ...nun mevcut şirket temsil yetkisi uyarınca şirket aleyhine olumsuz işlemler yapabileceği hususunda tereddütler yaşadığını, bu durumun şirket tüzel kişiliğini ve müvekkilini sıkıntıya sokabileceğini belirterek, şirketin temsili ve yönetimi için Kayyım atanmasına karar verilmesini, şirket adına kayıtlı ve intikal edecek taşınır ve taşınmaz mallar ile banka hesaplarına tensip kararı ile birlikte tedbir konulmasını (özellikle şirkete tesciline karar verilen ...
İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parselde kayıtlı ... ve ... numaralı bağımsız bölümler açısından) talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece 13/12/2024 tarihli ara karar ile, "....
Mahkemece mevcut bir durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın veyahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde ihtiyati tedbir kararı verilebilecek olması, ihtiyati tedbir talep eden tarafın dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunluluğu bulunması;
mahkemenin faal olan şirketin işleyişini etkileyecek tarzta tedbir kararı vermesinin şirkete ve ortaklarına zarar verecek olması, yönetimin temsil yetkisinin kısıtlanması ve banka hesaplarına tedbir konulması da faal olan şirketin işleyişini etkileyecek tarzda tedbirlerden ve ancak zorunlu hallerde başvurulması gereken tedbirlerden olması nedenleri ile şartları oluşmayan yönetimin temsil yetkisinin kısıtlanması ve banka hesaplarına tedbir konulması yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Bunun dışında davalı şirketin taşınır ve taşınmaz mal varlığının el değiştirmesi halinde ihtiyati tedbir talep eden davacı ortağın hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya tamamen imkansız hale geleceğine ilişkin dosya kapsamına sunulan belgelerle yaklaşık ispat koşulunun da gerçekleştiği anlaşılmış olmakla, tedbirde orantılılık ve ölçülülük ilkesi ile birlikte gerek ortaklığın gerekse davacı ortağın menfaatleri, bu bağlamda davacı ortağın şirketteki payı gözetilerek,
ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteminin kısmen kabulü ile aleyhine tedbir istenilen davalının taşınır ve taşınmaz mal varlığının üzerine 3. kişilere devrini önlemeye yönelik ihtiyati tedbir şerhi konulmasına karar verilmesi gerekmiş, Alanya 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında davalı şirket adına tesciline karar verildiği belirtilen ... İli, ... İlçesi, ...
Mahallesi, ... ada ... parsel, ..., ... ve ... nolu bağımsız bölümlerle ilgili talep yönünden, ilgili dosyanın henüz mahkememize gönderilmemiş olması, varsa tescil kararının dava dilekçesi ekinde sunulmamış olması nedeniyle ayrıca bir değerlendirme yapılamış olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin talebinin kısmen kabul kısmen reddine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 393/1. maddesi gereğince, ihtiyati tedbire ilişkin bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde takdiren toplam 200.000,00 TL nakdi teminatın veya kesin ve süresiz banka teminat mektubunun mahkememize ibrazı halinde; ...
İnşaat Turizm Ticaret Limited Şirketi adına kayıtlı taşınmaz ve araçlar üzerine 3. kişilere satış ve devrini önlemeye yönelik şekilde ihtiyati tedbir konulmasına, davacının sair tedbir taleplerinin reddine " karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Ara karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle. Taraflarınca davanın 20/11/2024 tarihinde açıldığını, dosyanın hakiminin davalı şirketin bir dönem vekilliğini üstlendiğinden dava dosyasından çekilmesi ile, Alanya 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...
D.İş sayılı dosyası ile çekilme kararının kabulüne karar verildiğini, bu kararın taraflara tebliğinin ve kesinleşmesinin sonucunun beklendiğini, davalı şirketin davadan haberdar olduğunu, fakat mahkemece tedbir talebinin değerlendirmeye alınmadığını, Adalet Komisyonunca geçici heyet görevlendirmesinin yapılması ile 13/12/2024 tarihli ara karar ile tedbir talebimizin değerlendirilmesine yönelik kararın 16/12/2024 tarihinde taraflarına tebliğ edildiğini, dava dosyasına Alanya Tapu Müdürlüğü'nden gelen yazı cevabından da görüleceği üzere tedbir kararı ile aynı gün davalı şirkete ait 2 taşınmaz muvazaalı olarak 3.bir kişiye devredildiğini,
müvekkilinin mağduriyetinin daha vahim bir hal aldığını, yapılan bu satışlara ilişkin satış bedellerinin akıbeti ise taraflarınca bilinmemekle birlikte, şirket hesabında tutulmadığının kuvvetle muhtemel olduğunu, müvekkilin ortak olduğu dönemde ve sonrasında şirketin üstlendiği tek ticari faaliyetinin dava dışı ...ye ait ... İli, ... İlçesi,...
Mahallesi,... ada ... parsel sayılı taşınmaza yapılacak inşaat ile ilgili olarak yapılan 20/11/2012 tarihli Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden kaynaklanan edimler olduğunu, müvekkilinin şirkete ortak olmasından sonra ve halen şirket tarafından üstlenilen herhangi bir ticari faaliyetin bulunmadığını, müvekkilinin ortaklıktan kaynaklı alacağını ve yaptığı harcamalardan kaynaklanan alacağını tahsili imkanının oldukça zorlaştığını, bu nedenle mahkemece faal olan şirketin işleyişini etkileyecek tarzta tedbir kararı vermesinin şirkete ve ortaklarına zarar verecek olması,
yönetimin temsil yetkisinin kısıtlanması ve banka hesaplarına tedbir konulması da faal olan şirketin işleyişini etkileyecek tarzda tedbirlerden ve ancak zorunlu hallerde başvurulması gereken tedbirlerden olması nedenleri ile şartları oluşmayan yönetimin temsil yetkisinin kısıtlanması ve banka hesaplarına tedbir konulması yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, şirketin aktif bir ticari faaliyetinin bulunmadığını, şirket mevcudunu, mallarını ve banka hesaplarında bulunması gereken bedeli korumaya yönelik tedbirin şirketin işleyişini etkileyeceğinden bahisle reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu,
nitekim müvekkilinin tapuların devri ile zarara uğradığınında ortada olduğunu, tapuların devrini yapan davalının, bu tapuların bedellerine ilişkin de şirket hesabında para bulundurmayacağı aşikar olsa da, gerek dava dilekçesinde bildirdikleri hususlar, sunulan deliller, gerekse iş bu dava sürecindeki davalının eylemleri göz önüne alındığında yönetimin temsil yetkisinin kısıtlanmasının ve banka hesaplarına tedbir konulması talebimizin kabulüne karar verilmesinin gerektiğini, mahkemece talep doğrultusunda, 200.000,00 TL teminat karşılığında,
....Şirketi adına kayıtlı taşınmaz ve araçlar üzerine 3. kişilere satış ve devrini önlemeye yönelik şekilde ihtiyati tedbir konulmasına karar verildiğini, kararın tebliği ile aynı gün davalı tarafça tapular muvazaalı olarak devredildiği için kararın işlevsiz kaldığını, sunulan delillere, beyanlara, taraflar arasındaki husumetin boyutuna rağmen teminatsız olarak verilmesi gereken tedbir kararının nakdi teminat karşılığında verildiğini, şirketin zarara uğratıldığı ve uğratılmaya devam edildiğinin ortada olduğunu,
yerel mahkemece verilen ihtiyati tedbir taleplerinin reddine ilişkin kararın eksik inceleme ve yanlış değerlendirme neticesinde verildiğini, kararın hukuki dayanaktan uzak olup hukuka aykırılık teşkil ettiğini, 13/12/2024 tarihli tedbir talebinin kısmen reddine ilişkin ara kararının kaldırılarak ,şirkette müdür sıfatı devam eden ...'nun müdürlük yetkisinin tedbiren kaldırılmasına veya kısıtlanmasını, şirkete dava süresince şirketin haklarını koruyacak, şirketin temsili ve yönetimi için kayyım atanmasını, şirketin tüm banka hesaplarına tedbir konulmasına karar verilmesini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Talep, ihtiyati tedbir talebine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle, ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile 200.000,00 TL nakdi teminat veya kesin ve süresiz banka teminat mektubunun ibrazı halinde davalı şirket adına kayıtlı taşınmaz ve araçlar üzerine üçüncü kişilere satış ve devrinin önlenmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verildiği, diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca haklı nedenlerden dolayı davalı şirketin fesih ve tasfiyesi olmadığı taktirde mahkemece duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer çözüme hükmedilmesine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince ihtiyati tedbir yoluyla davalı şirkete kayyum atanması ve davalı şirketin banka hesaplarına tedbir konulması talebinin reddi üzerine istinaf yoluna başvurulmuştur.
TTK'nın 636/4. Maddesinde, geçici hukuki koruma konusunda özel bir hüküm bulunmamakla birlikte mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir. Bu hüküm doğrultusunda genel hüküm olan HMK 389 vd.maddeleri uygulanmalıdır. Davacı her ne kadar davacı, tarafların yarı oranında hissedarı oldukları şirkette, davalı şirketin diğer ortağı ve yetkilisinin yönetim yetkisini kötüye kullanarak şirkete zarar verdiğini iddia ederek, bu zararın önlenmesi için, davalı şirketin diğer ortağı ve yetkilisinin temsil yetkisinin kaldırılması veya sınırlandırılması yönünde geçici hukuki koruma talep etmiştir. Bu talebin, HMK 389 vd.maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
HMK 389.maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelecek bir değişme nedeniyle gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilir. Davamızdaki uyuşmazlığın konusu, davalı şirketin diğer ortağı ve yetkilisi ile davacı ortak arasında olduğu iddia edilen anlaşmazlıklar nedeniyle temsil ve ilzam yetkisinin kötüye kullanılıp kullanılmayacağıdır.
HMK 390/3.maddesinde, yaklaşık ispat koşulu aranmıştır. Ancak, bu ispat koşulunun mutlak bir ispat olarak anlaşılmaması gerekir. İddia ve savunma içeriğine göre, şirketin %50'şer hisselerine sahip olan davacı ve dava dışı ortak arasında ciddi uyuşmazlık çıktığı anlaşılmaktadır. Davalı şirket lehine ve aleyhine yapılan dava ve takip dosyalarında şirket aleyhine işlemler yapıldığı iddia edilmektedir.
Davacı, diğer ortak ve yetkilinin davalı şirketteki yönetim yetkisinin kötüye kullandığını iddia etmiş, yönetim yetkisinin kaldırılmasını istemiştir.
Aralarında ciddi uyuşmazlık bulunan iki şirket ortağından birisinin, davanın devamı sırasında temsil ve ilzam yetkisini tek başına kullanması, davacı açısından önemli zararlara sebebiyet verileceği endişesini yaratabilir. Tarafların hak ve sorumluluk dengesinin korunması gerekir. Davalı şirketin diğer ortak ve yetkilisinin temsil yetkisini kötüye kullandığı kesin olarak kanıtlanmamış olmakla birlikte, aralarında ciddi tartışma ve uyuşmazlıklar bulunduğu, ortakların karşılıklı güvenlerinin zedelendiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, şirketin yönetimiyle ilgili olarak geçici hukuki koruma sağlanması için şartların bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Davacı, davalı şirkete yönetim kayyumu atanmasını, dolayısıyla şirketin diğer ortağı ve yetkilisinin temsil yetkisinin kaldırılmasını istemektedir. Geçici hukuki koruma önlemi alınırken, tarafların menfaat dengesinin ve şirketin menfaatlerinin korunması gerekir. Davalı şirketin mevcut münferit yetkili yöneticilerinin mevcut yönetim ve temsil yetkisinin tedbiren tamamiyle kaldırılması halinde, şirketin yönetimindeki süreklilik aksayacak, şirketin menfaatlerinin tam anlamıyla sağlanması güçleşecektir. Ancak, davalı şirketin münferit yetkili yöneticilerinin temsil ve ilzam yetkisi muhafaza edilmekle birlikte, temsil ve ilzam yetkisinin kullanılmasının mahkememizce atanacak bir denetim ve onay kayyımının onayına bağlanması suretiyle gerekli hukuki koruma sağlanabilecektir.
Bu gerekçelerle, ilk derece mahkemesinin, davalı şirkete kayyum atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddi kararı hukuka aykırı bulunduğundan, bu ret kararının kaldırılması ve davalı şirkete denetim ve onay kayyımı atanması suretiyle, davacının talep ettiği geçici hukuki korumanın sağlanması gerektiği, dolayısıyla verilen iş bu ihtiyati tedbir kararı doğrultusunda davacı tarafın diğer ihtiyati tedbir taleplerine konu hususlarda da korunma sağlanmış olacaktır.
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, davalı şirketin mevcut münferit yetkili yöneticilerinin yönetim ve temsil yetkisinin tedbiren bütünüyle kaldırılması talebi yerinde görülmemiş, ancak davalı şirketin münferit yetkili yöneticilerinin yönetim ve temsil hakkının tedbiren sınırlandırılması yönündeki geçici hukuki koruma talebi haklı bulunmuştur.
Dairemizce kabul edilen tedbir talebi, davalı şirketin münferit yetkili yöneticilerinin yönetim hakkını ve temsil yetkisini bütünüyle kaldırmadığı gibi, atanan kayyım her iki tarafın ve şirketin hak ve menfaatlerini gözeteceğinden, tedbir nedeniyle muhtemel bir zarar öngörülmediğinden, HMK 392.maddesi uyarınca takdiren teminat alınmasına lüzum görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı tarafın istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, HMK 353/1.b.2.madesi uyarınca, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak ihtiyati tedbir verilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
....
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/121, K. 2025/185, 4 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama