KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığı Katip
- Esas No
- 2018/1027
- Karar No
- 2018/1500
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2018
- Esas no
- 2018
- Karar no
- 2018
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Davacılar
- —
- Vekili
- Av.
- Davalı
- HASIMSIZ
- Dava
- Konkordato
- Dava tarihi
- 24/07/2018
Karar Metni
1.031 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde, konkordato talep eden davacı ...'ın uzun yıllardır ticaretle uğraştığını, kuyumculuk, mücevharat, taşınmaz ve araç alım satımı, inşaat taahhüt işleri ile iştigal ederek büyük bir marka değerine ulaştığını halen Bursa Kapalı Çarşıda piyasa değeri 10.000.000,00 TL olan dört katlı bir binada kuyumculuk faaliyetine devam ettiğini ancak inşaat sektöründeki bozulmanın davacının ödemeler dengesine olumsuz tesir ettiğini, nakit sıkışıklığı sebebiyle çeklerin ödenemediğini, inşaat işlerinin zamanında tamamlanamadığını, nakit akışı sağlamak için akılcı olmayan yollara başvurulmak zorunda kalındığını,
Mudanya Yolunda bulunan ... Plaza isimli inşaatın tamamlanması halinde nakit sıkışıklığının giderilebileceğini ancak gayrimenkul satışındaki yavaşlamanın iflas tehlikesi doğurduğunu, şirketin iflası halinde alacaklıların alacaklarına tam olarak kavuşamayacağını ileri sürerek öncelikle geçici mühlet verilerek tedbirler uygulanmasını akabinde de kesin mühlet verilmesini talep etmiştir.
Derdest dava borçlu tarafından açılan adi vade konkordatosudur. Konkordato ön projesinde devam eden inşaat faaliyetleri, gelir getiren ticari işletme ve yatırımlar anlatılmış ve borçların faizleri ile birlikte konkordatonun tasdik tarihinden başlayarak dört yıl içinde üçer aylık taksitlerle garamaten ödeneceği vadedilmiştir. Ön projede inşaat yapım işlerinin yanında gayrimenkul alım satımı, lüks binek araç alım satımı, lokanta işletmesi, waffle satışı gibi kısmen süren ve kısmen de yeni başlayacak projelerden söz edilmiş, bu projelerden elde edilecek muhtemel gelirlerin borçların ödenmesini sağlamaya yeterli olduğu ileri sürülmüştür.
Davacı tarafın dilekçesi ile birlikte sunduğu belgeler yeterli ve kanunda sayılan niteliklere haiz görülerek davacıya üç aylık geçici mühlet verilmiştir. Mühlet içerisinde duruşma gününe kadar rapor hazırlanmak üzere geçici komiser görevlendirilmiş ve davacının sunduğu kayıt ve belgelerin gerçeğe uygunluğunun denetlenmesi sağlanmıştır. Geçici mühlet içinde gerekli tedbirler alınmış, mal varlıkları araştırılmış ve konkordato talebine itirez ederek davaya müdahil olan alacaklıların iddiaları değerlendirilmiştir.
Her ne kadar değer takdirleri kesin mühlet içinde yapılması gereken işlerden olsa da olayın özelliğine göre geçici mühlet içinde de bu işlemin yapılabileceği takdir edilerek, taşınmaz değerlerinin davanın esasına ilişkin fikir vermekte etkili olduğu düşünülerek borçluya ait taşınmazların kıymet takdirleri yaptırılmıştır. Bu kıymet takdiri kesin mühlet içinde yapılması gereken kıymet takdiri kadar nitelikli olmasa da mahkemenin takdirinde etkili olacak niteliktedir. Alınan 09/10/2018 tarihli raporda davacıya ait aktif tüm taşınmazların değeri 114.190.000,00 TL olarak belirlenmiştir.
Konkordato Komiseri dosyaya iki ayrı rapor sunmuştur. 19/10/2018 tarihli ilk raporda aktif pasif dengesi gösterilmiş, davacının Eylül sonu bilançosunda aktif toplamının 57.491.376,87 TL olduğu, alacakların tahsiline faydası olmayacak kalemlerin tenzilinden sonra net aktifin 56.750.900,98 TL hesaplandığı, toplam borcun 50.521.240,40 TL olduğu belirtilmiştir.
Rapordan anlaşılan en önemli husus bilançoda yer alan taşınmazlar ile tapu kayıtları celp edilen taşınmazlar arasındaki farklılıktır. Banka kredi faizlerinin yükselmesi ve 2018 Ağustos ayında meydana gelen ekonomik kriz yüzünden davacının nakit akışı bozulmuştur. Raporda davacının şahsi mal varlığının tüm borçları ödeyecek büyüklükte olduğu, bazı taşınmazlarını üçüncü kişiler üzerine devrettiği, birçok taşınmazı da işletme demirbaşına almadığı anlatılmıştır.
Şahıs konkordatosunda şahsın tüm mal varlığı ticari işletmesinin bir parçasıdır. Borçlardan şahsen ve tüm mal varlığıyla sorumlu bulunan bir kişinin bazı mallarını işletmesine hasretmemiş olması bu malların alacak tahsilinde kullanılmayacağı anlamına gelmez. Keza konkordato projesinde bazı taşınmazlara yer verilmemesi kabul edilemez.
Konkordato Komiseri duruşma öncesinde verdiği 20/11/2018 tarihli son raporunda da davacının sürdürdüğü AVM Projesinin tamamlanması halinde ciddi bir nakit akışı sağlanacağını, davacının tamamlayamadığı bu proje için %50 pay teklifiyle yapımı tamamlamak üzere tekliflar alındığını, inşaatın tamamlanması için 10.000.000,00 TL ilave sermayeye ihtiyaç duyulduğunu, davacının taşınmazlarının değerleri itibariyle tüm borçları ödemeye yeterli olduğunu tekrar etmiştir.
Mahkememizce yapılan değerlendirmede davacının konkordato talebi yerinde görülmemiştir. Öncelikle ve kesin biçimde belirtmek gerekir ki konkordato borçlarını ödeyememe tehlikesi altında bulunan ve iflas riskiyle karşı karşıya kalan borçlular için öngörülmüş bir yoldur. Elbette her zaman yakın ve güncel bir iflas riski bulunması gerekmez.
Mevcut mal varlığı ile borçlar karşılaştırıldığında mal varlığını elinden çıkararak borçlarını ödemek zorunda kalacak borçlunun ticari işletmesi yok olup gidecekse iflas riski olmasa yahut mallar tüm borçları ödemeye yetse de konkordato talep edilebilir. Burada korunan hukuki yarar bir kamusal değer olarak ticari işletmelerin devamlılığını sağlamaktır. Ancak değerlendirme yapılırken alacaklı borçlu yarar dengesi ustaca gözetilmelidir.
Sırf borçlunun ticari işletmesini kurtarma gayesiyle hareket edilmemeli, alacaklıların hak kayıpları da düşünülmelidir. Doğrudan ticari sermaye yahut üretim aracı olmadığı halde elde tutulan, satılarak borç ödemesinde kullanılmaya uygun taşınmazlar yahut mal ve haklar mevcut ise borçlu öncelikle bunları kullanarak borç stokunu eritmelidir.
Hiç bir malından fedakarlık etmeden, piyasa şartları olumsuz olduğu için ucuza satılacağına kıyamayarak konkordato talep edilmesi haklı görülemez. Borçlunun menfaatlerini korurken alacaklıya da gözetmek gerekir. Kimi alacaklıların nisbeten düşük miktardaki alacakları onlar için ciddi bir sermaye yahut geçim unsuru olabilir.
"Şişman zayıflayana kadar zayıfın canı çıkar" daha açık bir ifade ile davacı borçluyu süreçten daha az zararla çıkaracak bir konkordato mühleti birçok alacaklı için ağır ve güncel zarara neden olabilir.
Davacının mal varlıkları toplamı tasfiye değerleriyle dahi borcunun iki katından fazladır. Bu durumda konkordato mühleti verilmesi alacaklıların haklarını zedeler,. Üstelik davacı taraf birçok taşınmazını mahkememize bildirmeyerek, bazı taşınmazlarını da şüpheli biçimde üçüncü kişilere devrederek iyi niyetinin sorgulanmasına neden olmuştur. Davacı borçlunun kötü niyetle ve alacaklılarından mal kaçırmak gayesiyle hareket etmediği kabul ve takdir edilmiştir.
Ancak borçlu süreçten en az zararla kurtulmak ümidiyle taşınmazlarını üçüncü kişilere devretmiş olmakla alacaklılar nezdindeki güvenilirliğini kaybetme noktasına gelmiştir. Böyle bir borçlu için alacaklılar ve alacak çoğunluğunun olumlu oy kullanmaması sürpriz olmaz.
Davacının 02/07/2018 tarihinde 68 taşınmazını, 03/07/2018 tarihinde 57 taşınmazını ... isimli kişiye satması, 11 ayrı taşınmazın da el değiştirmesi, taşınmazların bilançoda gösterilmemesi, denetim raporunun taşınmazlar yönüneden eksik olması, kuyumculuk faaliyetinden yüksek gelir umulduğu söylenmesine rağmen haciz sırasında dükkandaki ürünlerin emitasyon olduğunun ortaya çıkması, iş yerlerinin kapalı bulunması, Waffle Art isimli iş yerinin fiilen başka bir kişi tarafından işletiliyor olması gibi hususlar da nazara alındığında konkordato talebinin reddine karar verilmesi daha uygun olacaktır.
Davacı tacir sıfatıyla iflasa tabi ise de borca batık olmadığından ve yarar görülmediğinden iflasına karar verilmemiştir.
Başkan Üye Üye Katip
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/1027, K. 2018/1500, 20 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama