KÜNYE
T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/712
- Karar No
- 2024/974
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2024
- Esas no
- 2023/
- Karar no
- 2024/
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av.
- Davalı
- ...
- Vekili
- Av.
- Dava
- Ticari Şirket (Fesih İstemli
- Dava tarihi
- 28/06/2019
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 27/09/2024
Karar Metni
1.357 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde ; davacının davalı şirkette %50 pay sahibi olduğunu, beş yıl süre ile şirket müdürü seçildiğini, diğer ortağın müdürler kurulu başkanı olduğunu, bir süre normal idare edilen şirketin diğer ortağın kusurlu davranışları sebebiyle idare edilemez hale geldiğini, şirketin devamında davacı için bir yarar kalmadığını, davacının ve şirket yöneticisi eşinin ticari itibarını, müşteri çevresini, makine ve teçhizatını seferber etmesini ve gerçekte %90 sermaye ödemesine rağmen diğer ortağın şirketi iyi yönetmediğini, fedakarlıkta bulunmadığını, sorumluluğu da davacıya yüklemeye kalkıştığını,
şirketin halen 300.000 TL civarında vergi borcu olduğunu, ortaklıktan çıkma için şifahi görüş yaptıklarını, çıkma payı olarak 203.000 TL ödeneceği taahhüdüne rağmen 90.000 TL nakit ödeme yapıldığını, verilen 60.000 TL lik çekin ise karşılıksız çıktığını, bu hususa ilişkin protokolün ...
2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/ E. Sayılı dosyası arasında bulunduğunu, davacının bağ kur prim ödemelerini yapmadığını, lüzumsuz personel istihdam edildiğini, diğer ortağın eşinin ayrı bir şirketle faaliyetine devam etmesine rağmen halen davalı şirket adına fatura kesildiğini, kiralanan araçların teslim edilmediğini, sahte teslim makbuzuyla davacı tarafın kandırılmak istendiğini, şirketin feshi için farklı sebeplerin tahakkuk ettiğini ileri sürerek davalı şirketin feshine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddi gerektiğini savunmuş, davacının harici sözleşme sebebiyle ortaklıktan çıktığını, kendisine 119.500 TL nakit ve 60.000 TL çek ödemesi yapıldığını, fiilen ortaklıktan ayrılmış davacının husumet ehliyeti bulunmadığını, davacı ve eşinin şirketten ayrılmak istemeleri üzerine bir takım demirbaşların fatura ile davacı tarafa teslim edildiğini, bu şekilde ortaklık paylarının ödendiğini, tek ortak kalan ...'in anlaşma gereğince başka bir adrese taşındığını, halen orada faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin adı kullandırılarak başka bir şirket üzerinden faaliyet yürütülmediğini,
hisse devri gerçekleşmediği için adres değişikliği yapılamadığını, devir sözleşmesine göre faydalı model hakkının %50 sinin şirkette kaldığını, şirketin her iki ortağın eşi tarafından bilikte yürütüldüğünü, davacı tarafın kötü niyetli davranarak hisse devri gerçekleştirmediğini, şirket aleyhine faaliyet yapılmadığını, ortak ...'in eşi ... 12/02/2015 tarihinde ... ...
Aydınlatma isimli şahıs firmasını kurduğunu, bu şirkette patente konulan ... aydınlatma ve kablo ürünlerinin üretim ve satışını gerçekleştirdiğini, ürünler için patent de alındığını ileri sürmüştür.
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe:
Derdest dava, ortaklardan biri tarafından açılan limited şirketin haklı sebeple feshi davasıdır. Kural olarak ispat külfeti davacı taraf üzerindedir. Davacı ortak fesih istemek için haklı sebeplerin tahakkuk ettiğini ispat etmelidir. Dava ispat edilmiş olsa bile tarafların menfaat dengesini korumak ve şirketin devamlılığını sağlamak üzere mahkemenin fesih yerine makul başka bir çözüme hükmetmesi mümkündür. Mahkememizce daha önce davanın reddine karar verilmiş ise de ,...
Bölge Adliye Mahkemesi 5.Hukuk Dairesinin 31/05/2023 tarih 2020/ esas 2023/ karar sayılı kararıyla kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kaldırma gerekçesiyle tarafların iddia ve savunmaları kapsamında delilleri toplanarak kusur durumu tartışılmak suretiyle fesih iddiasında haklı olup olmadığı tartışılarak bilirkişi raporu alınması, ödendiği ileri sürülen paranın ortaklıktan çıkma payı mı yoksa davacının eşinin şirkete verdiği iddia edilen borcun iadesine mi yönelik olduğu, çıkmaya karar verilecek ise bilirkişi incelemesi sonrası rayiç bilanço verileri üzerinden öz varlığının belirlenerek davacının payına tekabül eden tutarın kar payıyla belirlenmesi suretiyle karar verilmesi gerekeceği belirtilmiştir.
Kaldırma kararı çerçevesinde taraflarca dosyaya sunulan deliller kapsamında şirkette yeniden bilirkişi incelemesi yapılarak kaldırma kararında belirtilen hususlar araştırılmıştır.
Dosyaya ibraz edilen 30/05/2019 tarihli belgeye göre Nisan 2016 yılında kurulan davalı şirkete ...'ın 203.000,00 TL , ...'in 20.000,00 TL para koyduğu belirtilmiş, ... olarak 90.000,00 TL'nin geri alındığı ancak 60.000,00 TL'lik kısmın çek olarak alındığı belirtilerek çekin karşılıksız çıktığı belgede belirtilmiştir.
Davalı şirketin kuruluş sözleşmesine bakıldığında kurucuların ... ve ... tarafından kurulmuş olduğu, her iki ortağın da %50'şer paya sahip olduğu, her iki ortağın da Müdür olarak atandığı, münferiden temsil ve ilzama yetkili oldukları anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamından ve taraf beyanlarından aslında dava dışı ... ve ...'ın bu şirketin kuruluşunda sermayeleri yatırdığı, ancak eşleri adına şirketi kurdukları anlaşılmaktadır, resmiyette şirket davacı ve diğer ortak ... adına olup, ortaklar ( ve ... ve ...) arasında belirli bir aşamadan sonra anlaşmazlık çıktığı anlaşılmaktadır.
Nitekim davacının 13/11/2019 tarihli imzalı beyanında söz konusu şirkette vekil olarak çalışan ...'ın şirketin kapatılması gerektiği hususunda ... ile anlaşmaya vardığını, ancak ...'in sözlü anlaşmaya uymayarak şirketi ...
Ticaret Merkezine taşıyarak şirket işlerini oradan devam ettirmeye başladığını, denetim kayyımına hitaben yazılmıştır, yine denetim kayyımı şirket ortağı davacının ortak imzalı 19/08/2019 tarihli tutanakta şirketin faaliyetinin diğer ortak ...'in eşi ...'in ilgilendiğini, muhasebe evraklarının nerede olduğunu bilemediğini beyan ettiği görülmüştür.
Gerek dosyaya ibraz edilen ... ve ... imzalı 30/09/2019 tarihli belgenin gerek denetim kayyımı ile birlikte düzenlenen tutanak ile bizzat davacının denetim kayyımına hitaben yazmış olduğu beyan dilekçesi dikkate alındığında resmiyette her ne kadar şirket davacı ... ve ... adına kayıtlı olsa da şirket faaliyetinin bu ortakların eşleri tarafından yürütüldüğü, 30/09/2019 tarihli tutanak içeriğinden de sermayenin yine eşler tarafından konulduğu, sermayenin iadesi ile ilgili olarak da 30/05/2019 tarihli tutanağın düzenlenmiş olduğu,
bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere bir kısım vergi ve sigorta borçlarıyla ilgili yapılandırmaların diğer ortak ...'in eşi ... tarafından gerçekleştirilerek ödemelerin ...'in şahsi hesabından yapıldığı, anlaşılmaktadır.
Davacının ayrılma payının ödenip ödenmediğiyle ilgili olarak bilirkişi tarafından bir kısım belirlemeler yapılmış ise de, şirketin faaliyetinin görünürde olan ortaklar tarafından yürütülmediği ,ancak perde arkasında ortakların eşleri tarafından yürütüldüğü için davacıya yapıldığı ileri sürülen ayrılma akçesinin ödemelerini yukarıdaki anlatılanlar kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.Dava özü itibariyle öncelikli talep olarak fesih ve tasfiye istemine ilişkindir.
Kaldırma kararı sonrasında yapılan incelemelerde şirketin halen 2020 yılından sonra işletmesel olarak ticari bir faaliyetinin bulunmadığı, herhangi bir ciroya rastlanılmadığı, ortakların ayrılma konusunda iradelerini ortaya koyduğu, bu kapsamda perde arkasında sermaye koyan ve işlerin yönetiminde olan eşler tarafından aralarında bir kısım tutanaklar düzenlendiği, davalı şirketin faaliyetine devam etmesinin zor olduğu, 2019 yılı sonrasında satış faaliyetinin dondurulduğu,
hesaplarda herhangi bir hareketliliğin bulunmadığını, Vergi ve Sigorta borçları olarak diğer ortak ...'in eşi ... tarafından yapılandırma istendiği ve kendi şahsi hesabından ödemelerin yapıldığı bunun bilirkişiler tarafından raporun eki olarak dosyaya sunulduğu, 2020 yılından itibaren ortakların veya perde arkasında görünen gayri resmi ortak olan eşlerin vekalette hiç bir şeye imza atmadıkları, defter kayıtları ve banka hesaplarında herhangi bir hareket bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamındaki tüm bu verilerden ve yapılan bilirkişi incelemesinden görünüşte eşler üzerinden kurulan şirketin sermaye paylarının ve işletmesel yönetiminin davacı ...'ın eşi ... , diğer ortak ...'in eşi ... tarafından gerçekleştirildiği, bu haliyle zaten usulsüz kurulup yönetilen şirketin belli bir aşamadan sonra ortaklar ve onların sözde vekaleten temsilcileri arasında anlaşmazlık ve çekişmelerin baş gösterdiği, bu aşamadan sonra da şirketin gayri faal hale geldiği, uzunca bir süreden beri de gayri faal kaldığı anlaşılmakla şirketin devamında hiç bir hukuki yarar bulunmamaktadır.
Kanun koyucu fesih ve tasfiyenin alternatif çözümü olarak başka çözümlerin kararlaştırılabileceğini, şirketin devamında yarar bulunması için ön görmüştür. Öyle ki katma değer yaratan ve işletmesel faaliyeti olan bir şirketin sadece ortaklar arası bir çekişmeden dolayı şirketin faaliyetine son vermek yerine alternatif bir çözüm üretmek daha adil bir sonuç yaratabilecektir.
Ancak davaya konu şirket için bu durum söz konusu değildir, davalı şirketin hiç bir faaliyetinin olmadığı, davacı ortağın payının %50 olduğu dikkate alındığında şirketin devamında herhangi bir yarar kalmamıştır. Bu sebeple şirketin feshine ve tasfiyesine karar verilmiştir.
Başkan · e-imza · Üye · e-imza · Üye · e-imza · Katip · e-imza
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/712, K. 2024/974, 25 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama