KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/200
- Karar No
- 2018/1623
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2018
- Esas no
- 2018
- Karar no
- 2018
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... - ...
- Vekilleri
- Av. ... -
- Davalı
- ... - ...
Karar Metni
1.217 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
... VEKİLLERİ : Av. ... - DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 27/07/2012
KARAR TARİHİ : 10/12/2018
Eldeki davada mahkememizde yapılan yargılama sonucunda verilen 03/06/2014 tarih ve .................. E/K sayılı karar temyiz edilmiş, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2014/15707 esas 2015/13729 karar numarasıyla onanmasına karar verilmiştir. Daha sonra karar düzeltme aşamasında Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/6401 esas 2017/8155 karar numarasıyla bozularak mahkememizin 2018/200 esas sırasına kaydı yapılmış ve Yargıtay kararına uyularak muhakemeye devam edilmiştir. Bu muhakeme esnasında;
DAVACININ TALEBİ
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin ... Doğalgaz Ltd. Şti' nin eski ortağı olduğunu, hissesini şirket hissedarı ve sahibi ... ' ya satıp bedelini alarak şirketle ilişkisini kestiğini, bundan sonra ... ile ...' in ticari ilişkisinden kaynaklanan ve davalı ... ' in ... ' ya ve ... şirketine olan borcu nedeniyle , 94.000,00.- TL alacak şirket sahibi ... tarafından Bursa 15. Noterliğinin 26/06/2012 tarih ve 14958 yevmiye nolu temliknamesi ile müvekkili ...' a temlik ettiğini, temlik konusu alacak ödenmediğinden 94.000,00.- TL alacağın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ CEVABI
Davalı taraf ise, ... ile ... arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, ayrıca ... ...' ın ... şirketindeki payını satın alıp pay satışından dolayı alacağı ödeyerek hiç bir alacağı kalmadığını, Bursa 22. Noterliğinin 09/03/2011 tarih ve 7201 yevmiye nolu hisse devir sözleşmesinde bedelin nakden alındığını, müvekkilinin ... Doğalgaz Ltd. Şti' ne herhangi bir borcu olmadığını; bu nedenle açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
DELİLLER ve GEREKÇE: Yukarıda özetlenen dava sebebiyle mahkememizde yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmişse de Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/6401 Esas 2017/8155 Karar sayılı ilamıyla bozulmuştur. Mahkememizin önceki kararında "Temlik eden ... Doğalgaz Ltd Şti, temlik konusu davalı ...'ten olan alacağının 94.000,00 TL'sini Bursa 15.Noterliğinde düzenlenen 26/06/2012 tarih ve 14958 yevmiye numaralı temlikname ile davacıya temlik ve devir ettiğinin anlaşıldığı, temliknameden sonra temlik alanın rızası bulunmadan temlik edene yapılan ödemenin davalı-borçluyu borçtan kurtarmayacağı, davalının gerek temlik edene ve gerekse temlik alana herhangi bir ödeme yaptığını kanıtlayamadığı" gerekçesine yer verilmiştir.
Bozma ilamında ise "Davalının mahkemenin 27.02.2014 tarihli ara kararına istinaden ödemelere ilişkin belgeler sunduğu, bu belgelerin ara kararda verilen kesin süreden sonra sunulduğu gerekçesiyle değerlendirilmediği, dava dışı temlik edenin temlik alana sadece gerçek alacağını temlik edebileceği, davalının dava dışı temlik edene olan borcunun, yaptığı ödemeler oranında sona ereceği, bu sebeple davalı tarafından sunulan ödemeye ilişkin belgeler değerlendirilip, incelenerek ve bu konuda gerektiğinde bilirkişi raporu da alınarak, davalının temliki öğrendiği tarih itibariyle temlike konu alacağa dayanak 4 adet faturadan dolayı bir borcu olup olmadığının saptanması gerektiği" açıklanmıştır.
Mahkememizce bozmaya uyularak yargılama yapılmıştır. Ancak belirtmek gerekir ki, temlik eden ... Ltd. Şti'ne ve bu şirketin kayıtlarına ulaşma imkanı bulunamamıştır. Temlik eden şirkete çıkarılan tebligatlar iade edilmiş, nihayet T.K. 35'inci maddeye göre yapılabilmiştir. Ne davacı temlik alan, ne de davalı borçlu temlik eden şirkete ve şirket kayıtlarına ulaşma imkanına sahip olmadıklarını açıklamışlardır. Bu itibarla davalının sunduğu ödeme belgelerin temlik eden şirket kayıtlarıyla uyuşup uyuşmadığının belirlenmesi mümkün olmamıştır.
Bu durumda belgelerin mahkememizce ele alınıp değerlendirilmesi gerekmiştir. Öncelikle belirtelim ki davacı ..., temlik eden ... Ltd. Şti'nin eski ortak ve müdürlerindendir. ................................ isimli eski ortalardan hisse devri yolyla şirkete ortak olan davacı 2010 yılında şirketin %99 pay sahibi olmuş, daha sonra bu hisseleri ... isimli kişiye 09/03/2011 günü devrederek ortaklıktan ayrılmıştır.
Eldeki davanın esaslı delilini teşkil eden temlikname ise davacının ortaklıktan ayrılmasından on beş ay sonra düzenlenmiştir. Keza alacağa dayanak olan faturalar da davacını şirketten ayrılmasından yedi ay sonra düzenlenmiş faturalardır. Davacı ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasındaki borç ilişkisinin gerçek veya muvazaalı olup olmaması davalı açışından etkili değildir. Davalı için önemli olan borcunu ödemiş olmasıdır.
İster temlik edene, ister temlik alana ödeme yapmış olsun, davalı geçerli bir ödeme yapmakla borcundan kurtulur. Bu itibarla temlikin muvazaalı olup olmadığı tartışmaya değer bulunmamıştır. Şu kadar ki temlikin gerçekte davalıyı hukuken zora düşürme amacı taşıdığı belirlenirse bu durum davalı lehine değerlendirilebilir.
Davalı taraf cevap dilekçesiyle birlikte cari hesaba ödeme amacıyla verdiği çek, senet ve nakitlere ilişkin beyanlarını bildirmiştir. Aynı dilekçe ile ... Ltd. Şti'nin keşide ettiği toplam 75.000.TL bedelli çeklerden dolayı alacaklı olduklarını, bu çeklerin ödenmediğini de bildirmiştir. Davacı taraf ise cevaba cevabında bu ödemeleri kabul etmediğini, verilen çeklerin bir kısmının karşılıksız çıktığını, davalının elindeki ... Ltd. Şti. çeklerinin ise avans çeki olarak verildiğini savunmuştur. Dikkat edilirse davacı taraf 2012 yılında dahi temlik eden şirketle görüşmekte, kayıt ve bilgilerini temin edebilmektedir.
Taraflar arasındaki ilişkinin normal bir ticari ilişki olmadığı, bir çok şirket üzerinden karmaşık ve danışıklı işlemler yapıldığı tabir caizse piyasayı dolandırmak adına görünüşte işlemler yapıldığı anlaşılmaktadır. Nitekim davacı da, dava dilekçesinde elinde olduğunu bildirdiği çeklerin kendi lehine keşide edildiğini söylerken, savcılıkta verdiği ifadede bu çeklerin kendisinden habersiz keşide edildiğini ve sahte cirosuyla tedavüle sürüldüğünü beyan etmektedir. Davalının sunduğu belgeler arasında, çek tevdi bordrosu yanında ... Ltd. Şti'nin boş fatura koçanının iadesine ilişkin kayıtlar bile mevcuttur. Bu da davalının dahi bir tür danışıklı ilişkilerde zaman zaman yer almış olabileceğine işaret eder.
Taraflar arasındaki ilişki net olarak anlaşılamamış olsa da eldeki davanın ispet kuralları çerçevesinde ele alınması gerekir. Kural olarak ispat külfeti alacaklı taraf üzerindedir. Temlik alan da alacaklının halefi olduğuna göre temlik tarihinde ne kadar alacak bakiyesi olduğunu ispat etmelidir. Temlik alan temliknameyi derhal borçluya tebliğ etmişse de borçlu bir cevabi ihtarname ile borcu kabul etmediğini bildirmiştir. O halde temlik alan derhal temlik edene müracaat ederek en azından ispata yarar belgeleri temin etmelidir.
Daha önceki yargılama sırasında alınan 26/04/2013 tarihli bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere ticari ilişkinin daha iyi anlaşılabilmesi için dava dışı ... Ltd. Şti'nin kayıtlarının da incelenmesi gerekir. Davacı başlangıçta sadece işletme defteri tuttuğu için net bilgilere ulaşılamamaktadır. İlk raporda davalının kayden 10.618,25 TL borçlu göründüğü belirtilmiştir. Buna karşılık 12/02/2014 tarihli ek raporda davalının defterine yazdığı faturaların KDV'li miktarları yazılarak 341.754,11.TL tutarında mal alımı yapıldığı, ödeme kayıtlarının belgesinin bulunmadığı da belirtilmiştir.
Mahkememizce yapılan değerlendirmede davacı tarafın alacağının tam olarak ispat edilemediği kanaatine varılmıştır. Davalı tarafın bir dönem işletme defteri tuttuğu da nazara alındığında defterine işlediği faturaların aleyhine kabul edilmesi, ödeme kayıtlarının ise ispatının istenmesi doğru değildir. İspat külfeti davalı tarafta olmadığına göre öncelikle alacaklı taraf alacağı ispat eden vasıtaları ortaya koymalıdır.
Davacının dayandığı dört faturadan biri zaten davalı defterinde hiç kayıtlı değildir. 16/02/2012 tarih ve 302697 numaralı bu faturanın tutarı 14.415,25.TL'dir. Diğer üç fatura kayıtlı ise de davalının aksi kanıtlanmayan ödeme kayıtları mevcuttur. Davalı ispat sorumlusu olmadığından ödeme kayıtlarını ispat etmesi beklenmemelidir. Bu itibarla bilirkişi raporundaki 10.618,25.TL'lik bakiyeye de itibar edilmemiştir. Davalının elinde ... Ltd.
Şti'ne ait 75.000.TL tutarlı inkar edilmeyen üç çek bulunduğu, 14.415,25 TL'lik fatura içeriğindeki malın davalıya teslim edildiğinin hiç bir şekilde ispat edilmediği nazara alınırsa zaten 89.415,25.TL lik kısım yönünden dava dışı ... Ltd. Şti'nin alacaklı olmadığı açıktır. Kalan az bir kısım için ise davalının kısmen karşı tarafça da kabul gören ve sadece 94.000.TL'lik kısım yönünden uyuşmazlık görülen ödeme kayıtlarına itibar edilmemesi için bir sebep yoktur.
Temel ispat külfetini davalı tarafa yıkmadığımız müddetçe davacının davayı ispat edemediği kabul edilmelidir.
Katip ... Hakim ...
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/200, K. 2018/1623, 10 Aralık 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama