KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/125
- Karar No
- 2019/1322
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2019
- Esas no
- 2019
- Karar no
- 2019
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- —
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... -
- Vekili
- Av. ... -
- Davalı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Dava
- Anonim Şirket Genel Kurul Kararının İptali
- Dava tarihi
- 18/02/2019
Karar Metni
767 kelime·4 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında,
DAVACININ TALEBİ
Davacı taraf dava dilekçesinde,Davacının ... Yapı A.Ş.'de hissedar olduğunu, aynı zamanda yönetim kurulu başkanlığını yürütmüş olduğunu, Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasıyla alınan genel kurul toplantısına davacının çağırılmadığını, halbuki murahhas üyenin yahut yönetim kurulundan bir üyenin toplantıda bulunmasının şart olduğunu, bunun genel kurulun iptalini gerektirdiğini, davacının bilgi alma hakkının ihlal edildiğini, kayyumun yetkisini aşarak hazirun cetveli düzenlediğini, şirketin pay defterinin genel kurul karar defterinin ve yönetim kurulu karar defterinin bulunmadığını, bu sebeple 08/02/2019 tarihli genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALININ CEVABI
Davalı taraf davanın reddi gerektiğini savunmuş, cevap süresi geçtiken sonra 09/07/2019 tarihli dilekçe ile dava dilekçesinin usulsüz tebliğ edildiğini, bu sebeple zamanında cevap veremediklerini, genel kurulun olağanüstü biçimde ve kayyum marifetiyle yapıldığını, usulüne uygun çağrıların tamamlandığını, hazirun cetvelinin hazırlama görevinin kayyuma ait olduğunu, davacının kasten toplantıya gelmeyerek kendince iptal sebebi oluşturmak istediğini, iptal için gerekli şartların oluşmadığını ileri sürmüştür.
DELİLLER ve GEREKÇE: Derdest dava anonim şirket genel kurul toplantısı ve bu toplantıda alınan kararların iptaline ilişkindir. Kural olarak ispat külfeti davacı taraf üzerindedir. Davacı taraf iptal için gerekli şartların mevcudiyetini ispat etmelidir.
Somut uyuşmazlık daha çok hukuki değerlendirmeye bağlıdır. Tarafların iddia ve savunmaları ile sundukları deliller esas hakkında karar vermeye yeterlidir. Bu sebeple toplantının yapılışına ilişkin tutanaklar dışında başkaca delil toplanmamış ve bilirkişi incelemesine gerek görülmemiştir.
Mahkememizin kabul ve değerlendirmesine göre davanın reddi gerekir. Temel gerekçe davanın Türk Medeni Kanununun 2’nci maddesinde yazılı temel dürüstlük kuralına aykırı olmasıdır. “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.”
Davacı ortak davalı şirketin yönetim kurulu başkanıdır. Kendisine yapılan uyarı ve taleplere, noterden keşide edilen ihtara ve yasal olarak süresi geçmiş olmasına rağmen şirket genel kurulunun olağan toplantıları için çağrı yapmamıştır. Nitekim bu sebeple ortağın başvurusu üzerine mahkememizce yetkilendirilen bir kayyum tarafından toplantıya çağrı yapılması için izin verilmiştir.
Görevlendirilen kayyum tüm ortaklara usulüne uygun bir tebligat yaparak toplantı günü ve yeri konusunda bildirimde bulunmuştur. Nitekim mahkememizin talebi üzerine kayyum gönderdiği taahhütlü mektup yoluyla tebligat yaptığını, tebligatın da usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini gösteren belgeleri sunmuştur. Ayrıca toplantı ilanları da usulüne uygun olarak tamamlanmıştır.
Kayyuma yetki verilmesini müteakip genel kurul toplantısında incelemeye hazır tutulması gereken defterler için şirkete başvuru yapılmış ancak davacının da aralarında bulunduğu yönetim kurulu defter ve kayıtları kayyuma teslim etmemiştir. Defterlerin akıbeti hakkında iki ortak grubu birbirini suçlamakta, iki taraf da defterleri karşı tarafın gizlediğini veya imha ettiğini ileri sürmektedir. Bunun üzerine mahkememizin ...
E. ve 27.12.2018 tarihli yazısı ile kayyuma toplantının defterler olmadan yapılması talimatı verilmiştir.
Esasen bir şirketin kayıt ve defterleri şirket merkezinde saklanır. Saklama mükellefiyeti de yönetim kurulundadır. Kaldı ki olağanüstü bir sebeple kayıt ve defterler kaybolursa derhal zayi kararı almak konusunda yönetim kurulunun sorumluluğu vardır. Olağan hayat akışına göre defterlerin sorumluluğu davacının da başkanlık ettiği yönetim kurulunda olduğuna göre, bunlar olmadan genel kurul yapılmak zorunda kalınmasından bizzat davacı da sorumludur. Kimse kendi haksız hareketini gerekçe göstererek hak talep edemez. Kaldı ki toplantı gününde yönetim kurulundan kimselerin toplantı mahallinde bulunduğu fakat iptal sebebi yapabilmek için toplantıya katılmadıkları da öğrenilmiştir.
Hissedarlık durumu, pay devrinin usulüne uygun olup olmadığı, aile içi sorunlar, gerçek paydaşlık hali gibi hususlar davamızın konusu değildir. Madem ki davacıya usulüne uygun tebligat yapılarak toplantıya çağrı yapılmıştır, davacı toplantıya katılmamasını iptal gerekçesi yapamaz. Şirketin selametini düşünen bir yönetim kurulu başkanının toplantıya gelmemesi abes olur. Ancak tartışmalı olsa da mevcut paydaşlık yapısı davacı aleyhine göründüğü için davacının toplantıya katılmamayı tercih ettiği değerlendirilmiştir.
Keza hem şirket defterlerini özenle muhafaza etmeyip, zamanında zayi belgesi almayıp sonra da defterlerin yokluğunu toplantının iptali için gerekçe yapmak da temel dürüstlük kuralına aykırı bulunmuştur.
Davacı tarafın talebine rağmen taraflar arasında halen çözülememiş ilişkiler bulunması, aile içi güvene dayalı bazı muvazaalı işlemler yapılmış olma ihtimali ve halen şirkette hakim ortak görünen kişilerin de olayları yeterli açıklıkta izah edememeleri nazara alınarak davacı aleyhine H.M.K.’nın 329’uncu maddesi uygulanmamıştır.
Başkan ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Üye ... · e-imzalıdır · Katip ... · e-imzalıdır
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/125, K. 2019/1322, 18 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama