KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2016/1040
- Karar No
- 2018/1258
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2018
- Esas no
- 2016/
- Karar no
- 2018/
- Hakim
- —
- Katip
- —
- Davacı
- —
- Vekili
- Av.
- Davalı
- 1-
- Vekili
- Av.
- Davalı
- 2-
- Vekili
- Av.
- Dava
- İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 04/08/2016
Karar Metni
1.229 kelime·6 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında,
DAVACININ TALEBİ
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalılardan ...'in imzalamış olduğu Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca nakdi kredi ve kredi kartları tesis edilerek kullandırıldığını, diğer davalı ...'in de sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, davalı ...'in borcunu ödememesi nedeniyle kredi hesabı kat edilerek hesap kat ihtarnamesi ve ekindeki hesap özetlerinin borçluya ve kefile gönderildiğini ancak müvekkili bankanın alacağınının borçlular tarafından ödenmediğini, alacağın tahsil edilemeyen bir kısmı için ...
11. İcra Müdürlüğünün 2016/...
Sayılı dosyasında borçlular aleyhine ilamsız takip başlatıldığını, borçluların borca ve ferilerine itiraz ettiklerini, bu itirazın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek borçlu davalıların borca faize ve fer'ilerine yaptıkları itirazların iptali ile takimin devamına, itiraz edilen alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin borçlu davalılara yükletilerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI ...'İN CEVABI
Davalı ... ise, söz konusu borç ile ilgili loarak banka tarafından tesis edilen krediler ve kredi kartı ile ilgili olarak tesis edilen üç adet krediden ikisinin tamamen ödendiğini, üçüncü kredinin ise son altı taksitinin ödeyemediğini, banka tarafından kredi kartlarının bloke edildiğini, bu durumun ticaretini olumsuz etkilediğini, bankanın usulüne uygun olarak süre tanımadan icra takibi başlattığını, davacı bankaya kredi kartı borcu ve ödenmeyen altı taksit dışında borcu olmadığını, ...
10. İcra Müdürlüğünün 2010/ Sayılı dosyasına istinaden daha önce kredi kullanarak aldığı ve ödediği ancak banka tarafından rehinlerinin kaldırmadığı taşınmaz ve 2 adet ticari aracın icra yoluyla satıldığını, alacaklı banka avukatlarının kendisine borcunun kalmadığını şifahen söylediğini, banka kayıtları ve icra dosyasının incelenmesini halinde borcunun olmadığının anlaşılacağını, bir dönem iş yaptığı ...'in dava konusu borç ile bir alakasının olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI ... VEKİLİLİNİN CEVABI
Davalı ... vekili ise, eldeki davanın diğer davalının tüketici olarak kullanmış olduğu kredi kartlarından dolayı yapılan takibe yapılan itiraz nedeniyle itirazın iptali davası olup işbu davanın 2016 yılında yani 6502 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra açıldığını, bu sebeple Bankacılık işlemlerinden kaynaklanan davada, 6102 sayılı TTK'nın 4 ve 5. maddeleri uyarınca asliye ticaret mahkemelerinin görevli bulunduğu düşünülebilirse de özel kanun olan 5464 sayılı Kanunun 44/2 ve 43. maddelerinin açık hükümleri karşısında görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu belirterek öncelikle davaya görev yönünden itiraz ettiklerini,
davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile; müvekkilinin diğer davalının davacı banka ile yapmış olduğu davaya konu kredi kartlarına ilişkin kefillik sözleşmesini imzalamadığını, ... 11. İcra Müdürlüğünün 2016/...
E. Sayılı icra takip dosyasına konu edilen 7 adet kredi kartı diğer davalının şahsına ait tüketici kredi kartları olduğunu, müvekkilinin imzalamadığı bir kredi kartı sözleşmesine dayandırılarak davacı tarafından kullandırılan kredi ve kredi kartlarından dolayı kefil olarak sorumlu tutulamayacağını, davacı bankanın dava dilekçesinde de işbu hususun açıkça beyan edildiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile diğer borçlu-davalı ...’in “genel kredi sözleşmesi” imzaladığı ve buna bağlı olarak kendisine kredi kartı kullandırıldığı belirtilmiş ise de müvekkilinin belirtilen icra takibine konu borca kesinlikle kefil olmadığını,
sözleşmenin kefil sıfatıyla imzalanmış olması, doğrudan davalının kefil olarak sorumlu olması sonucunu doğurmayacağını, kefaletin yasanın aradığı şekil şartlarına uygun olmasının zorunlu olduğunu, kefilin sorumlu olduğu miktar, kefalet tarihi ve müteselsilen kefil olduğuna ilişkin açıklamalar kefilin el yazısı ile belirtilmediğinden,
yasal şekle uygun verilen bir kefillik söz edilemeyceğini, yasal şekle uygun olmayan bir sözleşmeye dayanarak da müvekkilinin kefaleten borçtan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davacı bankaca ileri sürülen kefalet sözleşemesinde müvekkilinin eşinin rızasıda alınmadığını belirterek tüm bu nedenlerle kefil sıfatı ile davalı konumunda bulunan müvekkili hakkında davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER ve GEREKÇE : Derdest dava banka kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır. Kural olarak ispat külfeti davacı taraf üzerindedir.
Davacı banka taraflar arasında bir bankacılık ve kredi sözleşmesinin varlığını, bu sözleşme sebebiyle davalıya veya davalının müteselsil kefil olduğu bir gerçek veya tüzel kişiye kredi kullandırıldığını, kredi sözleşmesine aykırı davranış sebebiyle hesabın kat edilip borçlunun temerrüde düşürüldüğünü ve takip tarihi itibariyle ne kadar bakiye kredi borcu olduğunu, kefillerin de müteselsil kefil olarak sorumluluğunu ispat etmek zorundadır.
Banka kayıtları aksi ispat edilinceye kadar geçerli kayıtlardır. Elbette davalı tarafın sunacağı ödeme belgeleri ve diğer kayıtlar da dikkate alınmak kaydıyla, davacı bankanın tuttuğu kayıtlara itibar edilmesi gerekir. Bu amaçla banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması uygun olacaktır.
Mahkememizce seçilen bir bilirkişiye banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilerek rapor alınmıştır. Bilirkişi 11.07.2018 havale tarihli raporunda taraflar arasındaki kredi ilişkisini özetlemiş, davacı banka ile davalı ... arasında 22.09.2008 tarihli 100.000.TL limitli sözleşme bulunduğunu, daha sonra 13.10.2008 tarihli 200.000.
TL Limitli ikinci sözleşmenin imzalandığını, davalının da bu sözleşmeye müteselsil kefil olarak imza attığını ancak sözleşmede kefalet limitinin yazılı olmadığını izah etmiştir. Kefaletin şekil şartlarının gerçekleşmediği bu beyandan anlaşılmaktadır. Yukarıda zikredilen sözleşmeler kapsamında kredi kullandırıldığı belirtilmiştir. Dava konusu alacaklar şirket kredi kartından ve taksitli işyeri kredisin den oluşmaktadır.
Taraflar arasındaki kredi hesabı 21.07.2010 tarihli bir ihtarla kat edilmiştir. İhtarda verilen ödeme süresi nazara alındığında temerrüt tarihi 27.07.2010 olacaktır. Bilirkişi, ayrı ayrı kredi kartlarına göre akdi faiz oranını ve temerrüt faiz oranını belirlemiş, kredi kartlarına uygulanacak azami faiz oranlarını da dikkate almıştır.
Bilirkişi sözleşmede yer alan hususları dikkate alarak hesaplama yapmış ve takip tarihi itibariyle kredi kartı borçlarının kat sonrası tahsilatlarla kapatıldığını, sadece son dört hanesi 5013 olan kredi kartından dolayı toplam 674,94 TL borç hesaplandığını, bu borca %30,24 oranında temerrüt faizi uygulanması gerektiğini açıklamıştır.
Bilirkişi raporu Mahkememizce yeterli ve uygun bulunmuştur. Bu sebeple davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, alacak muayyen ve davalı tarafından bilinebilir olduğundan davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Reddedilen kısımlar yönünden davacı banka kötü niyetli bulunmuştur. Zira banka borcu kapatılan kredi kartları için haksız biçimde takip başlatmıştır. Davacı banka yaptığı tahsilatları bilecek durumdadır. Bu itibarla davacı aleyhine haksız takip tazminatına hükmedilmiştir. Davalı ... yönünden kefalet geçersiz olduğundan davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken kısa kararın okunması sırasında bu husus unutulmuştur. Gerekçeli kararla kısa karar arasında çelişki oluşmaması adına bu hata düzeltilememiştir. Dava sürerken alacak ... A. Ş. tarafından temlik alındığından karar başlığı buna göre hazırlanmıştır.
Katip · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2016/1040, K. 2018/1258, 8 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama