KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığı
- Esas No
- 2017/1268
- Karar No
- 2018/1753
- Karar tarihi
- 28 Aralık 2018
- Esas no
- 2017
- Karar no
- 2018
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av.
- Davalı
- HASIMSIZ
- İlişkili kişi
- ... - ...
Karar Metni
711 kelime·4 dk okuma·4 bölüm
...
DAVA
Öz Sermaye Tespiti
DAVA TARİHİ : 04/10/2017
KARAR TARİHİ : 28/12/2018
Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde davacı şirketin Bursa Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde 59496 sicil numarası ile faaliyet gösterdiğini, davacı şirketin tüm paylarının.....................’ ya ait olduğunu, şirket yönetim kurulunun bir karar alarak, tek ortağı olan şirketin alacak hakkının sermaye olarak konulması suretiyle eşzamanlı sermaye azaltım ve artırımı yapılmasını kararlaştırdığını belirterek bahse geçen alacak hakkının sermayeye eklenebilmesi için Türk Ticaret Kanunu’nun 459. maddesi adlı yoluyla 343. maddesi gereğince değer tespiti yapılmasını istediklerini belirterek ayni sermaye olarak konulmak üzere tek ortağın alacak hakkının bilirkişi marifetiyle tespitini talep etmiştir.
Derdest dava Türk ticaret kanunu’nun 343. maddesi çerçevesinde açılan ayni sermaye değer tespiti davasıdır. Davacı şirket tek ortaklıdır. Bu ortak Avrupa menşeli yabancı bir şirkettir. Türkiye piyasasında satılıp pazarlanmak üzere bir kısım malları Türkiye’ye ithal ettiği ve davacı şirkete teslim ettiği anlaşılmaktadır. İthalat yoluyla davacı şirkete teslim edilen malların bedellerinin bugüne kadar ödenmemesi sebebiyle dava dışı ortak lehine bir alacak hakkı doğmuştur.
Davacı taraf bu alacağın sermayeye eklenmesini teminen değer tespiti talep etmiştir. Elbette bir ortağın şirketten alacağının sermayeye eklenebilmesi mümkündür. Doktrinde ve uygulamada bu tür sermaye artış işlemlerine olumlu yaklaşım sergilenmekte, önceden ödeme yoluyla sermaye artışının yapılabileceği kabul edilmektedir.
Şirketin öz kaynaklarının yetersiz geldiği durumlarda ortaklar tarafından finanse edilen bir takım harcamalar ortak lehine alacak hakkı oluşturacağı gibi, satılmak ve şirkete gelir kaydedilmek üzere teslim edilen malların bedellerinden kaynaklanan alacak hakkı da söz konusu olabilir. Bu alacak haklarının daha sonra sermaye artışında nazara alınabilmesi de mümkündür. Ancak bunun için alacağın gerçek bir alacak olmasının önemi büyüktür.
Ortak ile şirket arasındaki fiktif kayıtlar, görünüşte işlemler, danışıklı ve gerçeğe aykırı mal alışverişleri gerçek bir alacak hakkı doğurmayacağından bu kaydi alacağın sermayeye eklenmesi de mümkün değildir. Şirketin sermaye yapısı ve gücü üçüncü kişiler açısından önemlidir. Şirket sermayesinin gerçek ve ödenmiş olması üçüncü kişiler hukukunu ilgilendirir.
Bu sebeple kayıtların titizlikle araştırılması, şirket ile ortağı arasında danışıklı, fiktif, farazi, gerçeğe aykırı kayıt ve işlemlerle alacak oluşturulmadığının belirlenmesi, sahte bir sermaye yapısı oluşturulmadığının denetlenmesi gerekir. Gerçek bir alacak hakkı söz konusu ise bunun miktarının şüpheye yer vermeyecek biçimde ortaya konması gerekir. Somut olayda davacı şirketin tek ortağı Avrupa menşeli başka bir şirket olup, Türkiye piyasasında satılıp pazarlanmak üzere mal ithali yapıldığı ancak mal bedelleri ödenmediğinden ortak lehine alacak doğduğu iddia edildiğinden gümrük kayıtlarının bu iddiayı desteklemesi beklenir.
Alacağın gerçek bir alacak olup olmadığını belirlemek amacıyla davacı şirket kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması uygun bulunmuştur. Raporda şirketler arasında gerçek bir mal alışverişi olup olmadığı, malların ne şekilde temin edilerek davacıya satıldığı, gümrük kayıtlarının bunu doğrulayıp doğrulamadığına yer verilmelidir. Bilirkişiye davacı kayıtları üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilmiş, bilirkişi ilk raporunda ortakla şirket arasında, ithalat yoluyla mal alışverişi yapıldığını doğrulamış ancak bazı hesaplarda uyumsuzluk bulunduğunu açıklamıştır. Bu uyumsuzluğun fiktif işlemlere işaret edip etmeyeceği noktasında tereddüt oluştuğundan davacı taraftan ek belgeler istenmiştir.
Davacının temin ettiği belgeler çerçevesinde incelemesini tamamlayan bilirkişi, 10.10.2014 - 30.09.2015 tarihleri arasında kredili yapılan ithalatlara istinaden ödeme yapılmadığını resmi defter kayıtlarının muavinine göre yapılan tüm ödemelerin geçmiş yıllardaki borçlara karşılık yapıldığını, 31.12.2015 tarihi itibari ile mizanda hesap bakiyesinin 2.008.054,13 TL olarak görüldüğünü o günkü kur üzerinden yapılan değerlendirmede şirket ortağının toplam olacağının 631.940,50 Euro olduğu belirtilmiştir.
Bu rapor davacıya ve sermaye olarak kabul edecek şirkete tarafından itiraza uğramamıştır. Buna karşılık davacı taraf bir ek talepte bulunmuş alacağın değeri belirlenirken kurda meydana gelen artış ve azalışların göz önüne alınmasını talep etmiştir. Bu talep mahkememizce yerinde görülmüş, karar günündeki kur esas alınarak alacak değerlemesi yapılmıştır. Davacı şirket kayıtları Türk lirası üzerinden tutulmaktadır. Ancak ortağın alacağı ve şirketin gerçek borcu Euro cinsindendir.
Bu sebeple ortağın alacağı karar günündeki kur üzerinden hesaplanmak kaydıyla Türk lirası cinsinden belirlenmiştir.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/1268, K. 2018/1753, 28 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama