KÜNYE
T.C. Bursa
- Mercii
- Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2019
- T.C. BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2019/444 Esas - 2019/1073
- Esas no
- 2019/444
- Karar no
- 2019/1073
- Başkan
- ....
- Üye
- ...
- Üye
- ...
- Katip
- ....
- Davacılar
- 1- ...- TC:......- Nilüferköy Mah. 14. Lale sok. No:8/1 Osmangazi/BURSA
Karar Metni
1.391 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
2- ... İNŞAAT TARIM VE HAYVANCILIK SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - Yeni Karaman Mah. 4. Kantar Sokak Asya İş Merkezi K:4 D:408 Osmangazi/BURSA 3- ... - TC:....- 29 Ekim Mah. Uğur Mumcu Bul. Karina Evleri B Blok K:3/10 Nilüfer/BURSA VEKİLİ : Av. ..... Kıbrıs Şehitleri Cad.No.52 Yeşilhan Kat.3 No.37 Osmangazi Bursa
DAVA
Adi Konkordato
DAVA TARİHİ : 10/05/2019
KARAR TARİHİ : 08/10/2019
Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı borçlular vekili dava dilekçesinde özetle, davacı şirketin 2009 yılında ... ve Hamza Atalay tarafından kurulduğunu zamanla büyüyüp geliştiğini, betonarme, çelik konstüksiyon, prefabrik yapılar, özellikle de fabrika binaları, konut ve villa inşaatı alanında önemli projelere imza attığını, şirketin 31.03.2019 tarihi itibari ile aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden yapılan değerlendirmeler sonucunda mal varlığının mevcut borçları karşılamaya yetmedigini, şirketin çalışma sermayesinin noksan olduğunu, ülkede yaşanan ekonomik gelişmeler ve konut faiz oranındaki yükselişler neticesinde satışların durağan bir seyir izlediğini,
bunun da davacı şirketin nakit sıkışıklığıyla karşı karşıya kalmasına neden olduğunu, şirketin ödemeler dengesinin bozulduğunu, diğer davacılar ... ve Harun Atalay’ın şirketin Eşit paylı ortakları olduğunu, şirketin borçlarına müteselsil kefil durumunda bulunduklarını, Şirket için verilen kambiyo senetlerine de aval yahut ciro imzası koymak suretiyle müteselsil borçlandıklarını, ancak iyi niyet ve dürüstlükle gayret göstermelerini rağmen borç ödeyememe durumuna düştüklerini ileri sürerek davacılar hakkında üç aylık geçici mühlet kararı verilmesini ve şirkete geçici komiser atanmasını, takip ve tedbirlerin durdurulmasını talep etmiştir.
Derdest dava borçlu tarafından açılan adi konkordato davasıdır. Dava dilekçesinde hem davacı şirketin hem de şirketin iki ortağının konkordato talebinden söz edilmişse de, davacı sıfatıyla sadece şirketin bilgilerine, mal varlığı değerlerine, alacak ve borç bilgilerine yer verilmiştir.
Bu sebeple şirketin konkordato talebi üzerinden değerlendirme yapılmış, haklarında talebi haklı kılacak hiçbir bilgi verilmeyen gerçek kişi davacılar yönünden daha baştan davanın reddi gerektiği gözetilerek başkaca incelemeye gerek görülmemiştir. Dikkat edilirse davacılar mecburi dava arkadaşı değildir. Her bir davacı için müstakilen değerlendirme yapılmalı, her bir davacı için ayrı ayrı delil bildirilmeli, her bir davacı için ayrı bir proje hazırlanmalıdır.
Zira her kişinin malvarlığı, borçtan sorumluluğu, alacak miktarı farklıdır. Sonuç itibariyle iki gerçek kişinin durumu aynı da da olsa en azından bu durum bildirilmeli, adlarına kayıtlı taşınmaz bilgileri, geçim kaynakları, şahsi borçları, şirkete veya başka kişilere kefaleten borçları, borçları nasıl ödemeyi teklif ettikleri açıkça yazılmalıdır. BU belgelerin sunulması yasal zorunluluktur.
Davacı taraf bu bilgileri baştan vermediği gibi geçici mühlet içinde de bilgi ve belge paylaşmamıştır. O halde gerçek kişi davacılar yönünden ciddiyetsiz biçimde ileri sürülen konkordato talebi reddedilmelidir.
Burada dikkat çekilmesi gereken önemli bir husus da şirket ortaklarının mali durumunun şirketin borç ödeme kapasitesine etkisidir. Ortakların gerçek mal varlığı bilinmeden muhtemel sermaye artış kapasitesi dahil olmak üzere şirketin geleceğinin planlanması, borç ödeme projeksiyonu ortaya konması mümkün olmayacaktır.
Dava şirket yönünden dava dilekçesi ekinde yasada gösterilen belgelerin eksiksiz sunulmuş olduğu görülerek geçici mühlet verilmiştir. Ancak ön projenin tablolardan ibaret olduğu ve bir açıklama içermediği, vade ve ödeme periyotları konusunda açıklama yapılmasının zorunlu olduğu değerlendirilmişse de geçici mühlet içinde bu eksikliğin giderilebileceği, konkordato teklif ve projesinin her aşamada değişebileceği düşünülmüştür. Kaldı ki ön projede açıkça söylenmemiş olmakla birlikte, proforma gelir tablosu ile birlikte borç tasfiye planı kısmen açıklanmıştır. Şirketin 2024 yılı sonuna kadar vade almak kaydıyla borçlarını ödeyebileceği ileri sürülmektedir. Makul güvence raporunda değerlendirme yapılırken bu tablonun esas alındığı anlaşılmaktadır.
Konkordato hukukunun gerektirdiği tüm işlemler, tedbirler, ilan ve bildirimler tamamlanmış, komiserden alınan görüş ve davacı tarafın talebi çerçevesinde geçici mühlet iki ay süreyle uzatılmıştır. Geçici mühlet sonra ermeden duruşma açılmış ve konkordato komiserinin sunduğu rapor çerçevesinde değerlendirme yapılmıştır. Konkordato Komiseri 24.09.2019 tarihli raporunda şirketin konkordato öncesi ve sonrası mali durumuna ilişkin bilgiler vermiştir.
Rapora göre konkordato öncesi son bilançoda alınan çekler hesabı 1.789.965 Türk Lirası bakiye vermektedir. Bu miktarın 1.274.850.TL‘ilk kısmı teminata verilen çeklerden 515.000.TL’lik kısmı ise iskonto kredisi için verilen çeklerden oluşmaktadır. Konkordato geçici mühleti verildiği tarih itibari ile Bu bakiye 2.817.662,14.TL olmuştur. Son bilanço tarihinde ise hesabın bakiyesi 522.252,50 Türk Lirasıdır. Bu durum, göre alınan çeklerin büyük oranda tedarikçi ve taşeronlara avans verilmesi gerekçesiyle açıklanmıştır. Ancak geçici mühlet içinde mal tedariki için ödeme yapmak yerine avans vererek çakışmaya devam etmenin ciddi bir gerekçesi olmalıdır.
Şirketin bankalar hesabında bir azalma olmuşsa da bu düşüş personel ödemeleri ve tedarik harcamaları ile açıklandığından olumsuz değerlendirilmemiştir.
Öte yandan geçici mühlet içinde alıcılar hesabında da 5.000.000.TL’ye varan ciddi bir düşüş yaşanmıştır. Bu düşüş raporda açık bir gerekçe ile değil tahmin ile açıklanmıştır. Halbuki borçlunun bunu daha net ve dayanakları ile birlikte açıklaması, şeffaf biçimde komisere ve mahkememe bilgi vermesi gerekir. Üstelik alacaklılar arasında eşitsizliğe neden olmamak için geçici mühlette konkordatoya tabi borçların ödenmemiş olması lazımdır. Borçlunun bu ödemeler konusunda şeffaf ve denetlenebilir bir kayıt tutmadığı belirlenmiştir. Gelir ve giderler komisere şifahi beyanlar verilerek açıklanamaz. Kayıt en önemli unsurdur. Aksi halde borçlunun istediği gibi hareket edeceği bir ortam yaratılmış, kötü niyetli kişilere alan açılmış olur.
Dosyaya sunulan komiser raporu da yeterli açıklıkta değildir. Ancak sürecin özelliği ve sürelerin kısalığı sebebiyle ek rapor alınması imkanı kalmamıştır. Bu sebeple rapordaki verilerden yararlanılarak sonuca gidilmiş, şirketin durumu hakkında bir fikir edinilmeye çalışılmıştır. Son beş aylık yani geçici mühlet içinde oluşan veriler nazara alındığında şirketin satışlardan elde ettiği miktar 5.021.098.TL, bankadaki parası 70.623.TL, borç artışı (vergi borcu) ise 527.126.TL’dir.
Bu hesaba göre beş aylık dönemde şirketin toplam girdisi 5.618.848.TL olur. Buna karşılık harcanan miktarlar çok daha fazladır. Nitekim alınan senetler hesabında 5.000.000.TL, diğer alacaklarda 417.510.TL, stoklardaki artış 3.207.556.TL, verilen avanslarda 929.920.TL, taşıtlar hesabında 155.000.TL, carilere yapılan ödeme 1.207.270.TL, firma senetlerinde ise 3.247.489.TL tutarında gerçekleşme olmuştur.
Bu rakamlar toplandığında şirketin beş aylık dönemdeki harcamalarının yani şirketten çıkan paraların toplamının 9.219.745.TL olduğu görülür. Bu hesaba göre geçici mühlet döneminde girdilerle harcamalar arasındaki fark 3.600.897. TL olur. Bunun en önemli anlamı şirketin kaynağı belirsiz harcamalar yaptığıdır. Şirket beş aylık gelirinden fazla harcama yapmıştır. Bunun kaynağı yeterince açıklanamamıştır.
Şirket bu dönemde borç ödemiş olsa Nike yeterince şeffaf bir tutum sergilememiştir. Mahkememizce denetlenemeyecek bir şirkete kesin mühlet verilmesi doğru olmaz. Konkordatonun en önemli özelliği şeffaf ve denetlenebilir bir düzen kurularak alacaklıların güveninin kazanılmasıdır.
Nerden kazandığı nereye harcadığı belli olmayan, kayıtdışı işlemleri ile ilgili komisere yeteri bilgi vermeyen, bazı işlemlerini mahkememiz ve komiser denetimi dışında gerçekleştiren borçluların korunması mümkün değildir.
Kaldı ki davacı şirket hala zarar etmektedir. 2018 önceki dönem satışları 22.540.945.TL iken konkordato geçici mühlet öncesi 31.03.2019 dönemi satışları 2.662.485,21.TL’dir. Beş aylık geçici mühleti de içine alan 31.08.2019 döneminde gerçekleşen satışlar ise 9.042.094.,33.TL olmuştur. Bu durum satışların arttığı anlamına gelmekle birlikte zarar devam etmektedir. Komiser raporunda zararların nispeten düştüğü yazılmış ise de bu projeksiyonla şirketin kara geçerek borç ödemeye başlayacağı beklentisi boşa çıkar. Konkordato ön projesinin gerçekleşme imkanı oldukça zayıf görünmektedir. Şirket beş aylık geçici mühlet döneminde bile 1.308.791,49.TL zarar etmiştir.
Sonuç olarak şirketin hala zarar üretmeye devam etmesi borcu büyüten bir faktör olduğu gibi bir yıl gibi kısa vadede düzelme ihtimalini zayıflatmaktadır. Üstüne üstlük şeffaf ve denetlenebilir bir tutum sergilenmemiş olması da konkordato korumasının sürdürülmesini anlamsız kılmıştır.
Yukarıda özetlenen mali tablolar konkordato projesinin başarılı olma ihtimalinin olağanüstü gelişmelere bağlı olduğunu gösterir ki içinde bulunulan şartlar iyileşse bile bunun şirkete olumlu yansıması cüzi oranda olur. Beş aylık geçici mühlet döneminde elde edilen veriler de umut vaat etmemektedir.
Neticeten zaten yetersiz hazırlanan ve aşırı umutlu beklentilere bağlı kalan konkordato teklifinin başarıya ulaşma imkanı bulunmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar geçici mühlet sonunda verilen rapora göre şirket borca batık görünüyor ise de bu raporda rayiç değerler esas alınarak hesaplama yapılmamıştır. Şirketin borca batık olduğu konusunda iflas kararı vermeye yeterli veri yoktur. Geçici mühlet içinde iflas kararı verilip verilmeyeceği tartışmalı olmakla birlikte envantere kayıtlı malların rayiç değerleri kesin biçimde belli olmadığından, iflas tasfiyesi zor, pahalı ve hem borçluyu hem alacaklıyı zarara uğratan bir yol olduğundan iflas kararı verilmemiştir. Kaldı ki alacaklılardan iflas isteyen olmamıştır. Alacaklılar her aşamada ve hatta davadan sonra dahi iflas talep etme hakkına sahiptir.
Tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmiştir.
Başkan .. · e-imzalıdır · Üye ..... · e-imzalıdır · Üye ..... · e-imzalıdır · Katip .... · e-imzalıdır
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/444, K. 2019/1073, 8 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama