İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2026/124 K.2026/128

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Esas2026/124Karar2026/128Tarih17 Şubat 2026Okuma10 dk · 2.080 kelime

KÜNYE

T.C. Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

Karar tarihi
17 Şubat 2026
Esas no
2026/124 Esas
Karar no
2026/128 Karar
Dava
İtirazın İptali
Dava tarihi
12/02/2026
Kararın yazıldığı tarih
23/02/2026
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.080 kelime·10 dk okuma·2 bölüm

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

TALEP

Davacı taraf sunduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı firma arasında, ..., ... Cd. No :3, 34517 Esenyurt/İstanbul adresinde mukim dava dışı ... Ambalaj A.Ş. personeline/yolcularına servis taşımacılığı hizmeti vermek üzere sözleşme akdedildiğini, müvekkilinin verdiği hizmet karşılığında hak edişine ilişkin faturaları tanzim ederek davalı firmaya usulüne uygun şekilde tebliğ ettiğini, 31/10/2024 tarihli, ...

numaralı, 9.680,00 TL tutarındaki. 30/11/2024 tarihli, ... numaralı, 9.240,00 TL tutarındaki ve 27/12/2024 tarihli, ... numaralı, 8.800,00 TL tutarındaki faturalarına ilişkin ödemelerin gerçekleşmediğini, iş bu sebeple davalı borçlu aleyhine Bakırköy .... İcra Dairesi ...

Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalının haksız ve kötü niyetli olarak müvekkili tarafından başlatılan icra takibine itiraz ettiğini, takipten haksız şekilde kaçınma amacı ile yapılmış olan itiraz sonucu öncelikli olarak 6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddesi uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartının gerçekleştirilmiş ancak anlaşma sağlanamamış olduğunu, şu halde, anlaşamama olarak tamamlanan arabuluculuk süreci sonucunda söz konusu itirazın iptali talepli işbu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu,

huzurdaki davada her iki tarafın da birbiri ile ticari faaliyet içerisinde bulunduğunu, hizmet akdi çerçevesinde fatura alacağını alamayan müvekkilinin fatura alacağının, mutlak ticari ilişkiden kaynaklandığını, yasa maddesi de göz önünde bulundurulduğunda mutlak ticari davalarda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, müvekkili tarafından gönderilen faturalar davalıya usulünce tebliğ edilmiş ve davalı, takip dayanağı faturalara yasal süresi içinde herhangi bir itirazda bulunmamış olduğunu, buna rağmen ödeme emrindeki borca itiraz etmiştir ki bu da söz konusu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu gözler önüne sermekte olduğunu,

itirazın haksız olduğu ve davalının ödemekle yükümlü olduğu 31.737,31-TL alacak miktarının tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını, borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak gerçekleştirdiği itirazın, takibin durmasına sebep olduğundan İcra ve iflas Kanunu madde 67/2 hükmü gereğince borçlunun, hükmolunan meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesi gerektiğini, müvekkilinin davalı borçludan alacağı, takibin başlatıldığı tarih itibariyle faiz ve masraflar, vekalet ücreti hariç olmak üzere 31.737,31-TL olduğunu, davalının,

borcunu ödememekte haksız ve dayanaksız şekilde ısrar ettiğini beyan ederek, fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla. Borçlu davalı tarafın Bakırköy .... İcra Dairesi ...

Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, kötü niyetli itirazı ile takibi durduran davalı tarafın, itiraz tarihinde geçerli olan mevzuat gereği alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Mahkememizce İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğüne, Esenler Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkerelere cevap verildiği görüldü.

Dava, hukuki niteliği itibariyle, taraflar arasındaki servis taşımacılığı hizmeti vermek üzere imzalanan sözleşmeye dayalı olarak davacı tarafça başlatılmış icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.

Bakırköy Arabuluculuk Dairesinin ... Numaralı dosyasında 01/10/2025 tarihinde 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 17, m. 18/A ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği anlaşıldı.

Uyuşmazlık, öncelikle mahkememizin görevli olup olmadığı, davacının takip ve dava tarihi itibariyle takibe konu faturalar nedeniyle ile alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne olduğu, tahsili gereken alacak miktarının ne olduğu, davacının bu alacağı talep edip edemeyeceği, borcun ödenip ödenmediği, borçlunun temerrüte düşüp düşmediği temerrüt tarihinin, uygulanması gereken faiz tür ve oranının, buna göre tahakkuk eden faiz miktarının ve toplam alacağın ne olduğu, icra-inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda toplandığı tespit edildi.

6100 Sayılı HMK nın 1. Maddesi, aynı yasanın 114/1-c bendi ile 115/1. Hükmü nedeni ile öncelikli olarak görev hususunda inceleme yapılmıştır.

HMK 138 maddesi uyarınca mahkemenin öncelikle dava şartları hakkında dosya üzerinden karar vereceği düzenlemesi karşısında davanın dosya üzerinden ,dava dilekçesi tebliğ edilmeden görev dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi mümkün olup, bu durum hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde değildir. (YHGK 11/04/2019 tarihve E:2017/15-2141-K:2019/442)

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.

Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.

Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.

Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.

Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.

Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.

Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.

TTK'nın 11. maddesinin ikinci fıkrası "(2) Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." hükmünü amirdir. İlgili fıkrada her ne kadar ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınırın Cumhurbaşkanı kararıyla belirleneceği ifade edilmişse de söz konusu fıkranın 2/7/2018 tarihli değişiklikten önceki halinde sınırın Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterileceği ifade edilmekteydi. Nitekim 21 Temmuz 2007 tarihli, 26589 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı ile söz konusu ayrımın ne şekilde yapılacağı açıklığa kavuşturulduğundan ve sonrasında Cumhurbaşkanlığı kararıyla bu hususta yeni bir düzenleme yapılmadığından, halen geçerliliğini koruyan Bakanlar Kurulu kararı doğrultusunda değerlendirme yapılmalıdır.

Anılan Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, esnaf ve tacir ayrımı, esnaf faaliyetinin türüne göre 213 sayılı VUK’nun 177. maddesindeki parasal sınırlar esas alınarak belirlenir. Anılan Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, sadece ikinci sınıf tacirlerin esnaf olarak kabulü söz konusu olabilir. Yani birinci sınıf tacirler hiç bir koşulda esnaf olarak kabul edilemez.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 176. maddesine göre tüccarlar, birinci sınıf ve ikinci sınıf olmak üzere ikiye ayrılır. Birinci sınıf tüccarlar, bilanço esasına göre defter tutanlardır. İkinci sınıf tüccarların ise işletme hesabına göre defter tutanlardır.

VUK'nun 177. maddesinde ise kimlerin birinci sınıf tüccar olduğu açıklanmış olup birinci aşamada gelir esasına göre bir ayrım yapılmış, maddenin son fıkrasında ise tacirin gelirine hiç bakılmaksızın, ihtiyari olarak bilanço esasına göre defter tutmayı tercih eden tacirlerin de birinci sınıf tacir oldukları kabul edilmiştir. Bu yasal düzenlemelere göre, kanun gereği birinci sınıf tacir sayılan bir tacirin esnaf olarak kabulü mümkün değildir.

Salt ticari işletmenin ticaret siciline kayıtlı olmaması, esnaf odasına kayıtlı olması, bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez.

2026 yılı için geçerli olmak üzere esnaf ve sanatkar sayılma hadleri; 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan Nakdi limitlerin yarısı ( Fıkra 1 - Mal Alım Tutarı: 2.500.000,00- TL, Mal Satış Tutarı: (3.500.000,00-TL ),( Fıkra 3 - Satış Tutarı: 2.500.000,00-TL ) (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamıdır ( Gayri Safi İş Hasılatı : 1.200.000,00-TL ) şeklinde belirlenmiştir.

"...Karşı görevsziklik kararında da açıklandığı üzere, dava konusu aracın ticari bir araç olması huzurdaki davayı ticari hale getirmemektedir Az yukarıda yapılan dava nitelendirmesine göre dava mutlak ticari dava olmadığı gibi gerek davacının servis taşımacılığında davaya konu araç ile şöför olarak iştigal ettiği yönündeki açıklamaları ve gerekse ticaret sicil ve vergi mükellefiyet kaydının bulunmamasına göre, davacının tacir konumunda olmadığı, giderek davanın nisbi ticari dava niteliğinin de bulunmadığı nazara alırdığında davaya bakmak görevi asliye hukuk makemesine ait bulunmaktadır." İstanbul BAM .... Hukuk Dairesi, 19/12/2024 Tarih, ... Esas, ... Karar.

Dosya tüm deliller ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde; 6100 Sayılı HMK nın 1. Maddesi hükmüne göre; göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı yasanın 114/1-c bendi uyarınca, dava şartı olan bu husus, 6100 Sayılı HMK nın 115/1. maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinde araştırılır, göreve ilişkin dava şartı noksanlığının sonradan giderilmesi mümkün değildir. Bu nedenle öncelikli olarak görev hususunda inceleme yapılmıştır.

Yolcu taşıma sözleşmesi iki tarafın karşılıklı açık veya zımnî irade beyanı ile kurulabilen bir sözleşmedir. Taşıma sözleşmesinin tarafları yolcu ve taşıyıcıdır. Ancak somut olayda davacı "taşıyıcı" sıfatına haiz olup, davalı "yolcu" sıfatına haiz değildir. Yolcu sıfatına davalı şirketin çalışanları haizdir.

Kara yolu ile yolcu taşıma sözleşmesinin kurulması için herhangi bir şekil şartı öngörülmediğinden yolcunun dolmuşa ya da belediye otobüsüne binmesini zımnî irade beyanı olarak kabul etmek mümkündür. Keza, taşıyıcının yolcu almak için belli bir hareket noktasında beklemesi de, zımnî icap şeklinde kabul edilmelidir.

(Or, Zeynep: Türk Hukukunda Kara Yolu İle Yapılan Yolcu Taşımalarında Taşıyıcının Yolcuların Uğradığı Zararlardan Doğan Hukuki Sorumluluğu, Yüksek Lİsans Tezi, Ankara 2009) Dolayısıyla taşıyıcı ile davalı şirketin çalışanları arasında zimni bir yolcu taşıma sözleşme ilişkisi bulunduğunun kabulü gerekmektedir.

TTK da yolcu taşıma sözleşmesinin hüküm ve sonuçları taşıyıcının ve yolcunun hakları, borç ve yükümlülükleri ile taşıyıcının yolcuların uğradığı zararlardan doğan hukukî sorumluluğu, taşıyıcının sigortadan doğan sorumluluğu düzenlenmiştir. Somut olayda taraflar arasında imzalanan servis taşımacılığı sözleşmesi bulunmakta olup TTK da düzenlendiği anlamda bir "yolcu-taşıyıcı" ilişkisi değil hizmetin ifası iddiasından kaynaklı fatura alacağı talebi bulunmaktadır.

Davacı da dava dilekçesinde TTK hükümlerine dayanmamıştır. Bedel talebini de TTK kapsamında yolculardan değil "servis taşımacılığı sözleşmenin" karşı tarafından talep etmektedir.

Dava dilekçesinde davacı faturaya konu hizmetin ifasını ve alacaklı olduğunu genel hükümler kapsamında talep etmekte olup TTK hükümleri uyarınca bir talep olmayıp Borçlar Kanunu Hükümleri uyarınca kurulan hizmet sözleşmesi kapsamında olduğundan davanın mutlak ticari dava olarak kabul edilmesi mümkün değildir.

Nispi ticari dava olup olmadığına ilişkin ise davacının tacir araştırması yapılmış olup, davacının tacir olmadığı İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü ve Esenler Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkereler ile tespit edilmiştir.

Vergi Dairesi yazı cevabında davacının ikinci sınıf tacir olup işletme hesabına göre defter tuttuğu belirtilmiş olup, Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, ikinci sınıf tacirlerin esnaf olarak kabulü söz konusu olabileceğinden gelen kayıtlar incelenmiş olup davacının giderlerinin 522.121,05-TL olduğu hasılatın 738.014,00-TL olduğu tespit edilmiş olup 2026 yılı esnaf ve sanatkar sayılma hadleri içerisinde kaldığı esnaf sayılması gerektiği anlaşılmıştır.

Dolayısıyla davacının tacir olmaması nedeni ile dava nispi ticari dava niteliğinde de değildir. Bu durumda davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin görevsizliğine, Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davanın, dava şartı olan 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen görev yönünden usulden reddi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,

2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin yetkili ve görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,

3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine,

4-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına)

5-6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemede değerlendirilmesine,

6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine,

Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda karar verildi. 17/02/2026

Katip ... · ¸e-imzalı Hakim ... · ¸e-imzalı

Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2026/124, K. 2026/128, 17 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Talep
  4. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2026/124
Karar No
2026/128
Tarih
17 Şubat 2026

İlgili Kararlar

  • İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2026/124 K.2026/205
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2026/124 K.2026/321
  • Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2026/124 K.2026/297
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2026/124 K.2026/260
  • İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2026/124 K.2026/102
  • Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2026/124 K.2026/150

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.