KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığı Ana Davada Birleştirilen 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/... Esas Sayılı Davada
- Esas No
- 2016/887
- Karar No
- 2018/1154
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2018
- Esas no
- 2016/
- Karar no
- 2018/
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- —
- Vekili
- Av.
- Davalı
- —
- Vekili
- Av.
- Dava
- Menfi Tespit
- Dava tarihi
- 28/06/2016
- Davacı
- —
- Vekili
- Av.
- Davalı
- —
- Vekili
- Av.
- Dava
- Menfi Tespit
- Dava tarihi
- 09/03/2017
Karar Metni
1.586 kelime·8 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında,
ANA DAVADA DAVACININ TALEBİ
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının ...'de kayak tesisleri inşaa işleri ile uğraştığını, bu kapsamda ... ... ... işini aldıklarını, davalı firmanın ...'da faaliyet gösterdiğini, bu firmanın yetkilisi olan ...'un yaptığı çeşitli işlemlerle davacı şirketi zarara uğrattığını, taahhüt ettiği işi tamamlayamamasına neden olduğunu, bundan doğan talep haklarını saklı tuttuklarını ancak davalı firmanın alacak iddiasıyla iki ayrı takip başlattığını, takiplerin bir şekilde kesinleştiğini, ancak davacının davalı firmaya borcu bulunmadığını, takiplerin " ya tutarsa " mantığı ile açıldığını,
buna ilişkin belgeleri sunacaklarını ancak davacı şirketin önceki avukatlık firması ile yaşadığı sorunlar sebebiyle belge temininde güçlük yaşadıklarını ileri sürerek ... 17.İcra Dairesinin 2015/... sayılı dosyası ile takibe konulan alacak sebebiyle borçlu olmadıklarının tespitine ve davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
ANA DAVADA DAVALININ CEVABI
Davalı taraf davanın reddi gerektiğini savunmuş, davacının ileri sürdüğü iddiaların asılsız olduğunu, davalı şirketin inşaat ve mühendislik hizmetleri verdiğini, davacı şirketin ... Valiliği tarafından açılan ihaleyi kazandığını, bu kapsamda bazı imalat ve inşaatlar yaptığını ancak o dönemde alt üstlenici durumundaki ...
İnşaat Ltd Şti ile sözleşmeyi feshederek davalı şirket ile alt üstlenici sözleşmesi yaptığını, davalı şirketin mezkur alt üstlenicilik sözleşmesine istinaden inşaat işleri yaptığını, bu kapsamda davacı tarafından ödenmesi gereken bir kısım ... prim borçlarının dahi davalı tarafça ödendiğini, yapılan işin ... ...
İl Müdürlüğünde iş yeri sicil numarasıyla kayıtlı olduğunu, yapılan işleri için düzenlenen hak edişlerin beşinin ödendiğini, altıncı hak edişten sonra anlaşmazlık çıktığını, takibe konulan miktarın gerçek alacağın çok altında olduğunu, tarafların hazırladığı sözleşmenin bir örneğinin ... Valiliğine de sunulmuş olduğunu, gerçek bir sözleşme olmasaydı şimdiye kadar ödenen 1.230.624,95 TL'nin dayanağının olmayacağını ileri sürmüştür.
BİRLEŞEN DAVADA DAVACININ TALEBİ
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı tarafça ... 5. İcra Dairesinin 2015/... sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını, bu takipte ödeme emri de yer alan bedeler yönünden borçlu olmadıklarını, ... Valiliğinin açtığı bir ihaleyi kazanan davacı şirketin bir kısım işleri davalı şirkete yaptırdığını, ancak davalının işi yarım bıraktığını, davalı tarafa yapılan ödemelerin yaptığı işten daha fazla olmasına rağmen takibe dayanak yapılan alacak iddiasının haksız olduğunu ileri sürerek anılan takip dosyasındaki miktarlar yönünden borçlu olmadıklarının tespitine ve davalının haksız takip tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmektedir.
BİRLEŞEN DAVADA DAVALININ CEVABI
Davalı taraf davanın reddi gerektiğini savunmuş, yapılan ödemelerin yapılan iş miktarının çok altında olduğunu, bu sebeple kısmi takip yaptıklarını, ödemelerin ne suretle yapılması gerektiğinin sözleşmede belli olduğunu, davalı şirketin onayı olmadan üçüncü kişilere yapılan ödemelerin geçerli bir tahsilat sayılamayacağını ileri sürmüştür.
DELİLLER ve GEREKÇE: Derdest dava kesinleşmiş ilamsız takipten sonra açılan menfi tespit davasıdır. Kural olarak ispat külfeti davacı taraf üzerindedir. Yukarıda özetlenen her iki dava aynı sebep ve ilişkilere dayalıdır. Bu sebeple dosyaların birleştirilerek karara bağlanması uygun görülmüştür. İcra takibine dayanak yapılan alacağın bir eser sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar davacı taraf başlangıçtan beri bir sözleşmenin varlığını inkar eder durumda ise de inkarın maddi dayanakları yoktur. Her şeyden önce davacı taraf her iki şirket arasındaki bağlantının ne olduğunu izah etmeksizin genel ifadeler kullanmıştır. Davalı şirket ve onun yetkilisi tarafından yapılan işlemler sebebiyle davacının zarara uğradığını belirtmiş ancak bu işlemler ve işlemlere sebep olan hukuki ilişkiler konusunda açıklama yapmaktan kaçınmıştır.
Davacı tarafın bir sözleşmenin varlığını kabul etmemesi daha çok sözleşmenin yazılı biçimini kabul etmemesi biçiminde ortaya konulmaya çalışılmıştır. Daha açık bir ifadeyle davacı davalı şirket ile yazılı sözleşme imzaladığını inkar etmektedir. Buna karşılık bir akdi ilişkinin varlığını açıkça inkar etmediği gibi kabulden de kaçınmaktadır.
Alacağın eser sözleşmesinden kaynaklandığı kabul edildiğine ve eser sözleşmesinin şekil şartına tabi olmaması kuralına göre taraflar arasında yazılı sözleşme bulunması gerekmez. Şifai yahut fiili anlaşmayla eser sözleşmesi hukuki geçerliliğe kavuşur. O halde davacı tarafın ... Valiliğinden aldığı kayak tesisi yapım işlerinin bir kısmının davalı şirket tarafından yapıldığı ispat edilirse uyuşmazlığın çözümü kolaylaşacaktır.
Bu aşamadan sonra yapılan işin toplam miktarı ile bugüne kadar ödenen meblağlar mukayese edilerek davacının bakiye borcu olup olmadığı belirlenebilir.Toplanacak deliller her iki dosya içinde yararlı ve lüzumlu delillerdir. Takip miktarları aynı olmakla birlikte takiplerin mükerrer olmadığı aynı alacağın başka kısımlarına ilişkin olduğu anlaşılmış ve yargılama bu kabul üzerinden sürdürülmüştür.
Davacı tarafından alınan ihaledeki işlerin bir kısmının davalı tarafça yapıldığı ancak işin yarım bırakıldığı anlaşılmaktadır. Bu durum birleşen dava dilekçesinde davacı tarafın yaptığı açıklamalara da uygundur. Bir kısım inşaat işlerinin eksik bırakıldığı konusunda tespit raporları mevcuttur. Sözleşmesel ilişkiyi inkar eden davacı taraf aynı zamanda kendi aldığı ihaledeki işlerdeki eksikliğe ilişkin olarak ... Valiliği tarafından istenen ...
2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/ D.İş sayılı dosyasına delil olarak dayanmaktadır. ... Valiliğinden getirtilen evrak ve yazışmalar, taraflar arasındaki ödeme ve alış verişler bir bütün halinde değerlendirildiğinde davacı şirketin taşeronu sıfatıyla hareket eden davalının bazı inşaat işleri yapıp bitirdiği, bazılarını da yarım bıraktığı kabul edilmiştir.
Bu kabul üzerinden hareket edilerek ve ihaleye ilişkin kayıp evrakların birer örnekleri de celp edilerek bilirkişi incelemesi yaptırılması uygun görülmüştür. Yukarıdaki açıklamaya istinaden sözleşmelerdeki imzaların ve yazılı sözleşmelerin geçerliliğinin araştırılmasına gerek yoktur.
Davacı lehine yapılan tüm inşaat ve imalatların toplam bedeli ile yapılan ödemeler karşılaştırılarak davalının bakiye alacağı bulunup bulunmadığı ve takipte haklı görülüp görülmediği ortaya çıkacaktır. Bu amaçla alınan 04/07/2018 günlü raporda hem inşaatçı bilirkişiler hemde bir mali müşavir bilirkişi görevlendirilmiştir. Böylelikle inşaatçı bilirkişiler yapılan işin toplam değerini, mali müşavir bilirkişi de ödeme ve tahsilatları raporlayabilir.
Örneği dosya arasında bulunan 04/07/2018 günlü raporda öncelikle mali müşavir bilirkişi taraflar arasındaki fatura ve ödeme ilişkilerini değerlendirmiştir. Buna göre 2014 yılında davacının davalı şirket adına yaptığı banka havaleleri toplamı 1.258,354,95 TL'ye ulaşmıştır. 2014 yılında kestiği alış faturaları toplamı ise 1.150.500,00 TL'dir. 2015 yılına davacı taraf 107.854,95 TL alacaklı başlamıştır.
2015 yılında yapılan 149.800,00 TL'lik ödeme ve 2016 yılında yapılan 9.529,71 TL'lik ödeme nazara alındığında davacı kendi defterine göre 267.184,66 TL alacaklı durumdadır. Davalı defterlerine göre de kesilen faturalar toplamı davacı defterlerine uyumlu biçimde 1.150.500,00 TL'dir. Davalı kendi defterine göre bugüne kadar 1.383.354,95 TL tahsilat yapmıştır.
İnşaatçı bilirkişiler davalı tarafça taahhüt edilen işin toplam bedelini 5.003.900,00 TL olarak tespit etmişler ve işin tamamlanma oranını yukarıda zikredilen tespit dosyasına uygun biçimde %88,30 olarak kabul etmişlerdir. İşin tamamlanma oranına göre 4.418.443,70 TL'lik bir işin tamamlandığı bunun içine günü birlik tesisler ve kafe yıkımı için harcanan ilave iş miktarları eklendiğinde alacağın 4.725.243,70 TL'ye ulaştığı belirlenmiştir.
Bu bedelden davacı tarafça yapılan ödemeler tenzil edildiğinde davalı şirketin yaptığı işten dolayı bakiye alacağının 3.341.888,75 TL olduğu konusunda görüş bildirilmiştir. Davacı taraf iş bu rapora itiraz etmiş ise de eldeki davanın çözümü açısından yeterli görülen bu rapor hükme esas alınmaya uygun bulunmuştur. Yapılan işin miktar ve boyutu ile muhtemel bakiye alacak miktarı nazara alındığında dava konusu bedeller alacağın küçük bir kısmına tekabül etmektedir.
En azından temel uyuşmazlığın çözülmesi ve bu miktarlar üzerinden menfi tespit talebinin değerlendirilmesi yerinde olacaktır. Zira henüz talep edilmemiş ve dava konusu olup olmayacağı belli olmayan rakamlar üzerinden faraziyeye dayalı olarak yeni bilirkişi raporları alınması usul ekonomisine aykırı düşecektir.
Davacı taraf en temel usuli dürüstlük kuralına aykırı hareket etmiş dava dilekçelerinde taraflar arasındaki ilişkinin gerçek maliyet ve boyutunu anlatmaktan kaçınmıştır. her şeyden önce taraflar arasındaki ticari ilişkinin nasıl başladığı ne tür bir hukuki ilişki kurulduğu, ne kadar ödeme yapıldığı, ne kadar iş teslim alındığı gibi hususlar açıklanmamış buna karşılık davanın özüyle ilgili olmayacak biçimde yazılı sözleşmelerin geçerliliği tartışmaya açılmıştır.
Bu tutum hukuken himayeye layık değildir. İşin eksik ifa edildiğini iddia eden taraf her şeyden önce davası bu kapsam ve çerçevede ortaya koymalıdır. Şifai veya tahriri sözleşmenin hangi kapsamda yapıldığı, davalının hangi işi üstlendiği, işin ne kadarını yapıp ne kadarını eksik-ayıplı ifa ettiği yapılan ödemelere göre bakiye alacak bulunup bulunmadığı açıklanmak suretiyle menfi tespit talep edilmesi daha uygundur.
Halbuki davacı taraf genel ve yuvarlak ifadelerle menfi tespit ileri sürmüştür. Taraflarca getirilme ilkesi nazara alındığında mahkememizin sözlerin kapsam ve mahiyetini zorlama yoluyla tespit edip buna ilişkin delil toplamasını beklemek doğru değildir. Bu tarzda dava açan taraf bunun sonuçlarına da katlanmalıdır. Bu itibarla dava konusu olan miktardan fazlasını kapsayacak daha kesin ve tartışmadan uzak bilirkişi raporları alınmasını istemek doğru değildir.
Alınan rapor eldeki davayı çözmeye yeterlidir. Davacı taraf yapılan işin boyut ve mahiyetini bilecek ve bakiye borcunu hesaplayacak konumdadır. İş için fatura kesilmesi yahut kesilmemesi alacağın muayyen oluşuna etki etmez. Bakiye alacak miktarının daha yüksek olduğuna dair rapor gözetildiğinde dava konusu miktarın yargılamayı gerektirdiğinden söz etmek de hakkaniyete aykırı olur.
Bu sebeple hem ana dava hemde birleşen dava yönünden davanın reddine karar verilmiş, takipler için tedbir uygulandığı ve icra veznesine yatan paraların alacaklısına ödenmediği nazara alınarak davacı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Başkan ... · e-imzalı · Üye ... · e-imzalı · Üye ... · e-imzalı · Katip ... · e-imzalı
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2016/887, K. 2018/1154, 19 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama